Haber Detayı
10 Kasım 2017 - Cuma 12:11
 
Atatürk’ün Ebediyete İntikalinin 79. Yıl Dönümünde anıyoruz
Ali Aladağ...:Malatya Olay...: Ata'yı anıyoruz... Anıtkabir'deki tören, devlet erkânının Aslanlı Yolda yürüyüşü ile başladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan başkanlığındaki devlet erkânı, Anıtkabir’de saat 09.05’te Atatürk’ün mozolesine çelenk koyarak saygı duruşunda bulundu.
Yaşam Haberi


Atatürk’ün Ebediyete İntikalinin 79. Yıl Dönümünde Anıyoruz...

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye Cumhuriyeti’nin Kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün ebediyete intikalinin 79. yılında Anıtkabir’de düzenlenen törene katıldı.


Anıtkabir'deki tören, devlet erkânının Aslanlı Yolda yürüyüşü ile başladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan başkanlığındaki devlet erkânı, Anıtkabir’de saat 09.05’te Atatürk’ün mozolesine çelenk koyarak saygı duruşunda bulundu.

İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan, Misak-ı Millî Kulesine geçerek Anıtkabir Özel Defteri’ni imzaladı ve şunları yazdı:

Atatürk’ün Ebediyete İntikalinin 79. Yıl Dönümü

"Vefatının 79. yıl dönümünde Kurtuluş Savaşımızın büyük komutanı, Cumhuriyetimizin banisi, ilk Cumhurbaşkanımız Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü bir kez daha rahmetle, hürmetle, saygıyla yâd ediyoruz.

Atatürk’ün bize bıraktığı en önemli miraslardan biri olarak gördüğümüz, Türkiye’yi muasır medeniyet seviyesinin üzerine çıkarma hedefi doğrultusunda gece gündüz çalışmayı sürdürüyoruz.

Ruhun şad olsun.”

“Atatürk’ü Sadece Anmakla Kalmamalı, Anlamaya da Çalışmalıyız”...

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Atatürk’ün ebediyete intikalinin 79. yıl dönümü nedeniyle düzenlenen anma töreninde yaptığı konuşmada, “Kurtuluş Savaşımız; askeriyle, idarecisiyle, din adamıyla, her kesimden halkıyla milletimizin topyekûn kıyamının adıdır. Böyle bir mücadeleye liderlik eden ismin, milletin gönlünde en kıymetli yere sahip olması kadar tabii bir şey yoktur” dedi.

“Atatürk’ü Sadece Anmakla Kalmamalı, Anlamaya da Çalışmalıyız”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu tarafından Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde düzenlenen 10 Kasım Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü anma törenine katılarak bir konuşma yaptı.


Konuşmasına vefatının 79. yıl dönümünde, Kurtuluş Savaşı’nın Başkomutanı, Cumhuriyetin bânisi, ilk Cumhurbaşkanı Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü rahmetle yâd ederek başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Gazi Mustafa Kemal ile birlikte, ahirete irtihal etmiş tüm şehitlere minnettarlığını ifade etti.

“KURUCU LİDERİMİZİN İSMİ İSTİSMAR EDİLMİŞTİR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’de eskiden beri hep bir “Atatürk” ve “Atatürkçülük” tartışması yaşandığını vurgulayarak, “Özellikle tek parti CHP’si döneminde, tarihimizin bu önemli kurucu liderinin ismi öylesine istismar edilmiştir ki, milletimizin gönlündeki Atatürk ile sonradan kavramsallaştırılan Atatürkçülük arasında çok büyük bir fark ortaya çıkmıştır” şeklinde konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan milletin “Gazi”ye hürmetinin sonsuz olduğunu, “Mustafa”ya saygısında en küçük bir tereddüt olmadığını, “Kemal”le de en küçük bir sorunu bulunmadığını belirterek, “Milletimizin soyadı olarak kendisine verdiği ‘Atatürk’ konusunda da hiçbir sıkıntısı olmadığını biliyoruz” dedi. “Peki, buna rağmen, niçin böyle bir tartışma hep süregelmiştir?” sorusunu yönelten Cumhurbaşkanı Erdoğan, bunun cevabının; darbecilerin, cuntacıların, vesayet odaklarının, ülkenin tarihine, milletin değerlerine düşmanlık eden kesimlerin kendilerini “Atatürkçülük” kılıfı altında gizlemeye çalışmış olmasında bulunduğunu sözlerine ekledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının devamında bugün hâlâ Atatürk’ün mirasçısı olduğu iddiasındaki CHP’nin, Atatürk’le çok daha önceden zayıflamaya başlamış olan ilişkisinin 10 Kasım 1938’de tamamen kesildiğini belirterek konuşmasını şöyle sürdürdü: “Atatürk ebediyete irtihal ettikten sonra, o ana kadar Türk lirası üzerinde biliyorsunuz, Atatürk’ün resmi vardır. Ama Atatürk’ün irtihalinden sonra o resim paranın üzerinden kaldırılmış ve onun yerine İnönü’nün resmi konmuştur. Bunu yapan kim? İşte o zamanki CHP zihniyetinin ta kendisidir. Bugün Merkez Bankasındaki para serilerine baktığınız zaman bunu görürsünüz.”

“MİLLETİMİZ ANADOLU’NUN İŞGALİNİ TÜM KUTSALLARINA YÖNELİK BİR SALDIRI OLARAK GÖRDÜ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 10 Kasım 1938 tarihinden sonraki CHP’nin, önce İsmet İnönü’nün, daha sonra da başına geçen diğer genel başkanlarının CHP’si hâline geldiğine işaret etti. Böyle bir partiyle Atatürk arasında ilişki kurmanın, Gazi’ye yönelik en büyük bühtan olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bilindiği gibi, Kurtuluş Savaşı’mız başladığında, ülkemizin dört bir yanında kurulan 130’a yakın Müdafaa-ı Hukuk Cemiyetinin yarıya yakınının başında müftüler veya imamlar bulunuyordu. Çünkü milletimiz Anadolu’nun işgalini, sadece topraklarına değil dinine, inancına, namusuna, tüm kutsallarına yönelik bir saldırı olarak görmüş ve bu refleksle mücadeleye başlamıştır. Bunun içindir ki, Kurtuluş Savaşı’mız, askeriyle, idarecisiyle, din adamıyla, her kesimden halkıyla milletimizin topyekûn kıyamının adıdır. Böyle bir mücadeleye liderlik eden ismin, milletin gönlünde en kıymetli yere sahip olması kadar tabii bir şey yoktur” şeklinde konuştu.

“GAZİ MUSTAFA KEMAL’İ İDEOLOJİK AMAÇLARININ MALZEMESİ YAPTILAR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan geçtiğimiz yüzyılın o sıkıntılı döneminde her ülkenin kendine göre bir lider ortaya çıkardığını ve kurtuluşu onun öncülüğünde aradığını, fakat bu liderlerden pek azının, ülkesini arzu edilen zaferlerle tanıştırabildiğini istenen başarılara ulaştırabildiğini söyleyerek “Hiç şüphe yoktur ki Atatürk, işte bu liderlerden biridir” ifadelerine yer verdi.

“Burada sorun, bir zihniyetin, milletimizin istiklalinin sembolü olan Gazi Mustafa Kemal’i, kendi ideolojik amaçlarının malzemesi hâline dönüştürmeye çalışmış olmasıdır” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu zihniyete gösterilen tepkinin Atatürk’e de yöneltilerek, zaman zaman yanlış ifadelerle, zaman zaman da yanlış anlaşılmalarla ortaya konduğu bir gerçektir” şeklinde konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan herkes gibi Atatürk’ün de eleştirilebilir olduğunu söyleyerek konuşmasının devamında şunları söyledi: “Yüce Allah dışında hiçbir güç layüsel değildir. Ancak, eleştirmek başkadır, hakkı teslim etmek başkadır. Bizim saygı sınırları içindeki eleştirilere diyecek bir sözümüz yoktur. Bununla birlikte, Atatürk’ün ailesini de hedef alacak şekilde ve hakaretamiz bir tarzda ortaya konan ifadeleri doğru bulmadığımızı da özellikle belirtmek istiyorum. Biz, Kurtuluş Savaşı’mızın Başkomutanı, Cumhuriyetimizin banisi olarak kendisinin hakkını milletimizin huzurunda teslim etmeyi bir görev olarak görüyoruz. ‘En büyük eserim’ dediği Cumhuriyetimize, en büyük hedef olarak gösterdiği muasır medeniyet seviyesinin üzerine çıkma mirasına sahip çıkarak, aslında Atatürk’ü ve hatırasını, işte bu istismarcıların zulmünden de kurtarıyoruz, kurtarmak zorundayız.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan birilerinin, kendisinin Atatürk’e ‘Atatürk’ demesi dolayısıyla bir sürü senaryo yazdığını söyleyerek, “Cumhuriyetimizin kurucusunun adı Gazi Mustafa Kemal Atatürk ise, bizim bunu böyle ifade etmemizden daha tabii ne olabilir?” şeklinde konuştu.

“CHP’NİN ATATÜRK’Ü MİLLETİMİZDEN KAÇIRMASINA RIZA GÖSTERMEYECEĞİZ”

Ülkenin ve milletin bu önemli değerini, darbecilerin, vesayetçilerin, ruhu faşist, söylemi Marksist marjinal çevrelerin tekeline bırakmayacaklarını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan sözlerini şöyle sürdürdü: “CHP gibi ‘amorf’ bir partinin Atatürk’ü milletimizden kaçırmasına rıza göstermeyeceğiz. Hele hele Atatürk’ün özellikle bunların o zihinsel fetişizmine kurban edilmesine hiç rıza göstermeyeceğiz. Onu, Kurtuluş Savaşımızın Gazi’si, milletimizin Mustafa Kemal’i ve Cumhuriyetimizin Atatürk’ü olarak tüm yönleriyle kucaklayacağız. Bundan hiç kimsenin rahatsız olmaması, tam tersine ülkemizin bu olgunluğa ulaşmasından dolayı herkesin memnuniyet duyması lazımdır.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin son yıllarda yaşamış olduğu tüm gelişmelerin, bir asır önce başımıza gelen hadiselerden bağımsız olmadığını, bölgemizle ve ülkemizle ilgili kanlı senaryoların, yenilenerek tekrar tedavüle sokulduğunu ifade etti.

“MİSAK-I MİLLÎ’YE YENİDEN SAHİP ÇIKMAK ZORUNDAYIZ”

Kurtuluş Savaşı’na başlarken ilan edilen Misak-ı Millîye dahi sahip çıkamadığımızı ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan sözlerini şöyle sürdürdü: “İşte şimdi Suriye’de, Irak’taki gelişmelerde zaman zaman dikkat ederseniz bir şeyi dillendiriyorum, nedir o? ‘Biz Misak-ı Millîmize yeniden sahip çıkmak zorundayız’ diyorum. Bizim eğer Misak-ı Millî hudutlarımızdan taciz ediliyorsak, eğer o hudutlar içerisinden ülkemize saldırılar oluyorsa, burada buyurun devam edin deme lüksümüz yoktur. Gereği neyse, bunun gereğini gerektiği şekilde yapma zorunluluğumuz vardır. İşte Fırat Kalkanı Harekâtı budur. Şu anda İdlib’de yapılmakta olanlar budur. Açıklıyorum, Afrin’de yapılmakta olan da budur. Biz burada seyirci kalamayız, gereği neyse bunu yapmak zorundayız. Birilerinin 12 bin kilometre uzaklıktan gelmek suretiyle buralarda parselasyona girmesine başımızı sallama lüksümüz de yoktur. Neyse bunun hakkını vermek durumundayız. Orada olanlar bizim akrabalarımız, onların değil. Öyleyse akrabalarımızın hukukuna da sahip çıkma mecburiyetimiz var. Orada bizim soydaşlarımız var, onların da hukukuna sahip çıkma mükellefiyetimiz var. Her ne kadar içerideki bazı dost görünen düşmanlar bu işi yadırgıyorsa da, biz onlara rağmen bunu yapmak zorundayız.”

“BUGÜNKÜ TÜRKİYE, DÜNÜN TÜRKİYE’Sİ DEĞİL”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının devamında Lozan Anlaşması’na da değinerek, “Razı olabileceğimizin en asgarisi olarak ilan ettiğimiz bu sınırların dahi gerisinde bir anlaşmayı, Lozan’da, şartlar gereği kabul etmek zorunda kaldık” dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Lozan’ın, kazanımları yanında kayıpları da olan bir anlaşma olduğunu vurguladı ve Lozan’ın kayıplarını konuşmanın kazanımlarını, kazanımlarını konuşmanın da kayıplarını ortadan kaldırmayacağını söyleyerek, “Ekonomik ve siyasi boyutunu bir kenara bırakarak söylüyorum, ülkemizin bugün güney sınırlarında yaşadığı güvenlik sorunlarının en önemli sebebi, Misak-ı Millî’den verilen tavizlerdir. O tavizler verilmeseydi şu anda nerede olduğumuzu anlayın, hatırlayın. Dün bizi Misak-ı Millî’nin gerisine düşürenler, bugün Lozan’ı da bir kenara bırakıp Sevr’e doğru giden bir hesap içindeler. Ancak, göremedikleri bir şey var. Bugünkü Türkiye, dünün Türkiye’si değildir, bu böyle biline” şeklinde konuştu.

“MATRUŞKA GİBİ AÇTIKÇA İÇİNDEN YENİ FİGÜRLERİN ÇIKTIĞI BU DÜZENİ BOZACAĞIZ”

Gezi olayları gibi toplumsal kaos projelerini, 17-25 Aralık gibi sofistike darbe girişimlerini, bölücü örgütün çukur eylemleri gibi hain tuzakları, 15 Temmuz gibi ihanet girişimlerini boşa çıkarta çıkarta yollarına devam ettiklerini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriye ve Irak’ta, milyonlarca insanın kanının dökülmesi pahasına kurulan tezgâhların amacına ulaşmasını engellemek için de ellerinden geleni yaptıklarını belirtti.

Bu konuda, azımsanamayacak bir mesafe kat edildiğine inandığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Oyun öylesine büyük, kullanılan malzemeler öylesine elverişli, bu uğurda seferber edilen kaynaklar o kadar zengin ki, işimiz gerçekten çok zor. Ama aslolan zoru başarabilmektir. Tıpkı bir matruşka gibi, açtıkça içinden sürekli yeni figürlerin çıktığı bu karmaşık düzeni, Allah’ın yardımı ve milletimizin desteğiyle, eninde sonunda bozacağız. Bundan hiç endişeniz olmasın. Bölgemizi ateşe ve acıya boğarak adeta dilim dilim bölenlerin, ülkemizi de aynı sürece dâhil etmek isteyenlerin heveslerini kursaklarında bırakacağız” şeklinde konuştu.

“YENİ SİSTEMLE İSTİKRARSIZLIK DÖNEMLERİNİ GERİDE BIRAKIYORUZ”

Demokrat görünümlü faşistlerin, hak-hukuk makyajlı tezgâhların, devletin tüm kurumlarına, toplumun tüm yapılarına yerleştirilen hainlerin ve sınır boyunca oluşturulmaya çalışılan terör kuşatmasının amacının ve aktörlerinin ifşa olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bunca oyunu bozan Türkiye’nin önünde artık hamdolsun bambaşka imkânlar, bambaşka ufuklar vardır” dedi. 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, önlerinde yeni bir imtihan daha bulunduğunu, bunun da 2019 seçimlerini kazasız belasız geçirmek olduğunu söyleyerek, “Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sisteminde bir reform ve reformla beraber Türkiye yeni bir sistem, yeni bir yönetim anlayışını ikame ediyor. Yeni sistemle, birlikte, ülkemizi geçmişte krizden krize sürükleyen istikrarsızlık dönemini, bir daha yaşanmamak üzere geride bırakıyoruz. Türkiye’nin, bu şekilde, çok daha güçlü, çok daha kararlı, çok daha süratli bir şekilde yoluna devam edeceğine inanıyorum” ifadelerini kullandı.

“BU MİLLET ŞAHADETİ HER ŞEYİN ÜZERİNDE GÖRDÜ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu devlet öyle kolay kurulmadı, bugünlere de öyle kolay gelinmedi. İşte en son 15 Temmuz’da 250 şehit verdik değil mi? 2 bin 194 gazimiz var. Ama millet işte bu vatan toprakları için, devleti için taviz verdi mi? Vermedi. Bu millet şahadeti her şeyin üzerinde görmüştü, vatan sevgisi her şeyin üzerindeydi, onlar üzerine üzerine gittiler, 16 saatte işi bitirdiler.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasının sonunda Cumhuriyetin tüm önemli tarihleri gibi, 10 Kasım’ları da artık bu anlayışla değerlendirmek gerektiğini; Atatürk’ü sadece “anmakla” kalmayıp, “anlamaya” da çalışmak gerektiğini vurgulayarak, “Bu duygularla, bir kez daha, vefatının 79. yıl dönümünde Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü rahmetle, tazimle yâd ediyorum” şeklinde konuştu.

“Kadınların Emeği ve Katkısı Olmayan Her İş Bize Göre Eksiktir”

Genç Kadınlar Liderlik ve Girişimcilik Programı Sertifika Töreni’nde konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bugün Türkiye’de hiç kimse inançlarından, hayat tarzlarından ve düşüncelerinden dolayı ötekileştirilmiyor. Başı açık veya örtülü tüm kadınlarımız, arzu ettikleri her alanda özgürce çalışabiliyor, hayatın içinde yer alabiliyor. Önümüzdeki dönemde de girişimcilikten siyasete, eğitimden dış politikaya kadar her alanda kadınlarımızı daha da güçlendirmeyi sürdüreceğiz” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ile İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) Kadın Danışma Konseyi’nin düzenlediği Genç Kadınlar Liderlik ve Girişimcilik Programı Sertifika Töreni’ne katıldı.


İİT üyesi ülkelerden gelerek eğitimlerini tamamlayan katılımcıların sertifikalarını aldığı törende, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan ile Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya da hazır bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, törende yaptığı konuşmada “Burada edindiğiniz bilgi, birikim, tecrübe ve dostlukların inşallah hayatınızın her aşamasında, her safhasında sizlere farklı bir perspektif sunacağına inanıyorum” dedi.

“HAYATTA ASIL ZENGİNLİK DOST BİRİKTİRMEKTİR”

Konuşmasında; “Gönül ve fikir birliği içinde hareket ettiğiniz yol arkadaşlarınız olduğu müddetçe hiçbir yol uzun değildir” ifadelerine yer veren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kalpleri bir, hedefleri bir, inançları, umut ve sevdaları bir olan toplulukların aşamayacağı engel yoktur. Hayatta asıl zenginlik dost biriktirmektir. Burada geçirdiğiniz sürenin bu açıdan da sizler için bereketli ve verimli olduğuna inanıyorum” dedi.

Müslümanların ve tüm insanlığın kanayan yaraları olan sorunların çözümü için ellerinden gelen gayreti gösterdiklerini, on yıllardır ihmal edilen meseleleri gündeme taşımayı hedeflediklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu konuda çok da başarılı olamadıklarını kaydetti. Bir özeleştiri olarak bunu dile getirdiğini; İslam dünyasının aynı hedefe aynı şekilde kilitlenmediğini sözlerine ekleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Arakan Müslümanlarının yaşadığı trajediyi buna örnek olarak gösterdi.

‘Bir elin nesi var, iki elin sesi var’ atasözünü hatırlatarak, ellerin buluşmadığı bir süreçte sonuç almanın mümkün olmadığını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yoksa biz zaten kimse gelmese de, sonuna kadar Türkiye olarak gücümüz neyi gerektiriyorsa bunu yapmakta kararlıyız” dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının devamında şunları kaydetti: “Çünkü biz, ‘veren el alan elden üstündür’ ilkesiyle hareket ediyor, olaya böyle bakıyoruz. Biz yüzleşmediğimiz her soruna bizden sonraki nesillere bırakılmış ağır bir yük olarak bakıyoruz. Tüm Müslümanların da kendi meselelerine bu anlayışla yaklaşması, önlerindeki sorunların üzerine cesaretle, kararlılıkla gitmesi şarttır.”

“DİNİMİZİN TAŞIYICI SÜTUNLARI; TEVHİT, AHLAK, HÜRRİYET VE ADALETTİR”

İslam dünyasının ihmal ettiği alanların başında kadınların durumunun geldiğini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, İslam dünyasının, ümmetin yarısını oluşturan ve Hz. Peygamberin ‘Cennet annelerin ayakları altındadır’ ifadesiyle övdüğü kadını, olması gereken yere çıkarmada başarılı bir sınav veremediğini belirtti.

İslam dininin taşıyıcı sütunlarının tevhit, ahlak, hürriyet ve adalet olduğuna işaret ederek, 14 asırlık İslam medeniyeti müktesebatında bu ilkelerin izlerinin olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Asırlar boyunca İslam âleminin, ilmin, irfanın, hikmetin ve adaletin merkezi olması işte bu anlayış sayesindedir. Ne zaman ki odak şaşmıştır, işte o zaman gerileme başlamıştır. Bugün hâlen o odak sapmasının sancısını yaşıyoruz, maalesef bunun bedelini ağır ödüyoruz. Özellikle kadınlarla ilgili konularda buna şahit oluyoruz. Birçok İslam ülkesinde kadınların sosyal, siyasal ve beşeri rollerini İslam dininin prensipleri değil kalıplaşmış toplumsal alışkanlıklar belirliyor” şeklinde konuştu.

İslam tarihinde Hz. Hatice, Hz. Ayşe, Ümmü Seleme, Raziye Begüm Sultan, Melike Hatun, Mihrimah Sultan gibi hizmetleriyle abideleşmiş on binlerce kadının olduğunu kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Elbette annelik, Allah’ın kadınlara en büyük lütfudur, ikramıdır. Anneliği inkâr fıtratı, yani yaratılışı inkârdır. Kadınların emeği ve katkısı olmayan, kadın eli değmeyen her iş bize göre eksiktir, yarımdır” değerlendirmesinde bulundu.

“BUGÜN TÜRKİYE’DE HİÇ KİMSE İNANCINDAN DOLAYI ÖTEKİLEŞTİRİLMİYOR”

Bu anlayışla son 15 yılda Türkiye’de kadınların önündeki engelleri kaldırmak için çok büyük adımlar attıklarını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Modern yapıyı İslam düşmanlığı olarak anlayan sözde elitist, özde lümpen bir güruha rağmen kadınlarımıza haklarını teslim etme mücadelesini verdik. İnancının gereği olan kıyafetinden dolayı üniversiteye gidemeyen, iş hayatına atılamayan, adeta dört duvar arasına mahkûm edilen kadınlarımızı özgürlükleriyle buluşturduk” dedi.

Bugün Türkiye’de hiç kimsenin inançlarından, hayat tarzlarından ve düşüncelerinden dolayı artık ötekileştirilmediğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Başı açık veya örtülü tüm kadınlarımız arzu ettikleri her alanda özgürce çalışabiliyor, hayatın içinde yer alabiliyor. Önümüzdeki dönemde de girişimcilikten siyasete, eğitimden dış politikaya kadar her alanda kadınlarımızı inşallah daha da güçlendirmeyi sürdüreceğiz” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Genç Kadınlar Liderlik ve Girişimcilik Programı’nın, verdikleri bu çabanın bir semeresi olduğunu söyledi ve “Her biriniz inşallah çok önemli görevlere gelecek, ülkenize, İslam âlemine ve hatta tüm dünyaya yön vereceksiniz. Teknolojide, inovasyonda, bilişimde çığır açacak projelere imza atacaksınız” şeklinde konuştu.

“İNSAN HAYAL KURABİLDİĞİ MÜDDETÇE YAŞAR VE BAŞARIYA KOŞAR”

Yüksek teknoloji alanındaki özgün yatırımlarıyla tüm dünyada dikkat çeken Elon Musk ile yaptığı görüşmesine değinerek, “Gördüm ki her şey önce bir hayal ile başlıyor. Eğer hayal olmazsa, ondan sonra da bunu gerçekleştirebilmek mümkün değil” diye konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, katılımcılara “İnsan hayal kurabildiği müddetçe yaşar ve başarıya koşar. Hiç kimsenin hayallerinizi çalmasına, cesaretinizi hırpalamasına sakın müsaade etmeyin” tavsiyesinde bulundu.

Batılı ülkelerde yabancı düşmanlığı, kültürel ırkçılık ve İslam karşıtlığının giderek yaygınlaştığına dikkat çekerek, bu karamsar tablonun en büyük mağdurunun Müslüman kadınlar olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Hemen her fırsatta bize demokrasi ve insan hakları dersleri verenler, kendi ülkelerinde en temel insan haklarının çiğnenmesine ne yazık ki alkış tutmaktadır. Türkiye bu adaletsizliğe ve çifte standarda dikkat çeken en az sayıdaki ülkeden biri. Hiç kimsenin haklarımızı elimizden almasına izin vermeyeceğiz, bu konuda kararlı olacağız. Terör bahanesiyle insanlarımızın ötekileştirilmesine, zihnimize pranga vurulmasına kesinlikle müsaade etmeyeceğiz. Küresel ölçekte hak, özgürlük ve adalet mücadelemizi sabırla sürdüreceğiz, yılmayacağız. Nerede olursa olsun hak bildiğimizi söyleyeceğiz.”

“ADALETİN OLMADIĞI BİR DÜNYADA HUZUR, BARIŞ VE ESENLİK DE OLAMAZ”

Geçtiğimiz günlerde, Müslümanlara uygulanan baskı ve şiddetten dolayı Arakan’a yaptırım uygulanmasına ilişkin kararın, BM Güvenlik Konseyi üyesi Çin’in itirazından dolayı çıkmamasını örnek göstererek, dünyanın kaderinin 5 daimi üye ülkenin iki dudağının arasına mahkûm olamayacağının altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Öyle bir yapı adil bir yapı olamaz, bunu görmemiz lazım. Mülkün temeli adalettir, ama burada adalet yok. Adaletin olmadığı, çiftçe standardın hüküm sürdüğü bir dünyada huzur, barış ve esenlik de olamaz” dedi.

Türkiye’nin mücadelesinin; tüm ezilenlerin, ötekileştirilenlerin, sessiz yığınların mücadelesi olduğunu kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kimse bizden bu adaletsizliği sessiz ve tepkisiz kalmamızı bekleyemez. Çünkü bizim inancımızda zulme rıza zulümdür. Siz genç kardeşlerimin bu şuurla hareket edeceğine, küresel barış ve adalet için yürütülen bu kutlu mücadeleye destek olacağına inanıyorum” sözlerine yer verdi.

“TÜRKİYE, KÖKENİNE VE İNANCINA BAKMADAN MİLYONLARCA İNSANI BAĞRINA BASTI”

Türkiye’nin geçen yıl yaptığı 6 milyar dolarlık insani kalkınma yardımlarını artırarak yoluna devam edeceğini açıklayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Gelişmiş ülkeler yüksek duvarlar arkasında sıkı güvenlik politikalarıyla huzur ararken, ülkemiz kökenine, inancına, diline, meşrebine bakmadan milyonlarca insanı bağrına basarak dünyaya örnek oldu” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu dünyada her şey fanidir, yani geçicidir, baki kalan hoş bir sedadır. Kalıcı olan tek şey, geride bıraktığımız eserlerdir. Çünkü her insan unutmayın eserleriyle anılır. Biz de hayırla yâd edilecek eserler bırakmak için çalışıyoruz. Bu anlayışla bayrak yarışı gördüğümüz bu görevleri sizin gibi gençlere bırakacağımız güne kadar inşallah mücadelemizi sürdüreceğiz.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının sonunda; geleceğin liderleri, iş kadınları, akademisyenleri, siyasetçileri olarak gördüğünü söylediği katılımcılara eğitim ve iş hayatlarında başarı diledi.

“Kadınların Emeği ve Katkısı Olmayan Her İş Bize Göre Eksiktir”

MALATYA'DA DA ANMA ETKİNLİKLERİ...

Malatya'da Atatürk, ölümünün 79.yıl dönümünü anıldı.

Atatürk Anıtında düzenlenen anma etkinliklerine Vali Ali Kaban, 2. Ordu Kurmay Başkanı ve Garnizon Komutanı Tümgeneral Asım Kocaoğlu, Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Çakır, askeri ve mülki erkan ile kalabalık bir topluluk katıldı.

Vali Kaban, Anıt özel defterini yazdı 

Atatürk evi ziyaret edildi.

Atatürk’ün son günleri paneli Halk Eğitim merkezinden düzenlendi. Törende daha sonra 2. Ordu Komutanlığında görevli İstikam Yarbay Korhan Tutuş, Atatürk’ün askeri kişiliğini anlattı.

Malatya’da bir çok noktada da Ata’yı anma etkinliği düzenlendi.

Kaynak: (Malatya Olay) - Malatya Olay Editör: Ali Aladağ
 
Etiketler: Atatürk’ün, Ebediyete, İntikalinin, 79., Yıl, Dönümünde, anıyoruz, ,
Haber Videosu
Yorumlar
Alıntı Yazarlar
Malatya Olay Gazetesi
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
1
Galatasaray
26
27
2
2
8
12
2
Medipol Başakşehir
26
23
2
2
8
12
3
Beşiktaş
22
19
2
4
6
12
4
Kayserispor
22
19
2
4
6
12
5
Fenerbahçe
20
25
2
5
5
12
6
Sivasspor
19
18
5
1
6
12
7
Bursaspor
18
22
4
3
5
12
8
Göztepe
18
22
4
3
5
12
9
Akhisarspor
18
18
4
3
5
12
10
Alanyaspor
17
25
5
2
5
12
11
Trabzonspor
16
23
4
4
4
12
12
Kasımpaşa
15
20
5
3
4
12
13
Yeni Malatyaspor
14
16
6
2
4
12
14
Antalyaspor
13
14
5
4
3
12
15
Atiker Konyaspor
11
12
7
2
3
12
16
Osmanlıspor FK
8
17
8
2
2
12
17
Gençlerbirliği
8
14
8
2
2
12
18
Kardemir Karabükspor
8
12
8
2
2
12
Nöbetçi Eczane


Nöbetçi eczanlerle ilgili detaylı bilgi için lütfen tıklayın.

Arşiv