Haber Detayı
03 Mart 2017 - Cuma 14:05
 
Bakan Bozdağ Almanya’da toplantısının iptal edilmesi ile ilgili Malatya'da neler dedi?
Ali Aladağ...:Malatya Olay...: Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, Malatya Büyükşehir Belediyesi tarafından organize edilen ‘Gençlerin Gözüyle Yeni Cumhurbaşkanlığı Sistemi ve Anayasadaki Değişiklikler Sempozyumu'na katıldı. Bakan Bozdağ Almanya’da vatandaşlara hitap edeceği toplantısının iptal edilmesi ile ilgili değerlendirmelerde bulundu, Almanya'nın kararını skandal olarak nitelendirdi.
 
 
Dünya Haberi


 Bakan Bozdağ’ın açıklamalarından bazı bölümler şu şekilde:

GELECEĞİN TEMİNATI GENÇLERLE MUHTEŞEM BULUŞMA

Geleceğimizin teminatı çok değerli gençlerimiz, böylesi muhteşem bir organizasyonun başlangıcında sizin gibi geleceğimizin teminatı olan gençlerimizle bir arada bulunmaktan büyük bir onur duyduğumu ifade ediyor, hepinizi sevgi, saygı ve yüce Allah’ın selamıyla selamlıyorum. İki gün sürecek sempozyumun başarılı geçmesini temenni ediyorum. Programın muhtevasına baktığımızda Türk siyasetinin, Türk akademisinin ve gençlerimizin konunun uzmanlarının bir araya geldiği ve yeni sistemi en geniş boyutlarıyla tartışacağı çok değerli bir toplantıdır, umarım ki çıktıları, sonuçları faydalı olur, herkes geldiğine memnun kalır. Bütün katılımcılara şahsım adına ayrı ayrı şükranlarımı sunuyorum. Allah hepsinden razı olsun diyorum. Ayrıca bizlerle sizleri buluşturan, 81 ilin gençlerini bir araya getiren Malatya Büyükşehir Belediye Başkanımız Ahmet beye ve ekibine de teşekkür ediyorum. Buradan Türkiye’ye ses verecek, Türkiye’nin geleceğine dair görüşlerini Türkiye’nin medeniyet ve kültür merkezi Malatya’dan paylaşacaktır.  

GEREKLİ İZİNLER ALINMIŞTI

Bildiğiniz gibi 2 gündür yurt dışındaydık. Önce Strazburg’a gittik, Avrupa Konseyi Genel Sekreteri sayın Jagland  ile verimli bir toplantımız oldu. Arkasından Avrupa Konyesi Bakanlar Komitesi’nde hitap yaptım ve komite üyelerinin sorularını cevaplandırdım. Başarılı verimli bir toplantı oldu. Daha sonra  Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Başkanı sayın Raimondi  ile bir araya geldik, değerli bir görüşme yaptık, faydalı görüşme oldu. Daha sonra Türk toplumu ile bir arada bulunduk, 3 ayrı yerde Türk toplumuna hitap etme, onlarla hasbıhal etme, dertleşme fırsatı bulduk. Arkasından da dün itibariyle Almanya’nın Baden-Württemberg eyaletindeki Gaggenau şehrinde bölgede yaşayan Türk toplumuyla buluşmak üzere hareket edecektik. Zira bölgede yaşayan Türk toplumu temsilcilerinin oluşturduğu organizasyon heyeti Gaggenau Belediyesi’ne toplantı için bildirimde bulunmuş 27 Şubat Pazartesi günü. Yer tutulmuş, gerekli hazırlıklar yapılmış hatta perşembeden bir gün önce çarşamba günü belediye yetkilisi, polis ve organizasyon adına temsilciler ortak tutanağa imza atmışlar. Toplantı nerede olacak, kim konuşacak, kaç kişi katılacak, hangi saatler arasında olacak, bedeli ne olacak, bir olumsuzluk olursa sorumluluk kime ait olacak, bütün bunları değerlendiren de bir tutanağa imza atmışlar.

TOPLANTIYA SAATLER KALA SUDAN SEBEPLE İPTAL EDİLDİ

Ama maalesef toplantıya saatler kala bütün bunları yapan belediye otopark yetersizliği gibi sudan bir bahane ile Türk toplumuyla buluşmamızı engelleyen bir karar aldı. Peki ben soruyorum o salon yetmiyordu da pazartesinden beri neden gerekli uyarıları yapmadınız? Otopark sorunu vardı da neden bir gün önce polisle beraber ortak bir tutanak imza ettiniz. Toplantının olacağı ilanlarla belli, kimin katılacağı belirli, kaç kişinin katılacağı da belirli, bunun tamamı bilinmektedir. Ama buna rağmen toplantıya saatler kala belediye aldığı bir kararla toplantıyı iptal etti.

BELEDİYEYİ AŞAN SKANDAL BİR KARARDIR

Çok net bir şekilde görülüyor ki bu belediyeyi de aşan bir karardır skandal bir karardır. Diplomatik nezakete aykırı bir karardır. Her daim demokrasi, hukuk devleti, insan hakları, hukukun üstünlüğü diyen ve kendisi dışındaki herkesi demokrasi özürlü, insan haklarına hakkıyla riayet etmeyen olarak suçlayan Almanya ve Almanya yetkilileri Türk toplumunun insan hakları sözleşmesinin evrensel hukukun temel ilkesi olan toplanma hakkını ihlal etmiştir ve toplanma hakkına engel olmuştur. İnsan haklarının, hukuk devletinin en önemli unsurlarından birisi ifade hürriyetidir. Türk toplumunun ve onların çağırdığı bir hatibin kendisini demokratik bir ülkede özgürce ifade edebilme hakkı vardır, bu hak hem Alman anayasası ile hem de Türkiye’nin ve Almanya’nın taraf olduğu insan haklarına ilişkin uluslararası sözleşmelerle teminat altına alınmıştır. Ama ne oldu ifade hürriyeti engellendi. Hani siz demokrattınız, hani siz insan hakları dediniz zaman onu başınızın üstünde taşıyordunuz, hani siz ifade hürriyeti diye diye her gün Türkiye’yi suçluyorsunuz ifade hürriyetine saygı duyun diyorsunuz. Peki bu yaptığınız demokrasinin hangi kurallına uyar? İnsan haklarının hangi ilkesiyle uyumludur. İfade hürriyetiyle uzaktan yakından bir alakası var mıdır? Yoktur. Teröristlerin her türlü ifade özgürlüğü Almanya’da vardır. PKK terör örgütü üyeleri, Fetullahçı terör örgütü üyeleri, DHKP-C terör örgütü üyeleri Türkiye’nin aleyhine suç işleyen kim varsa Almanya bu gün onların sığınağı olmuştur. Darbeyi yapanlar oraya kaçıyorlar. Türkiye’nin aleyhine suç işleyen herkes oraya kaçıyor. Demokrat nasıl olur, 15 Temmuz’da Türk milleti bütün dünyaya gösterdi. Demokrasi nasıl müdafaa edilir gösterdi. Dünyada pek çok demokrat ülke var. Malatya’dan soruyorum: Hangi ülkenin vatandaşları, demokrasisine, hukukuna, milli iradesine, seçilmiş Cumhurbaşkanına, hükümetine ve meclisine silahlı hain bir darbe girişimi olduğunda helikopterlere, savaş uçaklarına, tanklara, otomatik silahlara göğsünü gerip, demokrasiye ölümüne sahip çıkmıştır var mı böyle bir örnek?

TÜRK MİLLETİ HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜNE ÖLÜMÜNE SAHİP ÇIKMIŞTIR

Türk milleti hukukun üstünlüğüne, Cumhuriyet’e, hukukun üstünlüğüne ölümüne sahip çıkmıştır, insan haklarına ölümüne sahip çıkmıştır. Eğer başka bir millet demokrasiye ve hukuka yapılan saldırı karşısında Türk milletinin verdiği kahraman destansı mücadeleyi vermiş olsaydı, başka ülkelerin parlamentoları, birleşmiş milletler dair pek çok uluslar arası örgütler, insan hakları örgütleri ve devlet yöneticileri o millete vermek için ne kadar nişan varsa hepsini verme noktasıda, takdir noktasında sıraya girerlerdi. Peki Türk milletini takdir ettiler mi? Etmediler. Türkiye devletini takdir ettiler mi? Etmediler. Etseniz ne yazar, etmeseniz ne yazar. Bu millet demokrasisine her şeye rağmen bundan sonra da sahip çıkmaya devam edecektir.

TAM ANLAMIYLA FAŞİST BİR UYGULAMADIR

Almanya’daki bu skandal uygulama tam anlamıyla faşist bir uygulamadır. Biz Berlin duvarı yıkılalı çok oldu diyorduk. Ama görüyoruz ki Almanya’da hala bazı zihniyetlerde ideolojik Berlin duvarları var, yenileri de inşa ediliyor. İslamafobia, ayrımcılık, yabancı düşmanlığı ırkçılık büyüyen büyük hastalıklardır. Bu Avrupa Birliği’nin de Avrupa Konseyi’nin de üzerinde yükseldiği değerlerin reddi inkarı anlamına gelir. Bugün Almanya’da Avrupa’nın pek çok yerinde yükselen değer olarak görülen ırkçılık, ayrımcılık, islamafobia, yabancı düşmanlığı bütün demokratik değerlerin düşmanıdır. Demokrasiyi yok edecek büyük bir hastalıktır.

BU HASTALIK SESSİZ KALANLARI DA HASTA EDER

Ben Almanya’da demokrasiye, hukukun üstünlüğüne, insanların eşitliğine, ifade hürriyetine, inanç hürriyetine sonuna kadar inanan bunu savunan ırkçılığa, ayrımcılığa, ‘hayır’ diyen islamafobiye karşı çıkan aklı selim büyük bir kesimin, büyük bir demokrat grubun olduğuna da yürekten inanıyorum. Onlara da sesleniyorum, oradaki siyasetçiler de sesleniyorum. Irkçılık, ayrımcılık, islamafobia, yabancı düşmanlığı gibi huzurun barışın kardeşliğin, birliğin, demokrasinin, insan haklarının hukukun düşmanı olan bu hastalıklara karşı erken ses yükseltilmezse, onlara karşı tavır konulmazsa tedbir alınmazsa bu hastalık serpici bir hastalıktır, sessiz kalanları da hasta eder. Oradaa demokrasinin ve hukukun güçlü olmasına da engel olur. Bu gün bu ayrıcı seslere karşı sesini yükseltmeyenler, yarın doğru şeyleri söyleme konusunda kendi doğrularını ifade konusunda dahi ses veremez hale gelirler. Onun içinde bütün herkesi bu gibi konularda demokrasinin ve hukuk devletinin yanında yer almaya davet ediyorum.

TÜRK YARGISI ALMAN YARGISINDAN DAHA BAĞIMSIZ VE DAHA TARAFSIZ BİR YARGIDIR

Batıda Türkiye’ye dair değerlendirme yapanları da çifte standart değil, eşit ve adil bir değerlendirme yapmaya davet ediyorum. Türkiye’nin Adalet Bakanın ifade hakkı yok mu? Teröristlerin ifade hakkı var, onun hürriyeti var, onlara ifade hakkı verilmediği zaman bütün insan haklarına örgütler uluslar arası  raportörler herkes açıklama yapıyor, peki şimdi var mı konuşan? Yok. O zaman mesele ifade özgürlüğü değil demek ki. Başka şeyler var işin arkasında ama her ne olursa olsun Türkiye yoluna devam edecektir. Türkiye’de yargı bağımsızdır, milletin yargısıdır, görevini de anayasa ve kanunlara uygun vicdani bir kanaatle yerine getirir. Türkiye’de suç işlediği iddia edilen birisi ister Türk vatandaşı olsun, ister Alman vatandaşı olsun, ister başka bir ülke vatandaşı olsun, kanun önünde eşitlik ilkesi neyi gerektiriyorsa dosya ve delil durumu neyi gerektiriyorsa Türk yargısı ona göre karar verir. Türkiye’de herhangi biri tutuklandığı zaman ‘yargı bağımsız değil, yargı siyasi karar veriyor, yargı  hükümetin emrinde’ diye açıklama yapıyorlar, ‘Almanya’da katiller, teröristler, darbeciler geziyor, bunları bize iade edin, bakın suçları da sabit’ dediğimiz zaman ‘biz de yargı bağımsız’. Türkiye’ye gelince yargı bağımsız değil. Kusura bakmayın Türk yargısı Alman yargısından daha bağımsız ve daha tarafsız bir yargıdır.

KİMSE TÜRKİYE’NİN YARGISINA EMİR VE TALİMAZ VEREMEZ

Verilen kararlar hukuki kararlardır, terör örgütü üyeliği, terör propagandası Türkiye aleyhine işlenen kanunların suç saydığı suçlar varsa buna dair deliller varsa, yargının yapacağı bir şeyler yok, kanuna uymaktan ve kanunu uygulamaktan başka yapacağı hiçbir şey yok. Kimse Türkiye’nin yargısına emir ve talimat veremez, vermesi de mümkün değildir. Almanya’da masum Türk vatandaşlarına casus muamelesi yapılıyor ve hiçbir suçu yok. Böyle bir şey olabilir mi?

DEMOKRASİ VE HUKUK DERSİ VERMEYE KALKANLAR KENDİSİNE BAKSIN

Sayın Cumhurbaşkanı'nı sevdiğini ifade edenlere dönüp, hemen gelip bakalım diyorlar siz Tayyip'in adamı mısınız?" diye. Nerede hukuk, nerede demokrasi? Böyle bir şey olabilir mi? Bunların hepsi gerçek, Bir Türk Almanya’ya gitmiş orada izni var otuyor. Yaşama hakkı var, her türlü teminatları var. Türkiye’den bir beyefendi veya hanımefendi ile evlendi, yanına götürecek sınav yapıyorlar. Alman kültürünü Alman dilini ne kadar bilmiyorusunuz? Bilmiyorsanız karı – koca birleşemiyor. Oğlunuz kızınız var yanınıza alacaksınız onu da sınava tabi tutuyorlar. Bilmezseniz onu da almıyorlar.  Bunlar demokrat. 'İnsan hakları, hukukun üstünlüğü, insan onur ve haysiyeti bizde her şeyden üstün' diyen bir ülkede bunlar yaşanıyor. Biz bir ayrımcılıkla karşı karşıya olunduğunu buradan bir kez daha ifade etmek istiyoruz. Türkiye'ye demokrasi ve hukuk dersi vermeye kalkanlar, dönüp kendilerine bakması lazım. Türkiye'nin Cumhurbaşkanı, Almanya'daki vatandaşlarına video konferans aracılığıyla hitap etmek istediği zaman buna izin verilmedi. Kandil'deki eli kanlı terörist oradaki taraftarlarına hitap etmek istediği zaman Almanya'nın hukuku ve yöneticileri buna engel olmadı, izin verdi. Nasıl bir demokrasi bu? Ülkenin seçilmiş Cumhurbaşkanı'nın konuşmasını engelliyorlar ama bir teröristin konuşmasına engel koymuyorlar, bunun adına demokrasi, ifade hürriyeti diyorlar.

TÜRKİYE’NİN ALMAYA’DAN ALACAĞI DEMOKRASİ DERSİ YOKTUR

Türkiye'nin Almanya'dan alacağı demokrasi dersi yoktur. Dönüp tarihlerine baksınlar. Eski hastalıkların hortladığını görüyoruz, o hastalıkların tedavisiyle uğraşsınlar. Eğer o hastalıkları tedavi etmezlerse, korkarım ki bugün Türkiye'nin Adalet Bakanı'nı Almanya'da konuşturmayanlar, kendi topraklarında kendileri de konuşamayacak hale geleceklerdir. Nerede seçim var, Türkiye malzeme Almanya seçim var, şimdi Türkiye’yi malzeme yapıyorlar. Hem eyaletlerde seçim var, hem de hükümetin seçimi var. Başka ülkelerde de seçim var. Bakıyorsunuz sanki Türkiye’den birisi orada milletvekili seçilecek bir Türk başbakan seçilecek veya Cumhurbaşkanı seçilecek. Yok öyle bir şey ama siyasetçiler içi politikada bu ayrımcı, kırıcı İslamofobilik, yabancı düşmanı olan çevrelerin oyunu almak için sürekli Türkiye'nin aleyhine konuşmak gibi bir zorunluluk hdiyorlar. Bu neyi getiriyor aşırılıcılığın sağ duyuyu teslim aldığını gösteriyor. Öyle bir şey olabilir mi?

TÜRKİYE’YE KARŞI ADİL VE OBJEKTİF OLUN

Her seçimin ana malzemesi maalesef Türkiye oluyor. Bu tabii Türkiye'nin de gücünü gösteriyor. Biz bundan rahatsız değiliz ama Türkiye'nin başka ülkelerin iç politikalarının malzemesi haline getirilmesini de doğru görmüyoruz, doğru görmemiz de mümkün değildir. Bizim istediğimiz şey Türkiye'ye karşı adil, objektif olunması. Adil, objektif olunduğunda Türkiye adil ve objektif kararların tamamının gereğini yapmıştır, yapar da.

SAGISIZLIK VE NEZAKETSİZLİK KARŞISINDA GÖRÜŞMEYİ İPTAL ETTİK

Bize karşı diplomatik nezaketle bağdaşmayan uygulama yapıldıktan sonra  Alman Adalet Bakanıyla daha önceden saat 18.00’da randevulaşmıştık, görüşmemiz vardı. Biz de bu saygısızlık, nezaketsizlik karşısında görüşmeyi iptal ettik. Almanya'nın Ankara Büyükelçisi Dışişleri Bakanlığına çağrıldı ve kendisine sözlü, yazılı nota verdik. Buradan söylüyorum, Türkiye eski Türkiye değil. Hala anlamadıysanız anlatmaya devam ederiz. Değerli kardeşlerim önümüzdeki günler Türkiye için tarihi günler. Zira 16 Nisan ülkemizde büyük bir dönüşümün kararının verileceği gündür. Herkes buraya odaklandı. Zannetmeyin ki sadece Türkiye’deki insanlar buraya odaklandı. Emin olun başka ülkeler de buraya odaklandı. Venedik Komisyonu anayasa ve anayasa değişim süreçlerine dair Avrupa Konseyi'ne danışmanlık yapan çok yetkin ve uzman bir kuruluştur. Türkiye'ye geldi değerlendirmelerini yaptı. Pek çok çevreyle görüştü. Hem AK Parti Grubu ile hem AK Parti ile hem Adalet Bakanlığı ile hem Anayasa Komisyonu ve  pek çok kesimle görüştü ve gitti. Ne zaman görüşmeler yapıyor? Çok ilginç anayasa komisyonda görüşüldükten, TBMM'de görüşmesi bittikten sonra bunlar yapılıyor. Şimdi de bir taslak rapor hazırlandı, paydaşlarına dağıttılar. Bu komisyon ne yapacak? Danışmanlık yapacak.

KEŞKE TÜRKİYE’YE GELİP KENDİLERİNİ YORMASALARDI

Şu anda mevcut anayasa değişikliği parlamentodan geçmiş mi, geçmiş. Bundan sonra Venedik Komisyonu'nun açıklayacağı raporun Türkiye'deki anayasa yapım sürecine en ufacık bir etkisi olacak mı? Olmayacak. Oradaki eleştirileri dikkate alan bir değerlendirme yapma imkanı var mı? Yok, çünkü parlamento aşaması bitmiş durumda. Peki bu saatten sonra bu raporun yayımlanmasının ne anlamı var? Anlamı şudur, Türkiye'nin karar vereceği, Türk milletinin karar vereceği bir anayasa reformunda Türkiye seçmenini etkilemek ve Türkiye'deki bu iç işimizde taraf olmaktan başka bir anlamı yok. Raporun taslağını okudum. Ben diyorum ki keşke Türkiye'ye gelip, bu kadar ziyaret yapıp, bu kadar kendilerini yormasalardı. CHP'nin parti sitesine girip, oradaki anayasaya dair eleştirileri alsalardı, hem masrafsız hem de zahmetsiz bir iş yapmış olurlardı. Zira rapor CHP'nin eleştirilerinin ve hayır diyen diğer HDP'nin ve diğer çevrelerin derli toplu bir arada yazılı hale getirilmesinden başka hiçbir şey değildir. Objektif, adil değil, Türkiye'nin iç politik tartışmalarında subjektif ve taraf olan bir yaklaşık ortaya koymaktadır. Türkiye'nin objektif olmayan, adil olmayan değerlendirmelere itibar etmeyeceğini herkesin bilmesi lazım.

AÇIK VE ŞEFFAF BİR ÜLKEYİZ

Biz diyoruz ki Türkiye’ye dair herkes rapor hazırlayabilir biz açık ve şeffaf bir ülkeyiz, demokrat bir ülkeyiz. Kim istiyorsa gelip, çalışabilir ama bizim istediğimiz şey Türkiye hakkındaki kara propagandalar, algı operasyonlarının etkisiyle rapor hazırlamak değil, gerçek neyse onun üzerinden gidip, gerçekleri esas alan raporlar hazırlamak ama maalesef öyle raporları son zamanlarda göremiyoruz. Türkiye'nin aleyhine oluşturulan algıdan etkilenen ve bu algıyı esas alarak, gerçekten uzak, Türkiye'nin gerçekliklerinden uzak raporlar hazırlanıyor. Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komiseri'nin hazırladığı rapor da tamamen öyle bir rapordur. Başka raporlar da var. Biz hep diyoruz ki Türkiye'ye karşı adil olun, Türkiye'nin gerçeklerini göz ardı eden bir değerlendirme yapmayın, Türkiye'nin gerçeklerini gören, yansıtan bir değerlendirme yaparsanız, o zaman biz bundan memnun kalırız ve sizin raporlarınızdan istifade ederiz. Ama maalesef bu raporlamalarda bunları görmediğimizi buradan bir kez daha ifade etmekte fayda görüyorum.

OHAL’DE İFADE HAKKI ENGELLENMEMEKTEDİR

OHAL’de Türkiye halkoylamasına  gidiyor  bu yanlış. Bunu kim söylüyor? CHP söylüyor. Kim söylüyor? HDP söylüyor. Şimdi kim söylüyor aynısını Venedik Komisyonu raporunda söylüyor. Peki ben diyorum ki komisyona Fransa’da hem Cumhurbaşkanlığı seçimi var hem de meclis seçimi var. Peki Fransa’ya böyle bir rapor hazırlayıp da ‘Ey Fransa Bak Cumhurbaşkanlığı seçimi yapıyorsun, OHAL’de olmaz bu, demokratik olmaz’ diyor musun? Demiyorsun. Peki meclis seçimi yaparsan bu demokratik olmaz diyor musun? Demiyorsun.Türkiye’de OHAL var doğru. Ama OHAL’de vatandaşımızın toplanma hakkı, gösteri hakkı, ifade hakkı engellenmemektedir.

TÜRKİYE’NİN ALEYHİNE PEŞ PEŞE RAPORLAR YAYINLANACAĞINI GÖRÜYORUZ

Bugün anayasa konusunda kim miting yapmak istiyor da izin verilmemiş, kim toplantı yapmak istiyor da izin verilmemiş, kim konuşmak istiyor da engellenmiş, böyle bir örnek var mı? Yok. Türkiye'nin hiçbir yerinde halk oylaması sürecinde bu oylamanın aleyhine çalışan, propaganda yapanlara devletin, hukuku uygulayanların, idarede bulunanların, güvenlik güçlerinin bir engellemesi yoktur. Kim aksini söylüyorsa bunu bize ifade etsin biz de onun gereğini yapalım. Ama olmayan şeyleri de kimse bize kabul ettirmeye kalkmasın. Kabul etmeyiz. Ama bakın burada da algı operasyonları yapılıyor. Her gün düzmece videolar, haberler yayınlanıyor. Bundan sonra uluslararası çevrelerden bu anayasa reform sürecini etkilemek için Türkiye'nin aleyhine peş peşe raporlar yayınlanacağını, peş peşe açıklamalar yapılacağını görüyoruz.

OHAL VAR AMA VATANDAŞIN HAYATINDA DEĞİŞİLİK YOK

Türkiye'de olağanüstü hal var ama vatandaşın rutininde herhangi bir değişiklik yok. 15 Temmuz öncesi vatandaşın gündelik hayatı nasılsa 15 Temmuz'dan sonra da aynı şekilde devam etmektedir. Olağanüstü hal sadece terör örgütleriyle mücadelede görev alan devlet yöneticilerine ilan edilmiştir. Olağanüstü şartlardan Türkiye'yi süratle çıkarmak olağan şartları çok hızlı bir şekilde yeniden tesis etmek için ilan edilmiştir ve bu konuda da çalışmalar devam etmektedir. Şimdi Almanya'da olağanüstü hal mi var? Yok. Peki Almanya Türkiye'nin Adalet ve Ekonomi Bakanlarını, Türkiye'den giden insanların toplantılara katılmalarına, kendilerini ifade etmelerine niye engel oluyor? Olağan dönem ama engel oluyor. Demek ki mesele olağan veya olağanüstülükle değil uygulamayla alakalı bir konu. Türkiye'nin uygulamasında anayasa reform sürecinde görev alan bunun aleyhinde, lehinde çalışan bütün tarafların özgürce propaganda yapılmasına imkan verilmektedir, kimse bunu aksini iddia edemez. Bundan sonra da aynı şekilde herkes propagandasını yapacak, kararını verecektir.

BÜYÜK DEĞİŞİM ZAYIF TÜRKİYE GÖRMEK İSTEYENLERİ SUKUTUHAYALE UĞRATACAK

Bu büyük değişimden çok kişinin ürktüğünü görüyoruz. Neden, çünkü siyasi ve güçlü iktidarı olan, etkin bir yönetimi olan, hızlı karar alabilen, alınan kararları hızlı uygulayabilen, kriz ve kaoslara dayanıklı, kriz ve kaosları yönetip, süratle çözüme kavuşturabilen bir yönetim, zayıf Türkiye görmek isteyenleri sukutuhayale uğratacaktır. Zayıf bir Türkiye herkesin işine gelir ama bizim güçlü bir Türkiye'ye ihtiyacımız var. Onun için de Türkiye'nin siyasi istikrar, güçlü iktidarla yoluna devam etmesi gerekir. Bizim yaptığımız esasında Türkiyemizin sadece bu gün değil her daim siyasi iktidar içinde olması, güçlü iktidarlar tarafından yönetilmesi.

SİSTEMİN KENDİSİ GÜÇLÜ İKTİDAR ÇIKARACAK

Türkiye parlamenter sistemde güçlü iktidarlar çıkarmış mı, çıkarmamış mı? İşte Atatürk döneminde var, Menderes döneminde var, Özal döneminde var, şimdi de Tayyip bey döneminde Cumhurbaşkanımız döneminde var. Bakarsanız liderlerle bağlı bir istikrar var Türkiye’de. Halkla buluşan güçlü liderlik özellikleri olan biri geldiği zaman parlamenter sistem, siyasi istikrar, güçlü iktidar çıkarabiliyor. Ama böyle liderler olmadığı zaman istikrar ve güçlü iktidar çıkmıyor. İstikrar için güçlü iktidar için bu millet her zaman Tayyip Erdoğan'ları Turgut Özalları, Adnan Menderesleri mi bekleyecek. Sistemin kendisi bunu çıkarsın. Sistemin doğası gereği siyasi istikrar her daim olsun, güçlü iktidar her daim olsun. İşte bu yeni sistem Türkiye'nin geleceğinde bunu sağlayacaktır.

MİLLETE YENİ BİR HAK VE YETKİ VERİLMEKTEDİR

Yasamanın, yürütmenin birbirinden ayrılığı esastır. Bugün Türkiye'de iç içe bir yasama ve yürütme vardır. Yürütmenin kontrolünde bir yasama ve yasama denetimi faaliyeti söz konusudur. Şimdi ne yapılıyor? Vatandaşın önüne iki sandık konuluyor. Yasamayı ayrı seçecek, yürütmeyi ayrı seçecek. Türk halkının bugün doğrudan yürütmeyi seçme hak ve yetkisi yoktur. Tek seçim yapıyoruz, sadece milletvekillerini seçiyoruz, hükümeti seçtirmiyor anayasa. Hükümet vekillerin içinden çıkıyor. Peki bu yeni değişiklik ne getiriyor? Hükümeti de doğrudan milletin seçme imkanı getiriyor. Anayasa reformunun millete yönelttiği temel sorulardan birisi Türkiye'yi yönetecek hükümeti ayrı ve doğrudan seçmek istiyor musunuz, istemiyor musunuz? Millete yeni bir hak verilmektedir, yeni bir yetki verilmektedir.

GENÇLERE VERİLEN HAKKI, GENÇLERİN OYUYLA REDDETMEK İSTEYEN BİR ANLAYIŞ

Şimdi gençlere sorulan temel soru, arkadaşlarım söyledi gençler Türkiye’nin yönetiminde genç yaşta söz sahibi olmak istiyor musunuz, istemiyor musunuz? 18'ini doldurunca milletvekili, belediye başkanı, bakan olmak istiyor musunuz, istemiyor musunuz? Gençlere sorulan soru bu ama şimdi propaganda öyle yapılıyor ki hem halka hükümeti biz doğrudan seçmeyiz diye öyle oy verin. Gençlere 'hayır' deyin. 'Ben milletvekili olmak istemiyorum, ben bakan olmak istemiyorum, ben Türkiye'nin yönetiminde erken söz sahibi olmak istemiyorum' diye gençlere verilen bu hakkı, gençlerin oyuyla reddettirmek isteyen bir anlayışla da karşı karşıyayız.

GENÇLERİN GELECEKTE GÜÇLÜ BİRER AKTÖR OLMASININ ÖNÜNÜ AÇIYORUZ

Esasında bu yöneyle de bu büyük bir imkanı gençlerimizin önüne koymaktadır. Oğullarımıza, kızlarımıza gençlerimize güvenmek zorundayız. Biz güveniyor ve inanıyoruz onun için de gençleri siyasetin içine erken yaşta katmak ve orada olgunlaşarak Türkiye'nin geleceğinde onların güçlü bir aktör olmasının önünü açmak istiyoruz. Bu bizim için, gençliğimiz için, ülkemiz için tarihi bir adımdır.

DEĞİŞİM İÇİN AZRAİLİ NİYE BEKLEYELİM?

Bu sistemin bir başka özelliği sürekli değişim iradesinin iktidar olması değişimin de sürekli halk tarafından yapılmasıdır. Kaybeden gidiyor, kazandı başarısız oldu 5 sene sonra gidiyor. Çok başarılı oldu millet çok beğendi, takdir etti 10 sene sonra gidiyor. Türkiye'nin yönetimine gelenlerin 10 senede bir azami zorunlu değişimini öngörüyor, hem de milletin iradesiyle değişimini öngörüyor. Ben soruyorum, Türkiye'yi yönetenler azami 10 senede bir değişsin mi, değişmesin mi? Değişsin, değişim için Azrail'i neden bekleyelim, komaya girmesini neden bekleyelim. Milletin helal oylarıyla değişim yapsak, kıyamet mi kopar? Sadece Cumhurbaşkanı değişmeyecek o zaman bakanlar da vekiller de yerel aktörler de değişecek. 10 yılda bir Türkiye'yi yöneten siyasal aktörlerin, büyük bir kısmı değişecek gençlik dinamizmi sürekli iktidarda olacak.

SİSTEM DEĞİŞİMİ ZORUNLU VE SÜREKLİ KILIYOR

Adım atmaya mecali olmayan birisinin Türkiye'yi yönetmesi mi, yoksa güçlü iradeye, dinamizme sahip olanların yönetmesi mi daha iyi? Onun için bu değişimi zorunlu ve sürekli kılan bir sistem. Değişime karşı olanlar, başarısız oldukça yerini pekiştiren herkes bu değişime direniyor. Ama değişime kimse direnemeyecek çünkü milletimiz bu değişimi yapacaktır.

SEVGİ VE SAYGI DAİMA İKTİDAR OLACAKTIR

Bu sistemin en önemli özelliklerinden birisi sevginin, saygının daima iktidar olmasının önünü açmasıdır. Halkın inançlarına, değerlerine kabullerine retlerine farklılıklarına saygısı olmayan birinin iktidar olması yeni sistemde mümkün değil. Şimdi CHP’nin 26 puanı var, 51 olmak için neye ihtiyacı var, 25 puana. Kimden alacak bunu? AK Parti’den, MHP’den, HDP’den diğer partilerden alacak. Bu neyi zorlayacak, CHP’nin dilini değiştirecek, programını değiştirecek, hedeflerini farklılaştıracak. Sadece marjinal bir grubun rızasını değil, yüzde 50+1’in rızasını alacak politikalar geliştirmeye zorlayacak. AK Parti yüzde 49 ama bizim de oyumuzun içinde emanet oylar var. Biz de bütün partileri, bütün tabanları kucaklayacak bir dil ve program geliştirmek zorundayız. Bu sistemde ırkçılığı esas alan biri milletten iktidar yetkisi alabilir mi? Ayrımcı birisi iktidar yetkisi alabilir mi? Muhafazakarların, laiklerin, milliyetçilerin, farklı kesimlerin kabullerini, retlerini, kimliklerini inkar eden birisi, yüzde 50 +1’inin oyunu alabilir mi? Alamaz. Herkes en iyisini ve toplumu kucaklayacak olan kişiyi getirip aday yapacaktır. Başka türlü iktidar yolu yok. Bu ne demek? Farklılıklara saygının sürekli iktidar olması demektir. Farklılıkları, kimlikleri, inançları zenginlik kabul eden bir anlayışın Türk siyasetine hakim olması demektir. Bundan da milletimiz büyük kazanç sağlayacaktır.

SİSTEMİN ADI BİLE YETTİ CHP’Yİ DEĞİŞTİRMEYE

Yeni sistemin Türkiye'nin önünü, ufkunu açacağına yürekten inanıyorum, milletimiz büyüyecek, devletimiz büyüyecektir. Güçlü Türkiye ancak güçlü yasama, güçlü yürütme, güçlü biçimde kuvvetlerin ayrılığı ve etkin bir denetim milletin iradesinin her daim yegane belirleyici olmasıyla sağlanacağına yürekten inanıyorum. Değişim dedik ya bu sistem, adı bile yetti CHP'yi değiştirmeye. Her şeyi Anayasa Mahkemesi’ne götürüyordu CHP, götürdü mü bunu? Komisyonda bir sürü konuştular, götürdüler mi? Götürmediler. Niye biliyor musunuz? Halka ihtiyacı olduğu için yapmadılar. AK Parti'lilerin, MHP'lilerin, diğer partilerin oyuna ihtiyacı olduğu için yaptılar. Eğer yüzde 26 ile netice alacaklarını bilselerdi Anayasa Mahkemesi’ne gitmekten hiçbir güç onları vazgeçiremezdi. Millete muhtaç, onun için vazgeçtiler.

TERMİNALOJİSİYİ BİLE DEĞİŞTİRDİ

Merhum Necmettin Erbakan Hocamızın ölüm yıl dönümü nedeniyle düzenlenen anma toplantısına gidip katıldı. Çok net söylüyorum bu halk oylaması olmasaydı Kılıçdaroğlu'nu hiç kimse Temel Karamollaoğlu ile Malatyalı Oğuzhan Asiltürk'ün yanına oturtamazdı. Ama halk oyuna ihtiyacı var, Saadet Partililerin oyuna ihtiyacı var, gitti elini sıktı terminolojiyi bile değiştirdi. Saadetin terminolojisi ile konuşmaya başladı.

MİLLET TAYYİP BEYİ SEVDİĞİ İÇİN KENDİLERİNE FREN KOYUYORLAR

AK Parti için de aynı dili geliştiriyor, 'Aman AKP demeyelim rahatsız oluyorlar, ne diyelim ya AK Parti diyelim hadi bunu hazmedemiyorsak Adalet ve Kalkınma Partisi diyelim' bakın işte adı değiştirmeye yetti, üslubu değiştirmeye yetti. Şimdi Tayyip Bey'e karşı saygısız bir dil kullanmıyorlar. Herkese 'Aman ha Tayyip Bey'in aleyhinde en ufacık ima yollu bir cümle kullanmayın' diyorlar. Tayyip Bey'i sevdiklerinden mi? Hayır, bu millet Tayyip Bey'i sevdiği için kendilerine fren koyuyorlar. Aman Tayyip Bey'i sevenler bizim laflarımızdan alınıp da ‘Evet’ oyu vermesinler bizimle beraber ‘Hayır’ oyu versinler diyorlar. Onun için bu sistemin adı bile değişime, değiştirmeye yetti. Kendi gelirse CHP'nin hali nice olacak o zaman hep beraber göreceğiz. Nasıl bir değişim yaşayacak hep beraber göreceğiz. Çünkü bu sistem milletin iradesinin sürekli iktidar olmasını öngörüyor. Millete rağmen bir iktidar, millete rağmen bir politikayı yasaklıyor.

Tekrar sempozyumun başarılı geçmesini diliyorum, bizleri bir araya getiren belediye başkanımıza ekibine teşekkür ediyorum, çok değerli akademisyenler, siyasetçiler, uzmanlar var, onların görüşleri bu konuyu teknik boyutlarıyla çok iyi şekilde ortaya koyacağına inanıyorum. Bütün gençlerimizi kutluyorum, 81 ilin gençliğinin bu yeni değişime büyük bir coşkuyla ve muhabbetle ‘Evet’ diyeceğine yürekten inanıyor, hepinizi saygıyla Allah’a emanet ediyorum.

Malatya'da düzenlenen toplabtıda Vali Mustafa Toprak, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Öznur Çalık , AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Öznur Çalık 'da birer konuşma yaptı.

Kaynak: (Malatya Olay) - Malatya Olay Editör: Ali Aladağ
 
 
 
Etiketler: Bakan, Bozdağ, Almanya’da, toplantısının, iptal, edilmesi, ile, ilgili, Malatya'da, neler, dedi?, ,
Haber Videosu
Yorumlar
Ulusal Gazeteler
Alıntı Yazarlar
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
1
Beşiktaş
55
47
2
7
16
25
2
Başakşehir
53
46
2
8
15
25
3
Galatasaray
46
46
7
4
14
25
4
Fenerbahçe
44
46
5
8
12
25
5
Trabzonspor
41
27
8
5
12
25
6
Antalyaspor
39
29
8
6
11
25
7
Kasımpaşa
35
36
10
5
10
25
8
T.Konyaspor
35
29
8
8
9
25
9
K.D.Ç. Karabük
34
30
11
4
10
25
10
Bursaspor
32
26
11
5
9
25
11
Gençlerbirliği
32
24
8
8
8
24
12
Osmanlıspor FK
31
31
8
10
7
25
13
Alanyaspor
28
39
13
4
8
25
14
Kayserispor
27
33
12
6
7
25
15
Akhisar Bld.
27
18
12
6
7
25
16
Ç. Rizespor
20
24
15
5
5
25
17
Adanaspor
20
23
15
5
5
25
18
Gaziantepspor
19
22
15
4
5
24
Nöbetçi Eczane


Nöbetçi eczanlerle ilgili detaylı bilgi için lütfen tıklayın.

Arşiv