Haber Detayı
20 Kasım 2014 - Perşembe 19:05
 
Çekememezliği …Hasetliği …Kıskançlığı bırak…Kirli...
Ali Aladağ...: Malatya olay...: Kıskançların…Ve …Hasetçinin hayalleri, düşünceleri kirlidir…
Gündem Haberi
Çekememezliği …Hasetliği …Kıskançlığı bırak…Kirli...

Düşünce ve hedefleri seviyesizdir Fikirleri bulanık, sisli ve dumanlıdır. Doğruyu göremez, doğru düşünemez, doğru değerlendiremez…

İyiliklere kötülük der…

Kendine ait değilse güzellikleri çirkin görür. Kendisine nispet edilmeyen en önemli insani değerlerin gerçekleştirilmesine karşı dahi savaş ilan eder…

Dahası, gücünü, kendi değerlerini yükseltmeye sarf edeceğine, başkalarının başarılarını karalama, küçük gösterme ve tahrip etme yönünde kullanır…

Böyle davranır ve çok defa hasımlarını yakmak için tutuşturduğu ateşte içten içe cayır cayır yanar…

Yine de çekememezlikten bıkmaz usanmaz…

Kötülük ateşlerini körükler durur. Karşı tarafı küçük düşüreyim diye çırpınır durur…

Ama küçük düşen yine kendisi olur…

Böylece aslında kendine zarar verir…

Hep kaybeder…

Başkalarına zindan projeleri hazırlarken, koskoca dünyayı kendine zindan eder…

Yaşamın güzellik ışıklarını karanlığa mahkum eder… Ve kıskançlığın piri mefistoyu sevindirir…

Aslında her ne şekilde olursa olsun hasetin –nazar dışında– kıskanılan kimseye hiçbir zararı yoktur, olamaz da. Şayet bir zarar söz konusu ise, o da hasetçinin kendisinedir…

Çünkü Hasetçinin hayalleri, düşünceleri kirlidir…

Evet böyle biri her zaman rahatsızlık içindedir…

Çekemediği kimselerde gördüğü güzelliklerden, kaderin ona verdiği nimetlerden rahatsız olur. Oturur kalkar hasım kabul ettiği şahıstaki üstün gördüğü özellikler karşısında kinle, nefretle homurdanır durur. Hatta O’ nun ona verdiklerini içten içe sorgular. Duaya inanıyorsa, kıskandığı kimseye beddua bile eder. Hatta onun için büyüye başvurur. Böylece kendi hayatını çekilmez bir azaba çevirir…

Böyle bir hasid, O’ nun takdirine rıza göstermemektedir. Haset eden kaderi planların kendi heva ve hevesi istikametinde olmasını ve gelişmesini istemektedir. Bu bir hezeyandır. Böyle biri açık kapalı her zaman kaderi tenkit eder. O’ nun eylemlerini ve isteklerini sorgular. Bu da haddini aşmadır. Hikmet bilmezliktir. Parmak ucunu görememektir. Kıskançlık hafakanları ile kendi yaşamını mahveder. Kendi eliyle gider; kendini sıkan, boğan, öldüren bir darlığın içine hapseder. Yalnız kendini değil çevresini de rahatsız eder. Dedikodu eder, laf taşır, insanları birbirine sokar. Hem rahatsız eder, hem rahatsızlığa maruz kalır.

Böyle bir darlık içinde geçirdiği her dakika, her saat, patlamaya hazır bir bomba görüntüsü sergiler ve bu haliyle en yakınlarını dahi huzursuz eder. Tabii ki bu iç sıkıntılarının ardından nevrotik hastalıklar gelir. Burada asıl tedavi edilmesi geren kaygı, depresyon değil, haset duygusudur.

Hasid kendi gerçeğini görmez. Kendi gerçeğini görünce öfkelenir. Kendine güvensizliği kamçılanır. Neden dünyanın en iyisi ben değilim der. Öfkesi kabarır. Karşısındaki yok etme yenme hisleri oluşur. Sadist ve acımasızdır. Acımasızca dedikodu eder. Kendine ve çevresine işkence eder. İftira atar.

Hayır işlerinde bile hayır sahibini kıskanır. Vereni kıskanır, alanı kıskanır.

Kıskançlığın tarihçesine bakarsak.. Herkesin bildiği gibi mefistonun Hazreti Adem’i kıskanması ile başlar insanoğlunun dünyaya yolculuğu. İblis insanı hep kıskandı…

“Neden o da, ben değil” dedi. Hazreti Âdem’e karşı ilk oynanan oyundur kıskançlık oyunu…

Kabilin Habil’i kıskanmasıyla yeryüzünde bir kere daha yenilenir. Sonra figüranları insanoğlu ve şeytan olan bu çirkin oyun tekrarlanır durur…

Çekemediler ama sadece kendi ufuklarını kararttılar…

Bugün de kötüler iyileri çekemiyor ve hayatlarını azaba çeviriyorlar. İyiliklere, güzelliklere çirkin deyip daha bir çirkinleşiyorlar. ..

Güzel şeyleri baltalıyor, dünyayı kötülükler arenasına çeviriyorlar…

Haset insanların genlerinde var edilmiştir. Haset bir başkasını çekememe, onu kıskanma demektir…

Her hangi bir insanın şerefini, başarısını, sağlık ve sıhhatini, rahat ve huzurunu,  makam ve statüsünü, eda endam güzellik ve yakışıklılığını, bilgi ve zekasını, mutluluk ve afiyetini çekememek, kıskanmak…

Haset edilen kişideki güzel vasıf ve özellikler, aslında o kişinin kendisine ait değildir ki kıskanılsın. Her türlü güzellik O’na aittir ve O’nun tarafından verilmiştir…

Haset eden kişi aslında bu özellik ve vasıfların kendisinde olmasını istemektedir. Hasid (haset eden) güzellikler ve iyilikler başkasında bulununca iç huzursuzluk ve rahatsızlık duyar…

Haset eden kişi başkalarında olan özelliklerden rahatsızdır. Bir başkasının başarısı onu rahatsız eder….

Aslında temeldeki rahatsızlık ego rahatsızlığıdır. Her şeyi yüksek egosuyla sahiplenen hasid insan güzelliklerin nereden geldiğinin farkında değildir aslında. Nimetin geldiği asıl kaynağı bilemediğinden az şükür etmektedir. Kendisindeki güzelliklerin şükrünü tam olarak yerine getiren bir kişi kıskanmaz…

Neden kıskansın ki her şeyi dağıtan O’dur. “O adildir. Vardır bir bildiği” der ve kendisine düşene, nasibine razı olur, şükreder…

Haset eden kişi kıskandığı kişinin başına gelen sıkıntılara sevinir. Haset eden kişi egoizminin ve kibrinin altında ezilir…

İyilik ve hayırları bile kıskanan hasetçinin durumu aslında ciddi bir hastalığın belirtisi değil de nedir? Böyle bir kişiye deli de denebilir. Haset edenler de derecesine göre bu delilikten pay alırlar…

Hasetçinin hayalleri, düşünceleri kirlidir…

Düşünce ve hedefleri seviyesizdir,…

Fikirleri bulanık, sisli ve dumanlıdır. Doğruyu göremez, doğru düşünemez, doğru değerlendiremez…

İyiliklere kötülük der. Kendine ait değilse güzellikleri çirkin görür. Kendisine nispet edilmeyen en önemli insani değerlerin gerçekleştirilmesine karşı olmadık şeyler çıkartır….

Başkalarının başarılarını karalama, küçük gösterme ve tahrip etme yönünde kullanır. Böyle davranır ve çok defa hasımlarını yakmak için tutuşturduğu ateşte içten içe cayır cayır yanar…

Yine de çekememezlikten bıkmaz usanmaz. Kötülük ateşlerini körükler durur. Karşı tarafı küçük düşüreyim diye çırpınır durur. Ama küçük düşen yine kendisi olur…

Böylece aslında kendine zarar verir…

Başkalarına zindan projeleri hazırlarken, koskoca dünyayı kendine zindan eder. Yaşamın güzellik ışıklarını karanlığa mahkum eder. Ve kıskançlığın piri mefistoyu sevindirir…

Aslında her ne şekilde olursa olsun hasetin –nazar dışında– kıskanılan kimseye hiçbir zararı yoktur, olamaz da. Şayet bir zarar söz konusu ise, o da hasetçinin kendisinedir. Çünkü kıskançlık, kıskanılandan daha çok kıskananın işini bitirir…

Evet böyle biri her zaman rahatsızlık içindedir. Çekemediği kimselerde gördüğü güzelliklerden, global kaderin ona verdiği nimetlerden rahatsız olur. Oturur kalkar hasım kabul ettiği şahıstaki üstün gördüğü özellikler karşısında kinle, nefretle homurdanır durur…

Hatta O’nun ona verdiklerini içten içe sorgular…

Kıskandığı kimseye beddua bile eder. Hatta onun için büyüye başvurur. Böylece kendi hayatını çekilmez bir azaba çevirir.

Böyle bir hasid, O’nun takdirine rıza göstermemektedir. Haset eden kaderi planların kendi heva ve hevesi istikametinde olmasını ve gelişmesini istemektedir…

Bu bir hezeyandır. Böyle biri açık kapalı her zaman kaderi tenkit eder. O’nun eylemlerini ve isteklerini sorgular. Bu da haddini aşmadır. Hikmet bilmezliktir. Parmak ucunu görememektir…

Kıskançlık hafakanları ile kendi yaşamını mahveder…

Kendi eliyle gider; kendini sıkan, boğan, öldüren bir darlığın içine hapseder. Yalnız kendini değil çevresini de rahatsız eder…

Dedikodu eder, laf taşır, insanları birbirine sokar…

Hem rahatsız eder, hem rahatsızlığa maruz kalır. Böyle bir darlık içinde geçirdiği her dakika, her saat, patlamaya hazır bir bomba görüntüsü sergiler ve bu haliyle en yakınlarını dahi huzursuz eder...

Kıskançlık Kurbanları:

Kıskançlık yüzünden düştükleri hal…

Kıskançlığı yüzünden aşırıya giden azabını kendi çeker…

Haset, bir kötülük saplantısıdır. Bir yıkma ve yok etme hissidir. Akli ve mantıki yollarla bunun kıskanç kimseye hiçbir şey kazandırmadığının anlatılması yararlı olur…

Paçayı nefsine kaptırmış bir hasetçinin içi temiz duygulardan uzak kalır. Kötülükler içini sarmıştır…

Allah kurtara onları…

Hasetçileri…Kıskançları…(alıntı…F.A.)

Kaynak: Editör: Ali Aladağ
Etiketler: Ali, Aladağ, Malatya, olayKıskançların…Ve, …Hasetçinin, hayalleri, düşünceleri
Yorumlar
Haber Yazılımı