Haber Detayı
12 Temmuz 2017 - Çarşamba 21:18
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan; 15 Temmuz'un anlamını kavramamış gafiller var
Ali Aladağ...:Malatya Olay...: Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan “Türk Demokrasisi ve Ekonomisinin Yerle Yeksan Olmasını Bekleyenleri Hayal Kırıklığına Uğrattık” dedi ve ardından şunu ekledi: "Türkiye güvenli bir limandır. İki; Türkiye böyle anlatıldığı gibi yok bilmem basın özgürlüğü yok, yok bilmem fikir, düşünce özgürlüğü yok, bunların hiçbirinin olduğu bir ülke değil”
Gündem Haberi


TOBB 2. Uluslararası Yatırımcılarla İstişare Toplantısı’nda konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “2016 yılında yakın tarihimizin en ağır travması olan 15 Temmuz'a rağmen yüzde 2,9'luk bir büyüme elde ettik. Türkiye'nin demokrasisi yanında ekonomisiyle yerle yeksan olmasını bekleyenleri bu anlamda da hayal kırıklığına uğrattık. 2017’de oldukça iyi bir ekonomik performans sergilediğimizi söyleyebiliriz” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, TOBB 2. Uluslararası Yatırımcılarla İstişare Toplantısı’na katıldı. İş dünyasının temsilcileri ve uluslararası yatırımcıların yer aldığı toplantıda konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, 15 Temmuz 2016 tarihinde yaşanılan karanlık darbe girişiminden iki hafta sonra iş dünyası ile bir araya geldiklerini hatırlattı.


“2017’Yİ BEKLENTİLERİN ÜZERİNDE BİR BÜYÜME ORANIYLA TAMAMLAYACAĞIZ”

Gezi olaylarına ve FETÖ’nün 17-25 Aralık saldırısına rağmen, 2013 yılını yüzde 8,5’lik bir büyüme oranıyla kapatıldığını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “2014 yılında, önce mahalli idareler, ardından Cumhurbaşkanlığı seçimini yaşadık, buna rağmen yüzde 5,2’lik bir büyüme oranı elde ettik. 2015 yılında, yaşadığımız 2 genel seçime ve terör olaylarındaki tırmanışa karşın yüzde 6,1’lik bir büyümeyle, adeta bu tezgâhları kuranlara meydan okuduk” dedi.

2016 yılında yakın tarihin en ağır travması olan 15 Temmuz’a, terörle mücadelede sınırları içinde ve dışında verilen yoğun mücadeleye rağmen, yüzde 2,9’luk bir büyüme elde ettiklerini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye'nin demokrasisi yanında ekonomisiyle yerle yeksan olmasını bekleyenleri bu anlamda da hayal kırıklığına uğrattık. 2017 yılı içinde oldukça iyi bir ekonomik performans sergilediğimizi söyleyebiliriz. Birinci çeyrekteki yüzde 5'lik büyüme oranımız hepimize ümit vermiştir. Bu yılı da beklentilerin çok üzerinde bir büyüme oranıyla tamamlayacağımıza inanıyorum. İhracatımız, yılın ilk 6 ayında yüzde 8,2 artışla, yükseliş trendini sürdürüyor. Borsa İstanbul, neredeyse her gün yeni rekorlar kırıyor. Merkez Bankası’ndaki döviz rezervimiz, 110 milyar dolara ulaşarak yeniden tırmanışa geçti. Turizmde kayıpları telafi etmeye başladığımız bir döneme giriyoruz. Dünyanın 17’nci, Avrupa’nın 6’ncı büyük ekonomisi olarak, hedeflerimiz doğrultusunda çalışmalarımızı kararlılıkla sürdürüyoruz” diye konuştu.

“TÜRKİYE, ÖZEL SEKTÖRE DAYALI BÜYÜME MODELİNİ BAŞARIYLA UYGULADI”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, yatırımcıları, girişimcileri, özellikle de uluslararası sermayeyi kalkınmanın temel unsurlarından biri olarak gördüklerini ve önem verdiklerini belirterek, konuşmasına şöyle devam etti: “Şöyle bir düşüncem var, uluslararası sermayeyi kurumsallaştırmak suretiyle senede bir kez bir araya gelmek, inanıyorum ki Türkiye ile uluslararası sermayenin daha da bütünleşmesi ve güçleşmesini sağlayacaktır. Türkiye, 1980’lerden beri özel sektöre dayalı büyüme modeliyle hareket eden bir ülkedir. Bilhassa 2003-2016 yılları arasında çektiği 173 milyar dolarlık uluslararası yatırımla ülkemiz özel sektöre dayalı büyüme modelini başarıyla uygulamıştır. Hayata geçirdiğimiz reformlarla yatırımcılar arasındaki yerli-yabancı ayrımını ortadan kaldırarak herkes için cazip bir yatırım iklimi oluşturduk.”

Geçen yılın, yaşanılan onca sıkıntıya rağmen tüm bu çabalar sayesinde 12,3 milyar dolarlık uluslararası yatırımla kapatıldığını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu yılın ilk 4 ayında 3,6 milyarlık bir performansla geçen yılın üzerine çıktık. Yatırım portföyümüzde Amerika ve Avrupa ile birlikte Körfez ve Uzak Doğu Asya ülkelerinin payının da giderek yükseldiğini görüyoruz” dedi.

“Türk Demokrasisi ve Ekonomisinin Yerle Yeksan Olmasını Bekleyenleri Hayal Kırıklığına Uğrattık”

“TÜRKİYE’Yİ, ÇEVRESİNDEKİ ÜLKELERLE KIYASLAMAYIN, ONLARLA KARIŞTIRMAYIN”

Türkiye’de yaşanan gelişmelerin, uluslararası yatırımcıların kafalarında çeşitli soru işaretlerine yol açtığını ve bunu bildiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ancak, şu gerçeğin görülmesini, değerlendirmelerin de buna göre yapılmasını istiyorum. Türkiye, dünyanın en ciddi çatışma ve kriz bölgesinin tam ortasında yer almasına rağmen, istikrar ve güven ortamının tehlikeye düşmesine asla izin vermemiş bir ülkedir. Bunun için Türkiye’yi, lütfen çevresindeki ülkelerle kıyaslamayın, onlarla karıştırmayın, onlara benzetmeyin. Türkiye’de bu noktada çok farklı ve güçlü bir ülke. Sahip olduğumuz binlerce yıllık devlet geleneği, yaşadığımız coğrafyadaki bin yıllık varlığımız ve geleceğe ilişkin iddialı hedeflerimizle, biz farklı bir ülkeyiz. Devam eden, Uluslararası Petrol Kongresi var, işte bu kongrede her şey çok açık, net ortada. Ve bütün Türkiye’de bu Petrol Kongresine katılan dostlarımızla yaptığımız görüşmelerde hepsinin iyi niyet mesajlarını özellikle kendilerinden dinliyoruz. Ve böyle yüksek bir katılımın İstanbul’da olmuş olması da bir gerçeği yansıtıyor, artık dünyada en önemli güç, potansiyel enerji ve bu enerjide de adeta İstanbul bir İpek Yolu’dur, bu duruma gelmiştir. Ve bu İpek Yolu her taraftan, kuzeyden, doğudan, batıdan, bir kesişme noktası oluşturmuştur, buna güney de dâhildir. Ve böyle bir güce, böyle bir potansiyele sahip olan Türkiye, şu anda yeni yeni arayışların içerisindedir” diye konuştu.

“İÇİNDE YER ALDIĞIMIZ COĞRAFYA BİZİM AVANTAJIMIZDIR”

“İçinde yer aldığımız coğrafya bizim handikabımız değil avantajımızdır” diye konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Çünkü hem siyasi olarak, hem ekonomik olarak, hem insani olarak, bölgenin güvenli limanı olan Türkiye’nin farkı, işte bu vasfıdır. Ülkemizin denklemde olmadığı hiçbir projenin, bölgemizde ve dünyada yürütülebilmesi mümkün değildir. Biz de, bu konumumuzu dayatma veya şımarıklık için değil, kendimizle birlikte tüm dostlarımızın, kardeşlerimizin huzuru ve refahı için değerlendirmeye çalışıyoruz. Terör örgütleriyle yürüttüğümüz tavizsiz mücadelenin amacı da budur” ifadelerini kullandı.

FETÖ’nün 15 Temmuz 2016 tarihindeki darbe girişiminin, Türkiye’nin demokrasisi ve özgürlüğü ile birlikte ekonomisini de hedef aldığına dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu örgütün devlet ve toplum hayatının her zerresinden temizlenmesi konusundaki hassasiyetlerinin sebebinin, ekonominin geleceğini de güvence altına almak olduğunu belirterek, “Özellikle Batılı dostlarımızın, bu konudaki muhatapları doğru tasnif edemediğini üzüntüyle görüyorum. Şu anda YASED’in değerli yöneticilerine özellikle bir şeyi burada hatırlatmakta fayda görüyorum; bakınız işte G-20 Zirvesi için malum Hamburg’daydık, Hamburg yanıyordu, Hamburg her tarafta yıkılıyordu ve onbinlerce güvenlik görevlisi her tarafta görevdeydi” dedi.

“TÜRKİYE, GÜVENLİ BİR LİMAN”

Türkiye’de yapılan G-20 toplantısında en ufak bir gürültü patırtı olmadığına dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, “En güzel yerde, en lüks otellerde bütün misafirlerimizi ağırladığımız gibi, aynı anda bir taraftan G-20’yi yaparken, bir taraftan Kadın-20’yi yaptık, Gençlik-20’yi yaptık, sendikaların 20’sini yaptık vesaire, iş adamları 20’sini yaptık, hepsini huzur içinde, mutluluk içerisinde yaptık ve bütün görüştüğüm dostlar da Antalya bambaşkaydı diyorlar. Değerli dostlar, biz attığımız adımlarda her zaman dürüst olduk, samimi olduk, kararlı olduk ve bununla birlikte de işimizi bilerek yaptık. Şimdi de ben bütün dostlarımıza şunu söylüyorum, lütfen sizler de bize temsilcisi olduğunuz ülkeleriniz ve firmalarınız adına şunu kendi firmalarınıza ve ülkelerinize anlatmanızda fayda var: Türkiye güvenli bir limandır. İki; Türkiye böyle anlatıldığı gibi yok bilmem basın özgürlüğü yok, yok bilmem fikir, düşünce özgürlüğü yok, bunların hiçbirinin olduğu bir ülke değil” şeklinde konuştu.

“DÜNYANIN HİÇBİR YERİNDE SINIRSIZ BİR ÖZGÜRLÜK SÖZ KONUSU DEĞİL”

Basında sınırsız bir özgürlüğün söz konusu olmadığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti: “Eğer medya kalkıp da ülkeyi karıştırmak, ülkeyi kendi içinde tahrik etmek için her türlü özgürlük alanlarını istismar ediyorsa, onlar için de yargı var, yargı onlar için de çalışır. Dünyanın hiçbir yerinde sınırsız bir özgürlük söz konusu değildir, aynı şeyi Batı orada kendi içindeki özgürlük veya medya mensuplarına da yapmaktadır. Ve geçelim daha ileri, bizim oradaki STK temsilcilerine neler yapığını biliyoruz. Daha da ileri gidiyorum, bizim bakanlarımıza dahi orada konuşma imkânı vermeyecek kadar Batı engelleyicidir. İşte son Hamburg G-20’de soydaşlarımızla Almanya’da salon toplantısı yapalım, Hamburg olması şart değil dedik, daha başka bir yerde yapabiliriz dedik, izin vermediler biliyor musunuz? Ne oldu özgürlük, niye izin vermiyorsunuz? Siz gelin, burada istediğiniz yerde biz size izin verelim, konuşturalım. Hollanda’yı biliyorsunuz, Belçika’sı öyle, hepsi. Niye? Düşünce özgürlüğünden korkuyorlar, düşüncelerine güvenmedikleri için düşünce özgürlüğünden korkuyorlar. Biz düşüncemize güvendiğimiz için düşünce özgürlüğünden korkmuyoruz, biz rahatız.”

“OHAL’İN SINIRLARINI BİZ BELİRLERİZ”

“25 gün yürüdüler, kimin güvenliğinde yürüdüler?” diye soran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Hükûmetimizin güvencesinde yürüdüler. Herhangi bir şey oldu mu? Vatandaşlarımız herhangi bir şey yaptı mı? Ankara’dan çıkıp İstanbul’a gittiler mi? Gittiler. Kimin güvencesinde? Hükûmetin, güvenlik güçlerimizin. Ve mitinglerini de yaptılar mı? Yaptılar. Herhangi bir şey oldu mu? Olmadı. Hâlâ bu hükûmete kalkıp da, siz ülkede güvenlik yok diyemezsiniz, insan utanır. Ve şu anda OHAL’le uğraşıp duruyorlar. Kusura bakmasınlar, bu OHAL olmamış olsaydı bu kadar rahat, bu kadar huzurlu olarak bu adımlar atılamazdı. Ve OHAL’in sınırlarını da Batılıların çizmiş olduğu çizgiler içerisinde belirlemeyiz, onun sınırlarını biz belirleriz. Bu millet bize bu yetkiyi vermiştir ve milletimizin verdiği yetkiyle de olağanüstü hâli biz iş dünyamız daha rahat çalışsın diye yapıyoruz. Soruyorum, iş dünyasında herhangi bir sıkıntınız, bir aksamanız var mı? Tabi fotoğraf oldukça net, bir yanda 80 milyon vatandaşı ve 780 bin kilometrekare vatan toprağıyla Türkiye Cumhuriyeti, diğer yanda ise ruhunu ve bedenini bir şarlatana adamış bir terörist örgüt vardır; seçim bu ikisi arasında yapılacaktır. Meselenin insan haklarıyla, hukukla, adaletle uzaktan-yakından ilgisi yoktur. Terör örgütleriyle mücadele dünyanın her yerinde nasıl yapılıyorsa, bizde de aynı şekilde yapılıyor” dedi.

“OHAL, TÜRKİYE’NİN HUZURU İÇİNDİR”

15 Temmuz darbe girişimi sırasında 250 vatandaşın şehit olduğunu ve dün kabristanlarını dolaşarak ziyaret ettiğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Geçen hafta buradaki GATA’yı ziyaret ettim, GATA’daki yaralılarımızı şöyle göreyim dedim, tabi kimisinin annesi yanında, kimisinin eşi yanında, kimisi çocuklarıyla beraber o yaralılar. Kimisinin ayağı kopmuş, kimisinin kolu kopmuş, bu şekilde yaralı gazilerimiz var. Biz ne yapacağız? Olağanüstü hâli kaldır, bunlar gene bildiklerini okusunlar; yok böyle bir şey. Silahlı Kuvvetlerimizi ele geçirmeye çalışmışlardı ve biliyorsunuz Silahlı Kuvvetlerimizin elbisesini giymiş bir miktar bu çete vardı, aynı şekilde polisimizin içinde de vardı, yargının içinde de vardı ve bakanlıklarımızın içinde aynı şekilde bunlar vardı ve 40 yıllık bir çalışmanın ürünü olarak bunlar bu neticeyi almışlardı. Ve açık, net söylüyorum, bana diyorlar ki, dün bir uluslararası medya organıyla söyleşim oldu, peki ne zaman bitecek? Bu iş tamamen bittiği zaman bitecek. Bakın, Doğu Almanya Batı Almanya birleştiği zaman anında ne kadar kişiyi açığa aldılar biliyor musunuz? 500 bin kişiyi Almanlar açığa aldı. Kimse kalkıp da Almanlara, ya 500 bin kişiyi nasıl açığa alırsınız diye sordu mu? Sormadı. Biz şu anda yargıyla bir mücadeleyi sürdürüyoruz. Bu ülkemizin huzuru içindir, bütün iş dünyamızın huzuru içindir, aklınıza ne geliyorsa, eğitim kurumlarımızın huzuru içindir, bunları yapmak durumundayız” şeklinde konuştu.

“TÜRKİYE, TERÖRLE MÜCADELESİNİ HUKUK DEVLETİ SINIRLARI İÇİNDE YÜRÜTÜYOR”

“Bizim, sizlerden ve Batılı dostlarımızdan tek ricamız, biraz empati yapmanızdır” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti: “New York’taki köprüleri kapatıp yaklaşanları vuran, Londra sokaklarında tanklarıyla insanları ve araçları ezerek ilerleyen, Berlin’de parlamento, Roma’da emniyet, Brüksel’de belediye binasını bombalayan bir örgüt düşünün. Aynı şekilde, sınırlarınızın içinde ve hemen yanı başınızda sürekli askerlerinize saldıran, topraklarınızı taciz eden, vatandaşlarınızı katleden bir başka örgüt tahayyül edin. Temsil ettiğiniz şirketlerin bulunduğu devletler bunlara karşı ne yapardı acaba? Türkiye’nin yaptıklarından kesinlikle daha fazlasını yapacaklarını çok iyi biliyorum, işte en son Hamburg’da da bunu gördüm. Şundan emin olunuz. Türkiye, terörle mücadelesini, başka hiçbir ülkenin riayet etmediği derecede hukuk devleti sınırları içinde yürüttü, yürütüyor, yürütecektir. Operasyonlar ve yargılamalar, tüm Türkiye’nin, tüm dünyanın gözü önünde yapılmaktadır. Bu derece büyük saldırılara maruz kalıp da, hukuka ve teamüllere böylesine sadık kalan bir ülkenin, daha anlayışlı, daha adil, daha makul bir yaklaşımı hak ettiğine inanıyorum.”

“15 TEMMUZ'DA HAVALİMANINDAN KAÇIP GİDEN BİR ANA MUHALEFET LİDERİ VAR”

“Şu anda Türkiye’nin ana muhalefeti ve PKK terör örgütünün arkasında olduğu muhalefet işte Avrupa’da, gittikleri her yerde bu ülkenin aleyhinde her türlü yalanı-yanlışı söylüyorlar” diye konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti: “15 Temmuz’un gecesinde havalimanından kaçıp giden bir muhalefetin başı var. Artık bütün belgeler ortaya çıkmaya başladı. Ve o geceyi Bakırköy Belediye Başkanının evinden izleyen bir muhalefetin başı var. Ve şu anda konuşuyor ve kontrollü darbe diyor. Nasıl bir kontrollü darbeyse bu. Ha doğru doğru, havalimanından kaçacaksın, Bakırköy Belediye Başkanının evinde oradan kontrollü darbeyi izleyeceksin. Öbür taraftan da kalkıp darbe olduğu zaman tankların önüne ilk defa ben çıkarım diyeceksin. Orada iki tane tank vardı, seni uğurladılar, nasıl tankların önüne çıkmak bu, tam aksine oradan kaçıp gittin ya. Ve tanklar da dostlarının geldiğini görünce, onlar sana yolları açtılar ve sen de oradan Bakırköy Belediyesine gittin. Ama yüreği olan benim vatandaşım, o yürekli olanlar kaçıp gitmediler, onlar tankların önüne yattılar. Ve biz havaalanına indiğimizde F16’lar bizim üstümüzde uçuyorlardı ve helikopterler bizim üstümüzde uçuyorlardı ve biz orada halkımızla bütünleştik, onlarla beraber olduk ve 16’sı öğleye kadar da orada onlarla beraber yine kaldık. Çünkü bize kaçmak yakışmazdı. 'Lider eğer bir taşın arkasına saklanırsa, millet dağın arkasına saklanır' diye bizde güzel bir söz var. Öyle tüm hükûmet, polis teşkilatı seni koruma altına alacak, sen de 25 gün yollarda yürüyecek ve ondan sonra karavanlarda akşamları gayet güzel bir şekilde geçireceksin. Bak, 'Adalet yürüyüşü yaptık'...Bunun adı 'adalet yürüyüşü' olmaz bunun adı 'Sözde adalet' olur ve sen partinin içerisinde, karşı aday olanlara tahammül edemeyecek kadar demokrasiye inanmış birisisin.”

“REFORMLARI VE YATIRIMLARI KESİNTİSİZ SÜRDÜRMEKTE KARARLIYIZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasında “Çevremizde olup bitenler ve içimizde yaşadığımız sorunlar, odaklandığımız asıl çalışmalarımızın önünde bir engel değildir. Türkiye’nin 15 yılda 3 kat büyümesini, gerçekleştirdiğimiz reformlar ve yatırımlar sayesinde temin ettiğimizi çok iyi biliyoruz” diyerek konuşmasını şöyle sürdürdü: “Bunun için reformları da, yatırımları da kesintisiz sürdürmekte kararlıyız. Hukuk sistemimizi baştan sona yeniledik. 15 Temmuz darbe girişiminin ardından getirdiğimiz olağanüstü hâl uygulamasının, sadece ve sadece terörle mücadeleyle sınırlı olduğunu, en iyi sizlerin biliyor olması lazım. Ne kendi vatandaşlarımızdan, ne de uluslararası yatırımcılardan herhangi birinin, olağanüstü hâl uygulamaları sebebiyle mağduriyet yaşamış olması söz konusu değildir. Böyle bir sorun yaşayan varsa lütfen ilgili arkadaşlarımıza, hatta doğrudan şahsıma başvursun. Ben takipçisi olacağım” dedi.

“OHAL’İN ÇOK UZAK OLMAYAN BİR GELECEKTE KALKMASI MÜMKÜN”

Olağanüstü hâli bahane ederek Türkiye’nin büyümesini, gelişmesini ve ilerlemesinin önüne takoz olan hiç kimsenin gözünün yaşına bakmayacaklarının altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasını şöyle sürdürdü: “Terörle mücadelemizdeki ihtiyacı ortadan kalktığında bu uygulamayı elbette sona erdireceğiz. FETÖ davaları yavaş yavaş şekillenmeye başladı. PKK’yla mücadelede de önemli bir mesafe aldık. Dolayısıyla, her ne kadar çok sınırlı bir alanda uyguluyor olsak da, olağanüstü hâlin çok da uzak olmayan bir gelecekte kalkması mümkündür. Türkiye, tarihinin en büyük yönetim reformunu, 16 Nisan’da yaptığımız halk oylamasıyla hayata geçirdik. Bunun yanında, yeni teşvik paketimiz başta olmak üzere, pek çok reform mahiyetindeki kanunu Meclis’te çıkardık, idari düzenlemelerle de tahkim ettik. Dünya ekonomisindeki nispi iyileşmeye paralel olarak, ülkemizde de olumlu gelişmeler bekliyoruz. ‘Gelişmekte olan ülkeler’ statüsünden ‘gelişmiş ülkeler’ statüsüne geçme hedefimize ulaşmak için, her zamankinden daha çok çalışacağız.”

“TÜRKİYE’DE YAPILACAK DAHA ÇOK YATIRIM, HAYATA GEÇİRİLECEK DAHA ÇOK HİZMET VAR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şahsımın ve partimin yaşanan bunca hadiseye rağmen niçin hâlâ yüzde 50’nin üzerinde bir desteğe sahip olduğunu merak edenler, ülkemizin son 15 yılda kat ettiği mesafeye bakmalıdır. Biz demokrasiye ve özgürlüklere olan bağlılığımız yanında eğitimde, sağlıkta, adalette, emniyette, özellikle ulaşımda, enerjide, toplu konutta, haberleşmede, sosyal yardımlarda ve diğer tüm alanlarda yaptığımız hizmetlerle ayaktayız. Türkiye’de yapılacak daha çok yatırım, hayata geçirilecek daha çok hizmet var. Tüm dostlarımıza, tüm yatırımcılara diyoruz ki; gelin birlikte çalışalım, birlikte kazanalım, birlikte ülkemizi geleceğe taşıyalım. Sizler sermayenizi, birikiminizi, teknolojinizi, organizasyon gücünüzü koyacaksınız, biz pazarımızı, insan kaynağımızı, bölgesel gücümüzü, geleceğe ilişkin beklentilerimizi ortaya koyacağız ve hep birlikte yol yürüyeceğiz” şeklinde konuştu.

“15 TEMMUZ’DA ALÇAKÇA KATLEDİLEN ŞEHİTLERİMİZE ALLAH’TAN RAHMET DİLİYORUM”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, önce 2023’e yürüyeceklerini, arkasından 2030’lu yılları birlikte geride bırakacaklarını, menzillerini 2053’e ve sonra da 2071’e çevirip yola devam edeceklerini belirterek konuşmasını şöyle sonlandırdı: “Bu iş birliğinin kaybedeni yoktur. Bizim çağrımız kazan-kazan çağrısıdır. Aynı zamanda bu çağrı, ekonomik mesajının yanında, samimi, hasbi, delikanlıca, dostça bir çağrıdır. Bu duygularla, Cumartesi gecesi seneyi devresine ulaşacağımız 15 Temmuz darbe girişiminde alçakça katledilen tüm şehitlerimize Allah’tan rahmet, yakınlarına başsağlığı diliyorum. Gazilerimize sıhhat ve afiyet temenni ediyorum. Ülkemize güvendiğiniz, milletimizin zor günlerinde yanımızda olduğunuz için her birinize ayrı ayrı şükranlarımı sunuyorum. Bizleri bir araya getiren Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Yabancı Sermaye Derneği yöneticilerine tekraren teşekkür ediyorum.”

“Sokakta Aranan Adaletin Adı İntikamdır, Sonu da Vandallıktır”

“Sokakta Aranan Adaletin Adı İntikamdır, Sonu da Vandallıktır”...

15 Temmuz Millî İrade Zaferinin Analizi Kitabı’nın tanıtım toplantısında konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Adaletin aranacağı meşru zeminler bellidir. Meclis'i çalıştırmamak için her yola başvuranlar, şimdi çıkmış 'Meclis devre dışı bırakıldı' diye ağlaşıyorlar. Bunun için de ağlamaya başladılar. Anayasa Mahkemesinden kürsü hâkimlerine, savcılara kadar hukuk sisteminin tüm mensuplarına hakaret edenler, 'adalet' diye yeri göğü inletiyor. Adalete giden tüm yolları tıkamayı maharet sananlar siz değil misiniz?” dedi.

 
 
 


Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti Genel Merkezi’nde düzenlenen, 15 Temmuz Millî İradenin Zaferinin Analizi Kitabı’nın tanıtım toplantısına katıldı.


MEYDANLARIN DİLİ SERGİSİ

Cumhurbaşkanı Erdoğan ilk olarak, AK Parti Genel Merkezi'nde "Meydanların Dili Sergisi"nin açılışını gerçekleştirdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, eşi Emine Erdoğan ve Başbakan Binali Yıldırım, parti genel merkezinin giriş katında hazırlanan alanda, FETÖ’nün 15 Temmuz darbe girişiminin ardından başlatılan demokrasi nöbetlerine, oyuncak kamyonuna bağladığı Türk bayrağıyla katılan 5 yaşındaki Utku Enes Mandıralı tarafından karşılandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, daha sonra sergi kapsamında oluşturulan 15 Temmuz Sanal Müzesi’nde, sanal gerçeklik gözlüğü takarak, darbe girişiminin yaşandığı geceyi yansıtan görüntüleri izledi. Sergiyi gezen Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti Çevre, Şehir ve Kültürden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Çiğdem Karaaslan'dan sergiye ilişkin bilgi aldı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, kendi yazdığı “Beşer planında halkın gücü üstünde bir güç tanımıyorum. Türk milletinin bir ferdi olmaktan iftihar ediyorum. Ne mutlu bizlere Rabbim bu millete hizmet etme fırsatını verdi” notunu sergi salonuna koydu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan açılışın ardından, AK Parti Sosyal Politikalar Başkanlığınca hazırlanan, 15 Temmuz Millî İrade Zaferi'nin Analizi Kitabı’nın tanıtım toplantısında konuştu.

“15 TEMMUZ MİLLÎ İRADE ZAFERİNİN ANALİZİ KİTABI OLDUKÇA KAPSAMLI BİR ÇALIŞMA”

Tüm varlıklarını ortaya koyarak, 15 Temmuz millî irade zaferinin kazanılmasını sağlayan şehitlere ve gazilere ithaf edilen bu eserin, bu alanda yapılacak benzer çalışmalar için örnek oluşturacağına vurgu yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Araştırma sonuçları yanında, ülkemizdeki darbelerin tarihçesinden, 15 Temmuz’un saat saat seyrine, şehitlerimizin isim, resim ve kısa bilgilerine kadar oldukça kapsamlı bir çalışma yapıldığını görüyorum. Şehit yakınlarımız ve gazilerimizle yüz yüze görüşülerek hazırlanan bu kitap, 15 Temmuz zaferini kimlerin, hangi saiklerle kazandığını ortaya koyması bakımından, gerçekten çok önemlidir” dedi.

“Ülkemizi böyle bir felaketin eşiğine getirenleri, Rabbimin, Kahhar sıfatıyla kahretmesini niyaz ediyorum” diye sözlerine devam eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye, bu musibetin de üstesinden gelecektir. Bugünkü Türkiye’yi, nasıl ecdadımızın tarihe altın harflerle yazılan kahramanlıklarına borçluysak, 15 Temmuz’un da gelecek nesiller için işte böyle bir anlam ifade edeceğine inanıyorum” ifadelerini kullandı.

“İSTANBUL VE ANKARA’DAKİ 15 TEMMUZ ANITLARININ AÇILIŞINA TÜM MİLLETİMİZİ DAVET EDİYORUZ”

Bu amaçla, İstanbul ve Ankara’da, darbe direnişinin sembolleri hâline gelen mekânlarda anıtlar inşa edildiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İstanbul’da 15 Temmuz Şehitler Köprüsünün Anadolu yakasında, Ankara’da ise Cumhurbaşkanlığı Külliyesinin hemen önünde yapılan anıtların açılışlarını, inşallah darbe girişiminin yıl dönümü gecesi gerçekleştireceğiz. Tabii ayrıca, Türkiye Büyük Millet Meclisinin yine önünde böyle bir anıtı yapıp onu da inşa edeceğiz. Bir diğerini de, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Marmaris’te inşa edecek. 15 Temmuz’u 16 Temmuz’a bağlayan gece yapacağımız bu açılışlara tüm milletimizi davet ediyoruz. İlk açılış törenini inşallah 23.15’te 15 Temmuz Şehitler Köprüsünün Anadolu Yakası çıkışındaki dev alanda gerçekleştireceğiz. İkincisini ise, inşallah onu da 16 Temmuz sabah namazını müteakiben bu defa Külliyenin karşısında inşa edilen oradaki anıtın olduğu bölgede yapacağız” şeklinde konuştu.

“15 TEMMUZ’UN ANLAMINI KAVRAYAMAMIŞ OLAN GAFİLLER VAR”

Darbe girişiminin ardından 15 Temmuz’u, “Demokrasi ve Millî Birlik Günü” olarak ilan ederek, millî anma günlerin arasına aldıklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Malazgirt Zaferi gibi, İstanbul’un fethi, Çanakkale Zaferi, 30 Ağustos Zaferi gibi, Selçuklunun, Osmanlının ve Cumhuriyetimizin kuruluşu gibi, 15 Temmuz da, millî tarihimizin sembollerinden biri olmuştur. Maalesef, aradan geçen bir yıla rağmen, hâlâ 15 Temmuz’un anlamını kavrayamamış olan gafiller bulunduğunu görüyoruz. Bu gafillerin başında da ana muhalefet partisinin tepesindeki zat geliyor. Ankara’dan İstanbul’a kadar yürüyen bu kişi, derdinin ne olduğunu, Maltepe Meydanında yaptığı miting konuşmasında açık ve net ifşa etti. Kendisi, yaptığı eyleme ‘adalet yürüyüşü’ adını vermişti. Olsa olsa sözde adalet yürüyüşü olabilir. Ama talepleriyle bu kavramı ne kadar yanlış anladığını göstermiş oldu” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, CHP Genel Başkanının sözlerini duyunca, aklına Mevlana Hazretlerinin adalet tanımının geldiğini belirterek, Mevlana Hazretlerinin ağaca su vermeyi adalet, dikene su vermeyi zulüm olarak tanımladığını, bunların ağaca su değil dikene su verdiklerini söyledi.

“MİLLETİMİZE, TÜRKİYE'DE TEK BİR TERÖRİST KALMAYANA KADAR MÜCADELE EDECEĞİMİZİN SÖZÜNÜ VERDİK”

Darbecileri ve teröristleri savunan CHP Genel Başkanının “bizden dikenlere su vermemizi talep ediyor” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Biz asla böyle bir zulüm yoluna başvuramayız. Hasta dediler, durumu çok kötü dediler ve cezaevinden çıkmasını istedikleri Mardin Belediye Başkanı, baktık ki bayağı yürüyebiliyor, hani hastaydı bu ya, nasıl hasta bunlar? Arkasında PKK terör örgütünün olduğu bu kişilerle beraber nasıl oluyor da omuz omuza yürüyebiliyorsunuz? Onlar FETÖ’cülerin avukatlığına soyunabilir, onlar PKK’lıları, YPG’lileri destekleyebilir. Onlar FETÖ’cülerin avukatlığına soyunabilir. Onlar PKK’lıları, YPG’lileri destekleyebilir. Onlar DHKP-C’lilerle, marjinal sol örgütlerle kol kola girebilir. Onlar ülkesine ve milletine ihanet etmiş herkesi kucaklayabilir. Ama biz bunların hiçbirini yapmadık, yapmayacağız. Çünkü bizim milletimize sözümüz var. Biz milletimize, Türkiye’de tek bir terörist kalmayana kadar mücadele edeceğimizin sözünü verdik” ifadelerini kullandı.

“ANA MUHALEFET LİDERİ 15 TEMMUZ’DA KAÇIP BELEDİYE BAŞKANININ EVİNE SAKLANDI”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, teröristleri destekleyen herkesi yaptığına pişman edeceklerine ahdettiklerini sözlerine ekleyerek, “Şayet ana muhalefetin başındaki zat 15 Temmuz günü İstanbul’da köşe-bucak saklanmak yerine darbecilerin karşısına dikilmiş olsaydı, belki bu yürüyüşe başka türlü bakabilirdik. Bir radyo programına çıkıp ‘bir darbe girişiminde bulunacağı zaman tankların karşısına ilk defa ben çıkarım’ diyen bu değil mi? 15 Temmuz gecesi havalimanına inip hemen oradaki kendi arkadaşlarıyla havalimanındaki tankların oradan çekilmesini isteyip, tanklar oradan çekildikten sonra Bakırköy Belediye Başkanının evine kaçıp giden o değil mi?” dedi.

Türkiye’de 18 bin kilometrenin üzerinde bölünmüş yol inşa ettiklerini, bunların üç haftalık yürüyüşü kadar gürültü çıkarmadıklarının altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Almanya’nın Hamburg kentinde düzenlenen G20 zirvesinde göstericilerin Hamburg’u yakıp, yıktıklarını anımsattı.

“AK PARTİ İKTİDARI TÜRKİYE’DE ÖZGÜRLÜKLERİN GARANTİSİDİR”

CHP Genel Başkanının ve beraberindekilerinin 25 gün boyunca hükûmetin aldığı güvenlik önlemleriyle birlikte Ankara’dan İstanbul’a yürüdüklerine dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, “25 gün yürüdüler, hükûmetimiz bu yürüyüşte bunların kılına zarar gelmesin diye tüm tedbirleri aldı öyle mi ve bu güvenlik altına Ankara’dan İstanbul’a yürüdüler. Ama hâlâ bakıyorsunuz utanmadan, sıkılmadan Batıda gidip farklı farklı şeyler anlatabiliyorlar. Demokrasi diyorlar; demokrasinin güvencesi Türkiye’de AK Parti iktidarıdır, diğerleri hikâyedir. Özgürlüklerin garantisi Türkiye’de AK Parti iktidarıdır. Özgürlük anlayışı bizde var. Türkiye’de şu anda böyle bir sıkıntı var mı? Başı örtülü-başı açık, böyle bir dert var mı? Devlette de, eğitim kurumlarında da herkes istediği gibi okuyabiliyor; özgürlük bu. Ama bunlar hiçbir zaman özgürlüğün tanımını yapamadılar, özgürlük nedir bunu anlamadılar ki. Ama biz bütün kavgamızı özgürlük için verdik, çok çektik, çok bedeller ödedik, ama sonunda başardık” diye konuştu.

“SOKAĞA ÇIKAMAZ HÂLE GELİRSİN”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sokaksa sokak diyerek kendi aklınca milleti ve devleti tehdit eden bu kişi, böyle bir yanlışlığa sapması hâlinde asıl kendisinin sokağa çıkamaz hâle geleceğini iyi bilmelidir, açık konuşuyorum. Ha, böyle bir yola mı tevessül edeceksin, sokağa çıkamaz hâle sen gelirsin. Korkaklardan, ödleklerden bir şey olmaz, bu böyle bilinmelidir” şeklinde konuştu.

Sokakta aranan adaletin adının intikam olduğunu ve onun sonunun da vandallık olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, adaletin aranacağı meşru zeminlerin belli olduğunu söyledi.

Meclis’i çalıştırmamak için her yola başvuranların şimdi çıkmış ‘Meclis devre dışı bırakıldı’ diye ağlaştıklarını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Anayasa Mahkemesinden kürsü hâkimlerine, savcılara kadar hukuk sisteminin tüm mensuplarına hakaret edenler, ‘adalet’ diye yeri göğü inletiyorlar. Adalete giden tüm yolları tıkamayı maharet sananlar, siz değil misiniz?” dedi.

“BU PARTİNİN, 28 ŞUBAT DÖNEMİNDE CUNTACILARLA NASIL KOL KOLA YÜRÜDÜĞÜNÜ UNUTMADIK”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Hâkim-savcıların tamamını kendi partisine mensup kişilerden almakla övünen Adalet Bakanlarının partisi, siz değil misiniz? Geçmişte onları da biliyoruz, galiba öldü bu aralar. Öyle diyordu, ha ben onları almayacağım mı MHP’lileri mi dolduracağım adalete diyen kişi sizin partinizden değil miydi ya? Bunlar milleti de kendileri gibi balık hafızalı zannediyorlar. Ne biz, ne de milletimiz bu partinin tek parti dönemindeki zulümlerini unutmadık. Biz Menderes’i ve iki arkadaşını, evet, ipe götürenleri unutmadık. Bu partinin, 27 Mayıs’ta rahmetli Menderes’i, tıpkı bugün de yapmaya çalıştıkları gibi, ahlaksız iftiralarla darağacına gönderdiğini unutmadık. Bu partinin, 28 Şubat döneminde cuntacılarla nasıl kol kola yürüdüğünü unutmadık. Parlamentonun kahir ekseriyetine sahip olduğumuz bir dönemde, Beyefendiden önceki Genel Başkanlarının partimizin kapatılma talebiyle Anayasa Mahkemesinde olduğu dönemde, Ankara’da da yargıçlar varmış meğer dediklerini unutmadık. Nasıl demokrasi bu ya? Kahir ekseriyetle Parlamentoda olan bir AK Parti’nin kapatılması için başvurmadıkları yol, yöntem kalmadı. Bu partinin siyasi tarihimizin en büyük cinayeti olan 367 garabetinin, evet, bunlar tarafından nasıl savunulduğunu, bunun mimarı olduklarını da unutmadık” şeklinde konuştu.

“TERÖRİSTLER İÇİN 450 KİLOMETRE YOL YÜRÜYENLER, ACABA ŞEHİTLERİMİZE BİR FATİHA OKUMUŞLAR MI?”

“Siz kim, adalet kim?” diye soran Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasına şöyle devam etti: “O kavram ve onun için verdiğiniz örneklerin hiçbiri, bırakın samimiyetinizi yansıtmayı, ağzınıza dahi yakışmıyor. Bunlar; haklarını korumak için yollara düştükleri FETÖ’cülerin şehit ettiği 250 masum için, kol kola yürüdükleri bölücü örgütün sadece son 2 yılda şehit ettiği 2 bine yakın güvenlik görevlimiz için, mensuplarıyla kucak kucağa olduğu bir başka terör örgütünün şehit ettiği Cumhuriyet Savcımız Mehmet Selim Kiraz için, ülkesine hizmet için ter dökerken makamında şehit edilen kaymakamımız Muhammet Fatih Safitürk için, hayatının baharında kurşunlanan öğretmeniz Şenay Aybüke Yalçın için ve diğer şehitlerimiz için acaba tek damla gözyaşı dökmüşler midir? Teröristler için 450 kilometre yol yürüyenler, acaba onların şehit ettiği masumlar ve güvenlik görevlilerimiz için 4,5 dakikalarını ayırıp bir Fatiha veya bir Yasin okumuşlar mı?”

“YAPTIKLARI YÜRÜYÜŞÜ YÜZLERİ KIZARMADAN 15 TEMMUZ KIYAMIYLA MUKAYESE EDİYORLAR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Bir de çıkmışlar, utamadan, arlanmadan, yüzleri kızarmadan yaptıkları yürüyüşleri 15 Temmuz kıyamıyla mukayese etmeye kalkıyorlar; yazıklar olsun size. Ya siz 7 Ağustos o birlik, o beraberlik, o kardeşlik buluşması için sana davet gönderdiğimde son ana kadar gelmeyeceğini bildirdin, son an Cuma günü birçok dayatmalarla artık gelmek zorunda kaldın, oraya geldin. Ve ondan sonra da yine 7 Ağustos buluşmasıyla alakalı olumsuz açıklamalarda bulundun, çünkü oradaki o hava, o güzellik senin karakterine uymuyordu, farklı bir şeydi o. Ve şu anda yaptığın buluşmaların bununla bir defa mukayesesi kabil değil. Şimdi ben diyorum ki, 15 Temmuz süreciyle alakalı biliyorsunuz ayın 11’inden itibaren süreç başladı, şimdi Türkiye’de tüm vilayetlerde artık kabir ziyaretlerinden tutunuz, bunun yanında sadece bizim 15 Temmuz şehitleri değil, bunun dışındaki şehitlerimizin de kabir ziyaretleri bu arada ne oluyor, bu da yapılıyor, hepsi yapılıyor, çünkü bizim için Çanakkale şehitleri neyse 15 Temmuz şehitleri de odur.”

80 milyon Türk halkının ve tüm dünyanın gördüğü darbeyi, bir tek CHP Genel Başkanı ve avanesinin fark edememiş olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan sözlerine şöyle devam etti: “Onun için, kaç tane 15 Temmuz oldu diye aramaya çıkmışlar. Türkiye’de bir tane 15 Temmuz oldu, o da milletin 15 Temmuz’udur. ‘Olağanüstü hâl kalksın, hapishaneler boşaltılsın, mahkemeler dağıtılsın’ diyenler, milletin 15 Temmuz’un da yer almayan, o gece olup bitenlerden haberi de olmayanlardır. CHP Genel Başkanının yaptıkları da, söyledikleri de… Şahsımı ve temsil ettiğim Cumhurbaşkanlığı kurumunu bir kenara bırakarak söylüyorum; Şehitlerimize ve geride bıraktıkları emanetlerine saygısızlıktır, gazilerimize saygısızlıktır, 15 Temmuz’da canı pahasına sokaklara, meydanlara çıkan milyonlara saygısızlıktır, Gazi Meclis’imize saygısızlıktır, yargıya saygısızlıktır, hükûmete saygısızlıktır.”

“ÜLKEMİZE SALDIRAN HERKES CHP’NİN YANINDA YER ALIYORSA, DURUP BİR DÜŞÜNMEK GEREKMEZ Mİ?”

“CHP Genel Başkanının yaptıklarından ve söylediklerinden mutlu olanlar kimlerdir, biliyor musunuz?” diye soran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “FETÖ’cülerdir, PKK’lılardır. Zaten Kandil’den öyle demiyor mu? Memnuniyetlerini bildiriyor, desteklerini bildiriyor. Ben buradan CHP’ye gönül veren kardeşlerime de sesleniyorum, Kandil’den bu yürüyüşü alkışlayanlarla beraber misiniz, sizlere sesleniyorum? Ve bu kadar açık, net kalkıp da bunu oradan alkışlayanlarla, kişi sevdikleriyle beraberdir hükmü gereğince hatırlatıyorum. Bu örgütleri üzerimize salan ve Türkiye’ye zarar vermek için fırsat kollayan tüm güçlerdir. Ülkemize saldıran herkes CHP’nin yanında yer alıyorsa, durup bir düşünmek gerekmez mi? Öyle ya, adama siz kimin ekmeğini yiyerek kime kılıç sallıyorsunuz diye sormazlar mı?” ifadelerine yer verdi.

Mahkemelerin, darbecilerin, teröristlere, onları destekleyenlere hukuk içinde cezalarını verene kadar bu davarların süreceğinin altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türk Milleti’ne silah doğrultan ve ihanet eden herkesin hak ettiği dersi alacağını söyledi.

“TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİNİ, DARBECİLERİN TASALLUTUNDAN KURTARDIK”

Türk Silahlı Kuvvetlerini, 15 Temmuz sonrası hayata geçirdikleri reformlarla, darbecilerin tasallutundan kurtararak, tamamen Türkiye’nin güvenliğini ve çıkarlarını korumaya yönelik bir yapıya kavuşturduklarını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Savunma sanayinde yaptığımız atılımlarla, kara, deniz, hava tüm unsurlarıyla Türk Silahlı Kuvvetlerimizi silah, donanım ve teknolojik altyapı bakımından dışa bağımlı olmaktan hızla uzaklaştırıyoruz. Biliyoruz ki, karın ağrılarının asıl sebepleri bunlar. Türkiye’ye bir daha 27 Mayıs’ları, 12 Eylül’leri yaşatamayacaklarının sancısını çekiyorlar. Türkiye’de bir daha 28 Şubat zulmünü uygulamayacak, bütün bunlarla beraber acaba bunu bir daha yapacak mıyız sıkıntısıyla kıvranıyorlar. Türkiye’de bir daha 15 Temmuz’lara meydan verilmeyeceğini görmenin rahatsızlığı içindeler, çünkü bu millet artık yutmuyor. Görüyorlar ki bu millet artık tankın önünde durduğuna göre, F16’ların karşısında durduğuna göre, helikopterlerin karşısında durduğuna göre, bu millet kolay kolay aşılmaz” dedi.

“Bunlar piyon, Asıl ipleri ellerinde tutanların niyetlerine bakmak lazım” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Büyük Türkiye’nin, güçlü Türkiye’nin, müreffeh Türkiye’nin ayak seslerini duymanın umutsuzluğuyla gördükleri her gölgeye sarılıyorlar. Ama nafile. Biz şu anda ekranları başında bizi izleyen milletimizle ahitleştik, sözleştik, ahdimizi de her fırsatta ilan ettiğimiz dört kavramla ortaya koyduk. Tek millet diyoruz, tek bayrak diyoruz, tek vatan diyoruz, tek devlet diyoruz. Ya bu Kılıçdaroğlu bunu bile anlamadı be. Bunlar gidiyorlar işte o malum paçavralarla, malum işte Kandil’de, şuradakilerle-buradakilerle el-ele kol-kola dolaşıyorlar. Talimat veriyorlar. Bıraksınlar. Kimler? Hans, George, onları gönderiyorlar bize. İşte içeriye girenler çıkarılsın. Size biz bir şey söylediğimiz zaman yargı var diyorsunuz, ya sizin yargınız var da bizim yargımız yok mu? Bizim de yargımız var, bu kararı yargımız verir, kusura bakmayın. Her kim ki bunların dışında bir niyetle karşımıza çıkmak istiyorsa buyursun gelsin. Biz 15 Temmuz gecesinde olduğu gibi yüreğimizdeki imanımızla, minarelerimizden okunan ezanımızla, elimizdeki bayrağımızla, dillerimizdeki tekbirlerimizle erkeği-kadını, genci-yaşlısı Türk milleti olarak hep birlikte mücadeleye hazırız. Alparslan’ların, Süleyman Şah’ların, Osman Bey’lerin, Fatih’lerin, Yavuz’ların, Sultan Abdülhamit’lerin, Mustafa Kemal’lerin torunları sizleri bekliyor olacak, bunu böyle bilin ”

“BİZ BU TOPRAKLARI KANIMIZLA SULAYARAK KENDİMİZE VATAN YAPTIK”

“Ülkemizin üzerinde bitip tükenmez oyunlar oynayanlara ve onlara gönüllü figüranlık yapanlara soruyorum, peki, siz böyle bir mücadeleye hazır mısınız?” diye soran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “FETÖ’cülerin cezaevlerinde son bulan acı akıbetlerine ortak olmaya hazır mısınız? PKK’lıların dağ başlarında nihayet bulan kaderlerini paylaşmaya hazır mısınız? DEAŞ’lıların Cerablus’ta, Rai’de, Dabık’ta, El Bab’ta yok olup giden sonlarını tatmaya hazır mısınız? Biz bu toprakları kanımızla sulayarak kendimize vatan yaptık. Binlerce yıldır, devletimizde sembolleştirdiğimiz özgürlüğümüzü canımız pahasına koruyarak bugünlere geldik. Aynı şekilde devam etmekte de kararlıyız. Vatanımızı parçalamak, milletimizi esir etmek isteyenlere, bu bedelleri ödetmeden; ülkemizin tek bir karış toprağına ayak bastırırsak, tek bir yudum suyunu içirirsek, tek bir nefes havasını solutursak, anamızdan emdiğimiz süt bize haram olsun. Şehitlerimize mahcup olmaktansa kara toprağın bağrına girmeyi tercih ederiz. Hani Gezi olayları sırasında ‘Mesele Gezi Parkı değil arkadaş, sen hâlâ anlamadın mı?’ diyorlardı. Elbette biz onların ne istediğini çok iyi anlamıştık, onun için taviz vermedik. Şimdi biz de, ‘Mesele Suriye, Irak, Libya, Katar, FETÖ, PKK değil arkadaş, sen hâlâ anlamadın mı?’ diyoruz. Meselenin Türkiye olduğunu anlamayıp, elinde pankartla Ankara’dan İstanbul’a yürüyenlere Allah akıl, fikir, ihsan etsin diyoruz” diye konuştu.

“MİLLETİN MESELESİ İSTİKLAL VE İSTİKBALDİR”

Milletin meselesinin istiklal ve istikbal olduğunu çok iyi anladıklarını ve mücadeleyi kesintisiz bir şekilde ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, 15 Temmuz’un bu mücadelenin zirvesi ve sembolü olduğunu vurguladı.

Tanıtım toplası yapılan ‘15 Temmuz 2016 Millî İradenin Zaferi’ adlı kitabın millî iradenin zaferi olan 15 Temmuz’un kahramanlarını bilimsel bir çalışmayla analiz ederek, önemli bir hizmeti yerine getirdiğine inandığını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle tamamladı: “Şehitlerimizi bir kez daha rahmetle yâd ediyorum. Gazilerimize sıhhat, afiyet diliyorum. 81 vilayetimizdeki, yurt dışındaki tüm vatandaşlarımı Pazar gecesine kadar sürecek, yani 16 Temmuz gece 24.00’e kadar sürecek tüm etkinliklerde kalpten gelen bir şevkle katılmaya çağırıyorum.”

AK Parti Genel Merkezi'nde düzenlenen, 15 Temmuz Millî İrade Zaferinin Analizi Kitabı’nın tanıtım toplantısı sonrası 15 Temmuz gazisi Enes Gün, darbe günü taşıdığı kanlı Türk bayrağını Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a hediye etti.

Kaynak: (Malatya Olay) - Malatya Olay Editör: Ali Aladağ
 
Etiketler: Cumhurbaşkanı, Erdoğan;, 15, Temmuz'un, anlamını, kavramamış, gafiller, var,
Haber Videosu
Yorumlar
Alıntı Yazarlar
Malatya Olay Gazetesi
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
1
Galatasaray
22
20
0
1
7
8
2
Göztepe
16
17
2
1
5
8
3
Akhisarspor
16
14
2
1
5
8
4
Medipol Başakşehir
16
13
2
1
5
8
5
Fenerbahçe
14
17
2
2
4
8
6
Beşiktaş
14
13
2
2
4
8
7
Kayserispor
14
12
2
2
4
8
8
Bursaspor
12
16
4
0
4
8
9
Sivasspor
12
14
4
0
4
8
10
Alanyaspor
10
16
4
1
3
8
11
Trabzonspor
9
17
3
3
2
8
12
Yeni Malatyaspor
8
14
4
2
2
8
13
Kasımpaşa
8
12
4
2
2
8
14
K. Karabükspor
8
11
4
2
2
8
15
Gençlerbirliği
7
9
5
1
2
8
16
Atiker Konyaspor
7
8
5
1
2
8
17
Antalyaspor
6
9
4
3
1
8
18
Osmanlıspor FK
4
10
6
1
1
8
Nöbetçi Eczane


Nöbetçi eczanlerle ilgili detaylı bilgi için lütfen tıklayın.

Arşiv