Haber Detayı
06 Mart 2018 - Salı 18:35
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan; Adaleti kaybettiğimizde her şeyimizi kaybederiz
Uğur Hanbey Aladağ...:Malatya Olay...: Terör örgütünün üzerinde en çok çalıştığı kurum olmasına rağmen, yargı mensuplarının gösterdiği ferasetin, milletin yazdığı demokrasi zaferini taçlandırdığını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu başarının adalet teşkilatının içine sızmış dört bin civarındaki terör örgütü üyesi hâkim, savcının tasfiyesine rağmen elde edildiğinin de altını çizdi.
Yaşam Haberi


“Adaleti kaybettiğimizde her şeyimizi kaybedeceğimizi bilmek zorundayız”...

Yargıtay’ın 150. Kuruluş Yıl Dönümü Sempozyumu’nda konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Mazlumun ahının arşı titrettiğine iman eden insanlar olarak, adaleti kaybettiğimizde her şeyimizi kaybedeceğimizi bilmek zorundayız. Bugün, dünyada insanların en çok eziyet çektiği, canının yandığı, yüreğinin dağlandığı yerlere baktığımızda, istisnasız tamamında da adalet mekanizmalarının işlemediğini görürüz” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Yargıtay’ın 150. Kuruluş Yıl Dönümü Sempozyumu ve yeni hizmet binasının temel atma törenine katıldı. Beştepe Millet Kültür ve Kongre Merkezinde düzenlenen törende, yargı mensupları ve diğer misafirlere hitap eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasına Yargıtay’ın 150. kuruluş yıl dönümünü tebrik ederek başladı.

“YARGI CAMİASININ 15 TEMMUZ’DA GÖSTERDİĞİ DİRAYET TAKDİRE ŞAYAN”

Yargıtay’ın devlet hayatına Osmanlı döneminde 6 Mart 1868 yılında kurulan Divan-ı Ahkâm-ı Adliye ile girdiğini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, teşkilatın kurucusu olan ünlü hukukçu Ahmet Cevdet Paşa’dan beri adaletin tesisi için çalışan Yargıtay’ın, özellikle son dönemdeki duruşuyla milletimizin gönlünde ayrı bir yer edindiğini ifade etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan Türkiye’nin, tarihinde ilk defa yargı kurumlarının darbecilere karşı açık ve net duruşuyla karşılaştığını vurgulayarak, geçmişte rahmetli Adnan Menderes’in idamı ve darbe dönemlerinde iyi sınavlar veremeyen yargı camiasının 15 Temmuz’da gösterdiği cesaret ve dirayetin takdire şayan olduğunu ifade etti.

Terör örgütünün üzerinde en çok çalıştığı kurum olmasına rağmen, yargı mensuplarının gösterdiği ferasetin, milletin yazdığı demokrasi zaferini taçlandırdığını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu başarının adalet teşkilatının içine sızmış dört bin civarındaki terör örgütü üyesi hâkim, savcının tasfiyesine rağmen elde edildiğinin de altını çizdi.

Yasama organının çıkarttığı kanunları gerek ete kemiğe büründüren, gerek hayattaki karşılıklarını gösteren yargı organlarının başarısının, ülkemizin en önemli kazancı olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, adaletin tıkandığı, bu kuruma olan güvenin kaybolduğu bir yerde diğer erklerin sağlıklı bir şekilde çalışabilmesinin mümkün olmadığını vurguladı. Tüm mahkeme salonlarının, adliye binalarının duvarlarında yer alan “Adalet mülkün temelidir” sözünün, devletin ancak adalet üzere ayakta kalabileceğini ifade ettiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, insanlık tarihine bakıldığında da mücadelenin hep zalimlerle mazlumlar arasında geçtiğini ve adalet arayışının hep var olduğunu kaydetti. Adaletin; herkese hakkını vermek demek olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ama hakkı vermekle hakkı gasp etmek arasındaki denge öylesine hassas, aradaki çizgi öylesine incedir ki, bunu sağlamak için çok çalışmak, çok fedakârlık yapmak gerekir. Hazreti Mevlana adaleti, bir şeyi yerli yerine koymak, adaletsizliği ise bir şeyi layık olmadığı yere koymak olarak tanımlıyor. Yine Hazreti Mevlana’ya göre, ağaçlara su vermek adalet iken, dikene su vermek adaletsizliktir diyor. Her su emen kökü suladığınızda adil davranmış olmuyor, tam tersine adaletin ruhuna aykırı hareket ediyorsunuz demektir. Zalimi ‘üzerine düşen görevi yapmayan’ olarak tarif eden Hazreti Mevlana’nın anlayışında, adalet dağıtmayan savcı ve hâkim de zalimler sınıfına giriyor” şeklinde konuştu.

“İNSANLARIN EZİYET ÇEKTİĞİ YERLERDE ADALETİN İŞLEMEDİĞİNİ GÖRÜRÜZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan devleti yönetenlerin yaptığı adaletsizliğin en azından hukuk yoluyla telafi edilebildiğini, fakat yargının sebep olduğu adaletsizliğin telafisinin olmadığını söyleyerek, adaletin rahmet olarak görüldüğünü, adalete ilahi bir önem atfedildiğini vurguladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan “Eğer bir ülkede halk bunalmış ve ellerini semaya açarak adalet çığlığı atar hâle gelmişse oradaki yargı sisteminde bir sorun var demektir” dedi.

Allah’ın insanoğluna adalet duygusunu ve bunu sağlayacak saikleri, insanlar bu hâle düşmesinler diye verdiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan “Mazlumun ahının arşı titrettiğine iman eden insanlar olarak, adaleti kaybettiğimizde her şeyimizi kaybedeceğimizi de bilmek zorundayız. Bugün dünyada insanların en çok eziyet çektiği, canının yandığı, yüreğinin dağlandığı yerlere baktığımızda istisnasız tamamında da adalet mekanizmalarının işlemediğini görürüz. Bu meselenin ırkla, renkle, refah düzeyiyle bir ilgisi yoktur” ifadelerini kullandı.

“Adaleti kaybettiğimizde her şeyimizi kaybedeceğimizi bilmek zorundayız”

Cumhurbaşkanı Erdoğan kendilerinin “İnsanı yaşat ki devlet yaşasın” ilkesine gönülden bağlı bir şekilde ülke yönetimini devraldıklarını söyleyerek hükûmete geldiklerinde, Türkiye’yi eğitim, sağlık, adalet, emniyet ilkeleri üzerinde yükseltecekleri sözünü verdiklerini hatırlattı. Bu anlayışla Cumhuriyet tarihinin kuruluş dönemi sonrasındaki en önemli hukuk reformlarını gerçekleştirdiklerini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan reformları ve yapılan iyileştirmeleri şöyle aktardı: “Milletimize verdiğimiz sözü tutarak hem temel kanunları yenilemek, hem de Adalet Teşkilatımızın fiziki imkânlarını düzeltmek suretiyle her alanda olduğu gibi, yargıda da yepyeni bir dönemi başlattık. Anayasa’dan Türk Ceza Kanunu’na, Borçlar Kanunu’ndan Ticaret Kanunu’na, hukuk usulünden askerî yargının kaldırılmasına kadar pek çok reformu hayata geçirdik. Ülkemizin dört bir yanında, az önce de ifade edildiği gibi, 235 adalet sarayını hizmete sunarak yargı kurumlarımızı kaymakamlık binalarının bodrum katlarındaki izbe mekânlardan biz kurtardık. Avrupa son 200-300 yıldır örnekleri çokça görülen adalet saraylarından daha görkemlilerini inşa ederek hâkim, savcılarımızın ve diğer yargı personelimizin işini huzur içinde yürütebilmesini temin ettik. Sadece bununla kalmadık, yüksek yargı organlarımızı da günün şartlarına uygun binalara kavuşturduk, kavuşturuyoruz.”

“YARGIDA HİZMETLERİN DAHA HIZLI VE KALİTELİ VERİLMESİNİ TEMİN ETTİK”

Yapılan reformlarla yargı üzerindeki yükün hafifletilmesinin de sağlandığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan şöyle devam etti: “Özel hukuk alanında da yine yargının yükünü azaltmak için arabuluculuk müessesesiyle iş hukukunda yeni bir alan açtık. Hak arama yolları konusundaki önemli bir reform da Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru yolunun açılmış olmasıdır. İhbar ve şikâyetler konusunda somut kriterler getirerek vatandaşlarımızın haksız yere adalet kurumlarıyla karşı karşıya gelmesinin önüne geçtik. Mahkeme sayısını, hâkim ve savcı sayısını, adliye destek personeli sayısını artırarak hizmetlerin daha hızlı ve kaliteli verilmesini temin ettik. Meslek içi eğitim sistemiyle hâkim ve savcılarımızın güncel gelişmeler doğrultusunda kendilerini yenileyebilmelerine imkân sağladık. Pek tasvip etmiyorum ama ulusal yargı ağı UYAP ile tüm adliyeleri ve ilgili kurumları birbirine bağladığımız için yapılan işlemler şu anda elektronik ortamda rahatça takip ediliyor. Fakat bana göre çok da sıkıntılarını açıkça görüyoruz. Keşke bu şekilde değil de bizim o klasik sistemle bu iş geç de olsa yürüse, daha adil olarak tecelli etseydi.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan en büyük reformlardan birinin, eskiden beri konuşulmasına rağmen bir türlü hayata geçirilemeyen Bölge Adliye Mahkemeleri’nin hizmete alınması olduğunu ifade etti. 15 Temmuz darbesinin arifesinde çalışmaya başlayan Bölge Adliye Mahkemeleri’nin hâlen dokuz yerde faaliyetlerini başarıyla sürdürdüğünü söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Tabii UYAP da bir hassasiyet, o da nedir? O hassasiyet de, FETÖ terör örgütünün bu tezgâhı iyi kurmuş olmasıdır. Doğrusu özeleştiri olarak söylüyorum; biz de bu oyuna geldik. Örneğin, daha önce Yargıtay’a bir milyona yakın ceza ve hukuk dosyası gitmişken, Bölge Adliye Mahkemeleri’nin kuruluşunun ardından bu sayı 50 bine kadar gerilemiştir. Bölge Adliye Mahkemeleri’nin önünde geçtiğimiz yıl önceki seneden devirlerle birlikte mevcut olan 647 bin dosyadan sadece 183 bini 2018’e sarkmıştır. Bu mahkemelerde kesin karara bağlanamayıp Yargıtay’a temyize giden dosya oranı ceza davalarında yüzde 10, hukuk davalarında yüzde 15-20 gibi bir seviyelere düşmüştür. Bölge İdare Mahkemeleri’nde de benzer bir tablo vardır” şeklinde konuştu.

Türkiye’de geçmişte yargılama süreleri göz önüne alındığında, bugün yargılama süreleriyle ilgili önemli gelişme sağlandığını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Geç gelen adalet, adalet değildir” yaklaşımına dayanarak, buna uygun şekilde adalet hizmetlerinin en hızlı ve en doğru şekilde sonuçlandırılabilmesi için ellerinden gelen çabayı göstermeye devam edeceklerini sözlerine ekledi.

“DARBE GİRİŞİMİNİ ENGELLERKEN BİLE HUKUKTAN TAVİZ VERMEMİŞ BİR ÜLKEYİZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasının devamında, Türkiye’nin bu reformları yaparken diğer birçok ülkeden farklı olarak aynı zamanda içeride ve dışarıda terör örgütleriyle yoğun bir mücadele yürütmekte olduğunu kaydetti. “Şu anda maruz kaldığımız saldırıların büyüklüğü ve sürekliliği göz önüne alındığında, demokrasiyle güvenlik arasındaki dengeyi Türkiye kadar iyi kurabilen bir başka ülke var mıdır, şahsen ben bilmiyorum” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, içeride dışarıda bu mücadeleyi devam ettirdiklerini söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, darbe girişimini engellerken bile hukuktan taviz verilmediğini hatırlatarak, 15 Temmuz gecesi darbecilere karşı milletle birlikte harekete geçen yargının soruşturmaları başlattığını, gözaltı kararlarını aldığını, mahkemelerin de önlerine gelen dosyalara göre kararlarını verdiğini kaydetti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, tüm darbe ve diğer terör davalarının tamamen hukuk devleti ilkesi çerçevesinde yürütülmekte olduğunun da altını çizdi. Zaman zaman mahkemelerin, yüksek yargı kurumlarının, Anayasa Mahkemesi’nin kararlarını eleştirdiklerini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ama hiçbir zaman bu kararları yok saymadık. Gereğini yerine getirme konusunda asla tereddüde düşmedik. Eleştirmek başkadır, tabi olmak başkadır. Biz adaletin tecellisi konusunda farklı bir görüşe sahip olduğumuz için eleştirme hakkına elbette sahibiz. Ama bunlara uyup uymama konusunda layüsel değiliz. Herkes gibi biz de mahkemelerimizin kararlarına neticede uyuyoruz, uymaya da devam edeceğiz. Katılmadığımız hususlardaki mücadelemizi vereceğimiz alanlar bellidir. Eğer sorun kanundaysa, yasama organında bu mücadeleyi vereceğiz. Eğer sorun uygulamada ise, yürütme organında gereğini yapacağız. Bu süreçte önemli olan hâkim ve savcılarımızın hukukun tesisi konusundaki hassasiyetlerinden, adalet terazisini dengede tutma konusundaki kararlılıklarından asla geri adım atmamalarıdır. Hâkimlerimiz, savcılarımız kendilerinden yaptıkları işin kanuna, hukuka, özellikle de hukuka, vicdanlara ve adalete uygun olduğundan eminseler, gerisi yasamanın yürütmenin işidir, onlar rahat olsunlar” şeklinde konuştu.

Temeli atılacak yeni Yargıtay binasının hayırlı olması temennisinde de bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasının sonunda, tüm şehitlere ve özellikle İstanbul Çağlayan Adliyesi’nde şehit edilen Savcı Selim Kiraz’a Allah’tan rahmet, ailesine sabır diledi.

“Türkiye’nin terör örgütlerine yönelik operasyonları pek çok kesimin gerçek yüzünü ortaya çıkardı”

“Türkiye’nin terör örgütlerine yönelik operasyonları pek çok kesimin gerçek yüzünü ortaya çıkardı”

AK Parti TBMM Grup Toplantısı’nda konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Her gün Türkiye’ye; ‘Afrin operasyonu uzun sürdü, hemen bitirip çekilin’ çağrısı yapılıyor. Türkiye’nin sınırlarının hemen yanı başındaki bu olaylara rağmen bunu söyleyenler, ülkemize yönelik tehditler acaba diğer ülkelerin binlerce, on binlerce kilometre öteden htikleri tehditlerden daha mı önemsiz?” dedi.

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde düzenlenen Grup Toplantısı’na katıldı. Toplantıda partililere hitaben yaptığı konuşmaya Afrika seyahatiyle ilgili değerlendirmelerle başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan Cezayir, Moritanya, Senegal ve Mali’de çok verimli görüşmeler yaptıklarını aktardı.


“AFRİKA’DA FETÖ’NÜN TÜRKİYE’YE NE KADAR BÜYÜK BİR BİRİKİM KAYBETTİRDİĞİNİ GÖRDÜK”

Cumhurbaşkanı Erdoğan Afrika seyahatinde gittikleri ülkelerin ortak bir özelliğinin 15 Temmuz darbe girişiminde Türkiye’ye verdikleri güçlü ve samimi destek olduğunu kaydetti. Bu ülkelerin FETÖ okullarını kısa sürede Maarif Vakfı’na devrederek samimiyetlerini sözde bırakmayıp fiiliyatta da gösterdiklerini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, bunun için kendilerine bir kez daha teşekkürlerini ifade etti.

Bu geziler vesilesiyle Afrika’da FETÖ’nün Türkiye’ye ne kadar büyük bir zaman ve birikim kaybettirdiği gerçeğini gördüklerini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan “Hem Türkiye ismi ve Türk Bayrağı altında yıllarca uşaklığını yaptığı güçlere hizmet etmiş bir yapının tahribatını silmek, hem de tüm ilişkileri yeni baştan kurmak için uğraşıyoruz. Kamu kurumlarımızla, TİKA’mızla, iş dünyamızla, burslarımızla, eğitim, sağlık, tarım alanındaki desteklerimizle, Yunus Emre Vakfımızla Afrikalı kardeşlerimizin yanlarında olmayı sürdüreceğiz” dedi.

Bu kıtadaki ülkelerle tüm ilişkileri kazan-kazan ilkesine göre tesis ettiklerini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin ihracatının çok fazla ithalatının çok düşük olduğu ülkelerde hemen ticaret dengesinin nasıl kurulabileceğinin yollarına baktıklarını belirtti. Sadece almanın veya sadece vermenin bu ülkelere iyilik etmek olmadığını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Acil durumlarda elbette balık da vereceğiz, ama asıl olarak balık tutmayı öğreteceğiz. Ancak bu şeklide Afrikalı kardeşlerimizin asırlardır içine hapsedildikleri fasit daireyi kırabilmelerine yardımcı olabiliriz” şeklinde konuştu.

“AFRİKALILARLA BİRLİKTE ORTAK BİR GELECEĞE YÜRÜMEYE DEVAM EDECEĞİZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasının devamında, “Bize yıllarca hep ‘kara’ diye öğretilen Afrika’nın aslında ne kadar renkli, ne kadar aydınlık, ne kadar bereketli bir yer olduğunu gördükçe bu kıtayı sömürenlerin insafsızlıklarını, vicdansızlıklarını, ahlaksızlıklarını çok daha iyi anlıyoruz” dedi ve bu algının Senegal’deki Goree Adası’nda sembolleştiği şekilde tıpkı bir eşya gibi alınıp satılan, işe yaramayanları da denize atılarak köpek balıklarına yem edilen insanlara yapılan zulmü örtme gayretinin ürünü olduğunu vurguladı. Afrika’nın ‘kara’ değil dünyanın en renkli kıtası, orada yaşayanların da eşya değil insan olduğu gerçeğini hâlâ gizlemeye çalışanlara inat, Afrikalılarla birlikte ortak bir geleceğe yürümeye devam edeceklerini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu anlayışla yeni geziler planladıklarını, bu kıtada ayak basmadık yer bırakmayana kadar durup dinlenmeyeceklerini ifade etti.

“HAREKÂTIN BUNDAN SONRAKİ KISMININ HIZLI BİR ŞEKİLDE YÜRÜYECEK”

Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasının devamında 46. gününe giren Zeytin Dalı Harekâtı ile ilgili değerlendirmelerde bulundu. Şu ana kadar 700 kilometrekarenin üzerinde bir alanın teröristlerden temizlenerek kontrol altına alındığını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şimdiye dek 2 bin 872 teröristin etkisiz hâle getirildiğini, 41 askerin ve 159 ÖSO mensubunun da şehit olduğunu bildirerek hepsine Allah’tan rahmet diledi.

Zeytin Dalı Harekâtı’nda gelinen nokta itibarıyla, terör örgütünün Türkiye sınırlarıyla olan irtibatının artık tamamen kesildiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, örgütün ciddi yığınak yaptığı ve direniş gösterdiği yerler arasında bulunan Racu ve Şeyh Hadid’in büyük çarpışmalar sonucu teröristlerden temizlendiğini kaydetti. Son günlerdeki önemli gelişmelerden birinin de, hem bölgenin kontrolü, hem de örgütün hareket kabiliyetinin sınırlanması bakımından kritik öneme sahip Meydanlı Barajı çevresinin ele geçirilmesi olduğuna dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan harekâtın seyriyle ilgili şu açıklamaları yaptı: “Yine önemli direnç noktalarından olan Cinderesi’ne yönelik baskı ciddi bir şekilde artmış bulunuyor. Hem havadan, hem karadan Cinderesi’ndeki teröristler sürekli sıkıştırılıyor. Çok yakında burası da temizlenecek ve böylece Afrin şehir merkezinin kuşatması önünde bulunan en büyük engellerden biri daha aşılmış olacaktır. Bundan sonra sıra Afrin şehir merkezinin kuşatılarak orada yuvalanmış olan teröristlerin başlarının ezilmesine geliyor. Harekâtın bundan sonraki kısmının çok daha hızlı bir şekilde yürüyeceğine inanıyorum.”

Genelkurmay Başkanı’ndan diğer kuvvet komutanlarına varıncaya kadar, bölgede operasyonu yöneten tüm komutanlara, şükranlarını ifade eden Cumhurbaşkanı “Yine bu vesileyle şüphesiz ki Özgür Suriye Ordusu’nu bir yere koymak mümkün değil. Ana muhalefetin başındakiler veya ana muhalefetin temsilcileri Özgür Suriye Ordusu’na bir terör örgütü yakıştırmasını, yapıştırmasını yapacak kadar densiz olsalar da bizim için onlar bizim o mücadeledeki en önemli kardeşlerimizdir, beraber bu mücadeleyi verdiğimiz kardeşlerimizdir” dedi.

Afrin’de atılan her adımda yapılan operasyonun ne kadar doğru, ne kadar haklı ve zamanlamasının ne kadar isabetli olduğunu gösterdiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugüne kadar operasyonlarda kasti olarak tek bir sivilin zarar gördüğünü kimsenin iddia edemeyeceğini, ispatlayamayacağını belirtti. Başka yerlerde, başka zamanlarda, başka güçler tarafından gerçekleştirilmiş zulümleri sosyal medyada Türkiye’ye mal etmeye çalışanların maskesinin anında düştüğünü söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, ülkeye yönelik ithamların, iftiraların, yalanların, saldırıların hiçbirinin karşılıksız bırakılmaması, gerçeklerin derhal ortaya konarak cevabının verilmesi gerektiğini belirtti.

“TÜRKİYE YEDİ YILDIR DÖRT MİLYON SIĞINMACIYA EV SAHİPLİĞİ YAPTI”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin DEAŞ ve PKK-PYD terör örgütlerine yönelik sınır ötesi operasyonlarının içeride ve dışarıda pek çok kesimin gerçek yüzünü ortaya çıkardığını söyleyerek sözlerini şöyle sürdürdü: “Amerika’da yaşayan bir kişi devletinin Afganistan’da, Irak’ta, Suriye’de, Afrika’nın, Güney Amerika’nın nice yerlerinde, okyanusların derinliklerinde, yani binlerce kilometre ileride yaptığı operasyonları kendi güvenliğinin bir gereği olarak görüyor. Benzer bir anlayış Avrupa’da da var. Türkiye sınırlarının sıfır noktasında, hatta çoğu defa sınırlarını aşan terör tehditlerine karşı harekete geçtiğinde ise karşımıza, hayret, bambaşka bir görüntü çıkıyor. Amerika’nın Afganistan’daki operasyonları 17. yılını geride bıraktı, Irak’taki operasyonları da neredeyse 18 yıla ulaştı. Kimsenin Amerika’ya ‘Bu kadar uzun süre operasyon mu olur ya, ne işin var burada’ diye söyledi mi? Bunlarla hem sınır mı, komşu mu? Değil. 10 bin kilometreyi aşkın bir yerden kalkıp buraya geliyorsun. Benim 911 kilometre sınırım sadece Suriye’yle var. 350 kilometre sınırım Irak’la var. Oradan biz sürekli taciz edileceğiz, biz kalkıp bunlara karşı sessiz duracağız, öyle mi? Bulunduğunuz yerlerden hemen çekilip gidin dediklerini duydunuz mu? Ama her gün Türkiye’ye; ‘Afrin operasyonu uzun sürdü, hemen bitirip çekilin’ çağrısı yapılıyor. Türkiye’nin sınırlarının hemen yanı başındaki bu olaylara rağmen bunu söyleyenler, ülkemize yönelik tehditler acaba diğer ülkelerin binlerce, on binlerce kilometre öteden htikleri tehditlerden daha mı önemsiz? Türkiye’nin topraklarına düşen bine yakın füze, top ve havan mermisinin etkisi onların topraklarına tabii asla ulaşamayacak, böyle bir uzaklıkta. Bunlara bu tür mühimmatlar tabii ki ulaşmıyor ve böyle bir rahatsızlıkları da söz konusu değil. Terör örgütlerinin saldırılarında hayatlarını kaybeden, yaralanan vatandaşlarımızın canı, onların insanlarının canından daha mı kıymetsiz? Suriye’de alçakça katledilen bir milyon çocuğun, kadının, yaşlının, sivilin, topunun birden hayatının değeri onlar için ne ifade ediyor? Kapılarını kapattıkları mültecilerin niçin evlerini-yurtlarını terk etmek zorunda kaldıklarını hiç düşünüyorlar mı acaba, böyle bir dertleri var mı? Türkiye yedi yıldır dört milyon civarında sığınmacıya hiç yüksünmeden elinde avucunda ne varsa onu paylaşarak ev sahipliği yaparken, onlar üç beş mülteciyi alıp almamanın kavgasını veriyorlar. Akdeniz’in karanlık sularında yitip giden sayısız insanın vebalini omuzlarımızda hmemizi, Ege’de son altı yılda 168 bin sığınmacıyı denizden toplayıp güvenli bir yere ulaştırmış olmamız dahi engelleyemiyor. Siz böyle bir şey yapabildiniz mi ya? Hanginiz acaba Ege’de, Akdeniz’de gelip de ölümle baş başa olan insanları topladınız? Siz oralara ancak olsa olsa evet 6. Filoyla gelirsiniz, olsa olsa uçak gemilerinizle gelirsiniz. Avrupa ülkelerinin sahil güvenlik birimleri sığınmacıların botlarını delip onları denize, ölüme terk ederken biz hiçbir ön şart aramaksızın her masumun canını kurtarmanın peşindeyiz. Zira biz şunu biliyoruz: Bir canı kurtarmak, tüm insanlığı kurtarmak gibidir. Bu bizim aynı zamanda itikadı bir yaklaşımımızdır, ama onlarda böyle bir anlayış yok; aramızdaki fark bu. Biz ne olursa olsun yaşatmanın, onlar ise sadece kendi konforlarını korumanın derdindeler, aradaki fark bu.”

“TERÖR ÖRGÜTLERİNİN VE ARKALARINDAKİ GÜÇLERİN DERDİ SURİYE HALKININ ESENLİĞİ VE GELECEĞİ DEĞİL”

Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasının devamında Türkiye’nin, Afrin’de, El- Bab’da ne yaptığını, Münbiç’te, Ayn El-Arab’dan Kamışlı’ya kadar Suriye sınırları boyunca her yerde ne yapmak istediğini milletin gayet iyi bildiğini vurguladı. Aslında Türkiye’nin amacının terör örgütleri ve onların arkalarındaki güçler tarafından da bilindiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin bölgeyi asli sahibi olan Suriyelilerin yaşayabileceği güvenli, huzurlu, altyapıdan konuta kadar her bakımdan insani şartlara sahip bir yer hâline getirmek istediğini de herkes tarafından bilindiğini vurguladı. Terör örgütlerinin ve arkalarındaki güçlerin derdinin Suriye halkının esenliği ve geleceği olmadığı için bu çabanın onların işine gelmediğine dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan sözlerini şöyle sürdürdü: “İşte buyurun, en son gelişmeler Doğu Guta, ya Doğu Guta’daki gelişmeler yenilir yutulur mu? Acaba Doğu Guta’daki gelişmeler insanlığa sığar mı? Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinde karar alıyorlar. Batsın sizin kararınız, batsın kararınız. İşleme konulmayan kararın insanlık için ne anlamı var ya? Siz insanlığı aldatıyorsunuz ya, kandırıyorsunuz. Biz boşu boşuna dünya beşten büyüktür demiyoruz, anlamı bu. İkinci Dünya Savaşından bu yana tüm insanlığı dalga geçer gibi koymuşlar önüne. Diyorlar ki ‘Biz beş ülkeyiz, dünyayı biz yönetiriz, biz ne dersek o olur.’ Dört tanesi bir şey söylüyor değil mi, bir tanesi aykırı bir şey söylüyor, o iş bitmiştir! Böyle bir anlayış olur mu ya? Hadi gelin samimiyseniz, dürüstseniz bu dünyayı dünya yönetsin. Tüm dünyadaki ülkeler şu anda bu beş tane ülkenin, bak 20 demiyorum, bu beş tane ülkenin sahip olduğu haklara onlar da sahip olsun. Dönerli bir şekilde bu yapılsın, halledilsin. Şimdi bunu biz dünyada görüştüğümüz liderlere söylediğimizde hepsi de ‘haklısınız’ diyor. ‘Hadi sesinizi çıkartın’ dediğimiz zaman hiçbirisi sesini çıkartamıyor. Niye? Dünya âdeta bir korkular dünyası olmuş, bir korkular hegemonyası var. Ve bunun karşısında hiçbir ülke sesini çıkaramıyor, hiçbir lider kalkıp konuşamıyor. Fakat nasıl olduysa hamdolsun, şu Kudüs meselesinde 128 ülke sesini çıkarttı ve orada tavrını ortaya koydu. Aynı şekilde bu tavrı bir de dünya beşten büyüktür anlayışını ortaya koymak için dünya kurmalı.”

“Şehadeti şeref sayarak ölümün üzerine giden bu milleti yolundan döndürecek hiçbir güç tanımıyoruz”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti TBMM Grup Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, “Türkiye, 15 Temmuz’dan önceki Türkiye değildir. Çelikten bir kütle gibi üzerine gelen darbeyi çıplak elleriyle durdurup püskürten, şehadeti şeref sayarak ölümün üzerine giden bu milleti yolundan döndürecek hiçbir güç tanımıyoruz. Nitekim 15 Temmuz’un hemen ardından, önce Fırat Kalkanı Harekâtı, şimdi Zeytin Dalı Harekâtı konusunda ülke ve millet olarak gösterdiğimiz sağlam duruş, bunun en büyük ispatıdır” dedi.

 

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) AK Parti Grup Toplantısı’na katıldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, toplantıda milletvekillerine ve partililere hitaben bir konuşma yaptı.


Konuşmasında Suriye ile ilgili değerlendirmelerde bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin sınırları boyunca kurulmaya çalışılan terör koridorunun rejimle de büyük ölçüde anlaşma sağlamasının tek bir hedefinin Türkiye olduğunu, Afrin’de ele geçirilen yerlerdeki tüm tahkimatların, tuzakların, silahların namlularının Türkiye’ye dönük olduğunu belirterek, “Hani dosttunuz ya, böyle mi dostluk? Hani biz müttefiktik, hani NATO’da beraberdik? Bunların hepsi evet aynen devekuşu gibi. Rakka tarafındaki petrol sahası kavgasını saymazsanız, Fırat’ın doğusunda da aynı durum geçerlidir” dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Avrupa Birliği ile olan köklü ilişkileri sebebiyle Batı bloğunda yer alan, NATO üyesi olan Türkiye’ye yönelik böyle bir hazırlığın yapılmasının DEAŞ’la, Suriye’nin istikrarıyla, güvenlik kaygılarıyla izah edilemeyeceğine dikkat çekti.

“TOPRAKLARIMIZDA BAŞARAMADIKLARINI SINIRLARIMIZ ÖTESİNDEN GERÇEKLEŞTİRMEYE ÇALIŞANLARA MEYDANI BIRAKMAYACAĞIZ”

Suriye’deki gelişmelerde hedefin Türkiye’nin toprak bütünlüğü, birliği, beraberliği, bekası ve kalkınmasındaki azmi, gücü olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İstedikleri kadar yalan söylesinler, istedikleri oyalama taktiğini kullansınlar, istedikleri diplomasi oyunlarını oynasınlar, biz bu gerçeği görüyoruz ve her fırsatta da yüzlerine vuruyoruz, vurmaya devam edeceğiz. Sahalardaki bütün politikalarımızı buna göre belirliyoruz. Artık bizi kimin ne dediği değil kimin ne yaptığı ilgilendiriyor. Gözümüzün içine baka baka söylenen yalanlardan artık gına geldi. Onun için de somut uygulamasını görmediğimiz hiç bir sözün, hiç bir görüşmenin, hiç bir mutabakatın bizim nezdimizde bir kıymeti harbiyesi yoktur. Yıllardır topraklarımızda başaramadıklarını şimdi sınırlarımız ötesinden gerçekleştirmeye çalışanlara meydanı bırakmayacağız. Nasıl yıllardır içimizdeki fitnelere geçit vermediysek, 81 milyon tek yürek, tek ses olarak ezanımıza, bayrağımıza, istiklalimize, istikbalimize sahip çıktıysak, dışarıdan gelen tehditleri de aynı şekilde karşılamakta kararlıyız” şeklinde konuştu.

Bu konuda 15 Temmuz’un bir milat, bir kırılma noktası olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Çelikten bir kütle gibi üzerine gelen darbeyi çıplak elleriyle durdurup püskürten, şahadeti şeref sayarak ölümün üzerine giden bu milleti yolundan döndürecek hiçbir güç tanımıyoruz” dedi. 15 Temmuz’un ardından önce Fırat Kalkanı Harekâtı, şimdi Zeytin Dalı Harekâtı konusunda ülke ve millet olarak gösterilen sağlam duruşun, bunun ispatı olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan “Özgürlük mücadelesi silah değil yürek işidir, yürek. İman işidir. Elhamdülillah, bizim hem silahımız var, hem de kor gibi, ateş gibi yanan yüreğimiz, tunç gibi sağlam imanımız var. Türkiye’yi ve Türk milletini hiç bir köklü devlet geleneği bulunmayan, kendi aralarındaki didişmeler hariç ciddi bir mücadele birikimi olmayan topluluklarla karıştıranlara verilecek cevabımız şudur: Unutmayın biz her an atılacak her adıma hazır bir ülkeyiz, hazır bir milletiz. Eğer böyle bir devlete, böyle bir millete karşı üç beş teröristi, üç beş çapulcuyu tercih edenler varsa hiç şüpheleri olmasın ki bu cevabı onların da yüzlerine ve yüreklerine çok yakında çarparız, bunu da bilsinler” ifadelerini kullandı.

“SEÇİMLERE İTTİFAKLA GİRİLMESİ AK PARTİ’YE MÜNHASIR DEĞİL”

Konuşmasının devamında iç politikadaki gelişmeleri de değerlendiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, Afrika’dan Afrin’e kadar ülkenin geleceği için her yerde ve her konuda yoğun bir mücadele yürütülürken, ülkede giderek çapı ve seviyesi düşen bir ana muhalefet gerçeğiyle karşı karşıya olduklarını ifade ederek, ülkenin ve milletin bekasını ilgilendiren her kritik konuda bu partinin yanlış tarafta bulunduğunu görmekten üzüntü duyduklarını ifade etti.

Siyasi partilerin seçimlere ittifakla girebilmelerini temin için ilgili kanunlarda değişiklik yapılması sırasında da benzer bir manzarayla karşılaştıklarını söylen Cumhurbaşkanı Erdoğan, seçimlere ittifakla girilebilmesi hususunun ne AK Parti’ye, ne de başka partiye münhasır olmadığını, bunun daha önce farklı şekillerde uygulandığını ifade etti. Arzu eden tüm partilerin aralarında böyle ittifaklar kurabileceklerini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı seçiminde zaten doğal olarak gerçekleşecek bu ittifakın milletvekilliği seçimlerine teşmilinin, yürütme erkinde sağlanan istikrarın yasama organında da mümkün kılacak bir imkân olduğunu vurguladı.

“ÜMMETİN VE MİLLETİN BİRLİĞİNİ SAĞLAMANIN ADIMINI ATIYORUZ”

Bu işin bir başka faydasının da, geçmişte kimi seçimlerde zaten yapılan, ama adeta hülle yöntemi kullanılan seçim ittifaklarının hukukî zemine kavuşturulması olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, eskilerin “önce refik, sonra tarik” sözüne atıfla, “Biz gittiğimiz yol kadar bu yola kimlerle gittiğimize de bakıyoruz” dedi. Seçim ittifakı konusunda MHP ile birlikte oluşturulan ittifakın kararlı bir şekilde Meclis’te yürüdüğünü söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan “Niye birileri rahatsız oluyor, neden, niçin? Ayrıca, Büyük Birlik Partisi de Cumhur İttifakı’nı desteklediğini açıkça ilan etti. Bu çatının altında olmasını arzu ettiğimiz partiler eğer kendilerine başka bir yol veya yol arkadaşı seçiyorlarsa, onlara da ‘güle güle’ demekten başka elimizden bir şey gelmez. Biz iyi niyetimizi, samimiyetimizi, hatta ısrarımızı defaatle ortaya koyduk” şeklinde konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan kendilerinin her şeyden önce azami müştereklerinin olduğu siyasi hareketlerle, siyasi partilerle beraber olmanın ittifakını kurduklarını, asgari müştereklerin olduğu partilerle beraber olamayacaklarını söyleyerek, “Biz azami müştereklerimizin olduğu siyasi hareketlerle beraber olma kararını verdik. Adımı da bunun için böyle attık. Biz ümmetin birliğini, beraberliğini sağlamanın, milletin birliğini, beraberliğini sağlamanın adımını atıyoruz ve bu ittifakın da buna hizmet ettiğine inanıyoruz” dedi.

“TÜRKİYE’NİN HİÇBİR ÜLKEYE VE ULUSLARARASI KURUMA KARŞI ÖN YARGISI YOKTUR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasının devamında dış politikayla ilgili değerlendirmelerde bulundu: “Avrupa Birliği oyunbozanlık etmemiş olsaydı, Türkiye bugün bir Avrupa Birliği ülkesi olarak küresel siyasetteki yerini alacaktı. Aynı şekilde Amerika tercihlerini yanlış kullanmamış olsaydı, hem kendimiz, hem dostlarımız için bölgede işler çok daha başka türlü gelişecekti. Rusya ve İran’la anlaştığımız ve birlikte olduğumuz hususlar var, anlaşamadığımız ve dolayısıyla karşı karşıya geldiğimiz konular da var. Türkiye’nin hiçbir ülkeye, hiçbir uluslararası kuruma karşı ön yargısı yoktur. Biz herkesle konuşmaya, herkesle iş birliğine, herkesle ortak projelere varız, yeter ki bizim hassasiyetlerimize saygı gösterilsin, asgari müştereklerin zemini azamiye dönüşsün. Gerisine hâlledilebilecek meseleler olarak bakıyoruz, çözeriz onları. Türkiye’yi terör örgütleriyle mücadelesi, S-400 Hava Savunma Sistemleri’ni alması dolayısıyla eleştirenler, dönüp kendi yaptıklarına bir baksalar eminim haklılığımızı kabul edecekler. Sen kalkacaksın Yunanistan’ın S-300’leri gündeme geldiğinde, şu anda S-300’ler var, Yunanistan’a ses çıkarmayacaksın, Türkiye S-400’leri alacağı zaman, sizlerden istediğinde vermeyeceksin. Ama Rusya’dan S-400’leri alma yoluna gidince, anlaşınca, ‘NATO ülkeleri için bu yanlıştır’ diyeceksin. NATO’nun Genel Sekreteri ne diyecek? ‘Hayır, Türkiye bu konuda özgürdür, istediği gibi hareket eder’ diyecek. Öbürü de, ‘Bak yaptırım uygulayabiliriz’ diyecek. Böyle ittifak, böyle bir dayanışma söz konusu olabilir mi? Bunların hepsi bugüne kadar yanlış alışkanlıklarıdır. Ama bu yanlış alışkanlıklar kusura bakmasınlar bize geçmez. Biz yolumuza devam edeceğiz ve bu yönde sorgulamalara da gelemeyiz. Biz bu süreçte sağlam duracak, taviz vermeden kendi hedeflerimize doğru yürümeyi sürdüreceğiz.”

“KADININ GASP EDİLEN HER HAKKI, TÜM İNSANLIĞA YÖNELTİLMİŞ BİR TEHDİTTİR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasının sonunda seçimlerle ilgili değerlendirmelerde bulundu. AK Parti’nin milletin teveccühüyle kurulmuş, bugüne kadar da sadece ve sadece milletin desteğiyle gelmiş bir parti olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2019 seçimlerinde bu desteği çok daha ileri seviyelere çıkartmak zorunda olduklarını söyledi. Bunun için tüm partililere önemli görevler düştüğünü ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan kaybedecek vakitleri olmadığını tekrarladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan kendilerini yoğun bir programın beklediğine dikkat çekerek, yaklaşan Kadınlar Günü ile ilgili değerlendirmelerde bulundu. Kendileri için kadının her şeyden önce insan olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan sözlerini şöyle sürdürdü: “Kadının gasp edilen her hakkı tüm insanlığa yöneltilmiş bir tehdittir. Kadının maruz kaldığı her zulüm, her adaletsizlik tüm insanlığın onuruna vurulmuş bir darbedir. Üstelik kadın, diğer özelliklerinin yanı sıra anne ve eş sıfatlarıyla toplumda ayrı ve çok daha ulvi bir konuma sahiptir. Dünyada kadınlarla ilgili sorunların bu derece tartışılmasının, bu konuda ifrat ve tefrit noktasında çok farklı uçlara savrulmasının ve böyle bir anlayışın yaşanmasının sebebi işte bu temel bakış açısındaki eksikliktir. Erkekle kadını tıpkı bir bedenin iki yarısı gibi düşündüğümüzde fonksiyonlarında farklılıklar olmakla birlikte, aslında ikisinin aynı olduğunu görürüz. Hatta daha da ötesi, biri olmadan diğerinin bir anlamı yoktur. Bizim inancımızda insana dair mükellefiyetler ve mükâfatlar sayılırken, daima kadın ve erkek birlikte zikredilir. Kadınlarla ilgili zaman içinde ve tamamen farklı kaynakların etkisiyle ortaya çıkan yanlış anlayışları, yanlış uygulamaları hakikatin kendisi olarak asla kabul etmiyoruz. Bizim için tek hakikat, insanlar arasında derisinin rengine, kökenine, diline, boyuna posuna, bütün bunlara göre ayrım yapılamayacağı gibi, cinsiyetine göre ayrımcılığın olmayacağıdır. Bunun tersini düşünen, iddia eden, böyle davranan kim olursa olsun inancımıza da, medeniyetimizin özüne de, kadim kültürümüzün ruhuna da ters düşmüş olur. İnşallah kadınlarla ilgili tüm ayrımcı anlayışları ve uygulamaları ortadan kaldırarak bu konudaki yanlışların kökünü kurutacağız.”

Emine Erdoğan, “Okuma-Yazma Seferberliği” başlattı...

Emine Erdoğan, “Okuma-Yazma Seferberliği” başlattı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve eşi Emine Erdoğan’ın destekleri, Millî Eğitim Bakanlığı’nın koordinasyonu, televizyon programı sunucusu Müge Anlı’nın öncülüğünde gerçekleştirilen “Okuma-Yazma Seferberliği” Ankara Yenimahalle Halk Eğitim Merkezi’nde, Emine Erdoğan’ın da katıldığı törenle resmî olarak başladı.


Cumhurbaşkanı Erdoğan ve eşi Emine Erdoğan, 1 Şubat 2018 tarihinde ATV’de Müge Anlı’nın sunduğu Tatlı-Sert Programı’na katılarak, seferberliği desteklediklerini açıklamışlardı.

Ankara Yenimahalle Halk Eğitim Merkezi’nde Millî Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz’ın da katılımı ile resmî olarak başlatılan programda, Emine Erdoğan bir konuşma yaptı. Türk milletinin eğitim seferberliklerine her zaman çok büyük ilgi gösterdiğini söyleyen Emine Erdoğan, himayesinde gerçekleşen “Haydi Kızlar Okula”, “Ana-Kız Okuldayız” gibi kampanyaların eğitim alanında önemli adımlar olduğunu söyledi. Emine Erdoğan, bu çabalar neticesinde temel eğitimde kız öğrencilerin okullaşma oranının erkeklerle aynı oranı yakaladığına dikkat çekti.

Emine Erdoğan, Türkiye’de 14 yaş üstü nüfus içinde okuma-yazma bilmeyenlerin oranının %4 olduğunun altını çizerek, 2.5 milyona tekabül eden bu oranın sıfırlanması hedefiyle yola çıkıldığını belirtti. Emine Erdoğan, okuma-yazma bilmeyen kimsenin kalmamasına dair umudunu ifade ederek, bundan sonra yapılacak kampanyaların eğitim kalitesini artırmaya yönelik olması gerektiğini vurguladı.

Programda Millî Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz da bir konuşma yaptı. Konuşmaların ardından Emine Erdoğan ve ilgili katılımcılar kursiyerlerin eğitim gördüğü sınıfları dolaştı.

275 BİN KİŞİ BAŞVURDU

Millî Eğitim Bakanlığı’nın çalışmalarıyla hazırlanan 8 haftalık sertifika programının ilk etabına, kampanyanın duyurusunun yapıldığı Şubat ayı başından bu yana 275 bin kişi başvurdu. 8 haftanın sonunda sertifika almaya hak kazanan kursiyerlere sertifikaları Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Emine Erdoğan’ın da katılacağı bir törenle Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde verilecek.

Söz konusu seferberlik programına katılmak isteyen vatandaşların Muhtarlıklar, Kaymakamlıklar, Valilikler, İl Millî Eğitim Müdürlükleri, Okullar ve Halk Eğitim Merkezleri’ne başvurmaları gerekiyor.

 

Kaynak: (Malatya Olay) - Malatya Olay Editör: Uğur Hanbey Aladağ
 
Etiketler: Cumhurbaşkanı, Erdoğan;, Adaleti, kaybettiğimizde, her, şeyimizi, kaybederiz,
Haber Videosu
Yorumlar
Alıntı Yazarlar
Malatya Olay Gazetesi
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
1
Galatasaray
75
0
7
3
24
34
2
Fenerbahçe
72
0
4
9
21
34
3
Medipol Başakşehir
72
0
6
6
22
34
4
Beşiktaş
71
0
5
8
21
34
5
Trabzonspor
55
0
9
10
15
34
6
Göztepe
49
0
11
10
13
34
7
Demir Grup Sivasspor
49
0
13
7
14
34
8
Kasımpaşa
46
0
14
7
13
34
9
Kayserispor
44
0
14
8
12
34
10
Evkur Yeni Malatyaspor
43
0
13
10
11
34
11
Teleset Mob. Akhisarspor
42
0
14
9
11
34
12
Aytemiz Alanyaspor
40
0
16
7
11
34
13
Bursaspor
39
0
17
6
11
34
14
Antalyaspor
38
0
16
8
10
34
15
Atiker Konyaspor
36
0
16
9
9
34
16
Osmanlıspor FK
33
0
17
9
8
34
17
Gençlerbirliği
33
0
17
9
8
34
18
Kardemir Karabükspor
12
0
28
3
3
34
Nöbetçi Eczane


Nöbetçi eczanlerle ilgili detaylı bilgi için lütfen tıklayın.

Arşiv