Haber Detayı
05 Aralık 2017 - Salı 17:43
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan Taşeron işçisine kadro müjdesi
Ali Aladağ...:Malatya Olay...: Cumhurbaşkanı Erdoğan, partisinin grup toplantısında taşeron işçiler konusunda açıklamalarda bulundu.Erdoğan “Yaklaşık 900 bin çalışanlarımızı ilgilendiren, taşeron işçilerimizle ilgili düzenlemeye değinmek istiyorum. Kamudaki 450 bin ile belediyeler ve il özel idarelerdeki 400 bin işçimiz, çalıştıkları yerlerdeki iktisadi teşebbüslerinde istihdam edilecekler.
Gündem Haberi


Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan taşeron işçilere müjde var...

Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti Grup Toplantısı’nda yaptığı konuşmada; ABD’nin, Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıma kararı almaya hazırlandığı haberlerine ilişkin olarak, “Filistin halkının yaraları kanamaya devam ederken, her gün hak ihlalleri, zulümler, baskılar sürerken, İsrail’e destek mahiyetinde böyle bir kararın alınması, sadece uluslararası hukukun ihlali değil, aynı zamanda insanlık vicdanına da vurulmuş ağır bir darbedir” dedi.

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti’nin Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki grup toplantısına katıldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan toplantıda milletvekillerine ve partililere hitaben bir konuşma yaptı.


“ABD’NİN KUDÜS KARARI, ULUSLARARASI HUKUKUN İHLALİDİR”

Konuşmasında Amerika Birleşik Devletleri’nin Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıma kararı almaya hazırlandığı yönündeki haberlere değinen ve bu haberleri üzüntüyle karşıladığını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD Başkanı Trump’a hitaben, “Sayın Trump, Kudüs Müslümanların kırmızı çizgisidir. Filistin halkının yaraları kanamaya devam ederken, her gün hak ihlalleri, zulümler, baskılar sürerken İsrail’e destek mahiyetinde böyle bir kararın alınması, sadece uluslararası hukukun ihlali değil, aynı zamanda insanlık vicdanına da vurulmuş ağır bir darbedir” ifadelerini kullandı.

İslam İşbirliği Teşkilatı Dönem Başkanı olarak bu konunun sonuna kadar takipçisi olacaklarını, bu yönde bir adım atıldığında 5-10 gün içinde İİT liderler zirvesini İstanbul’da toplayacaklarını açıklayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sadece bununla da kalmayacağız, bu liderler zirvesiyle beraber de çok daha önemli etkinliklerle tüm İslam dünyasını o zirvede hareketlendireceğiz. Zira sıradan bir olay değil bu olay. Amerika bütün işleri bitirdi de şimdi bu mu kaldı? DEAŞ’la da işi bitirdi, bu mu kaldı? Şu anda Netanyahu İsrail’de kendi içinde iç hesaplaşmalarını bitiremiyor. Biz kesinlikle son ana kadar buradaki mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz. Kaldı ki bu bizim diplomatik ilişkilerimizi İsrail’le koparmaya kadar da gidebilir. Amerika’yı, bölgedeki sorunları daha derinleştirecek böyle bir adım atmaması konusunda buradan bir kez daha ikaz ediyoruz; böyle bir şey olamaz, böyle bir adım atamazsınız. Zira artık dünya bir bütündür, bu bütünün içerisinde sizler ‘ben istediğim gibi hareket ederim’ noktasında hareket ettiğiniz takdirde bu bölgede meydana gelecek sıkıntıları göz ardı edemezsiniz” uyarısında bulundu.

“ABD’DEKİ DAVAYI İÇ SİYASETE MALZEME YAPANLAR İHANETİN ORTAĞIDIR”

ABD’de görülen Zarrab davasına da değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Geldiğimiz şu noktadan itibaren her kim Amerika’daki davayı Türkiye’nin iç siyasetinde bir malzeme olarak kullanmaya kalkarsa, o da aynı ihanetin ortağı demektir” diye konuştu.

ABD’deki mahkemede dile getirilen iddiaların değerlendirilmesinin Türk yargısı tarafından yapıldığını ve hükmünün verildiğini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu iddiaların siyasi bir faturası olacaksa, onu kesecek olan da bizim milletimizdir. Meselenin görüşteki sebebi olan İran’la ticaretimizde de haklı olan taraf biziz. Kusura bakmasınlar, kiminle ticaret yapacağımızın kararını biz veririz, başkaları değil” diye ekledi.

Türkiye’nin tüm ülkeler için bağlayıcılığı olan Birleşmiş Milletler kararlarına uyduğunu kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin İran ile olan sınırının ABD’nin kuruluşundan çok önce 1639 yılında belirlendiğini, tarihî süreç içinde bu ülkeyle Türkiye’nin pek çok anlaşmazlığının ve geriliminin olduğunu hatırlattı.

“TÜRKİYE’NİN, İRAN HALKIYLA KADİM İLİŞKİLERİ VAR”

“Kudüs, Müslümanların Kırmızı Çizgisidir”

Bugün de Türkiye’nin İran ile anlaştığı ve anlaşamadığı konuların bulunduğunu, Türkiye’nin bu ülkenin halkıyla çok kadim, derin, insani ve kültürel ilişkilerinin olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, İran’la ticaretin ana kalemini doğal gaz ve petrol ithalatının oluşturduğuna işaret etti ve “Amerika İran’la petrol ticaretimizle ilgili miktar azaltması yönünde ricada bulunduğunda onları da kırmadık, İran’dan petrol ithalatımızı belli bir oranda da düşürdük” hatırlatmasında bulundu.

Buna karşılık birçok ülkenin, İran’dan petrol ithalatlarını neredeyse hiç azaltmadığına, ABD’nin kendi önemli firmalarının bugün İran’da ürünlerinin olduğuna, Batının değişik ülkelerinin İran’a otomobil ihraç ettiğine dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları ekledi: “Doğal gaz ise bizim hem sanayideki, hem elektrik üretimindeki, hem konutlardaki yaygın kullanımı sebebiyle stratejik bir ürün. Üstelik yaptırımlar döneminde Türkiye’nin doğal gaz için ikame bir kaynağı da bulunmuyordu. Netice olarak, biz İran’la ilişkilerimizi sürdürürken mümkün olan noktalarda Amerika’nın taleplerini de dikkate aldık. Buna karşılık, Amerika’dan aynı anlayışı göremediğimizi de belirtmek durumundayım.”

“AMERİKA’NIN BİZE KARŞI BİR PLANI OLDUĞU ARTIK İYİCE ANLAŞILIYOR”

“Türkiye’nin Amerika’ya karşı bir planı yoktur, ama Amerika’nın bize karşı bir planı olduğu artık iyice anlaşılıyor” ifadelerini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriye’de bir terör koridoru oluşturulmasını, bu koridor içinde kurulmakta olan üsleri ve buraya sayısı 3 bini aşan tırlarla zırhlı taşıyıcı, silah ve mühimmatın taşınmasını örnek gösterdi.

Bu silah ve mühimmatın bölgeye neden getirildiğini ve nerede, kime karşı kullanılacağını soran Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerinin devamında şu değerlendirmelerde bulundu: “DEAŞ’a karşı mı kullanacak? DEAŞ diye bir şey mi kaldı orada? Yok. Suriye’ye karşı mı kullanacak? Kime karşı kullanacak, Irak’a karşı mı kullanacak? Yok, zaten Irak’tan geldi girdi. Kime karşı kullanacak? Ya İran, ya Türkiye, sıkıysa Rusya; başka var mı? Şimdi ben doğruları söylemek zorundayım, ben bunu Sayın Trump’ın kendisine de söyledim: ‘Nasıl buraya bu kadar silah gelir?’ Bize verdikleri cevap neydi biliyor musunuz? ‘Bütün seri numaralarını belirledik ve DEAŞ buradan gittikten sonra bu silahları alacağız.’ Tamam, DEAŞ filan kalmadı orada şimdi, Rakka’dan da gittiler, silahlar hâlâ geliyor, üslerin sayısı artıyor. Niye bu üslerin sayısı artar, neden? Kusura bakmasınlar, adım adım her şeyi takip ediyoruz, biz de gereği neyse bunu yapmanın mecburiyeti içerisindeyiz.”

“ÇOK DEFA TESLİMİYET İLE MÜCADELE TERCİHİ ÖNÜMÜZE ÇIKTI, MÜCADELEYİ SEÇTİK”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin şantajlara teslim olup kendisi için hayati önem taşıyan konulardaki tüm iddialarından, tüm kazanımlarından vazgeçme ile mücadelesini devam ettirme tercihiyle karşı karşıya olduğunu vurguladı ve “AK Parti olarak biz bu yol ayrımıyla ilk defa karşılaşıyor değiliz, geçtiğimiz 15 yılda pek çok defa teslimiyet ile mücadele tercihi bizim önümüze çıktı. Ülkeyi babalarının malı gibi gören vesayet güçleriyle kavgamızda bu tercihle karşılaştık” şeklinde konuştu.

Daha önce, Türkiye’nin kendisine borçlu olduğu dönemde IMF’nin belli şartları kendilerine dayatmaya kalktığını, kendisinin de ‘Siz paranızın sahibisiniz, siyaset bize aittir. Taksitlerinizi alıyor musunuz? Alıyorsunuz. Zaten biz bu ödemeleri bitirecek, ilişkilerimizi de keseceğiz’ dediğini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “2013, IMF’e 23,5 milyar dolarlık borcumuz ne oldu? Bitti. Şimdi ilişkimiz var mı? Yok. Mesele bu kadar basit” diye ekledi.

Hukukun ve bürokrasinin imkânları kullanılarak esir alınmaya çalışıldıklarında da bu tercihle karşılaştıklarını sözlerine ekleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Darbeciler silahlarıyla, tanklarıyla, toplarıyla üzerimize geldiğinde yine bu tercihle karşılaştık, her seferinde mücadeleyi tercih ettik, işte ülkemizi de bugünlere getirdik” ifadelerini kullandı.

“Bugün bize yapılan şantaja boğun eğip, ülkemizin anahtarlarını bunların taşeronları olan FETÖ’ye ve CHP’ye mi teslim edelim, yoksa her zaman olduğu gibi mücadele yolunu mu seçelim?” sorusunu yönelten Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu soruyu gittiği her yerde, her meydanda millete soracağını söyledi.

“MİLLETİMİZ, BU ŞANTAJ SİRKİNİ DE TERTİPÇİLERİNİN BAŞINA GEÇİRECEKTİR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Milletin kurduğu ve milletle birlikte yol yürüyerek bugüne gelen AK Parti’nin genel başkanı, ülkemizin doğrudan halkın oylarıyla göreve gelmiş ilk Cumhurbaşkanı olarak bu sorunun cevabını gayet iyi biliyorum. Milletimiz bugüne kadarki her meselede olduğu gibi, bu şantaj karşısında da mücadele yolunu işaret edecektir. Çünkü milletimiz meydanı Gezi’de sokakları ateşe veren vandallara bırakmadı, ben bu milletle iftihar ediyorum. Çünkü milletimiz çukur eylemlerinde bölücü teröristleri açtıkları o çukurlara gömdü. Çünkü milletimiz 15 Temmuz’da FETÖ ihanet çetesinin karşısına canı pahasına dikilip destan yazdı.”

Milletin yıllardır sandık başında bu güçlerin siyasi ayaklarına her zaman dersini verdiğini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Çünkü milletimiz bize verdiği destekle; ‘Dünya 5’ten büyüktür’ diyerek küresel zulüm düzenine başkaldırmamızı sağladı. 15 yıldır ülkemizin maruz kaldığı saldırılara eyvallah etmeyen milletimiz, inşallah bu şantaj sirkini de tertipçilerinin başına geçirecektir” sözlerine yer verdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti: “Bu millet bugüne kadar kula kul olmadı, bundan sonra da kula kul olmayacaktır. Biz sadece ve sadece Allah’a kul olduk, Allah’a kul olmaya devam edeceğiz. Elbette Türkiye bunların hepsiyle siyasi, ekonomik ve insani ilişkiler kurar, karşılıklı iş birliği yapar. Ama Türkiye bunların hepsini de kapsayan ve fakat hepsinin de üzerinde olan müstakil tarihî geçmişi, müstakil siyasi gücü, müstakil ekonomik potansiyeli, müstakil hesabı kitabı, politikası olan bir ülkedir. Anlaşılan o ki bizi bir kabile devleti gibi, nevzuhur bir millet gibi görenlere bu gerçekleri zaman zaman hep birlikte anlatacağız.”

“BÖLÜCÜ ÖRGÜT VE GÜDÜMÜNDEKİ PARTİNİN ZEHİR SAÇAN DİLİ ETKİSİNİ KAYBETTİ”

Geçtiğimiz hafta sonu Kars, Iğdır, Ağrı ve Muş illerine yaptığı ziyaretlere değinerek, bölgede bir dönem oldukça kasvetli hâle dönüşmüş olan havanın büyük ölçüde dağıldığını gördüğünü aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, insanların gözündeki umut ışığının her zamankinden daha canlı olduğunu, bölücü terör örgütünün ve onun güdümündeki partinin zehir saçan dilinin büyük ölçüde etkisini kaybettiğini söyledi.

Güvenlik güçlerinin terörle mücadele kapsamında elde ettiği başarılara ve terör örgütünün emrine girdikleri için görevden alınan belediye başkanlarının yerlerine atanan kayyumların önemli hizmetlere imza attığına dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Esasen bu bölgedeki kardeşlerimizle en kolay, en samimi, en güçlü ilişkiyi kuracak olan bizleriz. Milletimizle aramıza girenler çekildiğine göre şimdi çalışma zamanıdır. Milletimizin gönlünü kazanarak yeniden bölgede hak ettiğimiz konuma gelmemiz gerekiyor” dedi.

TAŞERON İŞÇİLERE KADRO MÜJDESİ

Konuşmasının sonunda yaklaşık 900 bin çalışanı ilgilendiren ve kamuoyunda “taşeron” olarak bilinen alt işveren işçileriyle ilgili düzenlemeye de değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kamudaki 450 bin ile belediyeler ve il özel idarelerindeki 400 bin işçimiz çalıştıkları yerlerdeki belediye iktisadi teşekküllerinde istihdam edilecekler” açıklamasında bulundu.

Düzenleme kapsamında, 23 bin mevsimlik işçinin, hâlen en fazla 5 ay 29 gün olan çalışma sürelerinin 9 ay 29 güne kadar çıkartılabileceğini ve kamuda 4C statüsünde çalışanların 4B kadrosuna alınacağını sözlerine ekleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, böylece kamuoyunda uzun zamandır tartışılan bu meseleyi kökten çözdüklerini dile getirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının sonunda “Artık aradaki komisyonlar, taşeronlar tamamen ortadan kalkıyor, hepsi böylece işçi kadrosuyla görev alıyorlar. Belediyelerde de belediye şirketlerinin, iktisadi teşekküllerinin personeli olarak göreve devam ediyor” dedi.

“Türkiye, DEAŞ’la Fiilen Savaşan Tek NATO Ülkesidir”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti Grup Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, “Yaptırımları ihlal etme iddiasıyla bizi Amerika’da çarmıha germeye çalışanların, burnumuzun dibinde terör devleti kurma girişimini, herhâlde eli-kolu bağlı seyredecek değiliz. Teröriste hangi isim verildiğinin, hangi üniforma giydirildiğinin, hangi bayrağın altında saklandığının bizim için bir önemi kalmamıştır” dedi.

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti’nin Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki grup toplantısına katıldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, toplantıda milletvekillerine ve partililere hitaben bir konuşma yaptı.


Toplantının hayırlı olması temennisinde bulunan ve AK Partili milletvekillerine başarılı bir hafta dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, ana muhalefet partisi liderinin “belge” olarak sunduğu kâğıtların yalan ve iftira olduğunu millete ispat ettiklerini söyledi.

“CUMHURBAŞKANININ VE YAKINININ, BU TÜR DOLANDIRICILIKLARLA ALAKASI VE İŞİ YOKTUR”

Günlerce kamuoyunu “Cumhurbaşkanının yakınları yurt dışındaki bir şirkete milyonlarca dolar para gönderdi” diyerek aldatan şahsın ipliğini pazara çıkardıklarını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Buradan bir kez daha söylüyorum: Cumhurbaşkanının ve yakınının, senin şahsında biriken bu tür dolandırıcılıklarla asla alakası ve işi yoktur. Yurt dışında gönderilmiş herhangi bir paraları da kesinlikle söz konusu değildir” diye konuştu.

İlgili siyasi parti liderinin, “belge” diye salladığı ve hepsi de sahte olan kâğıt parçalarında bu iddiayı destekleyecek hiçbir bilgi bulunmadığını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu durumda ana muhalefetin diğer adıyla ana hıyanetin başındaki zata çağrımı bir kez daha tekrarlıyorum: Şayet iddiasını ispat edebilmiş olsaydı, ben Cumhurbaşkanlığından ayrılacak, siyaseti de bırakacaktım. Ortada bu zatın iddia ettiği gibi bir para gönderme işi olmadığına göre, aynı onurlu, haysiyetli, ilkeli tavrı kendisinden bekliyorum. Salı gününden bu yana CHP’nin başında durduğu her günü, her saati, bu zatın sözünü tutamadığı ve gereğini yapmadığı bir zaman olarak kaydediyorum” dedi.

Söz konusu siyasi liderin, daha önce televizyon ekranlarında milletin gözüne bakarak, ”Yüzde 40 oy alamazsam gereğini yaparım” dediğini ve söylediğinin yarısına yakın oranda kaldığı hâlde kılını kıpırdatmadığını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Bu zat, ağzından çıkandan öylesine habersiz ki mesela geçtiğimiz hafta grup konuşmasında, ‘Uyuşturucu kullanımıyla ilgili meclis araştırma önergesi verdik, AK Partililer reddetti’ dedi. Hâlbuki bu önerge, Meclis Genel Kurulunun 2 Kasım tarihindeki oturumunda, AK Partili milletvekillerinin desteği ve katkısıyla kabul edilmiş, araştırma komisyonun kurulmasına karar verilmiştir. Dedim ya, yalanlarla, iftiralarla, eline tutuşturulan kâğıtları okumakla öylesine beyni bulanmış ki, gerçek hayatta ne olup bittiğinden haberi yok. Veya bir başka ihtimal olarak, partisi içinden birileri, bu konuda da yine kendisini tongaya düşürdü. Artık orasını biz bilemeyiz, meselelerini varsınlar kendi aralarında halletsinler.”

Aynı siyasi parti liderinin, ABD’nin Türkiye’ye karşı bir silah gibi kullanmaya çalıştığı Zarrab davasıyla ilgili açıklamalar yapacağına dair açıklamalarına da işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, söz konusu dava ile ilgili değerlendirmelerde bulundu.

“ABD’DEKİ DAVANIN PROJESİ YÖNETİM İÇİNDEKİ BİR GRUBA AİT”

ABD’de görülen davanın, hukukla, adaletle, ticaretle uzaktan yakından bir ilgisinin olmadığına ve davanın bir “cambaza bak, cambaza” oyunu olduğuna vurgu yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu oyunla, bir taşla aynı anda pek çok kuş birden vurulmak hedefleniyor. Bunlardan biri, Türkiye’nin tüm dikkati ve ilgisi bu davaya çekilerek, Suriye ve Irak’ta ülkemiz aleyhine yürütülmek istenen projeye hız verilmek istenmesidir. Davanın projesi, Amerikan yönetimi içindeki bir gruba aittir; malzemelerinin temini görevi de FETÖ’ye ve CHP’ye verilmiştir” şeklinde konuştu.

ABD’de, Türkiye’de vaktiyle yaşanan 28 Şubat dönemine benzer bir sürecin yaşandığına dikkat çekerek, kritik kademelerdeki eski yönetim bakiyesi bir grubun, Türkiye konusunda; ABD Başkanı Trump yönetiminin iradesine aykırı bambaşka bir politika izlediğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, demokrasiye olan saygıları sebebiyle muhataplarının, seçimle iş başına gelen yönetim ve ABD Başkanı Trump olduğunu kaydetti.

“DAVA ŞANTAJ ARACI OLARAK GÜNDEMDE TUTULUYOR”

“Bizi, İran’la ticaretimiz sebebiyle yargılamaya kalkanların niyeti, sınırlarımızın boyunca kurmaya çalıştıkları on binlerce kişilik terör ordusunu gizlemektir” değerlendirmesinde bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, seyrine bakıldığında davanın, Türkiye’ye bölgedeki iddialarından ve kazanımlarından vazgeçirmek için bir şantaj aracı olarak kullanılmak üzere gündemde tutulduğunun açıkça görüldüğünü dile getirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’ye karşı en küçük muhabbeti bulunmayan kişilerin dahi, bu aleni tezgâh karşısında isyan ettiğine işaret etti ve şunları söyledi: “Öncelikle, bu davanın gerçekte ne olduğuna bir bakmakta fayda var. İddianameye bakılırsa davanın konusu, Amerika’nın İran’a uyguladığı yaptırımların delinmesine yönelik bir planın ortaya çıkartılmasıdır. Yine iddianameye göre Türkiye, İran’dan aldığı doğal gazın parasını, kendi bankalarında tutmak yerine, bir takım yol ve yöntemlerle asıl alacaklıya, yani İran’a aktarmış. Davanın sanıkları, bu amaçla Amerika’yı dolandırmak, ilgili yasaları ihlal etmek, kara para aklamak gibi işlemler için komplo kurmakla suçlanıyor. Esasen, Amerika’nın İran’a yaptırımlarını, en başta kendi şirketleri olmak üzere, Batının değişik ülkeleri delmiştir. Bundan ya haberleri yok, ya da burada da aynı şekilde provokasyon devam ediyor. Batıda, bu konuda pek çok banka suçlamalarla karşılaşmış ve milyarlarca avro ödeme yapmışlardır.”

“ÜLKEMİZİ ULUSLARARASI ALANDA KARALAYAN BİR MİZANSEN SAHNELENMEKTE”

“Ekonomik bir suçun cezasının da ekonomik olacağı” ilkesi sebebiyle, haksız bile olsa, bu yöndeki işlemlerin takibinin ve tartışmasının kendi zemininde yapılması gerektiğine değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ancak, burada, İran’a yaptırımların ihlaliyle ilgili diğer süreçlerden farklı bir yol izlenmiş, ceza davası açılması yoluna gidilmiştir. Duruşmalarda da, davanın asıl konusu üzerinde neredeyse hiç durulmadan, ülkemizi uluslararası alanda karalamaya yönelik bir mizansen sahnelenmektedir” tespitinde bulundu.

Davalıların beyanlarından savcıların sorularına ve “delil” diye salonda gösterilen materyallere kadar her şeyin bu mizansenin bir parçası olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, davanın ABD’deki yansımalarına dikkat çekti ve “Amerikan medyası, Zarrab davasını; Rusya, Flyn, Trump başlıklarıyla birlikte değerlendiriyor. Bir başka ifadeyle, bu dava Amerikan iç siyasetindeki büyük çekişmenin, büyük kavganın bir malzemesi olarak da algılanıyor” dedi.

Ortada, FETÖ’nün ve ana muhalefetin güdümündeki bir takım çevrelerin iddia ettiği gibi, bir yolsuzluk soruşturmasının, bir yolsuzluk davasının olmadığının altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Nasıl 17-25 Aralık’ta, yolsuzluk görüntüsü altında ülkemizdeki anayasal düzeni emniyet-yargı darbesiyle yıkma çabası varsa, Amerika’daki davada da aynı amacı uluslararası alanda gerçekleştirme niyeti vardır. Davanın iddianamesindeki ‘komplo’ iddiası doğrudur; ama bu komplo Amerika’ya değil, Türkiye’ye karşı kurulmuş bir komplodur” şeklinde konuştu.

“DAVA, FETÖ’NÜN SÜRECİN TAM GÖBEĞİNDE OLDUĞU ULUSLARARASI BİR DARBE GİRİŞİMİDİR”

“Bu dava, 17-25 Aralık ve 15 Temmuz’un devamı olan, FETÖ’nün sürecin tam göbeğinde olduğu, uluslararası bir darbe girişimidir” ifadelerini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şimdi ben buradan Amerika’ya sesleniyorum: Hâlâ 15 Temmuz FETÖ darbe girişimini anlayamadınız mı, anlamayacak mısınız? Şu anda Türkiye’nin yargısı başta FETÖ olmak üzere, bunların bütün suçlularını yargılayıp ağırlaştırılmış müebbet hapse mahkûm ederken, bunların dosyaları da size gelirken, hatta bunların çok ciddi bir kısmı Amerika’ya ve Batıya kaçmışken siz hala neyi gizlemeye çalışıyorsunuz?” sözlerine yer verdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye gibi bir ülkeyi, ABD iç siyasetindeki çekişmelerin, ABD’nin bölgedeki politikalarına ilişkin görüş ayrılıklarının malzemesi hâline getirmeye hiç kimsenin hakkı olmadığını vurguladı ve sözlerini şöyle sürdürdü: “Geçtiğimiz günlerde ülkemize sığınan PYD-YPG yöneticisi Suriye’de Amerika’nın bu terör örgütünü korumak, bu terör örgütünü korumak, kollamak, büyütmek için neler yaptığını hiçbir inkâra meydan vermeyecek açıklıkta anlatmıştır. Bunu zaten bizler de görüntülerle, her şeyle tespit etmiş vaziyetteyiz, bunları biliyoruz. Sırf Türkiye’nin operasyonlarına engel olmak için bu teröristleri ve silah gücünü Amerikalı personelin koruması altına alan bir müttefikin müttefikliğini biz nasıl kabul edeceğiz, böyle müttefiklik olur mu? DEAŞ bahanesiyle yürütülen bu sinsi oyunun gizlenebilecek tarafı kalmamıştır.”

“BURNUMUZUN DİBİNDE TERÖR DEVLETİ KURMA GİRİŞİMİNİ ELİ KOLU BAĞLI SEYREDEMEYİZ”

Kimsenin DEAŞ’la mücadele konusunda Türkiye’ye ahkâm kesmeye kalkmaması gerektiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Çünkü Türkiye DEAŞ’la fiilen savaşan tek NATO ülkesidir” dedi. Rakka operasyonu ile DEAŞ terör örgütü militanlarının Mısır Sana Çölü’ne sürülerek orada istihdam edileceğini ve görevlerinin ne olduğunun daha sonra görüleceğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Masaya oturunca, lafa gelince hassasiyetlerinize saygı duyuyoruz deyip de sahada Türkiye’nin güvenlik hassasiyetlerine karşı her türlü ihaneti yapan bir müttefikle kendimize nasıl ortak bir gelecek kurabiliriz?” diye konuştu.

Terör örgütünün Suriye’deki uzantılarını bugün olmazsa yarın, ama çok yakında mutlaka tamamen imha edeceklerini bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bugüne kadar dost kabul ettiğimiz güçlerin personeline zarar vermeme hassasiyetiyle çok dikkatli hareket ettik, bunun devamı ancak bizim hassasiyetlerimize riayet edilmesiyle mümkündür. Yaptırımları ihlal etme iddiasıyla bizi Amerika’da çarmığa germeye çalışanların burnumuzun dibinde terör devleti kurma girişimini herhâlde eli kolu bağlı seyredecek değiliz” açıklamasını yaptı.

“TERÖRİSTE NE İSİM VERİLDİĞİNİN BİZİM İÇİN BİR ÖNEMİ KALMAMIŞTIR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan açıklamasında, “Teröriste ne isim verildiğinin, hangi üniforma giydirildiğinin, hangi paçavranın altında saklandığının bizim için bir önemi kalmamıştır. Vatanımızın güvenliği, devletimizin egemenliği, milletimizin bağımsızlığı söz konusu olduğunda bizim için diğer her şey teferruattır” dedi.

PYD-YPG ile onların anası konumunda olan PKK terör örgütlerinin, ‘Suriye Demokratik Güçleri’ (SDG) olarak isimlendirilmesinin bir tezgâh olduğunu ve bu aldatmacaya inanmayacaklarını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Özgür Suriye Ordusu’nu Türkiye’nin ABD ile birlikte kurduğunu hatırlattı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye’ye sahada her türlü tuzağı kurarken politika arenasında her türlü riyakârlığı sergileyenlere daha fazla tahammül etmek zorunda değiliz. Bu konu bizim için bir taktik değil bir beka meselesidir. Bundan sonra kimin nerede ne dediğine değil sahada kimin ne yaptığına bakacak ona göre hareket edeceğiz” dedi.

“Hayata Geçirdiğimiz Reformlar Kadınlarımızın da Özgürlük Alanlarını Genişletti”

“Hayata Geçirdiğimiz Reformlar Kadınlarımızın da Özgürlük Alanlarını Genişletti”

2. Uluslararası İş’te Kadın Zirvesi’nde konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ülkemiz kadınları 1934’de elde ettikleri haklarını, hiçbir kısıtlama, hiçbir mani olmadan kullanmaya AK Parti döneminde başlamışlardır. Türkiye’deki kadınlar siyasi, ekonomik, akademik ve ticari olarak gerçek özgürlüklerine bizim iktidarımızda kavuşmuştur” dedi.

 

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti Kadın Kolları Başkanlığı tarafından düzenlenen, 2. Uluslararası İş'te Kadın Zirvesi’ne katıldı. ATO Congresium’da gerçekleştirilen zirvede, Cumhurbaşkanı Erdoğan bir konuşma yaptı.


Konuşmasına, ülkedeki tüm kadınların 5 Aralık Kadın Hakları Günü’nü tebrik ederek başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan; vatan, bayrak ve bağımsızlık için canlarını ortaya koyan tüm yiğit kadınlara Allah’tan rahmet temennisinde bulundu.

“TÜRKİYE’DEKİ KADINLAR ÇOK UZUN SÜRE HAKLARINI GERÇEK MANADA ALAMADI”

Kendilerini “ileri demokrasinin beşiği” olarak takdim eden birçok ülkeden seneler önce kadınlarına seçme-seçilme hakkını vermiş bir devlet olarak gururlu olduklarını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhuriyetin banisi Gazi Mustafa Kemal’in bu adımı atarken neyi hedeflediğini, gelecekte nasıl bir Türkiye tasavvuru kurduğunu da çok iyi bildiklerini söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerinin devamında şunları kaydetti: “Bu anlayış yüzünden Türkiye’deki kadınlar her ne kadar 1934 yılında seçme-seçilme haklarını elde etmişlerse de, çok uzun süre haklarını gerçek manada alamadılar. Türk siyasetinin kapıları uzun dönem ülkemizdeki kadınların kahir ekseriyetine kapalı kalmıştır. Sadece siyasetin değil, üniversiteler başta olmak üzere eğitim-öğretim kurumlarının da kapıları kapalıydı. Kadınlara seçilme hakkı verilmesinden 65 yıl sonra Merve Kavakçı kardeşimin Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altında neler yaşadığını hepimiz gayet iyi hatırlıyoruz. Sırf başörtüsüyle Meclis salonuna girdiği için kendisine dönemin Başbakanı tarafından yapılan hakaretleri unutmuş değiliz. Aynı şekilde üniversitede okumak isteyen kızlarımıza hangi yabancı ülkelerin adres gösterildiğini de çok iyi biliyoruz. Daha da vahimi; 2007 Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde birilerinin sürekli bu tür konuları gündeme getirdiğini de biliyoruz. Unutmayın ‘411 el kaosa kalktı’ manşetlerinin esas atılma sebebi de, yine kadınlarımızın hak ve özgürlüklerini genişletme hamlelerimizdir. Hatta bu yüzden partimiz kapatılma davasına maruz kalmıştır.”

“KADINLAR GERÇEK ÖZGÜRLÜKLERİNE BİZİM İKTİDARIMIZDA KAVUŞTU”

Türkiye’nin kendisine ve tarihine asla yakışmayan bu utanç sahnelerine son verebilmesinin ancak AK Parti’nin kararlı mücadelesiyle mümkün olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2002’den itibaren hayata geçirdikleri reformların, tüm kesimlerle beraber kadınların da özgürlük alanlarını genişlettiğini söyledi.

İstihdamdaki kadın oranını ise 2005’teki yüzde 22,7 seviyesinden bu yılın Temmuz ayı itibariyle yüzde 34,3’e yükselttiklerini aktaran ve 2023 yılında bu oranı en az yüzde 41’e taşımak istediklerini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bugün vicdan sahibi herkes şu gerçeği net bir şekilde görebiliyor: Ülkemiz kadınları 1934’de elde ettikleri haklarını hiçbir kısıtlama, hiçbir mani olmadan kullanmaya AK Parti döneminde başlamışlardır. Türkiye’deki kadınlar siyasi, ekonomik, akademik ve ticari olarak gerçek özgürlüklerine bizim iktidarımızda kavuşmuşlardır” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Bu gerçeklerin ülkemizdeki ve yurt dışındaki bazı çevrelerin zihin konforunu bozduğunu da biliyoruz. Vatandaşa tepeden bakan, milletin değerlerine düşmanlık eden bu kesimlerin en büyük ezberi İslam’ın kadını ötekileştirdiğidir. Bunlara göre din haşa kadını eve, dört duvar arasına mahkûm kılar. Televizyon ekranlarından, gazete köşelerinden, üniversite kürsülerinden senelerdir sabah-akşam bu ezberi tekrarladılar. Bazı kültürel yanlış uygulamalar üzerinden bu milletin inancına dil uzattılar. Ellerine geçirdikleri her menfi örneği tezlerine veya tezlerini meşrulaştırmak için büyüterek, köpürterek tepe tepe kullandılar. Batının kadınlarla ilgili o kötü siciline bakmadan, senelerce çağdaşlaşma adına milletimize Batıyı örnek gösterdiler. Bu kesimlerin modernleşmeden anladıkları hiçbir zaman kılık kıyafetin, yani gardırop modernleşmesinin ötesine geçemedi.”

“İSLAM, KADINA GERÇEK DEĞERİNİ VE HÜRRİYETİNİ KAZANDIRAN DİNDİR”

İslam’ın kadına gerçek değerini, gerçek hürriyetini kazandıran bir din olduğuna vurgu yaparak, İslam tarihine göz atıldığında Hz. Hatice’nin tüccar, Hz. Ayşe’nin müçtehit olduğunun görüleceğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerinin devamında şunları kaydetti: “Kendi tarihimize bakan Diriliş’in annesi Hayme Anayı, vakıf çeşmesi Melike Hatunu, istiklalin sembolü Nene Hatunu görür. Yakın geçmişimize bakan da 15 Temmuz gecesi namlulara meydan okuyan Cennet’leri, Şerife’leri, Demet’leri, Ayşe’leri görür. Gözü ve gönlü mühürlü olmayan herkes, o gece dilinde tekbir, elinde bayrakla ülkemizi darbecilere dar eden her biri kahramanlık abidesi kadınlarımızı görür.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Siz o gece, saat 11.15 civarına Atatürk Havalimanına inen, tankları görünce de hemen orada saklanan, sonra arkadaşları gelip tanklarla anlaşıp makam aracı geldikten sonra da Bakırköy Belediyesine sığınan Kılıçdaroğlu olmadınız” sözleriyle salondaki kadınlara seslenen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Siz o gece F-16’lar bomba yağdırırken, helikopterler mermilerini yağdırırken, tanklar, toplar caddeleri istila ederken, caddelerde, sokaklarda, evet, siz kadınca değil kadın yiğitliğiyle yürüdünüz ve siz analığınızın gereğini orada çok farklı bir şekilde ortaya koydunuz, yılmadınız” dedi.

“CENNETİ, ANNELERİN AYAĞININ ALTINA SEREN BİR DİN KADINI AŞAĞILAYABİLİR Mİ?”

Cenneti annelerin ayağının altına seren bir dinin, kadını aşağılayamayacağını, vatanı “anavatan” olarak tanımlayan bir milletin kadını yok sayamayacağını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Topraklarına bile Anadolu diyen bir kültür kadını öteleyebilir mi? ‘Kadın insandır, erkek insanoğlu’ diyen bir gelenek kadını değersizleştirebilir mi? Elbette hayır” sözlerine yer verdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti: “Peki, tüm bu gerçeklere rağmen neden hâlâ birileri kadınlar üzerinden din ve millet düşmanlığı yapıyor? Niçin bu kesimler DEAŞ gibi bir katiller sürüsünün kadına yönelik aşağılık tavırlarını Müslümanlara yamamaya çalışıyor? Bunlar için mesele kadınlar değildir, kadın hakları hiç değildir. Çünkü kadına gerçekten değer verseler, sadece DEAŞ’lı canileri değil, PKK’nın, YPG’nin ölüm makinesine çevirdiği genç kızları da görürler, onlar için de tepki gösterirler.”

İslam düşmanı çevrelerin asıl hedefinin, kadınları kullanarak insanlığın yegâne umudu olan İslam diniyle hesaplaşmak olduğunun altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Niyet temiz olmayınca, eylemin de sonuç üretmesi mümkün olmuyor. Nitekim bu çevrelerde onca medya gücüne, onca propagandaya rağmen bir türlü amaçlarına ulaşamıyorlar” dedi.

“28 ŞUBAT’TAKİNE BENZER ARGÜMANLAR, AVRUPA’DA DA TEDAVÜLE SOKULUYOR”

Önümüzdeki süreçte kadınların, özellikle de Batı ülkelerinde temel hak ve özgürlükleri konusunda ciddi sınırlamalarla karşılaşacaklarının anlaşıldığını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Avrupa’da yükselen aşırı sağ ve yabancı düşmanı akımların, insanlık dışı fikirleriyle siyasi ve toplumsal hayatı adeta zehirlediğini, bazı popülist Avrupalı liderlerin de günü kurtarmak için bu kesimlerin taleplerine boyun eğdiğini vurguladı.

Bir dönem Türkiye’de kadınlara yönelik baskının meşrulaştırma aracı olarak kullanılan ‘kamusal alan-özel alan’ ayrımının Batı ülkelerinde giderek yaygınlaştığına dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, “28 Şubat döneminde örneklerine sıkça rastladığımız argümanlar Avrupa’da da tedavüle sokulmaya başlandı. Hanım kardeşlerimizin bir dönem Fatih’te, Sultanbeyli’de veya başka yerlerde maruz kaldıkları gayriinsani muamelelere, şimdi sözüm ona demokrasinin beşiği konumundaki kimi Avrupa şehirlerinde rastlıyoruz” dedi.

Avrupa’da eğitim-öğretim hayatı engellenen, işinden atılan, baskılar sonucu ekmek kapısı olan ticari işletmesini kapatmak zorunda kalan kadınların bulunduğunu hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Nasıl Türkiye’deki yoz anlayışla demokratik zeminde mücadele etmişsek, giderek yükselen bu tehditlere de aynı şekilde karşı koymalıyız” ifadelerine yer verdi.

“MÜCADELEYİ SADECE KADINLAR İÇİN DEĞİL, İNSANLIK VE DEMOKRASİNİN GELECEĞİ İÇİN DE YÜRÜTECEĞİZ”

Batı’da daha da ileri gidilerek yeni doğmuş bir bebeğin annesinin elinden alındığına işaret eden ve sütteki bir evladı annesinden ayırmanın izahının olamayacağını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu mücadeleyi sadece kadınlar için değil, insanlığın ve demokrasinin geleceği için de yürütmek mecburiyetindeyiz. Bu, işte bugün burada olduğu gibi, farklı kökene, inanca, siyasi görüşe sahip dostlarımızla birlikte vermemiz gereken bir mücadeledir” şeklinde konuştu.

“Geçtiğimiz 15 yıldaki demokratik tecrübeleriyle Türkiye bu mücadeleye öncülük edebilecek, rehberlik edebilecek bir ülkedir. Zira bu ülkenin mücadeleci kadınları, demokrasinin ve özgürlüklerinin ne kadar vazgeçilmez olduğunun en yakın şahitleridir” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugüne kadar olduğu gibi, bundan sonra da kadınların her alanda en büyük destekçisi olmayı sürdüreceklerini, iş dünyasında girişimci kadınlara her türlü imkânı sunmaya devam edeceklerini açıkladı.

Ortaya koydukları başarı hikâyeleriyle programda ödül alan kadınları, başarıları, gayretleri ve emekleri için tebrik eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, onların bu başarı hikâyelerinin diğer kadınlara da örnek olacağına ve ilham vereceğine inandığını sözlerine ekledi.

Kaynak: (Malatya Olay) - Malatya Olay Editör: Ali Aladağ
 
Etiketler: Cumhurbaşkanı, Erdoğan'dan, Taşeron, işçisine, kadro, müjdesi,
Haber Videosu
Yorumlar
Alıntı Yazarlar
Malatya Olay Gazetesi
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
1
Galatasaray
32
33
3
2
10
15
2
Medipol Başakşehir
30
25
3
3
9
15
3
Fenerbahçe
29
31
2
5
8
15
4
Trabzonspor
28
32
4
4
8
16
5
Göztepe
27
28
4
3
8
15
6
Beşiktaş
27
23
2
6
7
15
7
Kayserispor
27
23
2
6
7
15
8
Bursaspor
24
27
6
3
7
16
9
Sivasspor
23
21
7
2
7
16
10
Kasımpaşa
19
24
7
4
5
16
11
Akhisarspor
19
20
6
4
5
15
12
Alanyaspor
18
27
8
3
5
16
13
Yeni Malatyaspor
16
18
7
4
4
15
14
Osmanlıspor FK
14
22
9
2
4
15
15
Atiker Konyaspor
14
15
9
2
4
15
16
Antalyaspor
14
15
7
5
3
15
17
Gençlerbirliği
13
19
9
4
3
16
18
Kardemir Karabükspor
8
13
11
2
2
15
Nöbetçi Eczane


Nöbetçi eczanlerle ilgili detaylı bilgi için lütfen tıklayın.

Arşiv