Haber Detayı
15 Ekim 2016 - Cumartesi 21:12
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan; PYD ve YPG Terör Örgütleri PKK’nın Atığıdır
Ali Aladağ...:Malatya Olay...: Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi’nin (RTEÜ) 2016-2017 akademik yılı açılışı töreninde konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin kendisine güvenmesi ve inanması gerektiğini belirterek, “Biz 3-5 PKK’lı zibidiye, 3-5 DEAŞ’lıya burayı böldürtmeyiz, bunun böyle bilinmesi lazım” dedi.
 
 
Dünya Haberi


Üniversitenin konferans salonunda gerçekleşen törende, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı İsmail Kahraman, yanı sıra bakanlar milletvekilleri, üniversite hocaları ve öğrenciler de hazır bulundu. Törene eşi Emine Erdoğan ile birlikte katılan Cumhurbaşkanı Erdoğan, burada bir konuşma yaptı.


2016-2017 akademik yılının üniversiteye hayırlı olması temennisiyle konuşmasına başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, önümüzdeki Salı günü Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi’nde 179 üniversitenin tamamının yöneticileri, hocaları ve öğrencilerinden temsilcilerin katılacağı 2016-2017 eğitim-öğretim yılı açılış töreninin yapılacağını açıkladı ve bunun bir ilk olacağını söyledi.

“RİZE DÜNYA ÇAPINDA BİR ŞEHRE DÖNÜŞEBİLİR”

Rize’nin, üniversite başta olmak üzere elindeki imkanları doğru şekilde değerlendirdiğinde bölgesinin ötesinde Türkiye ve hatta dünya çapında bir şehre dönüşebileceğini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu konuda asıl belirleyici olan Rize’nin, Rize halkının şehre öncülük eden kurumların ve elbette üniversitemizin göstereceği gayrettir, performanstır. Onun için siz değerli hocalarımın üzerinde de çok büyük bir yük var” dedi.

Türkiye’de yatırımı, üretimi, istihdamı, sosyal-kültürel tüm faaliyetleri devletten bekleyen ne kadar şehir varsa, hepsinin de içine hapsoldukları kısır döngüden kurtulamadığına işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kendi potansiyelini, kendi iradesiyle, kendi gücüyle, kendi zekasıyla, kendi gayretiyle harekete geçiren şehirler ise, coğrafi olarak nerede olurlarsa olsunlar ortalamanın üzerine çıkmış ve öne geçmişlerdir” diye ekledi.

‘Nerede hareket, orada bereket’ sözüne atıfta bulunarak, azmin ve çalışmanın olduğu her yerde mesafelerin çok büyük bir süratle kat edileceğini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Buna karşılık hiçbir gayret ortaya koymadan, her şeyi devlete havale ederek kalkınma yarışında öne geçmeyi beklemek boş hayalden ibarettir. Rizeli hemşerilerimden hareketi de, bereketi de kendi içlerinden çıkarmalarını özellikle istiyorum. Bizim desteğimiz, devletin imkânları sadece bu süreci hızlandırmaya, güçlendirmeye yarar” diye konuştu.

“ASIL REFORMU KÜLTÜRDE YAPMAMIZ LAZIM”

“PYD ve YPG Terör Örgütleri PKK’nın Atığıdır”

Cumhurbaşkanı Erdoğan şunları söyledi: “Fiziki mekânları yaparsanız öyle veya böyle. Şimdi biz de 14 yıllık Başbakanlık ve Cumhurbaşkanlığım döneminde Türkiye’de altyapısıyla, üstyapısıyla her şeyi değiştiriyoruz, Cumhuriyet tarihinde olmamış şeyleri yapıyoruz. Ama mesele sadece bu değil ki… İşte 15 Temmuz’da bir darbe geliyor. Niye? Demek ki kafaları değiştirememişiz. Fiziki imkanlar, her şey olmuş, savunma sanayinde birçok şeyleri yapmışız, uçaklar, helikopterler, AgustaWestland’la anlaşmışız, kendi helikopterlerimizi yapar hale gelmişiz, ama yaptığımız bu helikopterler, bu uçaklar bize bombayı yağdırmaya başlamış ve onlar bizi öldürmeye gelmiş. Mesele ne? Fiziki mekanların olmasından öte, şu gönülleri halletmek, bu kafa yapısını halletmek, zihinleri halletmek… Onun için kültür inkılabına ihtiyacımız var. Asıl reformu kültürde yapmamız lazım, kültür ihtilaline, kültür devrimine şiddetle ihtiyacımız var, onu hallettik mi gerisi kolay. Bunlar en güzel şekilde evvel Allah yapılıyor, yapıyoruz, hiç endişeniz olmasın.”

Fiziki mekanları ve personeli bir çıktıya dönüştüren, verimli hale getiren şeyin, azimdir, kararlılık olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Rizelilere ve üniversite personeline, “Ben Rize’yi de, üniversitemizi de, şehrimizi de, tüm kurum, kuruluşlarımızı da en iyi yerlerde görmek istiyorum. Gelin bu imkânı, bu fırsatı hep birlikte en güzel şekilde değerlendirelim. Türkiye’nin Başbakan çıkarmış, Cumhurbaşkanı çıkarmış, ülke ve dünya çapında nice değerler yetirmiş bu şehrini hak ettiği yere hep birlikte taşıyalım” çağrısında bulundu.

Rize’nin doğal hinterlandında yer alan Karadeniz ve Kafkasya’nın, tarihi olarak Türkiye’nin çok güçlü ilişkilerinin bulunduğu bir bölge olduğuna, bölgenin uzun süredir yaşanan çatışmalar ve istikrarsızlıklar sebebiyle hak ettiği yerin çok gerisinde bulunduğunu dile getirdi.

“BİZİM FİZİKİ SINIRLARIMIZ BAŞKADIR, GÖNÜL SINIRLARIMIZ BAMBAŞKADIR”

Türkiye’nin bölgede yaşanan tüm bu çatışma ve çekişmelerde mazlumlara, mağdurlara kucak açmış ve kardeşlerinin yanında olmuş bir ülke olduğuna işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bizim fiziki sınırlarımız başkadır, gönül sınırlarımız bambaşkadır, bunu birbirinden ayırmamız lazım. Fiziki sınırlara elbette saygı gösteririz; ama gönlümüze sınır çizemeyiz, çizilmesine de müsaade etmeyiz. Birileri bize ‘Irak’la niye ilgileniyorsunuz, Suriye’yle niye ilgileniyorsunuz’ diyorlar. Aynı soruyu, ‘Gürcistan’la niye ilgileniyorsunuz, Ukrayna’yla, Kırım’la niye ilgileniyorsunuz, Azerbaycan’la, Karabağ’la niye ilgileniyorsunuz, Balkanlar’la niye ilgileniyorsunuz, Kuzey Afrika’yla niye ilgileniyorsunuz’ diye bu soruları genişletmek mümkün. Ama dikkat edin, kimse binlerce kilometre uzaktan gelip burnumuzun dibinde faaliyet gösteren ülkelere aynı cesaret ve yüksek sesle, ‘siz burada ne arıyorsunuz’ demiyor. Bize ne aradığımızın sorulduğu yerlerin hiçbiri bize yabancı değil ki. Rize’yi, soruyorum kardeşlerim, Batum’dan ayırmak mümkün mü? Edirne’yi Selanik’ten, Kırcaali’den nasıl ayrı düşünebiliriz. Gaziantep’le Halep’i, Mardin’le Haseki’yi, Siirt’le Musul’u nasıl birbirleriyle ilgili olmayan yerler olarak kabul edebiliriz? Hatay’dan çıkın Fas’a varana kadar uğradığınız her Ortadoğu ve Kuzey Afrika ülkesinde bizden bir şeyler mutlaka görebilirsiniz. Trakya’dan Doğu Avrupa’ya kadar olan coğrafyada attığınız her adımda ecdadın izlerinden birine mutlaka rastlarsınız. Tarih kitaplarımızda Misakı Millîyi okuyoruz değil mi? Misakı Millide ne var? Eğer Misakı Millî diye bir derdimiz varsa, kusura bakmayın, o zaman bu soruyu kendi içimizde birbirimize sormayız, tam aksine, ha burada üzerimize düşen görevler var demek durumundayız, işin gerçeği budur. Aynı dili konuştuğumuz, aynı kültürü paylaştığımız Orta Asya’yı ta Sibirya’ya kadar kendimizden ayrı düşünebilmemiz için, aslımızı inkar etmemiz lazım. Bizim kültürümüzde aslını inkar eden haramzadedir. Onun için, evet, bizim Irak’la da, Suriye’yle de, Libya’yla da, Kırım’la da, Karabağ’la da, Bosna’yla da, diğer kardeş bölgelerle de ilgilenmek bizim hem görevimiz, hem de hakkımızdır. Bunlardan vazgeçtiğimiz gün istiklalimizden ve istikbalimizden vazgeçtiğimiz gündür. Bizim buna hakkımız olmadığı gibi, milletimiz de böyle bir duruma asla rıza göstermez.”

“EĞER DOST OLMAK İÇİN DEAŞ’A KARŞI OLMAK ÖLÇÜYSE, O ZAMAN EL NUSRA’YLA DA DOST OL”

“Türkiye, sadece Türkiye değildir” diyen ve Türkiye’nin 79 milyon vatandaşıyla birlikte köklü, tarihi, kültürel ve insani bağlarla iç içe olduğu geniş bir coğrafyadaki yüz milyonlarca kardeşine karşı da sorumlu olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin kendisine güvenmesi ve inanması gerektiğini belirtti. “3-5 PKK’lı zibidiye biz Türkiye’yi böldürtmeyiz, biz kalkıp 3-5 DEAŞ’lıya burayı böldürtmeyiz, bunu böyle bilmemiz lazım” ifadelerini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, PYD, YPG terör örgütleri için, ‘PKK’nın atığı’ olarak nitelendirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, devamında şu açıklamalara yer verdi: “Birileri de bunlara sahip çıkıyor, bunlara silah indiriyorlar, bindiriyorlar. Bakıyorsunuz Kobani’nin güneyinde pistler inşa ediliyor. Bunu bizimle görüşüp, dertleşip, varsa atılacak bir adım öyle yapman lazım. PYD gibi bir terör örgütüyle değil, o PKK’nın atığıdır; bunu böyle kabul etmek zorundasın. Bizimle NATO’da berabersin, müttefiksin, NATO’da beraber olduğun Türkiye’yi bir kenara koyacaksın bir terör örgütüyle beraber olacaksın. Neymiş? ‘DEAŞ’a karşı savaşıyor.’ Böyle saçmalık olur mu? Sen kendine güvenmiyor musun? 63 ülke beraber Amerika’yla. 63 ülke 10 bin-15 bin DEAŞ teröristiyle Suriye’de karşı karşıya gelmeye gücü yetmiyor öyle mi, bu olabilecek bir şey mi? Nerede NATO, biz NATO’da beraberiz. PYD, sizin NATO’da ortağınız değil ki, YPG sizin ortağınız değil ki, biz seninle ortağız, orada müttefikiz. Biz bunların canına okuruz, onlarla ne işimiz var bizim? Eğer dost olmak için DEAŞ’a karşı olmak ölçüyse, o zaman El Nusra’yla da dost ol. Çünkü El Nusra da DEAŞ’la şu anda savaşıyor. Bunun ne akılla, ne bilimle, ne tecrübeyle izahı mümkün değil. Fakat tezgah farklı dönüyor, tuzak farklı… Dert, anlatılır gibi değil. Ne olursa olsun biz kendi göbeğimizi kendimiz kesmek zorundayız, bunu böyle bilelim. Çünkü hesap başka. Üzerine üzerine biz bu işin gideceğiz.”

“MUSUL’UN TARİHİNDE BİZ VARIZ”

Konuşmasında Musul konusuna da değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, açıklamalarını şöyle sürdürdü: “Musul halkını kendi kaderine terk edebilir miyiz? Soruyorum, Musul’un tarihinde kim var? Biz varız. Şimdi ne yapıyorlar? Musul’u Musulludan alıp birilerine vermenin hesapları var. Biz de diyoruz ki; hayır, Musul’da Musullu yaşamalı. Musul’da kimler yaşıyor? Kahir ekseriyetiyle Arap kardeşlerimiz. Bunun yanında Türkmenler, bunun yanında çok az miktarda da Kürtler var, onlarla beraber orada bir yaşam var. Ama oraya bir DEAŞ sızmış. Şimdi DEAŞ’la orada bu mücadele veriliyor. Orada verilen bu mücadelede koalisyon güçleri ne yazık ki diyorlar ki ‘Türkiye burada merkezi yönetimden izin almalı.’ Ben de koalisyon güçlerinin başına diyorum ki; ey koalisyon güçleri kusura bakma, biz Başika Üssünü kurarken o Merkezi Yönetim şahsıma geldi dedi ki ‘Başika’da bir üs kurmanız bizim için isabetli olacaktır.’ Sayın Başbakanımız o zaman Davutoğlu, onunla da görüştüler ve ardından biz de Başika Üssünü kurduk. Şu anda biz Başika’da varız. Şimdi ne diyorlar? ‘Başika’dan Türkiye’nin çıkması gerekir.’ Kusura bakma, bizim Başika’dan çıkmaya niyetimiz yok, niyetimiz yok. Musul sorunu hallolana kadar biz oradayız. Telafer aynı şekilde. Yaklaşık 400 bin nüfus var, hepsi Türkmen de, yarısı Şii, yarısı Sünni. Orada da yine sulhu sükun avdet edene kadar bizler elimizi çekmeyeceğiz; bunu da herkes bilsin. Çünkü biz diplomatik yollarla her şeyi yapmaya çalışıyoruz ve yapmaya da devam ediyoruz. İşte bugün Lozan’da Dışişleri Bakanımız da orada, Amerika orada, hep beraber bunları konuşuyorlar. Rusya orada, İran, Suudi Arabistan, Katar orada bunları konuşuyorlar ve bir neticeye inşallah varacağız.”

“TÜRKİYE HALEP’E SIRTINI DÖNEMEZ”

Türkiye’nin Halep’e sırtını dönemeyeceğinin, Batı Trakya’daki, Kıbrıs’taki, Kırım’daki soydaşlarını yok sayamayacağının altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Libya’yı, Mısır’ı, Bosna’yı, Afganistan’ı kendi dertleriyle baş-başa bırakamayız. Aksi takdirde tarihe de, buralarda yaşayan ve kalpleri bizimle birlikte çarpan kardeşlerimize de mahcup oluruz. Bunun için diyorum ki; biz gönül sınırlarımız içindeki her yerin, her kardeşimizin derdiyle dertlenecek, sevinciyle sevineceğiz. Bizim bu ilgimizi kendi emperyalist sömürgeci tarihleriyle veya mezhebi, etnik saplantılarıyla karıştıranlar bize akıl vermek yerine dönüp kendilerine baksınlar. Bu milletin Yunus’un engin gönüllülüğü kadar Yavuz’un cengaverliğine, Abdülhamit Han’ın diplomatik dehasına da sahip olduğu unutulmamalıdır” değerlendirmelerinde bulundu.

Konuşmasının ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan’a günün anısına Üniversite Rektörü Hüseyin Karaman tarafından bir hat levhası hediye edildi.

"İnşa Etmek, Özünde İmar ve İhya Etmektir"...

Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi (RTEÜ) İlahiyat Fakültesi’nin yeni yapılan hizmet binasının açılış töreninde konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Gökyüzünün maviliğini kapatan, güneşin aydınlığını örten, yıldızların parıltısını söndüren binalar dikmek asla inşa etmek değildir" dedi.

Törende Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı İsmail Kahraman, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Ahmet Arslan, Kalkınma Bakanı Lütfi Elvan, Millî Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz, Sağlık Bakanı Recep Akdağ, Gençlik ve Spor Bakanı Akif Çağatay Kılıç, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı, Rize Valisi Erdoğan Bektaş, RTEÜ Rektörü Prof. Dr. Hüseyin Karamanda hazır bulundu. Eşi Emine Erdoğan ile birlikte törene katılan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir konuşma yaptı.


"BU HİZMET BİNASI ÜNİVERSİTELER İÇİN BİR ÖRNEK OLACAK"

İlahiyat Fakültesinin yeni eğitim-öğretim binasının Rize’ye, Türkiye’ye ve İslam alemine hayırlı olmasını dileyerek konuşmasına başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, yaklaşık 65 milyon liraya mal olan ve tamamıyla yerel mimariyle inşa edilen fakülte binasını yaptıran Doğuş Grubuna teşekkür etti.

İçinde dekanlık, 95 akademisyen odası, 44 dersliği, 250 kişilik konferans salonu, 40 bin kitaplı kütüphanesi, 2 hafızlık odası, tezhip, ebru, hat atölyeleri ve kapalı otopark bulunan binanın kendi içinde adeta küçük bir külliye olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Karadeniz Bölgesi’ne ait geleneksel mimari ile modern mimariyi başarıyla mezceden bu binanın tüm üniversitelerimiz için örnek olacağına inanıyorum” dedi.

"MİMARİ DENİNCE AKLA BETONUN SOĞUK YÜZÜ GELMEMELİ"

Nerede olursa olsun, artık insanı yoran, ürküten, cesameti altında ezen binalar yerine, çevreyle, tabiatla ve fıtratla barışık eserlerin ortaya konması gerektiğini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları ekledi: “Gökyüzünün maviliğini kapatan, güneşin aydınlığını örten, yıldızların parıltısını söndüren binalar dikmek asla inşa etmek değil. İnşa etmek, özünde imar ve ihya etmektir. Maalesef son dönemde özel sektörümüzün ve bazı kuruluşlarımızın farklı kaygılarla, kar hırsıyla bu inceliği gözden kaçırdıklarına şahit oluyoruz. Ülkemizde mimari deyince, akla çelik ve betonun soğuk yüzü gelmemeli. Selçuklu ve Osmanlı mimarisine baktığımızda, insanı merkeze alan, tabiatla ve hayatla uyumlu bir çizginin hakim olduğunu görürsünüz. İşte bakın burada ahşabı görüyorsunuz, taşı görüyorsunuz ve iç içe geçtiklerini görüyorsunuz. Sadelik ve ihtişam bir arada, hem kullanışlı, hem de alabildiğince estetik.”

İslam medeniyet geleneğinde tabiatın, ‘boyunduruğa vurulması gereken vahşi doğa’ olarak görülmediğinin altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, dünyadaki tüm varlıkların, ‘göklerde ve yerde olan şeyler Allah’a secde ederler’ mealindeki ayette belirtildiği Allah tarafından kendilerine verilen vazifeyi yerine getirdiğini söyledi. “Meseleye bu şekilde yaklaştığımızda, işte burada olduğu gibi, son derece kıymetli örnek alınacak eserlere imza atabiliriz” şeklinde konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu hassasiyeti yitirdiğimizde ise insana ve tabiata zarar veren ucubeler ortaya çıkarırız” diye ekledi.

"FETÖ MENSUPLARI ÖRGÜTÜN ELEBAŞINI MEHDİ OLARAK GÖRÜYOR"

"İnşa Etmek, Özünde İmar ve İhya Etmektir"

Fıtratla uyum içinde olmanın, dini boyutunun yanı sıra insan hayatının diğer alanları için de geçerli olduğunu kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Fıtratı reddeden, onu bozan her inanç, her ideoloji bireyi huzura, mutluluğa ve iç barışa değil, yıkıma ve yok oluşa götürür. Tarih boyunca bunun sayısız örneğini gördük, halen de görüyoruz. Özellikle kendilerini İslam’a atfeden akımların, dini cemaatlerin bu noktaya azami derecede dikkat etmesi gerekiyor. Zira bir yapının İslam dairesinin içinde olmasını sağlayan temel kaide, fıtratla uyumun varlığı veya yokluğudur. 15 Temmuz gecesi yaşadığımız hadise, bize bu konuda yaşanan eksikliklerin, sapkınlıkların ne tür felaketlere yol açabileceğini göstermiştir. 15 Temmuz ihanetini gerçekleştirenler, insan fıtratını tahrip eden bir örgütün mensuplarıdır. Bu örgütün hoca kıyafeti giymiş elebaşı, ehlisünnet geleneğinde olmayan takiyeyi temel inanç kaidesi haline getirerek kişiliksiz, kimliksiz bir güruh yetiştirmiştir. Bu güruhun en büyük özelliği ise, hiç düşünmeden yalan söyleyebilmesi, örgüt çıkarları için her türlü gayrimeşru işe imza atabilmesidir. Mahremiyetin ihlalinden iftiraya, siyasi cinayetlerden casusluğa, karakter suikastından vatana ihanete kadar her türlü suç bu örgütün mensuplarının gözünde meşrudur. Hatta bunlar 15 Temmuz gecesi olduğu gibi kendi milletine, karşılarında Allah diyen, dua eden sivil insanlara dahi ateş edebilmişlerdir. Hatta,Fatiha’yı oku diyerek o yere yatırdığı evladımıza kurşunu o şekliyle sıkmıştır.”

FETÖ mensuplarının, örgüt elebaşını Mehdi olarak görmeleri, kendilerine şahdamarından daha yakın olarak kabul etmelerinin ise bambaşka bir sapkınlık olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Daha acı olanı ise, bu örgütün 40 yıl boyunca hizmet, eğitim, hayır gibi dini kavramları kullanması, altın nesil iddiasıyla toplumun gözünü boyamasıdır. Zira hepimiz, helali haram, haramı helal kılmanın ancak Allah’a mahsus olduğunu çok iyi biliyoruz. Dinimizde yasakların 1400 yıl önce çok sarih bir şekilde ortaya konulduğunun da farkındayız. Fakat tüm bunlara rağmen, hoca kıyafeti giymiş bir şarlatan yıllarca hurafelerle insanlarımızı kandırmayı başarabiliyor” ifadelerini kullandı.

"DİYANET TEŞKİLATI NEFİS MUHASEBESİ YAPMALI"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, kendisini dinleyen fakülte öğretim üyeleri ve öğrencilere hitaben, “İşte bu yanlış gidişi siz düzelteceksiniz. Ben, Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi İlahiyat Fakültesinin mensuplarını, öğrencilerini geleceğin aydınlık Türkiye’sinde o dindar nesli çok farklı olarak karşımda görüyorum. Ve bu şahıs sapkın ideolojisini yaymak için uzun bir dönem cami kürsülerini de bile kullanabilmiştir, ama artık buraları onlara siz bırakmayacaksınız, teslim etmeyeceksiniz” diye konuştu.

İlahiyat fakülteleri başta olmak üzere, Diyanet Teşkilatının bir nefis muhasebesi yapması gerektiğine inandığını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu manzara bize, dinimizin anlatılması ve anlaşılması konusunda önemli boşlukların olduğuna işaret ediyor. Şüphesiz bunda tek parti döneminde dine ve dini hayata hakim olan sorunlu bakış açısının etkisi çoktur. Çünkü bu dönem Kur'an-ı Kerim’in gizli bir şekilde öğrenilmek zorunda kalındığı çok zor bir dönem olmuştur. Camiler yıkıma terk edilmiş, dini eğitim yasaklanmış, ölüleri yıkayacak gassal dahi bulanamamıştır. Alimler derdest edilmiş, kamusal alanda mütedeyyin insanların kendi değerleriyle, kendi kimlikleriyle var olmasına imkan verilmemiştir. Bu da dini alanda ciddi bir boşluğun oluşmasına neden olmuştur. FETÖ elebaşı gibi şarlatanlar da oluşan bu boşluğu fırsata çevirmişlerdir. Artık bizim geçmişe takılıp kalmadan, ancak bunlardan ders çıkararak geleceği planlamamız gerekiyor. Bir daha FETÖ vari yapıların milletimize, gençlerimize musallat olmasının önüne geçecek adımları atmamız önem arz ediyor. Bunun da yolu, dini bilgisi yüksek, ilmini amale çeviren, toplumla beraber olan, mütevazilikten taviz vermeyen hocalarımızın sayısının artmasından geçiyor.”

İmam hatip okullarından Kur'an kurslarına ve ilahiyat fakültelerine kadar dini eğitim veren kurumların niteliklerinin geliştirilmesi, her açıdan cazibe merkezleri haline getirilmesi gerektiğine işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, bunun yolunun da bu kurumların hem nitelik, hem de altyapı bakımından en üst seviyede olmalarından geçtiğini söyledi.

"DERVİŞLİK İLİM GEREKTİRİR"

Öğretim üyelerine ve öğrencilere, “Artık bundan sonra sizlere düşen görev, dini ve ilmi çalışmalarda çığır açan işlere imza atmaktır. İnşallah üzerinizde taşıdığınız sorumluluğun bilinciyle, sizlerin daha fazla çaba göstereceğini ümit ediyorum.” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şu cümlelerle tamamladı: “Tabiat boşluk kabul etmez. Siz olmayınca sahneyi bezirganlar, takke ve cübbeyle göz boyayan şarlatanlar alıyor. Biliyorsunuz Yunus’un güzel bir ifadesi var: ‘Dervişlik olaydı taç ile hırka, biz dahi alırdık otuza kırka.’ Dervişlik o kadar ucuz değil, o ilim gerektiriyor, irfan gerektiriyor. ‘İlim ilim bilmektir, ilim kendin bilmektir, sen kendin bilmezsen, ya nice okumaktır.’ Siz bunlardan değilsiniz evvel Allah, siz irfan sahibi arifler olarak, arifeler olarak inşallah geleceği inşa edeceksiniz, ihya edeceksiniz.”

Açılışın ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan, Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi Geliştirme Vakfı Kurucular Kurulu’nun üniversitedeki toplantısına katıldı.

Kaynak: (Malatya Olay) - Malatya Olay Editör: Ali Aladağ
 
 
 
Etiketler: Cumhurbaşkanı, Erdoğan;, PYD, ve, YPG, Terör, Örgütleri, PKK’nın, Atığıdır,
Haber Videosu
Yorumlar
Ulusal Gazeteler
Alıntı Yazarlar
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
1
Beşiktaş
71
65
3
8
21
32
2
Başakşehir
67
60
3
10
19
32
3
Fenerbahçe
60
56
6
9
17
32
4
Galatasaray
58
60
10
4
18
32
5
Antalyaspor
52
40
10
7
15
32
6
Trabzonspor
50
37
10
8
14
32
7
Akhisar Bld.
45
41
13
6
13
32
8
Kasımpaşa
43
46
13
7
12
32
9
T.Konyaspor
43
39
11
10
11
32
10
Alanyaspor
40
52
16
4
12
32
11
Gençlerbirliği
40
30
12
10
10
32
12
K.D.Ç. Karabük
39
33
15
6
11
32
13
Osmanlıspor FK
38
36
12
11
9
32
14
Kayserispor
37
45
15
7
10
32
15
Bursaspor
35
31
17
5
10
32
16
Ç. Rizespor
30
41
18
6
8
32
17
Gaziantepspor
26
29
20
5
7
32
18
Adanaspor
25
31
19
7
6
32
Nöbetçi Eczane


Nöbetçi eczanlerle ilgili detaylı bilgi için lütfen tıklayın.

Arşiv