Haber Detayı
22 Temmuz 2017 - Cumartesi 13:24
 
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erddoğan; Biz Afrika’nın Kardeşiyiz
Uğur Hanbey Aladağ...:Malatya Olay...: Uluslararası Afrika’da Sağlık Kongresinin gala yemeğinde konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bugün bize her fırsatta demokrasi, hukuk ve insan hakları dersi vermeye yeltenenlerin Afrika’da nasıl bir enkaz bıraktığını bizzat yerinde gördük, görüyoruz. Afrikalı mazlumların gözyaşı ve sömürülen emeği üzerine inşa ettikleri medeniyetlerinin gerçek yüzünü ifşa etmeyi sürdürmeliyiz” dedi.
Dünya Haberi


Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, eşi Emine Erdoğan ile birlikte Uluslararası Afrika’da Sağlık Kongresinin gala yemeğine katıldı. Hayat, Sağlık ve Sosyal Hizmetler Vakfı ile Medeniyet Üniversitesi’nin, Sağlık Bakanlığı ve Dünya Müslüman Tıp Birlikleri Federasyonu’nun (FIMA) katkılarıyla düzenlediği kongrenin gala yemeği Dolmabahçe Sarayı’nda gerçekleştirildi. Kongreyi düzenleyen kurumların yöneticileri ile kongreye bildirileri ile katkı sağlayan ve 40 ayrı ülkeden gelen bilim adamlarının ve davetlilerin hazır bulunduğu yemekte Cumhurbaşkanı Erdoğan bir konuşma yaptı.


Kongrenin başarılı geçmesi ve etkinliğin düzenlenmesinde emeği geçenlere teşekkürlerini ifade ederek konuşmasına başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, kongrenin bu alanda kritik bir boşluğu dolduracağına, kıtanın yüzleştiği devasa sağlık sorunlarının çözümüne katkı sağlayacağına inandığını kaydetti.

“TÜRKİYE, ASLA AFRİKALI KARDEŞLERİNE SIRTINI DÖNMEDİ”

Kongrenin, kökleri 10’uncu asra kadar giden Türkiye’nin Afrika Kıtasıyla münasebetlerini daha da geliştirmesi temennisinde bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Her ne kadar Türkiye, son bir asırda, farklı nedenlerden dolayı, kıtayla ilişkilerinde bir durağanlık yaşamış olsa da, asla Afrika’ya, Afrikalı kardeşlerine sırtını dönmemiştir. İçinden geçtiği onca sancılı döneme rağmen ülkemiz, Afrikalı dostlarının yanında olmaya azamî gayret göstermiştir” dedi.

Türkiye’nin Afrika Kıtası ile ilişkilerde asıl büyük dönüşümün, AK Parti iktidarıyla başladığına, 2005’ten itibaren Afrika’nın tekrar Türkiye’nin dış siyasetinde en üst sıralara yerleştiğine işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2005 yılında başlayan bu sürecin son 12 yıldır istikrarlı bir şekilde her alanda güçlendiğini ve artık bu süreçte bir üst aşamaya geçildiğini kaydetti.

Türkiye’nin, 10 yıl öncesine kadar Afrika’daki 12 büyükelçilik sayısının bugün 39’a, Afrika ülkelerinin Türkiye’deki büyükelçilik sayısının ise 2017’de 33’e ulaştığını aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türk Hava Yolları’nın bugün 32 Afrika ülkesinde 51 noktaya seferler düzenlediğini, Türkiye’nin Afrika’yla ticaretinin 2005 yılında yaklaşık 7 milyar dolarken, 2016 yılında bu rakamın 17 milyar dolara yükseldiğini hatırlattı.

Afrika ile ilişkilerde geçen 12 senede kat edilen mesafenin, Türkiye’nin Afrika Kıtasına ilgisinin dönemsel veya geçici bir heves olmadığını ispat ettiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2014’te Ekvator Ginesi’nde yapılan Türkiye-Afrika ortaklık zirvelerinin Türkiye’nin ciddiyetini, kıta ile münasebetlere verdiği önemi ortaya koyduğunu söyledi ve “Her zaman ifade ediyorum; biz Afrikalı kardeşlerimizi kendimize asla uzak görmüyoruz, onlara tepeden bakmıyoruz” diye ekledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Somali’ye kimsenin uğramadığı dönemde, Başbakan olarak eşi ve Dışişleri Bakanı ile ülkeye gittiğini ve Somali’ye karşı dünyanın bakışını değiştirdiklerini hatırlattı ve ülkede ABD ve İngiltere gibi ülkelerin konteynerler içinde büyükelçilik hizmeti verirken, Türkiye’nin dünyadaki en büyük büyükelçilik kompleksinin Somali’de olduğuna dikkat çekti.

“AFRİKA, KAYNAKLARI SÖMÜRÜLECEK BAKİR BİR KITA DEĞİLDİR”

Bir Türk firması tarafından iletilen Mogadişu Havalimanı’nın Somali Devleti’ne ciddî bir gelir sağladığını, Türkiye olarak orada modern bir hastane kurduklarını ve Türkiye’de Somalili öğrencilerin eğitimlerini tamamladıktan sonra ülkelerine hizmet edeceğini de sözlerine ekleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin en az gelişmiş ülkelere insanî yardımda, millî gelire oranla birinci sırada olduğunu dile getirdi ve “Niye? Çünkü bu bizim insanî görevimizdir, vicdanî görevimizdir, İslamî görevimizdir, olaya böyle bakıyoruz ve bundan sonra da böyle bakmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

Afrika’ya ‘kaynakları sömürülecek bakir kıta’ olarak yaklaşmadıklarının altını çizerek, “Biz, kendimizi Afrika’nın kaderdaşı, kara gün dostu olarak görüyor; karşılıklı saygı ve eşitliğe dayalı, kazan-kazan temelinde uzun vadeli bir işbirliği geliştirmek istiyoruz” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan; Türkiye’nin, bir taraftan Afrika ile ticaret hacmini artırırken, diğer taraftan kalkınma odaklı insanî yardımlarla Afrikalı mazlumların yükünü hafiflettiğini söyledi.

Türkiye’nin; genel sağlık taramaları, katarakt ameliyatları, yeni hastanelerin kurulması gibi sağlık alanında bugüne kadar birçok başarılı projeyi kıtada hayata geçirdiğini, Batı Afrika’da 12 bin insanın hayatına mal olan ebola salgınıyla mücadeleye 5 milyon dolarlık aynî ve maddî yardımda bulunduğunu, kıtanın nitelikli insan kaynağı eksiğini gidermek için her yıl 54 Afrika ülkesinden binlerce öğrenciye eğitim-öğretim imkânı sunduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin TİKA, Kızılay, AFAD gibi resmî kurumlarının yanı sıra üniversiteleri, müteşebbisleri, yardım görevlileri ve sivil toplum örgütleri ile Afrika’da sahada olduğunu vurguladı.

SOMALİ’YE YAPILAN YARDIMLAR

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının devamında: “Türkiye’nin Afrika politikasının somutlaştığı, ete-kemiğe büründüğü ülke, az önce de söyledim, Somali’dir. Somali, 2011 yılında kuraklığın pençesinde kavrulan, milyonlarca insanın ölümle burun buruna kaldığı, tüm dünyanın sırtını döndüğü bir ülkeydi. İç savaş ve çatışmalar ülkeyi esir almış, çökmüş devlet olarak nitelendirilen Somali, uluslararası toplum tarafından tamamen kaderine terk edilmişti. Biz o gün kardeşlerimizin göz göre göre ölmesine, açlık, kuraklık ve kıtlıkla tek başlarına mücadele etmesine seyirci kalmadık. 2011’de gittim, ondan sonra 2 kez ve havalimanını inşa ettik, uluslar arası hizmete açtık ve böylece Somali dünyaya açıldı. Bir dönem ‘çökmüş devlet’ diye tanımlanan Somali’den benzer durumdaki ülkelere umut kaynağı olan bir Somali’ye kavuştuk. İnşallah Türkiye’nin ve diğer bölge ülkelerinin de destekleriyle bu başarı hikâyesinin katlanarak devam edeceğine inanıyorum.” dedi.

“Biz Afrika’nın Kardeşiyiz”

Afrika Kıtasının kronik sorunlarının temel sebebinin, yaklaşık 4 asır boyunca kıtanın tüm kaynaklarını istila eden sömürgecilik olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Her ne kadar 1960’lı yıllardan itibaren kıta ülkeleri bağımsızlıklarına kavuşmuş olsa da, maalesef sömürgecilerin geride bıraktıkları acı mirasın etkileri henüz silinmemiştir. Bugün kıta hala ciddi bedel ödemektedir. Çünkü kolonyalistler yalnızca yer üstü ve yer altı kaynaklarını gasp etmekle kalmamış, aynı zamanda kıtanın sosyal, siyasi ve beşeri dokusunu da kökten tahrip etmişlerdir” diye konuştu.

Kıtayı kendi aralarında pay eden sömürgecilerin, sınırları etnik fay hatlarını derinleştirecek şekilde çizerek kabileler arası çatışmaları körüklediğini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Aileleri parçalamışlar, insanları göçe zorlamışlar, arazileri yağlamamışlar. Günde 16-17 saat köle gibi çalıştırdıkları işçilere ücret yerine alkol vermişlerdir. Çalışmak istemeyenleri ya da en ufak bir itirazda bulunanları ise katletmişlerdir” sözlerine yer verdi.

“AFRİKA’YI ARKA BAHÇELERİ OLARAK GÖRENLER, KITANIN YÜKSELİŞİNE ÇELME TAKAMAYACAK”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Biliyorsunuz ben hemen her yıl Afrika’yı birkaç ülkesi ziyaret edilmek suretiyle dolaşıyorum. Cumhurbaşkanı ve başbakan olarak görev yaptığım süre zarfında 23 Afrika ülkesini ziyaret ettim. Kimi ülkelere birkaç kez gittim. Her bir Afrika ülkesinde benzer dramlara, benzer insanlık dışı hikâyelere, yürek burkan hadiselere şahit oluyoruz. Bugün bize her fırsatta demokrasi, hukuk ve insan hakları dersi vermeye yeltenenlerin Afrika’da nasıl bir enkaz bıraktığını bizzat yerinde gördük, görüyoruz. Asrın başında Namibya’da, Kongo’da, daha yakın tarihte Ruanda’da milyonlarca insanın nasıl katledildiğini, nasıl soykırıma tabi tutulduğunu çok iyi biliyoruz. Batılı ülkelerin bugün zevkini sürdükleri refahı kime borçlu olduklarını hepimiz çok iyi biliyoruz. Şatafatlı binaların, şık kaldırımların altında kimlerin canının, kanının, alın terinin olduğunu bizler gayet iyi biliyoruz. Her ne kadar onlar unutturmak istese de, biz bu karanlık ve kanlı tarihin unutulmasına asla izin vermemeliyiz. Afrikalı mazlumların gözyaşı ve sömürülen emeği üzerine inşa ettikleri medeniyetlerinin gerçek yüzünü ifşa etmeyi sürdürmeliyiz.”

“Afrika bugün daha çok sorunlar, sıkıntılar, açlık ve hastalıklarla gündeme geliyor olsa da, 21. yüzyıla damgasını vuracak olan kıtadır, açık ve net söylüyorum” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu an dünyanın ekonomik, ticarî, beşerî anlamda en dinamik, en canlı, en mümbit kıtasının Afrika olduğunu belirterek, “Hiçbir güç bu potansiyelin harekete geçmesine mani olamayacaktır. Özellikle halen Afrika Kıtasını kendi arka bahçeleri olarak gören müstemlekeciler kıtanın yükselişine, gerçek anlamda bağımsızlığını eline almasına çelme takamayacaklardır” dedi.

Bu süreçte Türkiye’nin tertemiz tarihiyle, değerleriyle, adaletiyle, insana kıymet veren bakış açısıyla Afrikalı kardeşlerinin yanında olmayı sürdüreceğine vurgu yaparak, “Her geçen gün Türkiye ile Afrika’nın dostluğunu perçinleyecek, gücüne güç katacaktır” ifadelerini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu tür kongrelerin, sorunların çözümü yanında, Türkiye ile Afrika ülkeleri arasındaki işbirliğini daha da derinleştireceğine, karşılıklı tecrübe paylaşımına fırsat vereceğine inandığını belirtti.

“DÜNYA 5’TEN BÜYÜKTÜR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, kendisinden önce söz alan kimi konuşmacıların alıntıladığı ‘Dünya 5’ten büyüktür’ cümlesine atıfta bulunarak, Birleşmiş Milletler üyesi olan 196 ülkenin güçlerinin farkında olmadığını ifade etti ve sözlerinin devamında şu değerlendirmelerde bulundu: “Dünyayı öyle efsunladılar ki şu anda 5 daimi üye, 15 geçici üye; o 15 geçici üyenin hiçbir yaptırım gücü yok, ama bir lütufta bulunur gibi ‘seni geçici üye yaptık’ diyorlar, hepsi de bir yarışın içine giriyorlar. Biz de geçici üye olduk, hiçbir kıymeti harbiyesi yok, yaptırımı yok. Her şey o 5 üyenin bir tanesinin dudağı arasında. ‘Hayır’ dediği zaman iş tıkanır. Ne anlamı var bu işin? Yani İkinci Dünya Savaşı’nın şartları şu anda yok, geçti o işler. Şu anda farklı bir dünya var ve bu farklı dünyanın yeniden reforme edilmesi gerekiyor. Eğer demokrasiyse, insan haklarına saygıysa, eğer tüm dünyanın saygınlığı konuşuluyorsa, o zaman 20 ülke diyorsak, dönerli olarak her yıl 20 ülke daimi üye sıfatıyla görev yapmalı. 2 yılda bir bunlar değişebilir, bunun 20’si birden değişmemeli, 10 tanesi değişir, diğer 10’u da ikinci 10’da değişir ve böylece bu 20 üye ülke aynı haklara sahip olarak dünyanın kaderi üzerinde hak sahibi olur. Ve burada her kıtadan, her inançtan üyelerin olması neyi getirecektir? Adaleti getirecektir. Şu anda her kıtadan yok, Asya var, Avrupa var, Amerika var. Her dinden yok, hele hele Müslüman hiç yok. Böyle bir şey olabilir mi? Nerede inanç özgürlüğü? İstedikleri gibi Müslümanların kaderi üzerinde oynuyorlar.”

MESCİD-İ AKSA’DA YAŞANAN OLAYLAR

Konuşmasında bugün Mescid-i Aksa’da yaşananlara da dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İşte şu anda buyurun Kudüs’te bugün Cuma, Müslümanların kutsal bir günü. Ve İsrail polisi, askeri, bütün güvenlik güçleri orada Müslümanların üzerine saldırdılar ve 350’ye yakın yaralı var, aldığım son rakam 3 tane şehidimiz var” şeklinde konuştu.

Dün akşam İsrail Cumhurbaşkanı Reuven Rivlin ile yaptığı telefon görüşmesinde kendisine, “Bakın yarın Cuma, lütfen bu işe müdahale edin” dediğini, kendisinin ise “Biz terörizmle mücadele ediyoruz” dediğini açıklayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Kendisine dedim ki, ‘Lütfen, bu yaklaşım tarzınız da çok yanlış. Bu insanlar kendi kutsal mabetlerine gidiyorlar ve burası onların Cuma namazını kılmak için gittikleri, önemsedikleri bir makam, bir mekân, ibadethane, mabet, ne derseniz deyin, buraya gidiyorlar. Bunlara terörist diyemezsiniz. Biz Türkiye’de bir sinagoga, bir havraya giden Musevi’ye veya Yahudi’ye asla terörist yakıştırmasını yapmadık, siz bunu nasıl yaparsınız? Ve biz bu noktada inancı sebebiyle insanlara bu yakıştırmanın yapılmasını kabul etmiyoruz. Şiddete karşıyız, o ayrı bir konu, ama bu insanlar bırakın da rahatlıkla ibadethanelerine gitsinler, ibadetlerini yapsınlar. O kalkıp da metal parmaklıklar arasından onları sokma, onları oralarda arama, bunlar olacak işler değil.’ ‘İşte biz de bu noktada insanların özgürce ibadetini yapmasını istiyoruz, ama orada insanlar öldürüldüğü için bu tedbirleri almak zorundayız.’ dedi. Ne kadar tabii ısrar ettiysek de, ‘Elimizden geleni yapmaya gayret edeceğiz’ dediler; ama Netanyahu ve Cumhurbaşkanıyla aralarında benimle yaptığı görüşme de ayrı bir sıkıntı sebebi oldu ve bugün maalesef böyle bir müdahalede bulundular.”

“ZALİM HÜKÜMDARLAR KARŞISINDA SUSMAYI ZULÜM ADDEDİYORUZ”

‘Müslüman bir sokulduğu delikten bir daha sokulmaz’ hadisini anarak, “Biz her türlü iletişimi herkesle yaparız, yapalım; ama hakkımıza, haklarımıza da sahip çıkalım” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sonuna kadar biz hakkımızın ve haklarımızın savunucusu olacağız. Kim olursa olsun, her yerde her dem, biz zalim hükümdarlar karşısında susmayı bir defa kesinlikle zulüm addediyoruz, buna da asla katlanamayız” diye ekledi.

Konuşmasının sonunda, kongrenin düzenlenmesinde emeği geçenleri tebrik ederek kongrenin hayırlara vesile olması temennisinde bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan sözlerini “Dünyanın dört bir ucundan gelen kıymetli misafirlerimize bir kez daha bu güzel İstanbul’umuza hoş geldiniz diyor, hepinize sevgi ve saygılarımı sunuyorum” sözleriyle tamamladı.

“Türkiye’deki Teröristleri Almanya’da Saklayanlar, Önce Bunun Hesabını Vermeli”

“Türkiye’deki Teröristleri Almanya’da Saklayanlar, Önce Bunun Hesabını Vermeli”...

İstanbul İkitelli Şehir Hastanesi’nin proje finansmanı anlaşmasının imza törenine katılan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Almanya’nın Türkiye’yle olan münasebetlerini zedelemek, lekelemek isteyen Alman yetkililerinin yanlış yolda olduğunu vurgulayarak, “Türkiye’yi karalamaya gücünüz yetmez. Bu tür şeylerle de bizi korkutmaya gücünüz hiç yetmez. Biz bugüne kadar Türkiye’de faaliyet gösteren Alman firmalarını nasıl güvence altında çalıştırdıysak, bundan sonra da aynı şekilde güvence altında çalıştırmaya devam ederiz” dedi.

 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul İkitelli Şehir Hastanesi’nin proje finansmanı anlaşmasının imza törenine katıldı. Çırağan Sarayı’nda gerçekleştirilen imza töreninde kredi sağlayan Japon Sojitz Corporation ve ile hastanenin yapımını gerçekleştirecek olan Rönesans Holding’in yöneticileri de hazır bulundu.


Törende yaptığı konuşmasına, dün gece Ege Denizindeki Gökova Körfezi merkezli depreme maruz kalan vatandaşlara ve Yunanistan’da depremi yaşayanlara geçmiş olsun dileklerini ileterek başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu hadise bize, deprem bölgesinde yaşadığımız ve afetlere her an hazırlıklı olmamız gerektiği gerçeğini bir kez daha hatırlatmıştır. Dün geceki oldukça şiddetli depremde ciddi bir hasar ortaya çıkmaması, alınan tedbirlerin etkili olduğunu göstermiştir” dedi ve “Allah ülkemizi ve tüm dünyayı bu tür afetlerden korusun” temennisinde bulundu.

“TÜRKİYE’NİN ULUSLARARASI ALANDAKİ KREDİBİLİTESİ YÜKSEK”

İstanbul İkitelli Şehir Hastanesinin proje finansmanı anlaşmasının, tüm taraflar için hayırlara vesile olmasını dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, yatak kapasitesi 2 bin 682 olan, bünyesinde 9 ayrı hastaneyi barındıracak olan, günde acil, ayakta ve yatan olarak 29 bin hastaya, yaklaşık 10 bin personeliyle hizmet verme kapasitesine sahip olacak hastanenin ülkeye kazandırılmasında emeği geçenleri tebrik etti.

5 bin işçi ve 400 mimar-mühendisin çalışmasıyla 36 ayda tamamlanması planlanan İkitelli Şehir Hastanesi’nin İstanbul’a ve Türkiye’ye sağlık alanında yepyeni bir vizyon katacağını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu anlaşmanın, bir takım çevrelerin ısrarla Türkiye’yi siyasi ve ekonomik cendereye almaya çalıştığı, bunun için yalan-yanlış pek çok iddiayı öne sürdüğü bir dönemde gerçekleşmiş olmasını ayrıca anlamlı buluyorum. 163 milyar Japon Yeni, yani yaklaşık 1,5 milyar dolar veya 5,2 milyar lira tutarındaki bu finansman anlaşması, Türkiye’nin uluslararası alandaki kredibilitesinin yüksekliğine de işaret ediyor” diye konuştu.

15 Temmuz darbe girişimini takip eden haftada, hastaneyi yapacak olan yüklenici firma ile kredi sağlayan Japon finans kuruluşu yetkililerinin, bu anlaşmayla ilgili olarak Ankara’da bir araya geldiğini aktararak, “Kimilerinin kuru bir ‘geçmiş olsun’ beyanından dahi imtina ettiği bir dönemde, böylesine yüksek meblağdaki bir anlaşmanın görüşmelerini aynı kararlılıkla devam ettirmek, ancak gerçek dostların yapabileceği bir davranıştır” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’ye olan destekleri, güvenleri ve kadirşinaslıkları için Japon yetkililere teşekkür etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin, dostları sayesinde büyük projeleri gerçekleştirebilme kapasitesi, kabiliyeti ve imkânına sahip olduğunu tüm dünyaya gösterdiğini söyledi ve Japonya ile önemli bir projenin, Sinop’ta yapılacak nükleer enerji santralinin yapımının arifesinde olunduğuna işaret ederek, Almanya’daki son G20 Liderler Zirvesinde Japonya Başbakanı Şinzo Abe konuyu etraflıca görüştüklerini aktardı.

“ZOR ZAMANLARDA DESTEK VERENLERİ UNUTMAYACAĞIZ”

Türk Milletinin, zor zamanlarında yanında olan, kendisine güvenen, destek veren dostlarını hiçbir zaman unutmayacağını, Türkiye’ye yatırım yapmaya davet ettikleri kişilere ‘Gelin birlikte kazanalım’ çağrısı yaptıklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan; “Çünkü bizim inayete değil, birlikte çalışmaya, birlikte kazanmaya ihtiyacımız vardır. Bu anlayışla bizimle çalışmak isteyen herkese, ülkemizin kapılarının sonuna kadar açık olduğunu, burada bir kez daha ifade etmek istiyorum. Yatırım Destek Ajansımız başta olmak üzere, ilgili tüm kurumlarımız, uluslararası yatırımcılara yardımcı olmaya, önlerini açmaya hazırdır” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Biz böylesine iyi niyetle muhataplarımıza yaklaşırken, bazılarının ticaretle siyaseti birbirine karıştırmakta ısrar ettiklerini görüyoruz. Alman Ekonomi Bakanı’nın, hiçbir mesnede dayanmayan, tamamen dolaylı mesajlarla ülkemize yatırım yapan şirketleri ürkütmeyi, tedirgin etmeyi amaçlayan beyanlarını buradan şiddetle kınıyorum. Bu asla siyasete, siyasette temsil makamında olanlara yakışmaz. Terörle, teröre bulaşanlarla siyasi lütfen birbirine karıştırmayın. Ve ben Milli İstihbarat Teşkilatımı, İçişleri Bakanımı aradım ve kendilerine sordum, ‘Şu ana kadar Alman şirketleriyle ilgili başlattığınız herhangi bir soruşturma- araştırma var mı?’ Ve dün arkadaşlarımdan aldığım cevap şudur: ‘Hiçbir Alman şirketiyle ilgili başlatmış olduğumuz bir soruşturma-araştırma yoktur, hepsi yalandır.’ Buradan Alman dostlarıma, tüm dünyaya şunu hatırlatmak istiyorum: Türkiye’yi karalamaya gücünüz yetmez. Bu tür şeylerle de bizi korutmaya gücünüz hiç yetmez. Biz bugüne kadar Türkiye’de faaliyet gösteren Alman firmalarını nasıl güvence altında çalıştırdıysak, bundan sonra da aynı şekilde güvence altında çalıştırmaya devam ederiz.”

Türkiye’deki Alman şirketlerinin garanti ve güvencelerinin kendisi olduğunu vurgulayarak, olayı farklı mecraya çekmek suretiyle Almanya’nın Türkiye’yle olan münasebetlerini zedelemek, lekelemek isteyen Alman yetkililerinin yanlış yolda olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Tam aksine, Türkiye’deki teröristleri Almanya’da saklayan hükümet önce bunun hesabını vermelidir. Türkiye’den kaçan teröristler Almanya’da niçin saklanıyor? Onlara orada verilen maddi destekleri neyle izah edecekler? Ve elimizde tüm video kasetlerle, ekranlarda sürekli yayınlanan ve Avrupa Birliği’nin yasak koymuş olduğu, terör örgütü olarak kabul ettiği PKK’yı kendi caddelerinde Alman polisinin koruması altında gösteri yapmasına müsaade eden Almanya bunu neyle izah edecek?” şeklinde konuştu.

“BİZ BİR ÇADIR DEVLETİ DEĞİLİZ”

“Almanya kendine çekidüzen vermelidir, bizi de asla bu tehditlerle ürkütemez, bunu bilmelidir. Kendi yargıları ne kadar bağımsızsa, şunu bilmeleri lazım ki; bizim yargımız onlardan daha da bağımsızdır” vurgusunda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Ülkemizin istihbarat ve güvenlik kuruluşları bellidir. Biz bir çadır devleti değiliz, biz bir kabile devleti de değiliz. Biz bin yıllara baliğ bir devletiz, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin böyle bir geleneği vardır, böyle bir geçmişi vardır. Tabii bunların böyle bir çalışma yürütmediğine göre, bu iddia sadece uluslararası şirketlerin kafasını karıştırmaya, ülkemizi karalamaya yönelik bir bühtandan ibarettir. Esasen, Almanya kökenli şirketler, ülkemizde en rahat çalıştığımız, en güzel işleri yaptığımız kuruluşlar arasında özel bir yere sahiptir. Böyle bir kara propagandayla, ülkemizde son 15 yılda 9 milyar dolara yakın yatırım yapan Alman şirketleri üzerinde baskı kurmaya çalışıldığı ortadadır.”

Uluslararası yatırımcıların tamamına olduğu gibi, Alman şirketlerine de, Türkiye’nin kapılarının ve milletin gönlünün sonuna kadar açık olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan; “Dünyada serbest pazar ekonomisi denilen bir şey var, serbest piyasa denilen bir şey var, ama bunlar demek ki serbest pazar ekonomisini de öğrenememiş, serbest piyasayı da bilmiyorlar, hasbelkader yakaladıkları zenginlikle şimdi tehdit etmeye kalkıyorlar. Türkiye’nin yabancı şirketlerle ilgili kara liste veya benzeri bir çalışması olduğu iddiası ortaya atanları, bunu ispata davet ediyorum. Herhangi bir mesnede dayanmadan böyle bir iddiayı dile getirmek, hiçbir sorumlu siyasetçinin yapacağı iş olamaz” görüşlerine yer verdi.

“ÜLKELER DEDİKODULARLA YÖNETİLEMEZ”

Almanya Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan ‘Türkiye’nin seyahat için güvensiz olduğu’ yönünde uyarıyı da son derece yersiz ve kasıtlı bulduğunu kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan; “Ülkeler dedikodularla yönetilemez. Kendilerine gelince hukuk devletinden ödün vermeyenlerin, konu ülkemiz olunca hukuku hiçe saymalarını kesinlikle kabul etmiyoruz” dedi.

Almanya’nın Hamburg şehrinde yapılan G-20 Liderler Zirvesi esnasında yaşanan protestoları, toplumsal olaylara işaretle bu zirve ile Türkiye’de Antalya’da yapılan G20 Liderler Zirvesini kıyaslayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Antalya’da bir G-20 Zirvesi yaptık, her yönüyle dört dörtlük olduğunu kendileri bize ifade ettiler, muhteşem bir G-20, hala konuşuluyor. Bu denli özgürlükleri kabullenmiş, benimsemiş bir Türkiye, bu denli demokrasiyi benimsemiş, oturtmuş bir Türkiye’ye kimse bu tür kara lekeleri çalamaz. Yargımızı da verdikleri talimatlarla yönlendirmeye güçleri yetmez. Türkiye konusunda bu tür beyanlarda bulunan herkesi ülkelerin egemenlik haklarıyla ilgili ilkelere saygı göstermeye davet ediyorum” açıklamasında bulundu.

“KÖRFEZ’DEKİ KRİZ BİZİ GERÇEKTEN ÜZMÜŞTÜR”

Türkiye yatırım çeşitliliği konusunda çok mesafe kat etmiş bir ülke olduğuna, Avrupa ve Amerika yanında Körfez bölgesinden, Orta Asya ve Rusya’dan, Uzakdoğu ve Güney Asya’dan Türkiye’yi tercih eden yatırımcıların sayısının her geçen yıl arttığına dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan; Pazar günü Suudi Arabistan, Katar ve Kuveyt’e yapacağı ziyaret öncesi Körfez bölgesindeki yatırımcılara da çağrıda bulunarak, Türkiye’nin bu bölgede yaşayan tüm halkları kardeşi olarak gördüğünü, hepsinin de huzur, güven ve refah içinde yaşanmasını arzu ettiğini söyledi ve “Körfez’deki dostlarımız arasında baş gösteren kriz bizi gerçekten üzmüştür. Bu sorunun çözümü için en başından beri samimi gayret gösteriyoruz. Kardeşler arasındaki ihtilafların kalıcı ve kırıcı olmaması için sonuna kadar çaba harcamaya devam edeceğiz” diye ekledi.

Türkiye’de yatırımı bulunan Katarlılar kadar, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Kuveyt ve diğer Körfez ülkelerinden gelen yatırımcıları da desteklediklerinin altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, siyasî sorunların gelip geçici olduğuna; ancak ekonomik ilişkilerin ise uzun vadeli ve kalıcı olduğuna değinerek, “Kardeşimiz olarak gördüğümüz Körfez Bölgesi yatırımcılarından tercihlerini uzun vadeli ilişkilerden yana kullanmalarını bekliyoruz. Türkiye bu kardeşlerimizin ikinci evidir, o şekilde kalmaya da devam edecektir. Çözüm yoluna girmeye başladığını düşündüğüm bölgedeki krizin tamamen ortadan kalkmasıyla, inşallah bu konuları bir daha konuşmamıza gerek kalmayacağına inanıyorum” sözlerine yer verdi.

“28’İ ŞEHİR HASTANESİ OLAN 31 PROJEYİ TÜRKİYE’YE KAZANDIRACAĞIZ”

Şehir hastanelerinin Başbakan olduğu andan itibaren hayali olan bir proje olduğunu aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, Başbakanlığı süresince büyük emek verdiği projede kendilerine pek çok engelin çıkartılarak projenin geciktirildiğini belirtti. “Tüm desteğime ve gayretime rağmen böyle bir gecikme ortaya çıkmasından dolayı da fevkâlade müteessirim. Buradaki kayıp şahsımın değil, ülkemin kaybıdır” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan; bugüne kadar Yozgat, Mersin, Balıkesir ve Isparta şehir hastanelerini hizmete açtıklarını, Kayseri, Adana, Ankara Bilkent ve Manisa şehir hastanelerini bu yılsonuna kadar hizmete açacaklarını, 2019 yılında da Eskişehir, Elazığ ve Konya Karatay şehir hastanelerini devreye almayı planladıklarını söyledi.

Diğer yıllarda da bu açılışların sürerek, toplamda 42 bin yatak kapasitesine sahip olacak 28’i şehir hastanesi olan 31 projeyi Türkiye’ye kazandıracaklarını açıklayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bazı ülkelerin hala sağlık reformu tartışmalarıyla meşgul olduğu bir dönemde bir reformu çoktan tamamladık, şimdi bunun üzerine daha büyük bir reformu inşa etmenin gayreti içindeyiz. ‘İnsanı yaşat ki devlet yaşasın’ anlayışıyla ülkesine hizmet veren bir kadro olarak sağlık konusu, eğitim, emniyet ve adaletle birlikte öncelik verdiğimiz 4 alandan biridir” şeklinde konuştu.

Sağlık alanında kaydettikleri gelişmelerin en büyük şahidinin bizatihi millet olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan; “Aldıkları sağlık hizmetinin kalitesi karşısında buraların paralı olduğunu sanarak hala tedirginlik yaşayan vatandaşlarımın olduğunu biliyorum. Dünyanın en cesur, en kahraman, en dirayetli milletine, tarihiyle kültürüyle, medeniyetiyle en köklü ülkesine yakışan hizmet neyse vatandaşlarımıza onu getirmek boynumuzun borcudur” şeklinde konuştu.

KAMU-ÖZEL SEKTÖR İŞBİRLİĞİ

Konuşmasında Türkiye’nin, kamu-özel sektör işbirliği projeleri alanında dünyada bir marka haline geldiğine dikkat çeken ve G-20 zirvelerinde ve ekonomi içerikli tüm büyük toplantılarda Türkiye’nin bu alandaki başarısının takdirle anıldığını aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Dünyadaki kamu özel sektör projelerinin yaklaşık yüzde 40’ını gerçekleştiren Türkiye, bu sayede sadece bütçe imkânlarıyla çok uzun yıllar boyunca tamamlanamayacağı pek çok projeyi kısa sürede hayata geçirmiştir. İstanbul’da inşası süren dünyanın en büyük havalimanından Yavuz Sultan Selim Köprüsüne, Osman Gazi Köprüsü dahil İstanbul-İzmir Otoyolundan Avrasya Tüneline, şehir hastanelerinden enerji yatırımlarına kadar pek çok proje bu modelin ürünüdür” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Akkuyu Nükleer Enerji Santrali ile Japonya-Fransa-Türkiye ortaklığıyla inşasına başlanacak Sinop Nükleer Enerji Santrali’nin, yine aynı şekilde kamu-özel sektör işbirliği modeli zincirin birer halkası olduğunu hatırlattı ve konuşmasına şöyle devam etti: “Tabii bu projeler için kamu-özel sektör işbirliği yanında, bir de finansman desteğine ihtiyaç var. Ülkemizdeki projelere finansman desteği sözü veren kimi kuruluşların daha sonra hiçbiri de ticari temele dayanmayan, tamamen siyasi gerekçelerle bundan vazgeçtiklerini gördük. Buradaki amacın, ülkemizi zor duruma düşürmek olduğu apaçık ortadadır. Buna rağmen Türkiye kimi zaman kendi bankalarını, kimi zaman yurt dışındaki dost ülkelerin finans kuruluşlarının desteğini alarak bu sıkıntıları aşmayı başarmıştır. Kamu özel sektör işbirliği projelerindeki uluslararası ortaklarımıza ülkemize getirdikleri teknoloji ve birikim bakımından da çok önem veriyoruz. Üçüncü havalimanıyla alakalı uluslararası bankalar, finans sektörü girmedi, çekildiler, ‘girmiyoruz’ dediler. Ben yerli bankalarımıza, başta devlet bankaları olmak üzere kendilerine bu konuda tavsiyemi yaptım. Sağ olsun beş bankanın kurduğu konsorsiyumla süreç başladı, ondan sonra da uluslararası finans sektörü, ‘Bizi de alır mısınız?’ demeye başladılar.”

Savunma sanayii gibi stratejik alanlarda ve yüksek teknolojiye dayalı her konuda bu tür işbirliklerinin Türkiye için değerli olduğunu kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan; “Türkiye’yi gelişmekte olan ülke kategorisinden gelişmiş ülke kategorisine çıkarmak için her alanda yüksek teknolojinin tasarımı, üretimi ve kullanımına geçmek zorunda olduğumuzu biliyoruz. Teknoloji transferi bir yere kadar işimizi görür. Ama asıl olan, bunun araştırma, geliştirme, ürüne dönüştürme safhalarını yapabilmemizdir. Bunun için de dostlarımızın desteğine, katkısına ihtiyacımız var” dedi.

“TÜRKİYE HER DÖNEMDE YATIRIM YAPILABİLİR BİR YER”

Türkiye’nin darbe girişimi gibi bir ülkenin başına gelebilecek en büyük felaketlerden birini yaşadığı dönemde dahi yatırım yapılabilir bir yer olduğunun en büyük kanıtının bu proje olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Uluslararası aktörler, kredi derecelendirme kuruluşları gibi tamamen siyasi yönlendirmelerle not açıklayan kuruluşlara değil ülkelerin gerçeklerine bakıyor. Türkiye gerçeği de apaçık ortadadır. Güya tüm dünya için ortak ekonomi, siyasi, sosyal standartlar belirleyen, ama kendi işlerine gelmediğinde bunların hiçbirine uymayan kimi ülkelerin ve kuruluşların foyası yaşanan her hadiseyle biraz daha ortaya çıkıyor” diye konuştu.

Türkiye’yi Avrupa Birliği’ne almayanların şartları uygun olmayan pek çok ülkeyi birliğe buyur ettiğini gördükten sonra, artık şaşırmadıklarını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kendi elleriyle kendi güvenirliliklerini yok edenlerle bizim işimiz yok, yolumuz da aynı değil. Türkiye, yeniden şekillenen, dünya siyasetinde ve ekonomisinde kendine en doğru, en adil, en kazançlı yeri mutlaka bulmuştur, bulacaktır. Ne terör örgütlerinin azgın saldırıları, ne de uluslararası düzeyde sergilenen ikiyüzlülükler buna engel olabilir” diye ekledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Türkiye bölgesindeki krizlere ve kendisine yönelik tüm saldırılara rağmen büyümeyi, gelişmeyi, ilerlemeyi sürdürüyor. İşte burada bir rakam veriyorum; geçtiğimiz yıl yüzde 2.9’luk büyüme oranıyla beklentilerin üzerine çıkarak Avrupa’ya göre oldukça iyi, dünya genelinde de takdire şayan bir başarı elde etti. Bu yıl da ilk çeyrekteki yüzde 5’lik büyüme oranıyla yine pek çoklarını şaşırtan bir başarı ortaya koydu. İnşallah ikinci çeyrek çok daha farklı gelecek, ben buna da inanıyorum. Son dört yıldır kesintisiz bir saldırı altında bulunan Türkiye, artık aydınlığa doğru yol almaya başlamıştır. Üretimde, ihracatta, istihdamda, borsada, ekonominin her alanında güzel haberler ve sinyaller gelmeye devam ediyor. İşte yüzde 100’ün üzerinde borsadaki sıçrama birçoklarını ciddi manada şaşırtıyor. Böyle bir dönemde Türkiye’ye güvenen ve yatırım yapan herkes bir defa Türkiye’de kazanacaktır.”

Konuşmasının sonunda imzalanan finansman anlaşmasının taraflar için hayırlı olması temennisinde bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan; “Böyle ciddi bir rakama baliğ, yüzde 80’ini kreditörlerin temin ettiği, yüzde 20’si öz sermaye olmak üzere ciddi bir işbirliği ve dayanışmanın ortaya konulacağı bu yatırımın, ülkemizde 1 numara sağlık yatırımı olarak inşallah dünyaya da örnek olacağına inanıyorum” diyerek sözlerini tamamladı.

Kaynak: (Malatya Olay) - Malatya Olay Editör: Ali Aladağ
 
Etiketler: Cumhurbaşkanı, Recep, Tayyip, Erddoğan;, Biz, Afrika’nın, Kardeşiyiz,
Haber Videosu
Yorumlar
Alıntı Yazarlar
Malatya Olay Gazetesi
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
1
GALATASARAY A.Ş.
26
27
2
2
8
12
2
MEDİPOL BAŞAKŞEHİR FK
26
23
2
2
8
12
3
BEŞİKTAŞ A.Ş.
22
19
2
4
6
12
4
KAYSERİSPOR
22
19
2
4
6
12
5
FENERBAHÇE A.Ş.
20
25
2
5
5
12
6
DEMİR GRUP SİVASSPOR
19
18
5
1
6
12
7
BURSASPOR
18
22
4
3
5
12
8
GÖZTEPE A.Ş.
18
22
4
3
5
12
9
TELESET MOBİLYA AKHİSARSPOR
18
18
4
3
5
12
10
AYTEMİZ ALANYASPOR
17
25
5
2
5
12
11
TRABZONSPOR A.Ş.
16
23
4
4
4
12
12
KASIMPAŞA A.Ş.
15
20
5
3
4
12
13
EVKUR YENİ MALATYASPOR
14
16
6
2
4
12
14
ANTALYASPOR A.Ş.
13
14
5
4
3
12
15
ATİKER KONYASPOR
11
12
7
2
3
12
16
OSMANLISPOR FUTBOL KULÜBÜ
8
17
8
2
2
12
17
GENÇLERBİRLİĞİ
8
14
8
2
2
12
18
KARDEMİR KARABÜKSPOR
8
12
8
2
2
12
Nöbetçi Eczane


Nöbetçi eczanlerle ilgili detaylı bilgi için lütfen tıklayın.

Arşiv