Haber Detayı
07 Ocak 2018 - Pazar 14:33
 
Erdoğan, Restore Edilen Demir Kilise’nin Açılış Törenine Katıldı
Ali Aladağ...:Malatya Olay...: Son dakika... Cumhurbaşkanı Erdoğan, 1898 yılında yapılan ve demir iskelet sistemiyle hâlen türünün dünyadaki tek örneği olan kilisenin, Bulgar cemaati için ibadethane olarak hizmet vermenin yanında, İstanbul’un güzelliğine ve zenginliğine de katkıda bulunduğunu söyledi.
Kültür Haberi


Cumhurbaşkanı Erdoğan, Restore Edilen Demir Kilise’nin Açılış Törenine Katıldı...

Restorasyonu tamamlanan Stevi Stefan Kilisesi’nin açılış törenine Bulgaristan Başbakanı Boyko Borisov ile birlikte katılan Cumhurbaşkanı Erdoğan, burada yaptığı konuşmada, “İstanbul, farklı dinlerin ve kültürlerin bir arada barış içinde yaşadığı şehir olma vasfını bir kez daha tüm dünyaya göstermiştir” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından restore edilen Stevi Stefan Kilisesi’nin açılış törenine katıldı. Balat'ta halk arasında “Demir Kilise” ve “Bulgar Kilisesi” olarak da bilinen kilisenin açılış törenine; Başbakan Binali Yıldırım, Bulgaristan Başbakanı Boyko Borisov, Başbakan Yardımcısı Hakan Çavuşoğlu, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak, Avrupa Birliği Bakanı ve Başmüzakereci Ömer Çelik, Bulgar Ortodoks Klisesi Patriği Neofit, Fener Rum Patriği Bartholomeos, Bulgaristan Başmüftüsü Mustafa Aliş ile İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Mevlüt Uysal da iştirak etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, törende bir konuşma yaptı.

Bulgaristan’ın Avrupa Birliği Dönem Başkanı olduğu bir dönemde yapılan bu açılışı, uluslararası topluma verilmiş çok önemli bir mesaj olarak değerlendiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İstanbul, buradaki şu fotoğrafla farklı dinlerin ve kültürlerin bir arada, barış içinde yaşadığı şehir olma vasfını bir kez daha tüm dünyaya özellikle göstermiştir” diye konuştu.

“DEMİR KİLİSE, İSTANBUL’UN GÜZELLİĞİ VE ZENGİNLİĞİNE DE KATKIDA BULUNUYOR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 1898 yılında yapılan ve demir iskelet sistemiyle hâlen türünün dünyadaki tek örneği olan kilisenin, Bulgar cemaati için ibadethane olarak hizmet vermenin yanında, İstanbul’un güzelliğine ve zenginliğine de katkıda bulunduğunu söyledi.

Kilise’nin, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı döneminde de restore edildiğini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2011’de başlayan ve tamamlanan köklü restorasyonun, 15 milyon liranın üzerinde bir maliyetle tamamlandığını kaydetti. Cumhurbaşkanı Erdoğan restorasyonun, İstanbul İl Özel İdaresi ile İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin katkıları ve Bulgaristan’la iş birliği içerisinde gerçekleştirildiğini aktardı.

“ECDADIMIZ, FETHETTİĞİ YERLERDE DİN ÖZGÜRLÜĞÜNÜ GÜVENCE ALTINA ALMIŞTIR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının devamında şunları söyledi: “Tarih boyunca ecdadımız fethettiği yerlerde öncelikle din özgürlüğünü ve ibadethaneleri güvence altına almıştır. Dininizi yaşamakta, ibadetlerinizi yapmakta serbestsiniz ve bizim güvencemiz altındasınız anlayışıyla onları hep koruma altına almıştır. İstanbul’daki diğer eserlerden daha sonra yapıldığı için adı Yeni Cami olarak konan camimiz dahi Eminönü’nde 400 yıllık bir geçmişe sahiptir. Ayasofya bin 500 yıllık tarihiyle İstanbul’la birlikte tüm dünyanın incisi durumundadır. Bu şehirdeki ve kadim coğrafyamızın dört bir yanındaki her bir eserin bizim gönlümüzde ayrı bir yeri var. Camiler var, kiliseler var, sinagog-havra bunlar var, hepsi sadece İstanbul’da değil ülkemizin değişik yerlerinde de bir aradalar. Fatih Sultan Mehmet Han başta olmak üzere ecdadımızın inanç ve ibadet özgürlüğü konusunda İstanbul’dan Bosna’ya, Kudüs’ten Selanik’e kadar çok sayıda tarihe mal olmuş fermanları, emirnameleri, belgeleri mevcuttur.”

Tarihin belirli bir döneminde yaşanmış acı hatıraların, çok daha uzun ve çok daha köklü olan birlikte yaşama tecrübesini gölgelememesi gerektiğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Onun için bizde, ‘kesrette vahdet’ anlayışı var. Bu bizim aslında tüm inançlara, düşünceye vesaire yaklaşımımızı gösterir, yani çoklukta birlik. Biz işte bu anlayışla ülkemizin her köşesinde diğer dinlere mensup vatandaşlarımızın ibadethanelerini ayağa kaldırmaya, bunlara yönelik çalışmaları yürüttük, yürütüyoruz” dedi.

“DİNİ MEKÂNLARIN ONARIMI ÖNÜMÜZDEKİ DÖNEMDE DE SÜRECEK”

Son dönemde Edirne’deki büyük Sinagog’un, Gökçeada’daki Aya Nikola Kilisesi’nin, İskenderun’daki Süryani Katolik Kilisesi’nin, Diyarbakır’daki Sur Ermeni Protestan Kilisesi’nin, Gaziantep’teki Nizip Fevkani Kilisesi’nin, Cunda’daki Taksiyarhis Kilisesi’nin ve Edirnekapı’daki Aya Yorgi Kilisesi’nin de aralarında bulunduğu 14 ibadethanenin onarımdan geçirildiğine işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Demir Kilise, bu işin finalidir, son örneğidir. Havra, şapel, kilise gibi dini mekânların onarımlarını önümüzdeki dönemde de sürdüreceğiz” diye ekledi.

“İstanbul Demir Kilise’deki ibadet özgürlüğü ile Filibe Muradiye Camiindeki ibadet özgürlüğünü birbirinden ayırmıyoruz” ifadelerini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Bulgaristan Başbakanı Borisov’un açılış törenine Bulgaristan Başmüftüsü Mustafa Aliş’i de getirmiş olmasının, bu sürece pozitif bir katkı sağladığını ifade etti ve kendisine teşekkür etti.

İnancı ve kökeni ne olursa olsun herkesin özgürce ibadetini yapabilmesini temin etmenin, devletlerin sorumluluk alanında olduğunun altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları ekledi: “Bugün Sayın Borisov’un heyetinde Bulgar Ortodoks Kilisesi Patriği Sayın Niofit ile Bulgaristan Başmüftüsü Sayın Mustafa Aliş Hacı’nın beraber yer alıyor olması, Bulgaristan’ın da bu birlikteliğe verdiği öneme işaret ediyor. İnşallah önümüzdeki dönemde bu konuda çok daha güzel görüntülere, çok daha samimi birlikteliklere hep birlikte tüm dünyada şahit olacağız.”

“GENİŞ BİR COĞRAFYADA, 5 BİNDEN FAZLA ESER TÜRKİYE’NİN KATKILARIYLA RESTORE EDİLDİ”

Türkiye’nin restorasyon alanında oldukça birikimli ve tecrübeli bir ülke olduğuna dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, son 15 yılda Türkiye’dekilerin yanı sıra Balkanlar, Orta Doğu, Kuzey Afrika, Güney Asya, Orta Asya ve Doğu Avrupa’yı içine alan geniş bir coğrafyada 5 binden fazla eserin restorasyonun, Türkiye’nin katkılarıyla gerçekleştiğini vurguladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu eserleri korumak ve yaşatmak, gelecek nesillere karşı sorumluluğumuzdur. Osmanlı döneminde şimdiki Bulgaristan toprakları üzerinde çok sayıda cami, han, hamam, köprü, türbe gibi tarihî eser niteliğinde yapılar inşa edilmiştir. Bulgaristan’daki tarihî vakıf eserlerinin ve camilerin de onarıma ihtiyaçları olduğunu biliyoruz. Demir Kilise örneğinde olduğu gibi ortak kültürel mirasın muhafazasına yönelik bu çalışmaları birlikte yapabiliriz. Bulgar dostlarımızla Demir Kilise restorasyonunda gerçekleştirdiğimiz iş birliğini Bulgaristan’daki ibadethaneler konusunda da sürdürmeyi ümit ediyoruz.”

Sofya’da 1882’den beri ibadete açık tek cami olan 450 yıllık Kadı Seyfullah Efendi Camii’nin restorasyonunun tamamlandığını öğrendiğini de aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu önemli kültür mirasımızın açılışını sizlerle birlikte yapmaktan memnuniyet duyacağımızı da ayrıca belirtmek istiyorum” dedi.

“BU ALANDAKİ DENEYİM VE KATKIMIZI BULGARİSTAN’LA PAYLAŞMAYA HAZIRIZ”

Türkiye’nin bu alandaki deneyimini, ihtiyaç duyulması hâlinde katkılarını Bulgaristan’la paylaşmaya hazır olduklarını açıklayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Gerek yenilenen eserlerin, gerek eski eserlerin bakım ve muhafazasının da Bulgar dostlarımızca layıkıyla yapılacağından şüphe duymuyorum. Bulgar Devleti’yle dayanışma ve iş birliği içinde yürüttüğümüz bu projenin diğer benzeri projelere ilham kaynağı olmasını diliyorum” şeklinde konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Bulgar cemaatinin huzur ve güven içinde ibadetlerini yerine getirecekleri Sveti Stefan Kilisesi’nin restorasyonunda emeği geçenleri tebrik ederek tamamladı.

Kilisenin açılış kurdelesini törende bulunanlarla birlikte kesen Cumhurbaşkanı Erdoğan, törenin ardından, Başbakan Binali Yıldırım, Bulgaristan Başbakanı Boyko Borisov, Bulgar Ortodoks Klisesi Patriği Neofit, Fener Rum Patriği Bartholomeos ve Bulgaristan Başmüftüsü Mustafa Aliş ile birlikte kiliseyi ziyaret ederek, yetkililerden bilgi aldı.

“Bilimin Olmadığı Yerde Sadece Cehalet Değil, Vahşet de Kök Salmaya Başlar”...

Boğaziçi Üniversiteliler Derneği 14. Genel Kurulu’na katılarak bir konuşma yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Üniversiteler; bilime, bilimsel araştırmaya ve bunların somut çıktılarına yaptıkları katkı yanında, bulundukları toplumda ve insanlığın zihin haritasında yol açtıkları o büyük dönüşüm sebebiyle de önemli müesseselerdir. Kendi tarihimizdeki yozlaşma dönemlerine baktığımızda, bunun en yaralayıcı ve yıkıcı etkilerinin bilim yuvalarında başladığını, etkilerinin de en çok oralarda hissedildiğini görüyoruz” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Boğaziçi Üniversiteliler Derneği’nin 14. Olağan Genel Kurulu’na katıldı. Boğaziçi Üniversitesi’nde gerçekleşen kurulda Cumhurbaşkanı Erdoğan bir konuşma yaptı.

Boğaziçi Üniversitesi ile ilgili her konuyu uzun zamandır yakından takip ettiğini ve destek verdiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, iş dünyasında da güçlü bir yeri olan üniversitenin daha iyi yerlere gelmesi için mezunlarına büyük görev düştüğünü söyledi.

Dünyanın her yerinde köklü üniversitelerin en büyük maddi ve manevi destekçilerinin, o üniversitelerin mezunlarının kurduğu sivil toplum kuruluşları olduğuna işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Boğaziçi Üniversitesi’nde de böyle bir geleneğin yaşatılıyor olmasından memnuniyet duyduğunu ifade etti.

“KÖKLÜ ÜNİVERSİTELER TOPLUMLA ARALARINDA GÜÇLÜ BAĞLAR KURAR”

Dünyanın köklü üniversitelerinin bir başka özelliğinin, toplumla aralarında çok güçlü bağlar kurması olduğunu kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD, İngiltere ve Fransa’nın kadim yükseköğretim kurumlarının, Hz. Mevlana’nın tavsiyesinde olduğu gibi bir ayaklarıyla kendi ülke ve toplumlarına sıkı sıkıya basarken, diğer ayaklarıyla tüm dünyaya seslendiğini dile getirdi.

Cumhuriyet döneminde Türkiye’de hem bu ülkenin birikimine sahip çıkan, hem küresel düzeyde iddia sahibi olacak bilim yuvalarının kurulması için pek çok denemenin yapıldığını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu girişimlerin bir kısmının yabancı eğitim-öğretim kurumlarının mirasları üzerine oturtulduğuna işaret etti ve Boğaziçi Üniversitesi ile Galatasaray Üniversitesi’ni buna örnek olarak gösterdi.

Boğaziçi Üniversitesi’nin hâlen Türkiye’nin en itibarlı ve en önemli yükseköğretim kurumlarından biri olduğunu, bununla birlikte gönüllerinden geçen konuma ulaşamadığını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Çünkü bu üniversitemiz, biraz önce Mevlana Hazretlerine atıfla ifade ettiğim hususta açıkçası biraz zayıf kalmıştır. Bu ülke ve bu milletin değerlerine yaslanamadığı için küresel bir marka hâline gelme çabalarında da hedeflerine tam manasıyla ulaşamamıştır” diye konuştu.

“DÜNYANIN İYİ ÜNİVERSİTELERİNDE EĞİTİM GÖRMEKLE, MİLLÎ DURUŞ SAHİBİ OLMAK BİRBİRİNİN ZIDDI DEĞİLDİR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Üniversitemizin temelinin yabancı bir eğitim-öğretim kurumuna dayanıyor olması, bu zemine oturmasına asla mani değildir. İstenmesi hâlinde 1971 yılında zaten başlamış olan bu dönüşümü çok rahatlıkla ilerletmek mümkündür. ‘Çok seslilik’ ile ‘kendi ülkesine ve milletine yabancılık’ arasındaki çizgiyi doğru çizmeden de bunu başaramayız. Batı ülkelerindeki üniversiteler, soruyorum; çok sesli değil mi? Peki, bunlardan hangisinin sürekli kendi devletine, kendi halkının değerlerine karşı faaliyet yürüttüğünü duydunuz, gördünüz, böyle bir şey var mı? Dünyanın en iyi üniversitelerinde eğitim görmekle yerli ve millî duruş sahibi olmak asla birbirinin zıddı değildir. Çünkü asıl mesele, fiziken nerede olduğunuzdan ziyade, zihin olarak nerede durduğunuz meselesidir.”

“Bilimin Olmadığı Yerde Sadece Cehalet Değil, Vahşet de Kök Salmaya Başlar”

İstiklal Şairi merhum Mehmet Akif’in “Asım’ın nesli” hayali ile Tevfik Fikret’in batıya eğitime gidip papaz olarak hayatını sürdüren oğlu “Haluk’un nesli” arasındaki farkın asla unutulmaması gerektiğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye, son 200 yılda bu dengeyi doğru şekilde kuramadığı için yurt dışına gönderdiği veya içeride aynı anlayışla yetiştirdiği pek çok evladını fiziken değil ama zihnen kaybetmiştir; sıkıntımız bu” değerlendirmesinde bulundu.

Boğaziçi Üniversitesi’nin, derneğin katkılarıyla maziden atiye kuracağı güçlü köprü sayesinde bu bakımdan da kısa sürede Türkiye ve dünya akademi hayatında hak ettiği yeri alacağına inandığını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, derneğin bu doğrultuda atacağı her adımda Cumhurbaşkanı olarak daima yanlarında yer alacağını söyledi.

Eğitim-öğretim özgürlüğü ve düşünce özgürlüğü kavramlarının hep dile getirildiğine işaret ederek, “Konuşulması güzel de acaba uygulamaya gelindiği zaman, diyelim ki Boğaziçi Üniversitesi, buradaki hocalarımız bu işe nereye kadar pergellerini açıyorlar, burası çok önemli” şeklinde konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Çünkü belli bir fikrin savunucusu olanlara kapıyı aç, belli bir fikrin eğer savunucusu değilse ona kapıyı kapa; bu mu özgürlük? Çünkü eğitim-öğretim kurumlarının bu noktada bir defa kefeni yırtması lazım, açacak. Ve ehliyet-liyakat kimdeyse o girmesi lazım, önünün de kapatılmaması lazım” diye ekledi.

“ÜNİVERSİTELER İNSANLIĞIN ZİHİN HARİTASINDA YOL AÇTIKLARI DÖNÜŞÜM SEBEBİYLE DE ÖNEMLİ BİR KURUMDUR”

Üniversitelerin; bilime, bilimsel araştırmaya ve bunların somut çıktılarına yaptıkları katkı yanında, bulundukları toplumda ve insanlığın zihin haritasında yol açtıkları dönüşüm sebebiyle de önemli bir kurum olduğunu kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, İslam tarihindeki yozlaşma dönemlerine bakıldığında bunun en yaralayıcı ve yıkıcı etkilerinin bilim yuvalarında başladığının, etkilerinin de en çok oralarda hissedildiğinin görüleceğini dile getirdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bilimin olmadığı yerde sadece cehalet değil onunla birlikte vahşet de kök salmaya başlar. Terör niye üniversitelere yerleşmiştir, niye üniversitelerde ciddi manada bizim üniversite yıllarımızda anarşiydi, ama daha sonra bu neye dönüştü? Teröre dönüştü. Hamdolsun şu 15 yıl içerisinde ciddi manada üniversitelerimizde böyle bir rahatsızlık görmüyoruz. Ama bunun ne kenarından, ne uzağından asla geçilmemesi lazım. Üniversitelerimiz bizim huzur mekânlarımız olması lazım” şeklinde konuştu.

“ZİHNİNİ AMERİKA’DA YAŞAYAN ŞARLATANA ADAYAN MANKURTLARDAN BİLİM ADAMI OLMAZ”

Selçuklu’yu yıkılışa götüren Haşhaşi dalgasının bir yanıyla cehalet, bir yanıyla vahşet koktuğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün de Türkiye’nin benzer saldırılarla karşı karşıya olduğuna dikkat çekti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “FETÖ dediğimiz ihanet çetesi, etkisine aldığı insanların zihinlerini örgüte karşı kayıtsız-şartsız bir itaat duygusuyla çökertirken, gerektiğinde 15 Temmuz’da olduğu gibi en acımasız vahşetlere de yöneltebilmiştir. Ülkesine, milletine ve insanlığa hizmet etmek yerine, zihnini ve yüreğini Amerika’da yaşayan bir şarlatana adayan mankurtlardan bilim adamı da olmaz, Müslüman da olmaz” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Unutmayın, âlim olmak başka bir şeydir, arif olmak başka bir şeydir. Âlim olabilirsin, ama arif olamazsın. Arif, irtifa makamıdır. Âlim ve arif olduğun zaman, o bambaşka bir zenginliktir. İrfanla yoğrulmamış ilim, nasıl bizi kalpsiz beyinlerin tasallutuna maruz bırakırsa, İslam’ın temiz ve pak mayasıyla yoğrulmamış körü körüne inanç da işte bu tür sapkınlıkların aracı hâline dönüşür. Bize lazım olan dinimizin emrettiği şekilde gönül süzgecinden geçirilerek o damıtılmış bilgidir, yani hikmettir. Hep duamız şu olsun: ‘Ya Rab, bizi bilgi ve hikmetle zenginleştir.’ Çünkü hikmetsiz bilgi adeta yok mesabesindedir. Ama hikmetle zenginleştirilmiş bilgi insanı güçlü kılar. Her kim ‘İslam terakkiye manidir’ diyorsa, bilin ki o hikmetten nasibini almamış bir nadandır. Çünkü karşısına İslam’ın terakkiyi emrettiğini ifade eden ne kadar ayet, ne kadar hadis, ne kadar örnek koyarsak koyalım bunların fikirleri değişmez. Çünkü bu anlayışın derdi müzakere değil, mübahase değil, selamlama değil, bunların tek gayesi kurdukları tuzaklara çekebildikleri kadar insanı çekebilmektir. Ne olduğunu, kim olduğunu, nereden geldiğini, nerede bulunduğunu, nereye gittiğini bilmeyen insanlar bu tuzaklara düşebilir. Ama biz düşmedik ve düşmeyeceğiz. Hele hele bir Boğaziçilinin böyle bir tuzağa düşmesine asla gönlüm razı gelmez.”

Bir profesörün yaptığı bir sosyal paylaşımda FETÖ terör örgütü elebaşı için “O bize şah damarından daha yakın” dediğini hatırlatarak bunun Allah’a bir ortak koşma olduğunu, İslami bir kavrayış olmadığını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Uzun süredir işte bu şekilde inancımıza ters, fıtratımıza ters, ilmimize ters bir dayatmayla karşı karşıyayız. Hamdolsun milletimiz tarihinden tevarüs ettiği irfanıyla, sezgisiyle bu çarpıklığın farkına varmıştır. Artık her yerde, her mahfilde, her dost sohbetinde bu sorgulamaların yapıldığını görüyorum, duyuyorum; bundan ayrıca mutluyum” ifadelerini kullandı.

“15 TEMMUZ DİRENİŞİ BİR ŞAHLANIŞ, UYANIŞ VE ÖZÜNE DÖNÜŞTÜR”

15 Temmuz direnişinin, bu sorgulamanın bir neticesi olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti: “Eğer bu sorgulamayı benim milletim, benim halkım o günün gecesinde yapmamış olsaydı, Allah aşkına soruyorum F16’ların altına yatar mıydı, o helikopterlerin altına yatar mıydı? Ve üzerine gelen tankların, topların altına kendini atar mıydı? Ama onlar o sorgulamayı yaptılar ve ondan sonra tek şeye kendilerini hedeflediler; ‘bizim için tek çıkış yolu şehadettir’ dediler. Evet, ‘mesele vatan olduktan sonra, mesele millet olduktan sonra gerisi teferruattır’ dediler ve şehadete yürüdüler. Ve 15 Temmuz direnişi başlı başına bu ferasetle gerçekleştirilen bir şahlanıştır, bir uyanıştır, bir özüne dönüştür. Bu silkinişe kendimizle birlikte tüm kardeşlerimizin, tüm insanlığın ihtiyacı vardır. Türk milleti olarak bin yıldır hep yaptığımız gibi inşallah bu sürecin de öncüsü olacağız.”

Milyonlarca insanımızın canı, malı geleceği pahasına elde edilen sonucun, artık yeterli olmadığının altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şimdi gün yeniden ayağa kalkma, yeniden yükselişe geçme günüdür. Gittiğimiz her yerde kalbini bize açmış, umudunu bize bağlamış yüzmilyonlarca kardeşimizi gördükçe bu inancımız daha da güçleniyor” dedi.

Göreve geldiklerinde savunma sanayinde yüzde 15 düzeyinde olan yerli üretimin şu anda yüzde 65’e çıktığını ve bunun daha da artacağını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin şu anda 32 bin fite kadar çıkabilen ve 28 saat havada kalabilen silahlı-silahsız insansız hava araçlarını kendisinin ürettiğini ve terörle mücadelesini bu araçlarla verdiğini dile getirdi.

“ŞAHLANIŞIN BİRİNCİ ŞARTI İMANSA, İKİNCİ ŞARTI DA BİLİMDİR”

Bu durumun birilerine rahatsız ettiğini; ancak bu mücadelenin devam edeceğini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şahlanışın birinci şartı imansa, yürekse, ikinci şartı da bunun somut çıktılarını ortaya koyacak bilimdir, bilimsel zihniyettir, bilim kuruluşlarıdır. İşte bunlar da sizlersiniz. Bunun için üniversitelerimizi 2023 hedeflerimizin de, 2053 ve 2071 vizyonumuzun da en önemli taşıyıcıları, en önemli güç kaynakları olarak görüyoruz” diye konuştu.

Boğaziçi Üniversitesi’nin tarihi ve birikimiyle bu sürece önderlik edebilecek bir potansiyele sahip olduğunu, Boğaziçi Üniversiteliler Derneği’nin desteği ve katkısıyla bunun başarılabileceğini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasını, derneğin genel kurulunun hayırlı olmasını dileyerek üniversitenin gelişmesinde emeği bulunanlara şükranlarını ifade ederek tamamladı.

Kaynak: (Malatya Olay) - Malatya Olay Editör: Ali Aladağ
 
Etiketler: Erdoğan,, Restore, Edilen, Demir, Kilise’nin, Açılış, Törenine, Katıldı,
Haber Videosu
Yorumlar
Alıntı Yazarlar
Malatya Olay Gazetesi
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
1
Medipol Başakşehir
36
31
3
3
11
17
2
Galatasaray
35
37
4
2
11
17
3
Fenerbahçe
33
34
2
6
9
17
4
Göztepe
30
30
5
3
9
17
5
Beşiktaş
30
29
3
6
8
17
6
Kayserispor
30
25
3
6
8
17
7
Trabzonspor
29
33
4
5
8
17
8
Sivasspor
26
23
7
2
8
17
9
Bursaspor
25
28
6
4
7
17
10
Yeni Malatyaspor
22
21
7
4
6
17
11
Kasımpaşa
19
25
8
4
5
17
12
Akhisarspor
19
22
8
4
5
17
13
Alanyaspor
18
28
9
3
5
17
14
Osmanlıspor FK
17
26
10
2
5
17
15
Antalyaspor
17
19
8
5
4
17
16
Atiker Konyaspor
15
16
10
3
4
17
17
Gençlerbirliği
14
20
9
5
3
17
18
Kardemir Karabükspor
9
14
12
3
2
17
Nöbetçi Eczane


Nöbetçi eczanlerle ilgili detaylı bilgi için lütfen tıklayın.

Arşiv