Haber Detayı
01 Ekim 2018 - Pazartesi 15:11
 
Erdoğan; Tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet ülküsü için
Ali Aladağ...:Malatya Olay...: Erdoğan"Sınırlarımızın içinde ve dışında tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet ülküsü için kahramanca mücadele eden yiğitlerimizin her birine ayrı ayrı şükranlarımı sunuyorum. İki defa gazilik unvanıyla şereflenen Yüce Meclisimize ve siz değerli milletvekillerimize yeni yasama yılında hayırlı ve başarılı çalışmalar temenni ediyorum.”dedi.
Siyaset Haberi
Erdoğan; Tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet ülküsü için

Cumhurbaşkanı Erdoğan, TBMM Yasama Yılı Açılış Toplantısı’na katıldı...

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin (TBMM) 27. Dönem 2. Yasama Yılı Açılış Toplantısı’na katıldı.

TBMM önünde, Başkanvekili Celal Adan tarafından törenle karşılanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, tören kıtasını selamladıktan sonra Genel Kurul Salonu’na geçti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, TBMM Yasama Yılı Açılış Toplantısı’na katıldı

“Millî iradenin önünde engel oluşturan tüm vesayet mekanizmaları artık ortadan kalkmıştır”

TBMM 27. Dönem 2. Yasama Yılı açılışında konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Milletimizin karşısında yürütmenin tek muhatabı Cumhurbaşkanı’dır. Millî iradenin önünde engel oluşturan sistem içindeki tüm vesayet mekanizmaları artık ortadan kalkmıştır. Böylece milletimiz, yetkiyi kime verdiğini ve gerektiğinde kimden hesap soracağını, hiçbir şüpheye yer bırakmayacak şekilde bilmektedir” dedi.

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin (TBMM) 27. Dönem 2. Yasama Yılı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın genel kurulda yaptığı konuşma ile başladı.

“Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin 27. Dönem, 2. Yasama Yılı’nın açılışında, sizleri en kalbi duygularımla selamlıyorum” diyerek konuşmasına başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan sözlerini şöyle sürdürdü: “23 Nisan 1920’den bugüne Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altında görev yapmış tüm milletvekillerimizi saygıyla yâd ediyorum. Meclisimizin ilk başkanı, Kurtuluş Savaşımızın başkomutanı Gazi Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyelerinden ahirete irtihal edenleri rahmetle anıyorum. Bin yıldır bu coğrafyada milletimizin bekası uğruna gözlerini kırpmadan hayatlarını feda eden tüm şehitlerimize, gazilerimizden dâr-ı bekâya irtihal etmiş olanlara da Yüce Mevla’dan rahmet diliyorum. Son dönemde, terörle mücadelede ve 15 Temmuz’da verdiğimiz şehitlerimizin yakınları ile gazilerimizi buradan ayrıca selamlıyorum. Sınırlarımızın içinde ve dışında tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet ülküsü için kahramanca mücadele eden yiğitlerimizin her birine ayrı ayrı şükranlarımı sunuyorum. İki defa gazilik unvanıyla şereflenen Yüce Meclisimize ve siz değerli milletvekillerimize yeni yasama yılında hayırlı ve başarılı çalışmalar temenni ediyorum.”

“16 NİSAN HALK OYLAMASI YÖNETİM SİSTEMİNİN DEĞİŞTİĞİ BÜYÜK BİR REFORMUN ADIDIR”

Türkiye’nin, 16 Nisan’da tarihî bir halk oylamasına, 24 Haziran’da da yine tarihî bir Cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimine şahit olduğunu hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, 16 Nisan halk oylamasının, yönetim sisteminin değiştiği bir büyük reformun, bir büyük bir devrimin adı olduğunu belirtti. Bu çapta bir dönüşümün, pek çok ülke ve halkın ancak çok büyük çalkantılar yaşayarak ve çok büyük bedeller ödeyerek tamamlayabildiğini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Biz ise, Türkiye olarak Türk milleti olarak demokrasinin kuralları içinde bu önemli değişimi suhuletle gerçekleştirmeyi başardık” dedi.  

Cumhurbaşkanı Erdoğan sözlerinin devamında şunları kaydetti: “Siyaset mühendisliği hesaplarının ürünü olarak değil, tamamen tarihimizin kendi tabii akışı içinde, halkımızın talebi ve rızasıyla gelişen bir sürecin aşamalarını hep birlikte yaşadık.  Esasen, ülkemizde yönetim reformu çabalarının 200 yıla yaklaşan bir geçmişi vardır. Osmanlı döneminde Tanzimat’tan Islahat’a pek çok deneme yapılmıştır. İstiklal Harbimizin ardından tercihimizi Cumhuriyet’ten yana yaptıktan sonra da bu arayış devam etmiştir. Önce tek partili, ardından çok partili rejimleri denedik. Maalesef, ne yaparsak yapalım darbelere, vesayetlere, krizlere engel olamadık. Bu arayışlar son dönemde de sürmüştür.”

“Millî iradenin önünde engel oluşturan tüm vesayet mekanizmaları artık ortadan kalkmıştır”

“MİLLETİMİZLE BİRLİKTE HAREKET ETTİĞİMİZDE ÜSTESİNDEN GELEMEDİĞİMİZ HİÇBİR SORUN OLMADI”

“Özellikle, 2007 yılında yaşanan Cumhurbaşkanlığı seçimi krizi, artık yeni bir reformu, yeni bir değişimi kaçınılmaz hâle getirmiştir” açıklamasında bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Bu krizi aşmak için başlatılan çalışmaların kapısı, yeni bir yönetim sistemine açılmıştır. Milletimiz, 2007 yılından beri adım adım ilerleyen bu sürecin her aşamasında sağduyuyla ve ferasetle hareket etmiştir. Bu kritik dönemde ülkemizi raydan çıkarmak, kaosa sürüklemek, içeride ve dışarıda başarısızlığa uğratmak isteyenlere, hamdolsun fırsat vermedik. Geçmişten beri sıkça kurulan ve her seferinde Türkiye’nin tökezlemesine sebep olan tuzaklar, bu defa işe yaramadı. Milletimizin birlik ve beraberliğine sahip çıkmasıyla, devletimizin tüm erklerinin sergilediği dayanışmayla, tüm engelleri aşarak bugünlere geldik” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının devamında şu değerlendirmelere yer verdi: “Türkiye’yi köşeye sıkıştırmak için yapılan her hamle, ülke olarak yaptığımız daha büyük atılımlarla karşılık buldu. Her hâl ve şart altında çareyi milletimizde, demokraside, millî iradenin üstünlüğünde aradık. Ülkemizi vesayet bataklığına itmek istediler, çözümü milletimize gitmekte bulduk. Uluslararası alanda ülkemizi kuşatmaya çalıştılar, gücümüzü milletimizden alarak yolumuza devam ettik. Sokakları karıştırarak halkımızı birbirine düşürmeye çalıştılar, fitneye fırsat vermedik. Terör örgütlerini kullanarak ülkemize diz çöktürmeye çalıştılar, buna da eyvallah etmedik, PKK’sından DEAŞ’ına ve FETÖ’süne kadar hepsinin başını ezdik. Darbe yapmaya teşebbüs ettiler, milletimizle birlikte göğsümüzü namlulara siper edip istiklalimize ve istikbalimize sahip çıktık. Sınırlarımız boyunca terör koridoru oluşturmaya kalktılar, ardı ardına yaptığımız harekâtlarla, bu planı da paramparça ettik. Gece yarısı operasyonlarıyla ekonomimizi çökertmeye çalıştılar, Allah’ın izniyle, bu saldırıyı da atlatma yolunda ilerliyoruz. Bugüne kadar milletimizle birlikte hareket ettiğimizde üstesinden gelemediğimiz hiçbir sorun olmadı. İnşallah, bundan sonra da aynı başarılara imza atmayı sürdüreceğiz.”

“TESPİT ETTİĞİMİZ HER SIKINTIYA ANINDA MÜDAHALE EDİYORUZ”

Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi’nin, yasama, yürütme ve yargı organlarının görev alanlarını daha net bir şekilde belirleyerek demokrasiyi güçlendirdiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Milletimizin karşısında yürütmenin tek muhatabı Cumhurbaşkanı’dır. Millî iradenin önünde engel oluşturan sistem içindeki tüm vesayet mekanizmaları artık ortadan kalkmıştır. Böylece milletimiz, yetkiyi kime verdiğini ve gerektiğinde kimden hesap soracağını, hiçbir şüpheye yer bırakmayacak şekilde bilmektedir” dedi.  

“24 Haziran seçimlerinde şahsımı Cumhurbaşkanı seçen milletimize karşı görevlerimizi layıkıyla yerine getirmenin gayreti içindeyiz. Bakanlarımızın atamasını yapıp kabinemizi oluşturduk. Anayasa ve yasalardan aldığımız yetkiler çerçevesinde yayımladığımız Cumhurbaşkanlığı Kararları ve Cumhurbaşkanlığı Kararnameleri vasıtasıyla, milletimize söz verdiğimiz gibi, hızlı ve etkili bir icraat gerçekleştiriyoruz” şeklinde konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan,  “Elbette her geçiş dönemi gibi, bu süreçte de bir takım sıkıntılar yaşanıyor olabilir. Tespit ettiğimiz her sıkıntıya anında müdahale ediyor ve hemen hâl yoluna koyuyoruz. Ancak, ekonomide, asla hak etmediğimiz ve ülkemizin gerçek durumunu kesinlikle yansıtmayan dalgalanma, bu tür sıkıntıların daha çok göze batmasına yol açıyor” diye ekledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Aldığımız tedbirler, yaptığımız görüşmeler ve geliştirdiğimiz programlarla ekonomimizi yeniden dengeye kavuşturmaya başladık. Gerek milletimizden, gerek kurumlarımızdan aldığımız geri bildirimlere göre, hem yaptığımız çalışmaları gözden geçiriyor hem de kendimize yeni hedefler belirliyoruz.”

“YENİ DÖNEMİN RUHU, BİRLİKTE ÇALIŞMAYI VE BİRLİKTE BAŞARMAYI GEREKTİRİYOR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının devamında, “Siyasi hayatımızın hiçbir dönemi gibi, yeni yönetim sisteminde de asla lâyüsel olduğumuz düşüncesine kapılmadık. Yetkiyi milletimizden alarak attığımız her adımımızda, yine milletimize hesap vermek mecburiyetinde olduğumuzun bilinciyle hareket ediyoruz. 2002 yılı Kasım ayından beri ülkemizin yönetimini bize emanet eden milletimize zaten çok büyük bir borcumuz vardı. 15 Temmuz’da, milletimize olan vefa borcumuza, can borcu da eklendi. Milletimizin itimadına, teveccühüne ve desteğine layık olabilmek için gece gündüz çalışıyoruz. Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ve Kararı seviyesindeki işleri zaten yürütüyoruz. Ancak, bazı konular kanuni düzenleme gerektiriyor” açıklamasında bulundu.

Yeni yönetim sisteminde; Cumhurbaşkanı’nın Meclis’e, bütçe dışında kanun teklifi veya tasarısı sunma imkânı olmadığını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kanunlar ancak milletvekillerinin teklifiyle Meclis gündemine gelebildiğini hatırlattı.  Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Meclisimizin açılmasıyla birlikte, gerek AK Parti Grubu’ndaki, gerekse diğer partilere mensup milletvekillerimizin kanun teklifleriyle, ülkemize çok önemli hizmetler yapacaklarına inanıyorum. AK Parti Grubu’ndaki arkadaşlarımız, hiç şüphesiz, yürütme olarak ihtiyaç duyduğumuz alanlardaki kanun teklifleriyle yasama faaliyetlerine daha çok katkıda bulunacaklardır. Diğer partilere mensup milletvekillerinden de yürütme organı olarak bize destek olacak, yolumuzu açacak kanun teklifleri bekliyoruz. Türkiye’nin önündeki sıkıntıları, ancak hep birlikte çalışır, omuz omuza verirsek aşabiliriz. Yeni dönemin ruhu, birlikte çalışmayı, birlikte inşayı, birlikte başarmayı gerektiriyor” diye ekledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının devamında şunları kaydetti: “Gelin Türkiye’yi birlikte hedeflerine ulaştıralım. Gelin demokrasimizi birlikte güçlendirelim. Gelin ekonomimizi birlikte büyütelim. Gelin milletimize birlikte hizmet edelim. Bu yöndeki gayretleriniz için şimdiden sizlere teşekkür ediyorum.”

“Türkiye, demokrasisi ve ekonomisiyle gerçek anlamda bir küresel güç olma yolunda ilerlemektedir”...

Cumhurbaşkanı Erdoğan, TBMM 27. Dönem 2. Yasama Yılı açılışında yaptığı konuşmada, “Türkiye, dünyanın en çalkantılı bölgesinde, demokrasisi ve ekonomisiyle, gerçek anlamda bir küresel güç olma yolunda ilerlemektedir. Yakın çevremizdeki güvenlik krizleri ve insani trajediler ile bundan beslenen terör eylemleri, ülkemizi hedeflerinden uzaklaştırmamış, tam tersine bu yöndeki kararlılığını daha da güçlendirmiştir” dedi.

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin (TBMM) 27. Dönem 2. Yasama Yılı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın genel kurulda yaptığı konuşma ile başladı.

TBMM’de yaptığı konuşmada, Türkiye’nin dünyanın en çalkantılı bölgesinde, demokrasisi ve ekonomisiyle, gerçek anlamda bir küresel güç olma yolunda ilerlediğini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yakın çevremizdeki güvenlik krizleri ve insani trajediler ile bundan beslenen terör eylemleri, ülkemizi hedeflerinden uzaklaştırmamış, tam tersine bu yöndeki kararlılığını daha da güçlendirmiştir” dedi.

“HEDEFİMİZ, KANDİL VE SİNCAR’I BÖLÜCÜ TERÖR ÖRGÜTÜNDEN TAMAMEN TEMİZLEMEK”

Irak’ta ve Suriye’de ciddi etkinlik kazanan terör örgütlerinin her geçen gün mevzi kaybettiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Her ne kadar bu ülkeler kendi iç istikrarlarını sağlamakta zorlansalar da, terör örgütlerinin yeşermesine zemin hazırlayan şartlar büyük ölçüde ortadan kalkmıştır. Kuzey Irak’taki bölgesel yönetimin kaotik bağımsızlık çıkışı, Türkiye’nin de net tavır koymasıyla, boşa çıkartılmıştır. DEAŞ’ın işgal ettiği topraklarda yeniden merkezi yönetimin hâkim olmasıyla, Irak büyük bir sorundan kurtulmuştur. Temennimiz, ülkedeki PKK varlığının da, aynı şekilde ortadan kaldırılmasıdır” şeklinde konuştu.

Türkiye’nin, PKK’nın Irak’ta faaliyet gösterdiği yerlerin önemli bir bölümünü kontrol altına aldığını da kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Hedefimiz, çıbanbaşı olarak gördüğümüz Kandil’i ve yeni Kandil olma yolunda ilerleyen Sincar’ı bölücü terör örgütünden tamamen temizlemektir. Irak’ın, mezhepçilik hastalığından bir an önce kurtularak, kendi halkı ve tüm bölge için güvenli, huzurlu, istikrarlı ve müreffeh bir ülke hâline gelmesini istiyoruz. Bu doğrultuda yapılan tüm çalışmalara destek olmayı, gerektiğinde öncülük etmeyi sürdüreceğiz.”

Suriye’deki durumun çok daha acı ve vahim olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, 7. yılını geride bırakan bir iç savaşta bugüne kadar yaklaşık 1 milyon Suriyelinin hayatını kaybettiğini, 12 milyon Suriyelinin de evini terk etmek zorunda kaldığını söyledi.

“SURİYE’DEKİ GELİŞMELERE SEYİRCİ KALMAMIZ SÖZ KONUSU OLAMAZ”

“Rejimin kendi halkına yönelik kanlı saldırıları yetmiyormuş gibi, bir de DEAŞ ve PYD-YPG denilen alçak örgütler Suriye halkına musallat olmuştur. Ülkedeki istikrarsızlığı fırsat bilen güçler de, vekâlet savaşları yoluyla Suriye’yi parsellemek için adeta yarışa girmişlerdir” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, hiçbir meşruiyet zemini kalmayan rejimle ve terör örgütleriyle iş tutan bu güçlerin, Suriye halkının kanı ve gözyaşı pahasına kendi projelerini hayata geçirmeye çalıştıklarını vurguladı.

Suriye’deki bu gelişmelere seyirci kalınamayacağını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Her şeyden önce, bu coğrafya halkıyla bin yılı aşkın müşterek geçmişe, ortak medeniyet ve kültür değerlerine sahibiz. Bunun için hayatlarını kurtarmak için yaşadıkları yerlerden kaçmak zorunda kalan milyonlarca Suriyeliye kapılarımızı ve gönlümüzü açtık. Hâlen 3,5 milyon Suriyeli, ülkemizde hayatını sürdürüyor. Suriye içinde yaşanan her çatışma, bizim için yeni kitlesel göç dalgalarının habercisidir. Sınırlarımızın hemen yanı başındaki kaos ortamı, ülkemize yönelik terör tehditlerinin en önemli beslenme kaynağı hâline gelmiştir” şeklinde konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu tehlikeli gidişin önüne geçmek amacıyla, 2016 yılından itibaren, Suriye içinde güvenli bölgeler oluşturmak üzere harekete geçtiklerini belirterek, şunları söyledi: “Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı Harekâtlarıyla, 4 bin kilometrekarelik bir alanı DEAŞ’lı ve PYD/YPG’li teröristlerden temizledik. Bu bölgelere, şu ana kadar 260 bin Suriyeli kardeşimiz geri döndü. Her platformda, ülkede Suriye halkının tamamının kabul edebileceği bir çözüm bulunması için çaba gösterdik.”

“TÜRKİYE, SURİYE KRİZİNDE DOĞRUDAN SAHADA İNİSİYATİF ALAN BİR ÜLKE DURUMUNA GELDİ”

Türkiye’nin, Cenevre Süreci’nin tıkanması üzerine, Astana’da yeni bir çözüm zemini oluşturulmasına öncülük ettiğini; Astana’da varılan mutabakatların rejim tarafından ihlali üzerine, Rusya ile yeni arayışlara girdiğini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Çabalarımız nihayet sonuç verdi ve Soçi’de Rusya ile İdlib Çatışmasızlık Bölgesi’ndeki 3,5 milyon insanın hayatını doğrudan ilgilendiren bir mutabakata imza attık. Dünyada çok büyük takdirle karşılanan bu mutabakat, aynı zamanda Suriye’de yeni anayasa ve özgür seçimler esasına dayalı bir çözüm için de umutların canlanmasına vesile olmuştur. Böylece Türkiye, en büyük yükünü kendisinin çektiği Suriye krizinde, doğrudan sahada inisiyatif alan ve söz söyleyen bir ülke durumuna gelmiştir” dedi.

“İdlib’te ülkemizin güvenliğini sağlamayı garanti ettiği bölgeye de, şimdiden 60 binin üzerinde Suriyeli geri dönmüştür. Suriye’de güvenli hâle getirdiğimiz bölgeleri genişlettikçe ve huzuru sürekli hâle getirdikçe, ülkemizdeki misafirlerimizin kendi topraklarına dönüşlerinin hızlanacağına inanıyoruz” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, bundan sonra Münbiç ve Fırat’ın doğusundaki bölgelerin, buraları işgal eden terör örgütünden temizlenerek güvenli hâle getirilmesinin hedeflendiğini kaydetti.

Her devlet gibi Türkiye’nin de kimi ülkeler ve uluslararası kurumlarla ilişkilerinde inişler-çıkışlar yaşadığını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, son yıllarda Türkiye’ye verilen sözlerin yerine getirilmemesi ve haksız ithamlarla Türkiye’nin üzerine gelinmesi sebebiyle Avrupa Birliği’yle ve bazı Avrupa devletleriyle gerilim yaşandığını söyledi.

“AVRUPA İLE YAŞADIĞIMIZ SIKINTILI SÜRECİ YAVAŞ YAVAŞ GERİDE BIRAKIYORUZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Avrupa Birliği tam üyelik sürecinde ülkemize yapılan haksızlıklar ve uygulanan çifte standart karşısında elbette sessiz kalamazdık. Kimi Avrupa ülkelerinin Türkiye karşıtlığını bir iç politika malzemesi hâline dönüştürmesi, sıkıntıların derinleşmesine ve yaygınlaşmasına sebep oldu. Avrupa ile yaşadığımız bu sıkıntılı süreci yavaş yavaş geride bırakıyoruz” dedi.

Türkiye’nin, düzensiz göçün önlenmesi başta olmak üzere Avrupa Birliği’ne tüm taahhütlerini, uğradığı haksızlıklara rağmen yerine getirmeye devam ederek elini güçlendirdiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ülkemize yönelik ithamların ve tutumların mesnedi kalmayınca, aklıselim galip gelmeye ve diyalog yolları yeniden açılmaya başladı. En büyük ticaret ortağımız olan, 5 milyon civarında Türk kökenli kardeşimizin, milyonlarca samimi dostumuzun yaşadığı böyle bir coğrafyaya sırtımızı dönmemiz kesinlikle söz konusu olamaz. Bununla birlikte, Avrupa’nın bize yaptığı haksızlıkları düzeltmek, oradaki kardeşlerimizin hukukunu korumak için de sonuna kadar mücadele edeceğiz” şeklinde konuştu

Geçen hafta Almanya’ya yapılan devlet ziyaretinin, ilişkileri yeni ve olumlu bir yöne sevk edeceğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının devamında şunları kaydetti: “Yine geçtiğimiz aylarda İngiltere’ye de, muhataplarımızla iş birliği zeminimizi güçlendirme konusunda mutabık kaldığımız bir ziyaretimiz olmuştu. Çeşitli Avrupa ülkelerinden Türkiye’yle ilişkiler konusunda yükselen olumlu sesler, önümüzün aydınlık olduğunu gösteriyor. İnşallah, yeni dönemde Avrupa’yla siyasi, ekonomik ve insani alanlarda gerçekten mesafe kat ettiğimiz bir sürece gireceğiz.”

“AMERİKAN YÖNETİMİNİN ÜLKEMİZE YÖNELİK YANLIŞ BAKIŞ AÇISINI DÜZELTECEĞİNE İNANIYORUM”

“Bir başka önemli sorun alanımız Amerika’yla ilişkilerimizdir. Stratejik ortak olarak uzun bir geçmişe sahip olduğumuz Amerika Birleşik Devletleri’ndeki mevcut yönetimin, hiçbir mantıki, siyasi ve stratejik tutarlılığı olmayan bir şekilde ülkemizi hedef alması bizi derinden üzmüştür” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’deki darbe girişiminde bulunan terör örgütünün elebaşı ve pek çok mensubunun, bu ülke tarafından korunup kollandığına dikkat çekti ve şunları söyledi: “Suriye’de hassasiyetlerimizi ve ikazlarımızı hiçe sayarak bölücü terör örgütü ile iş birliğine giden Amerika, bu olumsuz tavrını ekonomik alana da taşımıştır. Örneğin Halkbank davası, eşi benzeri görülmemiş bir hukuksuzluk örneğidir. Terör örgütleriyle karanlık ilişkileri sebebiyle yargılanan bir rahibi bahane ederek, ülkemize yaptırımlar uygulamaya kalkan bu çarpık anlayışla, diplomasinin ve hukukun sınırları içinde mücadele etmekte kararlıyız.”

Türkiye’yi, demokratik bir hukuk devleti gibi değil de bir kabile toplumu gibi gören bu zihniyete karşı, ülkenin ve milletin hakkını, hukukunu ve onurunu koruyacaklarını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Amerikan yönetiminin eninde sonunda Türkiye’ye yönelik yanlış bakış açısını düzelteceğine inandığını dile getirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ülkelerimizin karşılıklı menfaati, aramızdaki ilişkinin, sözde değil özde stratejik ortaklık çerçevesinde güçlenerek devam etmesini gerektiriyor. Geçtiğimiz hafta katıldığımız New York’taki Birleşmiş Milletler toplantısı öncesinde ve toplantı günlerinde Amerikan şirketlerinin temsilcileriyle görüşerek, bu konudaki kanaatlerimizi kendileriyle paylaştık. Ayrıca, ilgili tüm arkadaşlarımız da Amerikalı muhataplarıyla temaslarında kendilerine bu konudaki görüşlerimizi aktarıyorlar. Henüz arzu ettiğimiz seviyeye gelmemiş olsa da, ortak bir anlayışa ulaşma yolunda ilerleme kaydetmeye başladığımızı söyleyebiliriz. İnşallah, en kısa sürede, aramızdaki meseleleri çözüp, Amerika ile yeniden siyasi ve ekonomik alanlarda stratejik ortalık ruhuna uygun ilişkiler geliştirmeyi ümit ediyoruz” şeklinde konuştu.

“New York’ta ayrıca, üç günde 14 liderle görüşerek, ülkelerimiz arasındaki ilişkileri ve insanlığın ortak sorunlarını değerlendirdik” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “BM Genel Kurulu’nda yaptığımız konuşmada da ‘Dünya 5’ten büyüktür’ itirazımız başta olmak üzere, Birleşmiş Milletlerin yapısı ve işleyişi ile bölgesel ve küresel gelişmelere ilişkin görüşlerimizi paylaştık” ifadelerini kullandı.

“RUSYA İLE HER ALANDA ÇOK SIKI VE HIZLA GELİŞEN İLİŞKİLER İÇİNDEYİZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasın devamında şunları kaydetti: “Rusya ile her alanda çok sıkı ve hızla gelişen ilişkiler içindeyiz. Suriye politikasından turizme, savunma sanayinden enerjiye kadar her alanda Rusya’yla, ülkelerimizin ortak çıkarına olan projeleri hayata geçiriyoruz. Biliyorsunuz, bir dönem, Rusya ile aramızı bozmak için de pek çok provokasyon yapıldı. Karşılıklı olarak sağduyuyu ve soğukkanlılığı elden bırakmayarak, bu sıkıntıların üstesinden geldik. İnşallah, önümüzdeki dönemde Rusya ile aramızdaki bu olumlu iş birliği iklimini daha da güçlendireceğiz.”

Aynı şekilde İran’la da, gerek Suriye ve Irak politikalarında, gerek diğer siyasi ve ekonomik konularda yakın temas hâlinde olduklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bölgenin geleceğiyle ilgili kararlarda İran’ın dışlanmamasına özel önem verdiklerini söyledi ve bu ülkeye yönelik yaptırım tehditlerinin adil olmadığını da dile getirdi.

Uluslararası kurumların denetimleriyle kolayca çözülebilecek sorunların, yaptırımlar gibi tüm ülke halkının cezalandırılması anlamına gelecek yollarla hâlledilmeye çalışılmasının doğru olmadığını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu tür adımların hiçbir fayda sağlamadığının geçmiş tecrübelerle de sabit olduğunu söyledi ve şunları ekledi: “Önümüzdeki dönemde Türkiye, temel ilkelerimiz doğrultusunda, başkalarının taleplerinden ziyade kendi menfaatlerini ve ihtiyaçlarını merkeze alarak politikalarını belirleyecektir.”

“KIBRIS VE EGE’DE TÜRKİYE’YE RAĞMEN HİÇBİR ADIM ATILAMAZ”

Bir başka önemli sorun alanının da, Doğu Akdeniz’de, Türkiye’nin ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin haklarını, çıkarlarını, beklentilerini dikkate almayan yaklaşımlar olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kıbrıs’ta ve Ege’de, Türkiye’ye rağmen hiçbir adım atılamayacağını buradan bir kez daha tekrarlamak istiyoruz. Bu bölgede bizi yok saymaya kalkışanlar, kendi varlıklarını da topyekûn tehlikeye attıklarını çok iyi bilmelidirler. Bizim her konuda olduğu gibi Kıbrıs ve Ege konusunda da tercihimiz “kazan-kazan” anlayışından yanadır. Hep birlikte kazanabileceğimiz yöntemler varken, işi krize ve hatta çatışmaya götürecek yollara tevessül edenler, bunun hesabını önce kendi halklarına vereceklerdir” şeklinde konuştu.

Geçen yıl tüm dünyayı endişeye sürükleyen Körfez’deki krizin, istenmedik sonuçlara yol açmadan durulmuş olmasını memnuniyetle karşıladıklarını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Katar’la olan yakın iş birliğimiz, bu ülkenin ülkemize çok büyük meblağlı yatırımlar yapma kararıyla, daha da perçinlenmiştir. Bölgedeki diğer devletlerle de iş birliğimizi güçlendirmek istiyoruz. Kimi bölge ülkelerinin Türkiye’ye yönelik düşmanca tutumlarını da bir an önce sona erdirmelerini bekliyoruz. Önümüzdeki dönemde bu konularda da kayda değer ilerlemeler kaydetmeyi umuyoruz” ifadelerini kullandı.

Kuzey Afrika’nın istikrarının hem Akdeniz’in hem Orta Doğu’nun hem de Afrika’nın geleceğiyle yakından ilişkili olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye olarak, Libya başta olmak üzere, Kuzey Afrikalı kardeşlerimizin yanlarında olmayı, onlara her türlü desteği vermeyi sürdüreceğiz” dedi.

“TÜRKİYE’NİN GÜCÜ VE ZENGİNLİĞİ, ORTA ASYA’DAKİ KARDEŞLERİMİZ İÇİN ÖNEMLİ BİR GÜVENCEDİR”

Orta Asya ülkeleriyle ilişkilerin gün geçtikçe daha da ilerlediğini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Kırgızistan’da katıldığımız ve Özbekistan’ın da ilk defa iştirak ettiği Türk Konseyi Zirvesi, bu bakımdan önemli bir açılım olmuştur. Azerbaycan’la ilişkilerimiz, siyasi, ekonomik ve sosyal bakımdan gerçekten çok iyi bir noktaya gelmiş durumdadır. Kazakistan’ın da, Türk Dünyası’nın aksakalı olarak gördüğüm Sayın Nazarbayev’in dirayetli liderliğinde önemli hamleler yaptığına şahit oluyoruz. Özbekistan, yeni ve çok büyük bir atılımın eşiğindedir. Türkmenistan’ın istikrarına ve gelişmesine de önem veriyoruz.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Orta Asya’daki kardeşlerimiz ne kadar güçlü ve müreffeh olursa, Türkiye bundan o derece mutlu olur ve faydalanır. Aynı şekilde Türkiye’nin gücü ve zenginliği de, Orta Asya’daki kardeşlerimiz için önemli bir güvencedir” şeklinde konuştu.

Balkanlarda, Bosna-Hersek, Sırbistan, Arnavutluk, Makedonya, Kosova, Karadağ gibi ülkelerin tamamıyla yakın ilişkiler tesis etmenin gayreti içinde olduklarını da söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Tabii Bosna-Hersek’in milletimizin gönlünde, hem tarihî, hem insani olarak ayrı bir yeri vardır. Geçmişte çok büyük acılar yaşayan Boşnak kardeşlerimizin yanında olmayı, merhum Aliya İzzetbegoviç’in vasiyetine sahip çıkmayı boynumuzun borcu olarak görüyoruz” dedi.

“KUDÜS MESELESİ, BİZİM DE ÜMMETİN DE KIRMIZI ÇİZGİSİDİR”

Yunanistan ve Bulgaristan’la, bu ülkelerden de karşılık gördükleri sürece, iyi komşuluk ilişkilerini devam ettirme yönünde güçlü bir iradeye sahip olduklarını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının devamında, “Doğu komşumuz Gürcistan’la da ekonomik ve sosyal ilişkilerimizi, siyasi ilişkilerimizle tahkim ediyoruz. Kırımlı kardeşlerimizin huzuru ve esenliği için de mücadele etmeyi sürdürüyoruz” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının devamında, “Hep söylediğim gibi, Kudüs meselesi, bizim de ümmetin de kırmızı çizgisidir. Kudüs’ün mahremiyetine halel getiren, Filistinli kardeşlerimizin temel hak ve özgürlüklerine saldırı anlamı taşıyan hiçbir davranışa, hiçbir emrivakiye müsamaha gösteremeyiz. Türkiye olarak, sonuna kadar Kudüs davasının takipçisi olacağız. Görüldüğü gibi, uluslararası alanda çok önemli süreçleri aynı anda, aynı hassasiyetle ve aynı kararlılıkla yürüterek, ülkemizi aydınlık geleceğine hazırlıyoruz” dedi.

TBMM 27. Dönem 2. Yasama Yılı Açış Konuşması-Tam Metin

“Türkiye ekonomisi, tehditler ve saldırılarla yıkılmayacak kadar güçlüdür”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, TBMM 27. Dönem 2. Yasama Yılı açılışında yaptığı konuşmada, “Çin ve Avrupa Birliği başta olmak üzere pek çok ülkeyle adeta bir ticaret savaşına tutuşan Amerika, Türkiye’ye yönelik ekstra uygulamalarıyla güvenilirliğini iyice yitirmiştir. Bizim yaşadıklarımızdan sonra, dünyada hiçbir ülkenin Amerika’yla ilişkilerinin geleceğine güvenle bakması artık mümkün değildir. Türkiye ekonomisi, bu tür tehditler ve saldırılarla yıkılmayacak kadar güçlüdür” dedi.

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin (TBMM) 27. Dönem 2. Yasama Yılı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın genel kurulda yaptığı konuşma ile başladı.

“YEPYENİ BİR KALKINMA MODELİ ORTAYA KOYDUK”

Başbakan ve Cumhurbaşkanı olarak ülke yönetiminde sorumluluk sahibi olduğu tüm dönemlerde ekonominin hep özel önem verdiği bir konu olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye’yi 3,5 kat büyütürken ve zenginleştirirken, bundan milletimizin her kesiminin faydalanmasını sağladık. Çalışan, yatırım yapan, üreten, ihraç eden, istihdam oluşturan bir ülke olarak, adeta yepyeni bir kalkınma modeli ortaya koyduk” dedi.

Türkiye’nin son beş yıldır çok büyük, önemli ve tarihî hadiseleri ardı ardına yaşadığına işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “İçinden geçtiğimiz bu kesintisiz mücadele dönemi bize, daha güçlü olmamız gerektiğini bir kez daha göstermiştir. Milletimizin çok büyük fedakârlıklar yaparak, gerektiğinde çok büyük cesaret sergileyerek bu mücadeleye verdiği destek, meselenin herkes tarafından kavrandığına işaret ediyor. Bu süreçte, kısır düşünenler, sorumsuzca davrananlar, hırslarının kurbanı olanlar, nefsinin peşinden gidenler milletimiz tarafından tasfiye edilmiştir. Verilen mücadeleye destek olanlar ise, diğer farklılıklara bakılmaksızın, milletimiz tarafından el üstünde tutulmuştur.”

“KURDAKİ YÜKSELİŞİN SEBEP OLDUĞU HADİSELERİN, TÜRKİYE’NİN EKONOMİK GERÇEKLERİYLE İLGİSİ YOK”

Ekonomide içinden geçilen hassas dönemin, herkes açısından çok daha büyük bir imtihan, çok daha büyük bir ayrıştırma vesilesi hâline dönüştüğü değerlendirmesinde bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin ekonomi konusunda ihtiyacı olan reformların neler olduğunu en iyi kendilerinin bildiğini ifade etti. 

Bir süredir yaşanılan ve kurdaki yükselişin sebep olduğu hadiselerin, Türkiye’nin ekonomik gerçekleriyle, eksikleriyle ilgisi olmadığının çok açık olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Amerikan yönetimi, aramızdaki siyasi ve hukuki sorunları diyalog yerine tehdit ve şantaj diliyle çözmeye çalışmak suretiyle bu yanlış yola girmiştir. Güya bize bedel ödetmeyi amaçlayan bu yöntem, aslında en büyük zararı orta ve uzun vadede Amerika’ya vermektedir” ifadesini kullandı.

“PEK ÇOK ÜLKEYLE TİCARET SAVAŞINA TUTUŞAN AMERİKA GÜVENİLİRLİĞİNİ YİTİRMİŞTİR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasına şöyle devam etti: “Çin ve Avrupa Birliği başta olmak üzere pek çok ülkeyle adeta bir ticaret savaşına tutuşan Amerika, Türkiye’ye yönelik ekstra uygulamalarıyla güvenilirliğini iyice yitirmiştir. Bizim yaşadıklarımızdan sonra, dünyada hiçbir ülkenin Amerika’yla ilişkilerinin geleceğine güvenle bakması artık mümkün değildir. Türkiye ekonomisi, bu tür tehditler ve saldırılarla yıkılmayacak kadar güçlüdür.”

Kurdaki yükselişin yol açtığı belirsizliğin yavaş yavaş ortadan kalktığını ve bütçe disiplininden en küçük bir taviz vermediklerini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin uluslararası piyasalardaki görünümünü güçlendirecek adımları birer birer attıklarını kaydetti.

“EKONOMİMİZİN DENGELERİNİ TAHKİM ETMEYE YÖNELİK PROGRAMLARI HAYATA GEÇİRİYORUZ”

“Türkiye kimseden para talep etmiyor, bizim tüm çabamız uluslararası sermayenin ülkemizde yatırım yapmasını sağlamaktır” ifadelerini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bunun için gereken her türlü desteği ve her türlü güvenceyi veriyoruz. Ekonomimizin dengelerini, finanstan yatırımlara kadar her alanda tahkim etmeye yönelik programları dikkatle hayata geçiriyoruz. Yeni Ekonomi Programı bunun en önemli adımlarından biridir” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Sanayicimizin, tüccarımızın, esnaf ve sanatkârımızın, tarım sektörümüzün, ücretli kesimin, velhasıl milletimizin yaşadığı sıkıntıları biz gayet iyi biliyoruz. Enflasyondan, faizlerden, döviz kurundan bunalan, işini çevirmekte zorlanan herkesin yaşadıklarını yakından takip ediyoruz. Bankacılık sektörünün hareket alanının daralmasından kaynaklanan finans sıkışıklığının yol açtığı zincirleme sorunların öneminin ve aciliyetinin de farkındayız. Tüm bu sıkıntıların çözümüne yönelik hazırlıklarımız, çalışmalarımız var.”

“HİÇBİR KESİMİ TEFECİLERİN, FIRSATÇILARIN İNSAFINA TERK ETMEYECEĞİZ”

Hiçbir sanayiciyi, tüccarı, çalışanı, vatandaşı vicdan ve ahlak yoksunu tefecilerin, iyi günde ortaya çıkıp kötü günde kaybolan fırsatçıların insafına terk etmeyeceklerinin altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, serbest piyasa ekonomisi kurallarından taviz vermeden, gereken her türlü tedbiri alıp uygulayacaklarını vurguladı.

“Dengeleme, disiplin ve değişim üzerine kurulu yeni bir ekonomik program hazırladık” sözleriyle konuşmasına devam eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kredi imkânlarını genişletip kolaylaştıracak, yatırımları teşvik edecek, üretime, istihdama ve ihracata öncelik verecek bir ekonomi anlayışıyla, Türkiye’yi yeniden yükselişe geçirmekte kararlıyız. Milletimizden biraz daha sabırlı olmasını, ülkesine ve yönetimine güvenmesini istiyorum” şeklinde konuştu.

“MECLİSİMİZLE MÜCADELEYİ BİRLİKTE VERECEK, BAŞARIYI BİRLİKTE YAKALAYACAĞIZ”

En zor dönemi geride bıraktıklarını, bundan sonra her şeyin daha kolay olacağını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bugüne kadar nasıl her sıkıntıyı milletimizle kol kola, omuz omuza vererek aştıysak, bugünleri de inşallah aynı şekilde geride bırakacağız” değerlendirmesinde bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle tamamladı: “Çıktığımız bu uzun ve zorlu yolculukta Meclisimizle, siz değerli milletvekillerimizle birlikte yürüyecek, mücadeleyi birlikte verecek, başarıyı birlikte yakalayacağız. Yeni dönemde Meclisimizin yeni bir anlayışla çalışması, ülkemizin en büyük kazanımı olacaktır. Gerekiyorsa Anayasayı, gerekiyorsa içtüzüğü değiştirerek, Meclisimizin etkinliğini ve itibarını artırmamız, hem demokrasimiz, hem milletimizin morali bakımından çok önemlidir. Bu konuda ben siz değerli milletvekillerine güveniyorum.”

TBMM 27. Dönem 2. Yasama Yılı Açış Konuşması-Tam Metin

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Prof. Dr. İlber Ortaylı'yı kabul etti...

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, tarihçi, bilim insanı ve yazar Prof. Dr. İlber Ortaylı'yı Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde kabul etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Prof. Dr. İlber Ortaylı'yı kabul etti

Kabulde, Prof. Dr. Ortaylı kişisel kütüphanesini Cumhurbaşkanlığı Külliyesi Kütüphanesi’ne bağışladığını açıkladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan da Türkiye’nin en büyük kütüphanesi olmayı hedefleyen Cumhurbaşkanlığı Külliyesi Kütüphanesi’ne yaptığı bağıştan dolayı Prof. Dr. Ortaylı’ya teşekkür etti.

Tarih alanında yaptığı çalışmalar ve ortaya koyduğu eserlerle tanınan Prof. Ortaylı, 2017 yılında tarih alanında Cumhurbaşkanlığı Kültür Sanat Ödülü’ne de layık görülmüştü.

Kaynak: (Malatya Olay) - Malatya Olay Editör: Ali Aladağ
Etiketler: Erdoğan;, Tek, millet,, tek, bayrak,, tek, vatan,, tek, devlet, ülküsü, için,
Yorumlar
Haber Yazılımı