Haber Detayı
25 Kasım 2017 - Cumartesi 18:18
 
Uluslararası Siyasette Güçlü Olmanın Yolu Güçlü Bir Orduya Sahip Olmaktan Geçiyor
Ali Aladağ...:Malatya Olay...: Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bölgemizde yaşanan hadiseler sebebiyle, birilerinin çıkarları güçleniyor veya zayıflıyor olabilir; ama bizim canımız yanıyor. Cumhuriyetimizin banisi Gazi Mustafa Kemal’in ifadesiyle, Misakı Millîyi bir kenara atabilir misiniz, soruyorum sizlere. Orada bizim şehitlerimizin kanı var, canı var. Öyleyse bizim de hem aklımız, hem ruhumuz var; bunu unutmayalım” dedi.
Gündem Haberi


“Uluslararası Siyasette Güçlü Olmanın Yolu Güçlü Bir Orduya Sahip Olmaktan Geçiyor”...

Balıkesir’de Kara Astsubay Meslek Yüksekokulu Mezuniyet Töreni’nde konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Dünya, maalesef haklı olmanın tek başına yetmediği, hakkını alabilmek için güçlü olmanızın da gerektiği bir düzenle yönetiliyor. Orman kanunları, sadece hiçbir otoritenin olmadığı ücra köşelerde değil, güç zehirlenmesine uğramış kurumların, devletlerin bulunduğu yerlerde de geçerli olabiliyor” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Balıkesir’de Millî Savunma Üniversitesi Balıkesir Kara Astsubay Meslek Yüksekokulu mezuniyet törenine katıldı.


Törende bir konuşma yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında yeniden yapılandırılan Kara Astsubay Meslek Yüksekokulunun ilk mezunlarını verdiğini söyledi ve tüm askerî okulları Millî Savunma Üniversitesi’nin bünyesinde bir araya getirdiklerini kaydetti.

“HİÇBİR ZAFİYETE MAHAL VERMEDEN REFORM SÜRECİ BAŞARIYLA TAMAMLANDI”

Tüm askerî okulların aynı çatı altında toplanması düşüncesinin, eskiden beri var olduğunu, çeşitli sebeplerle bir türlü hayata geçirilemeyen bu reformun 15 Temmuz’un ardından süratle hayata geçirildiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, askerî eğitimde yeni bir dönem başlattıklarını belirterek, “Ekim ayında özel kuvvetlerde görev yapacak 155 teğmenimizi ve 168 astsubayımızı mezun etmiştik. Perşembe günü Ankara’da 855 teğmenimizin mezuniyet sevincini paylaştık, bugün ise 1518 astsubayımızın mezuniyeti vesilesiyle sizlerle bir aradayız. Yeni bir anlayışla ele aldığımız kurmaylık eğitimini de 23 Ekim’de başlattık. 15 Temmuz darbe girişimi öncesi askerî okullarımızda 10 bin 328 öğrencimiz eğitim görüyordu. Şu anda askerî okullarımızda eğitim gören öğrenci sayısı 10 bin 348’tir. Dolayısıyla, hiçbir boşluğa ve zafiyete mahal vermeyecek şekilde bu reform süreci başarıyla tamamlanmıştır” şeklinde konuştu.

“Uluslararası Siyasette Güçlü Olmanın Yolu Güçlü Bir Orduya Sahip Olmaktan Geçiyor”

Her fırsatta binlerce yıla sâri medeniyet birikimine, devlet geleneğine ve kültürüne atıfta bulunarak, maziden atiye bir köprü kurmaya çalıştıklarını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan sözlerini şöyle sürdürdü: “Geçmişini bilmeyenin geleceğini göremeyeceği inancıyla, ecdadımıza, tarihimize, kültürümüze sahip çıkıyoruz. 1909 yılında, astsubay okullarının ilk nüvesi olan Küçük Zabit Mektepleri açılmasına karar verildiğinde 7 bölgede faaliyet gösterilmesi kararlaştırılmıştı. Bu bölgeler İstanbul, Konya, Selanik, Erzincan, Halep, Bağdat ve Yemen’di. Dikkat ederseniz, sadece bir asır öncesinden bahsediyor olmamıza rağmen, bu 7 bölgenin 4’ünün bugünkü sınırlarımızın dışında kaldığını görürsünüz.”

“BU COĞRAFYALARIN HEPSİ DE CANIMIZDAN BİRER PARÇADIR”

Bu tarihî hakikatleri bilmeden, Suriye, Irak, Balkanlar, Kafkaslar ve Orta Asya politikası oluşturulamayacağını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu coğrafyaların hiçbirinin sıradan yerlerden bir yer olmadığını, hepsinin de canımızdan birer parça olduğunu vurguladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bölgemizde yaşanan hadiseler sebebiyle, birilerinin çıkarları güçleniyor veya zayıflıyor olabilir; ama bizim canımız yanıyor. Cumhuriyetimizin banisi Gazi Mustafa Kemal’in ifadesiyle, Misakı Millîyi bir kenara atabilir misiniz, soruyorum sizlere. Orada bizim şehitlerimizin kanı var, canı var. Öyleyse bizim de hem aklımız, hem ruhumuz var; bunu unutmayalım” dedi.

Geçmişte bu astsubay okulunun bir benzerinin olduğu yerler harap olurken, oralarda yaşayan kardeşlerimiz zulüm görürken, onlara sırtımızı dönüp kendi işimize bakamayacağımızı vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan “Fırat Kalkanı Harekâtının ne olduğunu acaba anlayabiliyor muyuz? Şu anda 2 bin kilometrekarelik alanda niye olduğumuzu anlayabiliyor muyuz? Evet, bizim oralara yönelik hassasiyetimizin altında işte bu tarihî gerçekler yatıyor” şeklinde konuştu.

“OLUK OLUK AKAN MÜSLÜMAN KANINI DURDURMAK BOYNUMUZUN BORCU”

Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasının devamında Soçi’de gerçekleştirilen zirveye değindi. Söz konusu zirvenin Suriye konusunda, insani trajedileri önlemeye ve bölgenin geleceğini mümkün olan en adil şartlarda oluşturmaya yönelik çabaların bir ürünü olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bir terör örgütü eliyle ve bu örgüt bahane edilerek yerle yeksan edilen medeniyetimizin kadim şehirlerindeki yıkımları durdurmak, oluk oluk akan Müslüman kanını engellemek için elimizden geleni yapmak boynumuzun borcudur. İşte buyurun, dün Cuma namazında Mısır’da DEAŞ terör örgütünün namazda yaptığı katliam. 250’yi aşkın Müslüman orada şehit edildi. Bunlara nasıl Müslüman deriz. Bunlar katil, bunların İslam’la yakından uzaktan alakası yok. Bu gerçekleri bilmemiz lazım” şeklinde konuştu.

Bölgede yeni terör oluşumlarının ortaya çıkmasını engellemek için bu hamlelerin yapılması gerektiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bizden, gözümüzün içine bakıla bakıla, 911 kilometre Suriye sınırı, 350 kilometre Irak sınırlarımız boyunca bir terör koridoru oluşturulurken, kenara çekilip beklememizi isteyenler olabilir. Onların ne istedikleri değil, bizim ülke ve millet olarak ne istediğimiz önemlidir. Bunlarla ilgili kararı birileri bizim adımıza veremez. Bu kararı biz veririz” ifadelerini kullandı.

Türkiye’nin, Soçi Zirvesi başta olmak üzere, bölgeyle ilgili tasarruflarını, bu anlayışla yürütmekte olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Maruz kaldığımız çok yönlü saldırıların, bizi oyundan çıkartıp yedek kulübesine bile değil, sahanın tamamen dışına atmaya matuf hamleler olduğunun farkındayız. Varsın onlar kendi hesaplarını yapsınlar. Biz, ülkemize güvenimizle, milletimizin desteğiyle, ordumuzun gücüyle bu oyunu, kendimiz ve kardeşlerimiz için en hayırlı neticeye ulaştıracak şekilde yönlendirmekte kararlıyız” dedi.

“TÜRKİYE, GEÇTİĞİMİZ 15 YILDA GÜÇLÜ BİR EKONOMİ YOLUNDA ÇOK BÜYÜK MESAFE KATETTİ”

Bugünkü Türkiye’yi, 15-20 yıl öncesinin Türkiye’si ile karıştıranların, eninde sonunda bu gerçeği kabul edeceğini ve ona göre kendilerine çeki-düzen vereceğini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, yaşanan her hadisenin Türkiye’nin güçlü olmaya mecbur olduğunu bir kez daha gösterdiğini belirtti.

Siyasette, diplomaside, uluslararası ilişkilerde güçlü olmak zorunluluğuna vurgu yapan ve geçmişte en çok kaybedilen alanların bunlar olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Geçmişte bize hep ‘savaş alanlarında kazanıp masa başında kaybeden bir ülke’ olduğumuz söylendi. Bunun doğru olmadığını biliyoruz; ama artık, kimsenin aklına böyle bir ihtimali dahi getirememesini sağlamakla da mükellefiz” şeklinde konuştu.

Uluslararası siyasette güçlü olmanın yolunun, güçlü bir ekonomiye ve yüksek teknolojinin imkânlarıyla desteklenmiş güçlü bir orduya sahip olmaktan geçtiğinin altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin, geçen 15 yılda güçlü bir ekonomi yolunda çok büyük mesafe katettiğini belirtti.

“ORDUMUZ, TARİH BOYUNCA GURUR DUYDUĞUMUZ EN KIYMETLİ VARLIĞIMIZDIR”

Millî gelirin 3 kat artırılarak, Cumhuriyet tarihinin tamamında yapılan eğitim, sağlık, ulaştırma, enerji, konut ve diğer altyapı yatırımlarından katbekat fazlasını gerçekleştirdiklerini ve ülkeyi önemli bir yere getirdiklerini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, yeni hedefin Türkiye’yi dünyanın en büyük 10 ekonomisinden biri yapmak olduğunu vurguladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasının devamında ordunun, tarih boyunca gurur duyulan en değerli, en kıymetli varlığımız olduğunu ifade ederek, geçmişte, darbe, cunta ve vesayet gölgesi sebebiyle ordunun çok yıprandığını, zaman zaman siyasi tartışmaların tarafı veya hedefi hâline getirildiğini belirtti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu konuda orduyu yönetenlerin sorumluluğu yanında, onlara bu vasatı sağlayanların ihmalinin de sorgulanması gerektiğini söyledi.

“DARBECİLERE DİRENEN TÜM ASKERLERİMİZE TEŞEKKÜR EDİYORUM”

15 Temmuz’un, ülkenin yöneticilerinin ve milletin dik durduğunda, darbecilerin, cuntacıların ne kadar aciz, ne kadar çaresiz olabildiklerini gösteren en çarpıcı örnek olduğuna işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan sözlerini şöyle sürdürdü: “Türk Silahlı Kuvvetlerini, 40 yıllık ince ve sinsi bir planla ele geçirmeye çalışan ihanet şebekesini, milletimizle birlikte bir gecede başarısızlığa uğrattık. Bu neticeyi elde etmemizde, FETÖ ihanet çetesine mensup olmayan subaylarımızın, askerlerimizin gösterdiği sağduyu ve ferasetin çok önemli rolü olduğunu biliyorum. Aynı şekilde polislerimizin, güvenlik güçlerimizin çok önemli rolü olduğunu biliyorum. Pek çok yerde, şehadeti göze alıp darbecilere fiilen karşı koyarak, ele geçirilen emir-komuta mekanizmalarından gelen talimatlara uymayarak darbecilere direnen tüm subaylarımıza, tüm askerlerimize buradan şahsım ve milletim adına teşekkür ediyorum. Ömer Halisdemir ve Bülent Aydın astsubayımız başta olmak üzere, bu mücadelede şehit olan tüm askerlerimize, tüm vatandaşlarımıza Rabbim’den rahmet niyaz ediyorum. Yerleri cennet olsun inşallah. Yaralanıp gazilik sıfatına erişen tüm askerlerimize, vatandaşlarımıza sağlık ve esenlik diliyorum.”

“SAVUNMA SANAYİNDE BÜYÜK HAMLELER YAPMAMIZ GEREKEN BİR DÖNEMDEN GEÇİYORUZ

Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasının devamında uluslararası siyasette, ekonomide ve savunma sanayinde çok daha büyük hamleler yapılması gereken bir dönemden geçildiğini, Türkiye’nin potansiyelinin çok büyük, hedeflerinin çok iddialı olduğunu, dolayısıyla sadece mevcudu korumakla arzulanan yerlere gelinemeyeceğini belirtti.

Bu yüzden her alanda, kimin ne dediğine bakmaksızın sürekli ileriye doğru adımlar atacaklarını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Dünyanın en güçlü ekonomilerinden birine, dünyanın en güçlü ordularından birine sahip olmadan, bize durmak, dinlenmek yok” şeklinde konuştu.

Ecdadın ülkemizi bize, dönemin en kudretli güçlerini yene yene, toprakları kanıyla yoğura yoğura vatan olarak miras bıraktığına dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan “Biz de bu vatan topraklarını alın terimizle ve elbette gerektiğinde kanımızla yoğurarak torunlarımıza emanet edeceğiz” dedi.

“ACI VE GÖZYAŞI ÜZERİNE KURULAN ZULÜM DÜZENLERİ KALICI OLAMAZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan dünyanın, haklı olmanın tek başına yetmediği, hakkını alabilmek için güçlü olmanın da gerektiği bir düzenle yönetildiğini vurgulayarak konuşmasına söyle devam etti: “Orman kanunları, sadece hiçbir otoritenin olmadığı ücra köşelerde değil, güç zehirlenmesine uğramış kurumların, devletlerin bulunduğu yerlerde de geçerli olabiliyor. Mağdurların ve mazlumların gözyaşları, acıları, feryatları üzerinde kurulan zulüm düzenlerinin hiçbir zaman kalıcı olmadığını biliyoruz. Ancak, her şey harap olduktan, insanlık bir daha kapatamayacağı yaralar aldıktan sonra gelen adaleti, adalet olarak kabul etmek mümkün değildir.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şayet dostlarımıza, kardeşlerimize, kalbini ve ellerini bize açmış herkese yardım edeceksek, evvela kendimizi derleyip toparlamalıyız. Milletinin birliğini, ülkesinin bütünlüğünü sağlamayan bir devletin, bırakın başkalarına kendisine faydası olmaz. İşte çevremizde bunun pek çok örneğini görüyoruz” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan Türkiye’nin birliğine, beraberliğine, kardeşliğine yönelik her saldırının, bu iklimi bozmaya yönelik her sözün, her tutum, her adımın doğrudan bizi can evimizden vurmayı hedeflediğini belirterek “Ha ülkemizin ortasına bir atom bombası atmışsınız, ha milletimizin birliğine, beraberliğine yönelik bir fitneyi ateşlemişsiniz… Bizim gözümüzde ikisinin arasında fark yoktur” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan Türk milletinin bir meseleyi topyekûn sahiplendiği durumda, onun önünde kimse duramayacağını belirterek, “Bu millet, söz konusu vatanı, söz konusu ezanı ve bayrağı olduğu, özgürlüğüne kast edildiği zaman, İstiklal Marşımızda ifade edildiği gibi, kükremiş sel gibi, bendini çiğner aşar, dağları yırtar, enginlere sığmaz olur” dedi.

“TÜRKİYE, KARDEŞ MISIR HALKININ YANINDADIR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasının sonunda Mısır’da DEAŞ terör örgütünce düzenlenen terör eyleminden duyduğu derin üzüntüyü dile getirerek, “Kalleş saldırıda şehit olan tüm kardeşlerime Allah’tan rahmet, yaralılara acil şifalar temenni ediyorum. Mübarek Cuma günü ibadetlerini yerine getiren kardeşlerimizi hedef alan bu kalleş saldırı, DEAŞ terörünün insanlık dışı, İslam dışı yüzünü bir kez daha göstermiştir. Türkiye, kardeş Mısır halkının yanındadır, acısını paylaşmaktadır” ifadelerini kullandı.

“AK Parti Gönüller Yapan, Gönülleri Buluşturan Bir Partidir”...

AK Parti Balıkesir Genişletilmiş İl Danışma Meclisi Toplantısı’nda konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “AK Parti, kişisel hesapların, kavgaların, çıkarların partisi değildir. AK Parti, iç çatışmalarla enerjisini tüketen bir parti hiç değildir. AK Parti, bir dava hareketidir. Bizim kavgamız, birbirimizle değil, vesayet odaklarıyladır, terör örgütleriyledir. Bizim kavgamız, faiz lobileriyle, içerideki ve dışarıdaki ihanet şebekeleriyledir” dedi.

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Balıkesir programı çerçevesinde AK Parti Genişletilmiş İl Danışma Meclisi Toplantısı’na katıldı.


Toplantının yapıldığı Balıkesir Kapalı Spor Salonu önünde toplanan vatandaşlara hitap eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasında enerjiden, ulaşıma, eğitimden, sağlığa yapılan hizmetlere değinerek bunların devam edeceği müjdesini verdi. Balıkesir Belediyesindeki değişim sürecinin de hayırlı olması temennisinde bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, halkı selamlamasının ardından Genişletilmiş İl Danışma Meclisi Toplantısı’na geçti.

“TEK GAYEMİZ MİLLETİMİZE HİZMET ETMEK”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 16 Nisan halk oylamasından sonra tekrar Balıkesir’de bulunmaktan duyduğu memnuniyeti ifade ederek, 15 yıllık AK Parti iktidarının hizmetlerinde örneklere yer verdi. Tek gayelerinin millete hizmet etmek ve ülkeyi adaletle kalkındırmak olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Hamdolsun, bu süre içinde 81 vilayetimizin tamamını okullarla, hastanelerle, adliye saraylarıyla, bölünmüş yollarla, toplu konutlarla, birçok yatırım ve eserle donattık” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sağlık alanındaki yatırımlara da değinerek her yıl 400 binin üzerinde yabancının şifasını Türkiye’de aradığını, eskiden durumun tam aksine olduğunu, insanımızın tedavi için yurt dışına gittiğini hatırlattı.

İktidara geldiklerinde terörle mücadelesini dahi birilerinin verdiği silahlara, sağladığı istihbarata borçlu olan bir ülkenin var olduğunu, bu güçlerin sadece silah satmayıp aynı zamanda Türkiye’nin terörle mücadelesinin sınırlarını da çizdiklerini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ne zaman terör örgütüne öldürücü darbeyi vurmak için hazırlık yapılsa, hemen birileri devreye giriyor, gizli-açık tehditlerle, yalan-yanlış yönlendirmeyle bunu engelliyordu” şeklinde konuştu.

Borç alanın yeri geldiğinde istemese de emir almak zorunda kaldığını sözlerine ekleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Bir dönem ülkemiz ithal silahların, ithal ürünlerin, ithal fikirlerin adeta cenneti olmuştu. Bu ülkenin ekonomisi üretmeden, hiçbir riske girmeden sadece devlete borç vererek palazlanan faiz lobisinin oyuncağı hâline gelmişti. Bu ülkenin demokrasisi medya patronlarının iktidarı yönettiği, darbeci köşe yazarlarının hükûmet yıktığı bir acziyet içindeydi. Biz ülkemize, aziz milletimize asla yakışmayan bu tabloyu 15 yılda büyük mücadeleler sonunda değiştirdik.”

“AK Parti Gönüller Yapan, Gönülleri Buluşturan Bir Partidir”

“SAVUNMA SANAYİİ PROJELERİMİZLE, ÜLKEMİZİN İRADESİNE VURULAN PRANGALARI SÖKÜP ATTIK”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ticaretten ulaşıma kadar her alandaki yatırımlarla sadece ülkeyi büyütmekle kalmadıklarını, aynı zamanda Türkiye’ye gerçek bağımsızlığını kazandırdıklarını söyleyerek savunma sanayi alanındaki gelişmeleri şöyle aktardı: “Özellikle savunma sanayiine dair projelerimizle ülkemizin iradesine vurulan prangaları söküp attık. Bugün yalnızca kendi silahımızı, kendi tankımızı, kendi savaş gemimizi üretmekle kalmıyor, aynı zamanda bunları ihraç ediyoruz. Türkiye, silahlı insansız hava araçlarını millî imkânlarla imal eden dünyanın 10 ülkesinden biri olmuştur. Bugün Türkiye belli uluslararası örgütlere ileri garnizonluk yapan değil, millî menfaatlerini ne pahasına olursa olsun gerçekleştiren bir ülkedir. Ülkemizin gücü sadece müttefiki olduğumuz kurum ve kuruluşlardan değil bunlarla beraber kendi imkân ve kabiliyetlerimizi de ortaya koyuyoruz. Son NATO skandalında olduğu gibi Türkiye’nin hak ve hukukunu koruma noktasındaki kararlılığı artık birilerini kendilerine çekidüzen vermek zorunda bırakıyor.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sadece ekonomik ve askerî açıdan güçlü olmanın yeterli olmadığını, asıl meselenin özgüven sahibi olmak olduğunu vurgulayarak “Esas mesele hakikatin hatırını kaba güce feda etmemektir. Bunun için öncelikle zihinlere vurulmuş zincirlerin kırılması gerekiyor. Çünkü müstekbirlerin en büyük silahı maddi güçleri, teknolojileri, tankları, tüfekleri, füzeleri değildir, onların asıl silahları zihinlere vurdukları prangalardır” şeklinde konuştu.

“BU ÜLKENİN DEĞERLERİNE DİL UZATILMASINA ASLA MÜSAADE ETMEYİZ”

Ses çıkarılmayan her haksızlığın, zalimi daha da pervasız hâle getirdiğini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, inancımıza göre değil zulme destek olmanın, zulme rıza göstermenin, tepkisiz kalmanın da zulüm olduğunu kaydetti. Konuşmasına “Biz asla birileri gibi sağ yanağımıza vurulduğunda sol yanağımızı çevirenlerden olamayız. Biz sırf kendi siyasi ikbalimiz tehlikeye girmesin diye milletimize yapılan hakaretleri, saldırıları sineye çekemeyiz” sözleriyle devam eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şayet bir haksızlık varsa, birisi ülkemize karşı hadsizlik yapıyorsa, onun cüssesine, kimliğine bakmadan tepkimizi ortaya koyarız. Ne şahsımıza, ne Cumhuriyetimizin banisi Gazi Mustafa Kemal’e, ne ordumuza, ne de bu ülkenin başka herhangi bir değerine dil uzatılmasına asla müsaade etmeyiz. Hele hele bu aziz milletin onuruyla oynanmasına asla izin vermeyeceğiz, bu da böyle bilinsin” ifadelerini kullandı.

“ÇARKÇI BİR ANA MUHALEFETİMİZ VAR”

Konuşmasının devamında ana muhalefetin durumuna da değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin 15 yıl öncesine göre hiçbir gelişme sağlayamadığı tek alanın ana muhalefetin durumu olduğunu belirterek sözlerine şöyle devam etti: “Hamdolsun diğer tüm konularda belli mesafe aldık, birçok sorunumuzu çözdük ya da hâl yoluna koyduk, ancak ana muhalefet meselesinde hiçbir ilerleme kaydedemedik. Hâlâ dünyaya 1940’ların penceresinden bakan müzelik bir ana muhalefetimiz var. Hâlâ millî meselelerde dahi kişisel hırslarının, sığ ideolojik takıntılarının esiri olan bir ana muhalefete sahibiz. Hâlâ sabah evet, sakın ona bakmayın ha, akşam hayır diyen, sabah sahip çıktığını akşam reddeden çarkçı bir ana muhalefetimiz var. İnanın onların bu hâllerini, bu tutarsızlıklarını gördükçe ülkem adına ben utanıyorum.”

“SURİYE’DEKİ İNSANİ DRAMI SONLANDIRMAYA YÖNELİK ÇOK KRİTİK KARARLAR ALDIK”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının devamında Soçi görüşmelerine de değindi. Rusya Federasyonu Devlet Başkanı Putin’in davetiyle Soçi’ye gerçekleştirdikleri ziyarette İran Cumhurbaşkanı Ruhani’nin de katılımıyla bölge için çok önemli bir üçlü zirve toplantısı yaptıklarını aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, başta Suriye krizi olmak üzere terör örgütleriyle mücadeleyi ve bölgesel meseleleri görüştüklerini kaydetti. 7 yıldır devam eden, yaklaşık 1 milyon insanın hayatını kaybetmesine, 12 milyon Suriyelinin evini barkını terk etmesine sebep olan krize nasıl siyasi bir çözüm bulunabileceğini etraflıca istişare ettiklerini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sadece bölgemizdeki mazlumlar değil tüm dünya Soçi’deki toplantıya ve bizlerin açıklayacağı sonuç bildirgesine, kararlara kilitlenmişti. Hamdolsun bizler bu beklentiyi boşa çıkarmadık. Üç lider olarak Suriye’deki insani dramı sonlandırmaya yönelik gerçekten çok kritik kararlar aldık. İnşallah yakında bu kararların olumlu yansımalarını sahada daha belirgin şekilde görmeye başlayacağız. Ve tabii belki 15 günde bir, ayda bir de bizim bu bir araya gelişimiz devam edecek” şeklinde konuştu.

“TARİHÎ SOÇİ ZİRVESİNDE CHP’Yİ İLGİLENDİREN TEK ŞEY KAZAYLA DEVRİLEN BİR SANDALYE OLDU”

Tüm dünyanın Soçi’deki toplantıda umut, istikrar, barış ve bir gelecek gördüğünü, Suriyelilerin Soçi’deki toplantıda yıllar sonra vatanlarına geri dönme ihtimalini gördüklerini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, ana muhalefetin tutumunu hakkında ise şöyle konuştu: “Peki, bizim ana muhalefet ne gördü? Ne gördüğünü biliyor musunuz? Söyleyeyim; sandalye gördü, sandalye! Tarihî Soçi Zirvesinde CHP’yi ilgilendiren tek şey kazayla devrilen bir sandalye oldu. Zirvenin ardından ana muhalefet partisinin bir milletvekili çıktı, kıdemli diplomatlara, iletişim uzmanlarına ve siyaset bilimcilere adeta taş çıkartırcasına Soçi Zirvesini düşen bir sandalyeye sığdırmayı başardı. Neymiş? Sayın Putin bunun üzerinden tüm dünyaya mesaj vermişmiş.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, muhalefetin bu hâlinin işlerini kolaylaştırmadığını bilakis daha da zorlaştırdığını söyleyerek güçlü demokrasinin en önemli şartlarından birinin de nitelikli, kaliteli ve vizyoner bir ana muhalefete sahip olmak olduğunu belirtti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Ortada eksiğimizi söyleyecek, doğrularımızı takdir edecek, projeleri, teklifleri, tenkitleriyle önümüzü açacak bir ana muhalefet olmayınca, iş yine başa düşüyor. Kendi murakabemizi de kendimizin yapması gerekiyor. İstişare toplantılarımızda, grup toplantılarımızda, il divanlarımızda, milletimizle yaptığımız görüşmelerle hamdolsun her fırsatta kendimizi sigaya çekiyoruz.”

AK PARTİ’NİN YENİLENME SÜRECİ

Her toplantılarının aynı zamanda bir meşveret meclisi olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, her il ziyaretlerinin de, aynı zamanda vatandaşlarla kucaklaştıkları bir şölen olduğunu ifade etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Rabbimiz ne buyuruyor? ‘Bütün işlerinizde müşavere ediniz.’ O istikamette yürüyoruz. Birileri aradan onca yıl geçmiş olmasına rağmen AK Parti’nin başarısının arkasındaki bu sırrı bir türlü görmek, kabullenmek istemiyor. Bununla da kalmayıp kendi marazlarını, kendi iç kavgalarını AK Parti’ye ihraç edebileceklerini sanıyorlar. Sandalyelerin ve hakaretlerin havada uçuşmadığı, kavgasız-gürültüsüz bir kurultay dahi gerçekleştiremeyenlerin AK Parti’nin yenilenme sürecini baltalamaya çalışmasını gülerek takip ediyoruz. Biz buna asla fırsat vermeyeceğiz” dedi.

“AK PARTİ’Yİ MİLLETLE BİRLİKTE, MİLLETE HİZMET İÇİN KURDUK”

AK Parti’nin, kişisel hesapların, kavgaların, çıkarların partisi olmadığına, iç çatışmalarla enerjisini tüketen bir parti olmadığına değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti’nin bir dava hareketi olduğunun altını çizdi. AK Parti’yi milletle birlikte millete hizmet için kurduklarını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bizim kavgamız birbirimizle değil vesayet odaklarıyladır, terör örgütleriyledir. Bizim kavgamız faiz lobileriyle, içerideki ve dışarıdaki ihanet şebekeleriyledir. Bizim mücadelemiz ülkemizi dünyanın en güçlü, en müreffeh 10 ülkesinden biri yapma mücadelesidir” şeklinde konuştu.

Konuşmasının sonunda Yunus Emre’nin “Ben gelmedin kavga için, benim işim sevi için. Dostun evi gönüllerdir, gönüller yapmaya geldim” dizelerini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, tüm Balıkesir teşkilatından bunu beklediğini ifade ederek “Ne olur, gönüller yapmaya devam edin, devam edelim. Ben bu kadroyu, az önce dışarıda hitap ettiğim sevgili kardeşlerimi adeta bir gönüller ordusu olarak görüyorum. AK Parti gönüller yapan, gönülleri buluşturan bir partidir. Ülkemiz için, şehrimiz için, partimiz için mücadele etmiş, bu kutlu çatı altında görev yapmış herkesin bizim kalbimizde yeri vardır. Makamların, koltukların, payelerin aramıza girmesine asla müsaade etmeyeceğiz. Bir taraftan kadrolarımızı yenilerken vefayı, saygıyı, sevgiyi de elden bırakmayacağız” dedi.

BALIKESİR VALİLİĞİ VE BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAKANLIĞINI ZİYARET

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının ardından Balıkesir Valiliğini ziyaret etti. Valiliğe gelişinde Vali Ersin Yazıcı tarafından karşılanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, daha sonra polis tören mangasını selamladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan ziyaretin ardından valilikten ayrılışında kendisini bekleyen vatandaşlarla bir süre sohbet etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, valilik ziyaretinin ardından gittiği Balıkesir Büyükşehir Belediyesi'nde Başkan Zekai Kafaoğlu tarafından karşılandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Belediye Başkanı Kafaoğlu’ndan şehrin sorunlarına ilişkin bilgi aldı.

Kaynak: (Malatya Olay) - Malatya Olay Editör: Ali Aladağ
 
Etiketler: Uluslararası, Siyasette, Güçlü, Olmanın, Yolu, Güçlü, Bir, Orduya, Sahip, Olmaktan, Geçiyor,
Haber Videosu
Yorumlar
Alıntı Yazarlar
Malatya Olay Gazetesi
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
1
Galatasaray
75
0
7
3
24
34
2
Fenerbahçe
72
0
4
9
21
34
3
Medipol Başakşehir
72
0
6
6
22
34
4
Beşiktaş
71
0
5
8
21
34
5
Trabzonspor
55
0
9
10
15
34
6
Göztepe
49
0
11
10
13
34
7
Demir Grup Sivasspor
49
0
13
7
14
34
8
Kasımpaşa
46
0
14
7
13
34
9
Kayserispor
44
0
14
8
12
34
10
Evkur Yeni Malatyaspor
43
0
13
10
11
34
11
Teleset Mob. Akhisarspor
42
0
14
9
11
34
12
Aytemiz Alanyaspor
40
0
16
7
11
34
13
Bursaspor
39
0
17
6
11
34
14
Antalyaspor
38
0
16
8
10
34
15
Atiker Konyaspor
36
0
16
9
9
34
16
Osmanlıspor FK
33
0
17
9
8
34
17
Gençlerbirliği
33
0
17
9
8
34
18
Kardemir Karabükspor
12
0
28
3
3
34
Nöbetçi Eczane


Nöbetçi eczanlerle ilgili detaylı bilgi için lütfen tıklayın.

Arşiv