Kişiyi Ölümden Eceli Korur…

Malatya’da, kayısı bahçelerinin gölgesinde, Arguvan türkülerinin yankılandığı sokaklarda, bu sözün derin anlamı, yaşadığımız olaylarla bir kez daha sınanıyor.

Hayat, bazen bir bahar dalı gibi nazik, bazen de 1978’deki katliam ya da 2023’teki deprem gibi sarsıcı olabiliyor. Peki, Malatya’nın bu inişli çıkışlı hikâyesinde “ecel” kavramı bize ne söylüyor?

Ecel ve Kader

Malatya, tarih boyunca farklı kültürlerin, inançların ve mücadelelerin kesişim noktası oldu.

Asrın felaketini yaşayan 6 Şubat 2023’de 2 depremle yıkılan şehrin adıdır Malatya…

Biz yıkılan binalarda sağ çıktık…Demek ki bizleri Ölümden Ecelimiz Korudu…

Deprem sonrası Malatya’nın toplumsal dokusunu değiştiren bir kırılma noktası yaşandı.

Göç, Malatya’nın kültürel ve demografik yapısında değişime yol açtı…

O günü yaşayanlar, “Kişiyi ölümden eceli korur” sözünü belki de bir teselli olarak dillendirdi…

Depremlerde hayatta kalanlar, ecellerinin henüz gelmediğine inanarak hayata tutundu…Bunlardan birisi de benim…

İslam Ansiklopedisi’nde ecel, “Allah tarafından her canlı için önceden takdir edilen hayat süresi ve bu sürenin sonu olan ölüm vakti” olarak tanımlanıyor…Mu‘tezile’ye göre insanın iki eceli olabileceği tartışılmışsa da, Ehl-i Sünnet, tek bir ecelin varlığına inanır…

Depremlerde aramızda ayrılanlar oldu…

Bu, bize ecelin ilahi bir takdir olduğunu hatırlattı…

Deprem: Malatya’nın Son Sınavı…Malatya, 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş depremleriyle sarsıldı. Şehir, tarih boyunca depremlerle mücadele etmiş olsa da, bu felaket binlerce insanın hayatını değiştirdi…

Yıkılan evler, kaybolan canlar, yaralılar ve yeniden inşa edilmeyi bekleyen bir şehir… Deprem, “ecel” kavramını bir kez daha gündeme getirdi…

Kim Penitentsiyoner sistemde, depremde hayatını kaybedenler için “ecel” miydi, yoksa ihmaller mi bu kayıplara yol açtı?...Malatyalılar, evlerini, sevdiklerini, anılarını kaybederken bu soruyu sormadan edemedi…

Yine de “Kişiyi ölümden eceli korur” sözü, bu felakette de bir umut ışığı oldu…Hayatta kalanlar, belki de ecellerinin henüz gelmediğine inanarak yeniden ayağa kalktı…

Malatya’nın sokaklarında bugün hâlâ konteyner evler, geçici iş yerleri ve yeniden inşa edilen binalar var…

Şehir, yaralarını sarmaya çalışıyor, ama bu süreçte sabır ve tevekkül, Malatyalıların en büyük dayanağı…Malatya’nın Ruhu: Dayanıklılık ve Umut…Malatya, her zaman dayanıklılığın ve umudun şehri oldu…

Kayısı bahçeleri, sadece bir ekonomik değer değil, aynı zamanda bu şehrin yeniden doğuşunun sembolü…Her bahar yeniden çiçek açan kayısı ağaçları gibi, Malatyalılar da her felaketin ardından ayağa kalkmayı bildi…“Kişiyi ölümden eceli korur” sözü, bu şehrin insanlarına belki de bu yüzden bu kadar yakın…

Çünkü bu söz, sadece ölümü değil, hayatı da kucaklamayı öğütler…Ecel, sadece bir son değil, aynı zamanda yaşamın anlamını hatırlatan bir ilahi sınırdır…

Depremin yıkıntıları arasında yeni umutlar yeşeriyor…

Eğitim, sağlık ve ekonomi alanındaki projelerle Malatya, geleceğe umutla bakıyor…

Malatyalılar, her zorlukta “ecel” inancıyla teselli bulurken, aynı zamanda alın teriyle geleceği inşa ediyor…

Son Söz: Teslimiyet ve Mücadele “Kişiyi ölümden eceli korur,” evet, ama bu söz, pasif bir teslimiyeti değil, hayata tutunmayı ve mücadele etmeyi de anlatır…

Malatya’nın hikayesi, bu dengeyi en iyi yansıtan örneklerden biridir…

Depremler, kayıplar… Her biri bu şehrin ruhunu sınadı, ama Malatyalılar her defasında yeniden doğdu…Bu, belki de ilahi takdirin ve insan iradesinin birleşiminin en güzel göstergesidir…

Ecel, sadece ölümü değil, yaşamın her anını değerli kılan bir hatırlatıcı…Malatya’nın sokaklarında, türkülerinde, insanlarının gözlerinde bu inancı görmek mümkün…

Ve belki de bu yüzden, bu şehir her zaman ayakta kalacak…

YORUMLAR

Yorum yazarak topluluk kurallarımızı kabul etmiş bulunuyor ve tüm sorumluluğu üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Malatya Olay Haber hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.