6 Şubat depreminden sonra “Eşya yardımı yapılacak” denildi.
Evler yıkıldı, yuvalar darmadağın oldu. İnsanlar, yıllarca biriktirdikleri eşyalarını bir gecede kaybetti.
Aradan aylar hatta yıllar geçti, hâlâ bekleyenler var.
Söz verildi, ama o sözler raflarda toz tuttu.
Sonra geldi 2025’ün baharı…
Malatya’da kayısı bahçeleri zirai donun soğuk nefesiyle sarsıldı.
Yetkililer çıktı, “ÇKS kaydı olan üreticilere nakdi yardım yapılacak” dedi.
Üretici umutlandı, borcunu erteleyecek, evine ekmek götürecek diye bekledi.
Ama yine olmadı.
Ne gelen var, ne giden…
Bu memlekette vatandaşın kulağına verilen her söz, bir seçim dönemi şarkısı gibi çabuk unutuluyor.
Depremzede, çiftçi, esnaf, işçi… Hepsi aynı soruyu soruyor:
“Madem yapmayacaktınız, neden söylediniz?”
Yazımın sonuna şöyle de bir hikaye eklemek istedim.
Kral, dondurucu soğukta nöbet tutan muhafıza sorar: “Üşümüyor musun?” Muhafız: “Ben alışığım Kralım” “Olsun sana sıcak elbise göndereceğim” Ancak, emir vermeyi unutur Ertesi gün donmuş muhafızın yanında bir not: “Kralım soğuğa alışkındım; fakat senin elbise vaadin beni öldürdü”
Söz, sahibini bağlar derler.
Ama görünen o ki, bizde söz, sahibini değil, vatandaşı yaralıyor.

YORUMLAR