Google’da haber kaynağınız olarak ekleyin
Dün manşetlerden düşmeyen, her kelimesi tartışma yaratan, attığı adımla gündem belirleyen isimlerin; bugün gazete sayfalarının en dip noktalarında dahi yer bulamaması, siyaset tarihinin değişmez trajedilerinden biridir. Ancak bu unutuluş bir kaza değil, çoğu zaman hırsın ve kibirin ilmek ilmek ördüğü trajik bir kurgudur.
Kibrin Körlüğü ve Halktan Kopuş
Bir siyasetçinin sonunu getiren en büyük unsur, ne rakip partilerin hamleleri ne de konjonktürel değişimlerdir. Asıl felaket, “güç zehirlenmesi” denilen ve kişiyi gerçeğin zemininden tamamen koparan o psikolojik eşik geçildiğinde başlar.
-
Gerçeklikten Kopma: Makam koltuklarının cazibesi, etraftaki dalkavukların alkışları ve medyanın spot ışıkları; siyasetçide kendisini vazgeçilmez sanma illüzyonu yaratır.
-
Sokakla Bağın Kopması: Sandıktan aldığı yetkiyi halka hizmet değil, kendi iktidarını ebedileştirme aracı görenler; temsil etmekle mükellef oldukları milletin sokaktaki sesini duyamaz hale gelir.
-
Temsil Kabiliyetinin Yitimi: “Millet” ile onu temsil etmesi gereken “Vekil” arasındaki bağ koptuğunda, temsilcinin siyasi varlığı da kağıt üzerinde bir unvandan ibaret kalır.
Sokakta Silinen İzler ve Ekranların Hükümsüzlüğü
Kamuoyu vicdanı, bir siyasetçi hakkında kararlarını sessiz ama çok net bir biçimde verir. Dün ekran ekran gezen, saatlerce konuşup gündemi meşgul eden bir figürün bugün saatlerce konuşsa dahi tek bir yankı bulamaması, toplumun o isme karşı geliştirdiği “toplu duyarsızlaşmanın” bir sonucudur.
Sokaklarda, kahvehanelerde, meydanlarda bir zamanlar fırtınalar estiren birinin adının bugün hiç anılmaması ya da “buraya kadardı” denilerek bir satırda harcanması; halkın kendisine sırt dönen figürleri ne kadar hızlı unutabildiğinin somut bir göstergesidir. Zira halk, sadece kendi sesine kulak vereni hatırlar; kendi sesini sadece seçim döneminde hatırlayanı değil.
Siyasi Sahnede “Yok Hükmünde” Olmak
Siyasette en ağır ceza, eleştirilmek veya muhalefetle karşılaşmak değildir; siyasetteki en ağır ceza yok sayılmaktır.
Bir siyasetçinin “yok hükmünde” sayılması, kendi eliyle imzaladığı o siyasi fermanın nihai sonucudur. Kendi sonunu hazırlayan bu güç sevdalıları, tarihin sayfalarında bir döneme yön veren aktörler olarak değil; makamın ve gücün geçici büyüsüne kapılıp yok olup giden ibretlik figürler olarak anılmaya mahkûmdur. Vah ki ne vah; ama ne yazık ki kendi düşen ağlamaz.
Bir insanın kendi eliyle kendi sonunu hazırlaması, sadece bedensel veya maddi bir çöküş değildir; adını, sanını, soyunu ve geçmişten süzülüp gelen hikâyesini kendi rızasıyla tarihten silmesidir.
Kendi Eliyle Kendi Sonunu İmzalamak: Bir Soykütüğünün Kendi Üzerine Kapanışı
İnsanlık tarihi, kendi şaheserini yaratıp sonra onu tek bir hamleyle ateşe veren iradelerin trajedileriyle doludur. Bir insanın kendi varlığına, itibarına veya nesline kendi eliyle son noktayı koyması; aleladeler dünyasında bir hata değil, trajik bir seçimdir.
“Kendi sonunu imzalamak” ifadesindeki o “imza” vurgusu sebepsiz değildir. İmza; irade demektir, onay demektir, altına yatırılan mührün sorumluluğunu üstlenmek demektir. Biri kalemi eline alır, atalarının adını taşıyan o görünmez kütüğün altına bir çizgi çeker ve “Benden bu kadar, buraya kadar” der. Bu bir vazgeçiş olduğu kadar, trajik bir son mühürdür. Adın, sanın ve şecerenin sonlanması; yalnızca biyolojik bir tükenişi değil, bir hafızanın kendi kendini tasfiye etmesini simgeler. Kuşaklar boyu ilmek ilmek dokunan bir itibarın, taş üstüne taş konularak inşa edilen bir nesebin, tek bir kararla ya da ardı arkası kesilmeyen hırsların kurbanı olarak yok olup gitmesidir bu.
İnsan bazen dışarıdan gelen bir kasırgayla değil, kendi içindeki fırtınayla yıkılır. Kendi kalelerini kendi elleriyle devirenler, tarihin en sessiz ama en ağır mağlubiyetini yaşayanlardır. Bir ismin unutulması doğaldır; ancak o ismin kendi sahibi tarafından silinmesi, hikâyenin üzerini kapatan en ağır perdedir.
Sizce bu trajik sonu getiren şey genellikle kontrol edilemeyen yıkıcı bir hırs mı, yoksa kaçınılmaz bir kabulleniş ve tükenmişlik mi?
Halkın varlığı yokluğu önemsiz sözü zirvede…Biri, kendi eli ile kendi sonunu dibe attı…Hani vardır ya parası ile rezil olanlar aynısı…Varlığı yokluğu hükümsüz…Ve selam

YORUMLAR