cumhurbaskani recep tayyip erdopan dis politika

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Kabinesi Toplantısı’nın ardından yaptığı açıklamada, “Bizim siyasette de dış politikada da tek pusulamız Türkiye’nin çıkarlarıdır. Ucunda bedel ödemek dahi olsa Türkiye için, Türk milleti için doğru olanı, hayırlı olanı yapmakta asla tereddüt göstermeyiz” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde gerçekleştirilen Cumhurbaşkanlığı Kabinesi Toplantısı’nın ardından basın açıklaması yaptı.

Toplantıda ele alınan konulara ilişkin açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Aziz milletim, değerli basın mensupları; sizleri en kalbi duygularımla, hürmetle, muhabbetle selamlıyorum.

Öncelikle Zonguldak’ta özel bir maden ocağında cuma günü meydana gelen grizu patlamasında hayatını kaybeden 3 madencimize Allah’tan rahmet, yakınlarına sabır, yaralı madencilerimize ise acil şifalar diliyorum.

Yine önceki gün Ankara’da yaşanan askerî araç kazasında şehit olan Albay Sait Gökgöz’e Rabbimden rahmet niyaz ediyor, şehidimizin ailesine, silah arkadaşlarına ve Türk Silahlı Kuvvetlerimize başsağlığı dileklerimi iletiyorum. Cenab-ı Allah şehidimizin ruhunu şad, mekânını inşallah cennet eylesin.  Kazada yaralanan bir askerimiz taburcu olmuş, diğer askerî personelimizin tedavisi hâlen devam etmektedir. Kendisine acil şifalar temenni ediyorum.

“ÜLKEMİZİ İSTİKRAR VE KALKINMA YÖRÜNGESİNDE TUTMAYA DEVAM EDİYORUZ”

Sevgili vatandaşlarım; kabinemizin 74. toplantısını az önce hitama erdirdik. Toplantımızda iç siyasete, ekonomiye, güvenliğe ve dış politikaya dair güncel gelişmeleri istişare ettik. Bölgemizde istikrarsızlığın arttığı, yeni gerilim alanlarının baş gösterdiği bir dönemde Hükûmet olarak ülkemizi istikrar ve kalkınma yörüngesinde tutmaya devam ediyoruz. Dünyanın gidişatı, ülkemizdeki huzur ve istikrar ortamının korunmasının Türkiye için önümüzdeki dönemde daha önemli hâle geleceğini gösteriyor. Hangi görüşe, kökene, mezhebe mensup olursa olsun vatandaşlarımızın bu huzur ve istikrar ortamının korunmasında en az bizim kadar titiz davrandığını biliyor, milletimize sağduyusu için teşekkür ediyorum.

Türkiye olarak yayılmacı emellerle coğrafyamızdaki ateşe benzin dökenlerin karşısında tüm imkânlarımızla bu ateşi söndürmek, acıları dindirmek, akan kanı durdurmak için samimiyetle mücadele ediyoruz. Balkanlardan Türk Cumhuriyetlerine nerede bir kardeşimiz, soydaşımız, dostumuz varsa her platformda haklarını en güçlü şekilde savunuyoruz. Komşularımızdan başlayarak hemen her ülkeyle dostane ilişkiler, karşılıklı saygıya dayalı iyi ilişkiler tesis etmenin gayretindeyiz. Bununla kalmıyor, uzun yıllar farklı sebeplerle kısıtlı münasebetlerimizin olduğu ülkelerle yeni ortaklıklar kurmaya ağırlık veriyoruz. Son toplantımızdan bu yana uluslararası ilişkiler bağlamında Türkiye’nin etki alanını genişleten gelişmelere hep beraber şahitlik ettik. 16 Ekim’de Kamboçya Başbakanı Sayın Hun Manet ve beraberindeki heyeti İstanbul’da ağırladık. Sayın Manet ile ticaret ve yatırımlardan enerji, eğitim ve savunma sanayine uzanan geniş bir yelpazede yeni bir iş birliği imkânlarını ele aldık. İki ülke arasında imzalanan askerî çerçeve anlaşması yeni dönemde Kamboçya ile ilişkilerimizin istikametini belirleyen bir referans oldu.

“KANADA İLE TİCARET HACMİMİZİ 10 MİLYAR DOLARA ÇIKARMAYI HEDEFLİYORUZ”

Attığımız bir diğer tarihî adım, Kanada Başbakanı Sayın Carney ve heyetinin ülkemize gerçekleştirdiği resmî ziyaretti. Kanada ile 83 yıllık diplomatik ilişkilerimizde bir dönüm noktası teşkil eden bu ziyareti münasebetlerimizi stratejik ortaklık seviyesine yükselterek adeta taçlandırdık. Ayrıca savunma, hava ulaştırma ve enerji alanlarında iş birliğimizi güçlendirecek 3 yeni anlaşma imzaladık. Ticaret ve yatırımlarımızı artırmak üzere serbest ticaret anlaşması müzakerelerine yıl bitmeden başlanması konusunda mutabık kaldık. Şu anda 3 milyar dolar civarında seyreden ticaret hacmimizi önce 5 milyar dolara, devamında ise 10 milyar dolara çıkarmayı hedefliyoruz. Yine hafta sonu 9. Arabuluculuk Konferansı’na, akabinde de R4 ve R4 +E4 Dışişleri Bakanları toplantılarına ev sahipliği yaptık. İnşallah çarşamba günü Kazakistan Cumhurbaşkanı Sayın Tokayev’i Ankara’da misafir edeceğiz.

“TÜRK DEVLETLERİ TEŞKİLATI’NIN 13. ZİRVESİNE ANKARA’DA EV SAHİPLİĞİ YAPACAĞIZ”

Cumhuriyetimizin 103. yıldönümünü ise Türk dünyasından seçkin komşularımızla büyük bir coşkuyla kutlayacağız. Aynı gün Cumhurbaşkanlığı Külliyemizin incisi olan Beştepe Millet Ormanı’nı halkımızın kullanımına açacağız. 30 Ekim Cuma günü aile meclisimiz olarak gördüğümüz Türk Devletleri Teşkilatı’nın 13. Zirvesine yine Ankara’da ev sahipliği yapacağız. Türk dünyası olarak sarsılmaz kardeşliğimize dinamit koymak isteyenlerin karşısına inanıyorum ki yine birlik ve beraberlikle dikileceğiz. Ardından nasipse Güney Kore ziyaretimiz olacak. Seul dönüşünde de çok sayıda devlet ve hükûmet başkanının katılımıyla COP-31 Zirvesini Antalya’da tertipleyeceğiz. İnşallah bu ziyaret ve zirveleri Türkiye’nin bölgesel ve küresel rolünü daha da güçlendirmek için en verimli şekilde değerlendireceğiz.

“NE LİBYA’DA NE DE BİR BAŞKA İSLAM BELDESİNDE AYRILIK GÖRMEK İSTEMİYORUZ”

Aziz milletim, değerli arkadaşlar; biz gerek iç siyasete gerekse dış politikaya günlük kazanımların çok ötesinde, asırlara sâri köklü devlet geleneğimizin zaviyesinden bakıyoruz. Günü kurtarmanın değil, istikbali inşa etmenin peşindeyiz. Bunun en somut örneği Libya politikamızdır. En zor zamanlarında kardeş Libya halkının yanında dimdik durduk. Kardeşlik hukukumuzun gereği neyse onu yerine getirmeye çalıştık. Biliyorsunuz 27 Kasım 2019 tarihinde Libya Millî Mutabakat Hükûmeti ile stratejik önemi haiz deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasına ilişkin mutabakatı imzalamıştık. Bu mutabakat Türkiye ve Libya’nın Doğu Akdeniz’deki meşru haklarını garanti altına alan büyük bir adım olmuştu. Geçen hafta güzel bir gelişme daha yaşandı. Mutabakat, Libya Temsilciler Meclisi tarafından oy birliği ile onaylandı. Oy birliğinin yanı sıra şurası ayrıca takdire şayandır: Türkiye’nin ilk günden beri savunageldiği “tek Libya, tek devlet” ilkesinin mutabakat özelinde vücut bulması gerçekten çok kıymetlidir. Kararın bir diğer önemli yönü, Libyalı kardeşlerimizin siyasi farklılıklarına rağmen millî menfaatlerine dair hususlarda müşterek hareket etmesidir. Bu ruhun gelişmesini Libya’nın müreffeh ve güvenli geleceği adına son derece umut verici buluyorum.

Şunu burada tüm kalbimle ifade etmek istiyorum: Biz huzura, refaha, güvenliğe giden yolun birlik ve beraberlikten geçtiğine inanıyoruz. Bunun için coğrafyamızın tamamında ihtilafları azaltmanın, ittifakları büyütmenin samimi çabası içindeyiz. Türkiye olarak ne Libya’da ne de bir başka İslam beldesinde artık ayrılık, gayrılık görmek istemiyoruz. İnşallah bu arzumuz Libya’da da kuvveden fiile geçecektir. Türkiye bunun için tüm aktörlerle diyalog içinde olmaya devam edecektir.

“DOĞU AKDENİZ’DE DENİZ YETKİ ALANI, HAK VE MENFAATLERİMİZİ KORUMANIN DERDİNDEYİZ”

Aziz milletim; tabii burada şu gerçeğin de altını çizmek durumundayım: Mutabakatın onaylanması sonrasında Avrupa Birliği başta olmak üzere verilen tepkilerin hiçbir meşru gerekçesi yoktur. Bizim Doğu Akdeniz ile ilgili politikamız çok nettir. Biz Doğu Akdeniz’de tabiri caizse birilerine gol atmanın peşinde değiliz. Sadece deniz yetki alanı, hak ve menfaatlerimizi korumanın derdindeyiz. Anlaşmazlıkların barışçıl yöntemlerle ele alınmasını ve bütün kıyıdaşlarla diyalog yoluyla çözülmesini savunuyoruz. Avrupa Birliği başta olmak üzere tüm aktörlerden de aynı yapıcı iradeyi sergilemelerini bekliyoruz. Bir kere şunu herkes bilmeli: Gerçeklerden kopuk, agresif söylemlerin hiç kimseye faydası olmaz. Türkiye bu tür söylemlere prim veren, onlara göre politika belirleyen bir ülke zaten değildir. Bizim siyasette de dış politikada da tek pusulamız Türkiye’nin çıkarlarıdır. Ucunda bedel ödemek dahi olsa, Türkiye için, Türk milleti için doğru olanı, hayırlı olanı yapmakta asla tereddüt göstermeyiz. Türkiye’yi Doğu Akdeniz’den dışlamaya çalışanlara ülkemiz ile Libya’nın ortak iradesine saygı gösterilmesini beklediğimizi tekrar hatırlatıyorum. Libya Temsilciler Meclisi’ndeki kardeşlerimize ve kardeş Libya halkına en kalbi selamlarımı yolluyor, Rabbim dayanışmamızı daim eylesin diyorum.

Bu vesileyle aynı mutabakat dolayısıyla daha önce bizi kıyasıya eleştiren, Libya’da ne işimiz var diyen siyasetçilerin bugün hakkımızı teslim eder noktaya gelmelerini Türk dış politikası adına, Türk siyasetinin geleceği adına kıymetli bulduğumu özellikle ifade ediyorum. Bakınız daha önce de söyledim, siyaseti demokratik zeminde, mutabakat içinde rekabetten çıkartıp adeta bir husumetliler kavgasına dönüştürmek yanlış olduğu kadar tehlikeli bir yaklaşımdır.

“TÜRKİYE SOKAKTA BULUNMAMIŞTIR, SOKAĞA TESLİM EDİLECEK BİR ÜLKE DE DEĞİLDİR”

Son günlerde muhalefetin diline doladığı, kime ve neye hizmet ettiği belli olmayan, ama Türkiye’ye hizmet etmediği çok aşikâr olan savaş jargonu bu sorumsuzluğun en bariz örneklerinden biridir. Türkiye, hamdolsun her karışında sulhu sükûnun hâkim olduğu bir ülkedir. Türkiye 86 milyonun birlik ve dirlik içinde kardeşçe yaşadığı bölgesinin huzur adası olan bir ülkedir. Fakat Avrupa’nın kimi ülkelerinde yaşanan olaylardan cesaret alarak benzer bir teşebbüsün hayalini kuranlar varsa şunu bilsinler ki, Türkiye sokakta bulunmamıştır, sokağa teslim edilecek bir ülke de değildir. Basın özgürlüğü bahanesiyle hükûmetimize saldıranlar, nümayişle suç bastırmaya çalışmadan önce eğer yapabiliyorlarsa çıksınlar, çarpık ve kirli ilişkinlerini açıklasınlar.

Kimse kusura bakmasın, daha düne kadar meydanlarda basın kuruluşlarını, gazetecileri, televizyon kanallarını alenen tehdit edenler bize basın özgürlüğü dersi veremezler. Bizim ne basın özgürlüğüyle ne de eleştirel seslerle bir sorunumuz vardır. Türkiye medya çeşitliliği açısından dünyanın en ileri ülkelerinden biridir. Avrupa’da televizyon kanalı sayısı itibariyle ülkemiz ilk sıralarda yer alıyor. Her görüşten yüzlerce televizyon kanalı, binlerce radyo kanalı ülkemizde özgürce yayın yapıyor. Hakaret, yalan ve dezenformasyon içermediği sürece isteyen istediğini söylüyor, yazıyor, konuşuyor. Biz de bunu Türkiye’nin sosyolojik çeşitliliğinin bir sembolü olarak görüyor, farklı sesleri memnuniyetle karşılıyoruz. Ama dünyanın bütün demokratik ülkeleri gibi Türkiye de alengirli ilişkiler üzerinden kendisine operasyon çekilmesine müsaade etmez, edemez.

“HEPİMİZİN ÖNCELİĞİ TÜRKİYE OLMALI, ÜLKEMİZİN HUZURU VE İSTİKRARI OLMALIDIR”

Şu temel hakikati tekrar hatırlatmak isterim: Bizler ister iktidarda ister muhalefette olalım, hepimiz ülkeye ve millete hizmet etmekle mükellef insanlarız. Makamlarımız, unvanlarımız, bugün sahip olduğumuz payelerin tamamı milletimizin kendisine hizmet için bizlere verdiği vasıtalardan ibarettir. Hepimizin önceliği Türkiye olmalı, ülkemizin huzuru ve istikrarı olmalıdır. Millet olarak uzun yıllar sonra çok zor yakaladığımız istikrar ve güven ortamını bozmak için ellerini ovuşturanlara fırsat vermemeliyiz.

Sevgili vatandaşlarım; 2027 yılı merkezi yönetim bütçe teklifimizi geçen hafta Gazi Meclisimizin takdirine sunduk. 2027 yılında bütçe giderlerinin 27 trilyon 276 milyar lira, bütçe gelirlerinin ise 23 trilyon 408 milyar lira olacağını hesaplıyoruz. Toplumsal refahı ve sosyal adaleti merkeze alarak hazırladığımız 2027 yılı bütçesiyle ülkemizin üretim gücünü ve rekabet kapasitesini artıracak, ekonomimizi dış şoklara karşı inşallah daha dayanıklı hâle getireceğiz.

“YATIRIM, İSTİHDAM, ÜRETİM VE İHRACATIMIZI GÜÇLENDİRECEĞİZ”

Makroekonomik istikrarımızı koruyacak, dezenflasyon sürecini hızlandıracak ve kamu kaynaklarını daha etkin kullanacağız. Tüm bunları yaparken ekonomide kırmızıçizgimiz olan yatırım, istihdam, üretim ve ihracatımızı güçlendireceğiz.

Şehirlerimizi deprem başta olmak üzere doğal afetlere karşı dirençli hâle getirmekte kararlıyız. Bunun için 2027 yılı bütçemizde kentsel dönüşüm ödeneklerini yüzde 176 artırarak 276 milyar liraya çıkardık. Sosyal konut ödeneğini yüzde 150 artırarak 250 milyar liraya yükselttik. Deprem hasarlarının giderilmesi ve afetlere karşı dayanıklılığın artırılması amacıyla 2027 bütçesinde 769 milyar lira ayırdık. 2026 yılı sonu itibariyle depremden etkilenen illerimiz için yaptığımız harcama güncel fiyatlarla 5,4 trilyon liraya ulaştı. Milletimize söz verdiğimiz şekilde 11 ilimizde 455 bin konut ve iş yerini hak sahibi kardeşlerimize teslim ettik.

“İŞSİZLİK ORANININ YÜZDE 8’E GERİLEMESİNİ ÖNGÖRÜYORUZ”

Bir diğer önceliğimiz sağlıklı büyümenin sürdürülmesidir. 2026’yı yüzde 3,3 büyüme ile tamamlamayı öngörüyoruz. 2027’de ise küresel görünüm ve dış talepteki iyileşmenin de etkisiyle bu oranın yüzde 4,2 seviyesinde gerçekleşeceğini tahmin ediyoruz. Zorlu şartlara rağmen ihracatımızı ve turizm gelirlerimizi artırmaya devam ediyoruz. Gelecek yıl istihdamın 657 bin kişi artmasını, iş gücüne katılım oranının yüzde 53,4’e yükselmesini, işsizlik oranının yüzde 8’e gerilemesini öngörüyoruz.

2027 bütçesinde yüzde 13,7 ile aslan payını yine eğitime verdik. Millî Eğitim Bakanlığımıza 2 trilyon 459 milyar liralık ödenek ayırdık. Yükseköğretim dahil eğitim bütçemizi toplam 3 trilyon 747 milyar lira gibi rekor bir seviyeye taşıdık.

Sağlıkla ilgili hassasiyetimiz zaten biliniyor. Vatandaşlarımızın sağlık hizmetlerinden en iyi şekilde yararlanması için bu sene sağlığa 2 trilyon 134 milyar lira ödenek ayırdık. Sosyal Güvenlik Kurumu’ndan yapılacak harcamaları da eklediğimizde sağlığa ayrılan toplam miktar 4 trilyon 532 milyar lirayı buluyor.

Ülkemizin ürettiği refahın toplumun her kesimine adil ve kapsayıcı biçimde ulaştırılması temel ilkemizdir. Bu anlayışla bütçemizde sosyal yardım ve destekleme 1 trilyon 341 milyar lira ödenek ayırdık. Yine 2022’de başlattığımız asgari ücrete kadar tüm ücretleri vergi dışı tutma uygulamasını devam ettiriyoruz. Bu kapsamda 2027’de vergi istisnası yoluyla çalışanlarımızın gelirlerine 1 trilyon 460 milyar lira katkı sağlıyoruz.

EMEKLİ MAAŞLARINA DÜZENLEME

Emeklilerimizin yaşadığı zorlukların farkında olduğumuzu daha önce pek çok defa samimiyette ifade ettim. Bu konuda her zaman yapıcı olmaya, şartları zorlama pahasına elimizden geleni yapmaya gayret ettik. İnşallah 2027 bütçesinde başımızın tacı olan emeklilerimizin durumunu biraz daha iyileştirecek mali imkânları oluşturuyoruz. Bunun için ihtiyaç duyulan yasal düzenlemeyi adalet ve hakkaniyet çerçevesinde Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin de takdiriyle sene sonuna kadar hayata geçirmeyi ümit ediyoruz.

Tarım, ülkemiz için stratejik önemi yüksek bir sektördür. Tarıma toplam 1 trilyon 305 milyar lira, reel sektör desteklerimize ise tarımsal krediler sübvansiyon desteği hariç 658 milyar lira ayırdık.

“SAVUNMA VE GÜVENLİK HARCAMALARIMIZ İÇİN 3 TRİLYON 454 MİLYAR LİRA BELİRLEDİK”

2 trilyon 206 milyar lirası savunma, 1 trilyon 248 milyar lirası iç güvenlik olmak üzere savunma ve güvenlik harcamalarımız için toplam 3 trilyon 454 milyar lira belirledik. Büyükşehir ve diğer belediyelerimiz ile il özel idarelerimize ise 2 trilyon 384 milyar liralık kaynak tahsis ettik. 2027 yılı bütçemizin yüzde 10,4’üne karşılık gelen 2 trilyon 849 milyar lirayı ise yatırımlara ayırdık. Yeni bütçemizin şimdiden ülkemiz ve milletimiz için hayırlı, uğurlu olmasını temenni ediyorum.

Son olarak şunu da ifade etmekte fayda görüyorum: Komşumuz İran’a yönelik saldırı haberlerinin son günlerde yoğunlaşması, akaryakıt fiyatlarının tekrar yükselmesine yol açmıştır. Temennimiz, bölgemizi yeni bir şiddet sarmalına sürükleyecek her türlü adımdan uzak durulmasıdır. Biz bölgemizde yeni gerilim ve çatışma alanları görmek istemiyoruz. Biz başkalarının çıkarttığı savaşın bedelini de ödemek istemiyoruz. Her ne kadar ekonomimiz bölgemizi sürekli diken üstünde tutan bu büyük badireyi mümkün olan en az hasarla atlatacak kapasiteye sahip olsa da bölgemizin en büyük ihtiyacı artık istikrar ortamının egemen olmasıdır. Asırlardır medeniyetlere ev sahipliği yapmış, insanlık tarihine yön vermiş bu kadim coğrafya barışı, istikrarı, güvenliği fazlasıyla hak etmektedir. Bizim için burada önemli olan istikrarı kaybetmeden, rotadan şaşmadan, tempomuzu düşürmeden bu yolda gayretlerimizi artırarak sürdürmektir. Bugün farklı sebeplerle yaşadığımız zorlukları elbette aşacak, birbirimize inanıp güvenerek inşallah aydınlık yarınlarımızı birlikte inşa edeceğiz. Rabbim yar ve yardımcımız olsun diyorum.

Bu düşüncelerle Kabine Toplantımızın hayırlara vesile olmasını temenni ediyor, hepinizi tekrar sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. Kalın sağlıcakla.”

YORUMLAR

Yorum yazarak topluluk kurallarımızı kabul etmiş bulunuyor ve tüm sorumluluğu üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Malatya Olay Haber hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.