6 Şubat 2023…
Takvim yapraklarında bir tarih değil artık. Bu ülkenin vicdanına kazınmış bir yara.
Depremi anmak; betonun, fay hatlarının, rakamların etrafında dönüp durmaktır.
Oysa biz insanı kaybettik.
Anneleri, babaları, çocukları, kardeşleri…
Resmi rakamlara göre 52 binden fazla can toprağa verildi. Her biri bir ömür, her biri bir hikâye.
Ama bazı rakamlar var ki, resmi değil; yine de insanın boğazına düğüm oluyor.
Sosyal medyada dolaşan, resmi olmayan bir paylaşıma göre:
Depremden sonra yaklaşık 300 bin GSM abonesinin hattında hiçbir hareket tespit edilmedi.
Telefonlar çalmadı.
Mesaj gelmedi.
Bir “Alo” bile yoktu.
Yine aynı iddiaya göre 183 bin banka/kredi kartı, aylarca tek bir işlem dahi yapılmadan pasif kaldı.
Bu rakamların doğruluğu tartışılabilir.
Ama taşıdığı anlam tartışılamaz.
Çünkü bu, bir sessizliğin istatistiğidir.
Bu, bir yokluğun verisidir.
Bu, “artık kimse aramıyor” demenin soğuk bir ifadesidir.
Bir telefon hattının susması ne demektir bilir misiniz?
O hatta artık “Anne” diye seslenen yoktur.
“Ben geldim, sen neredesin? ” diyen yoktur.
“İyi misin?” diye soran yoktur.
Bir kartın hiç kullanılmaması ne demektir?
O evde artık ekmek alınmıyordur.
O çocuk için defter alınmıyordur.
O insanın hayata dair hiçbir talebi kalmamıştır.
İşte bu yüzden ben depremi anmıyorum.
Depremi anmak, felaketi kutsallaştırmak gibidir.
Ben kaybettiklerimizi anıyorum.
Ve asıl mesele burada başlıyor.
Anmak yetmez.
Ağlamak yetmez.
Paylaşım yapmak, siyah çerçeve koymak hiç yetmez.
Eğer gerçekten saygı duyuyorsak;
• Güçlü şehirler kurmalıyız
• Sağlam binalar yapmalıyız
• Rantı değil insanı merkeze koymalıyız
• Denetimi kâğıt üzerinde değil sahada yapmalıyız
• “Bir şey olmaz” cümlesini literatürden silmeliyiz
Çünkü bu ülkede ölenler kaderden değil, ihmalden gitti.
Ve ihmal, tekrar eder.
6 Şubat bir yas günü olduğu kadar bir sorumluluk günüdür.
Gelecek kuşaklara bırakacağımız en büyük miras,
“Biz ders aldık” diyebilmek olmalıdır.
Depremi anmayalım.
Ölenleri unutmayalım.
Ve en önemlisi:
Güçlü yarınlar kuralım ki, bir daha bu sessizlikler yaşanmasın.
Çünkü bazı telefonlar bir daha hiç çalmadı.
Ve bu, bir ülkenin en acı cevapsız çağrısıdır.
U. Hanbey Aladağ
