Battalgazi’deki Toptaş Camii’nin duvarları, bu kadim anlayışın sessiz ama derin bir tanığı…
Malatya denildiğinde akla sadece kayısı değil, gönülden gelen bir misafirperverlik de geliyor. Peki bu anlayışın kökeni nereden geliyor? Cevabı, Battalgazi ilçesinde bulunan ve Osmanlı döneminden bugüne ulaşan Toptaş Camii’nin duvarlarında gizli.
Camii Duvarlarındaki Taşlar Bir Oturak Değil, Bir Davet
Toptaş Camii’nin duvar diplerine özenle yerleştirilen özel taşlar, Osmanlı kültüründe yolcuya ve misafire verilen değerin somut bir simgesi olarak kabul ediliyor. Bu taşlar, yorgun düşen yolcuların oturup dinlenmesi için yapılmış olsa da anlamları bunun çok ötesinde.
Yöre halkının anlatımına göre; bir yolcu bu taşlara oturduğu anda artık o şehrin misafiridir. O kişi, bir evin başköşesine oturmuş gibi kabul edilir ve ona göre hürmet görür.
“Misafir Allah’ın Emanetidir” Anlayışının Taşa Yansıyan Hali
Bu kadim gelenek, paylaşmayı ve dayanışmayı esas alır. Misafiri “Allah’ın emaneti” olarak gören bu anlayışta, kapılar yabancıya kapanmaz. Yolcunun kim olduğuna değil, misafir olmasına bakılır.
Toptaş Camii’nin çevresindeki bu taşlar, Malatya halkının yüzyıllardır sürdürdüğü gönül zenginliğinin sessiz bir ifadesi olarak bugün hâlâ yerinde duruyor.
Dünyada Benzeri Yok
Uzmanlara ve yerel tarihçilere göre, dünyada benzerine pek rastlanmayan bu “misafir taşları”, Malatya’nın neden misafirperverliğiyle anıldığını açıkça ortaya koyuyor. Sadece bir mimari detay değil; bir medeniyet anlayışının, bir kültürün ve bir yaşam felsefesinin sembolü…
Bugün bu taşlar, Malatya’nın asırlardır değişmeyen ruhunu ve insan sıcaklığını tüm dünyaya anlatmaya devam ediyor.
