Türkiye, bu hakikati en acı ve en yalın haliyle 28 Şubat sürecinde tecrübe etti. Dönemin iktidar odakları ve bürokratik vesayet unsurları, "Bin yıl sürecek" çalımlarıyla okulların kapılarını başörtülü genç kızlara kapattığında, toplumu tanzim edebileceklerini ve inançları bir gecede yok edebileceklerini sandılar.
Bin yıl sürecek dediler tarumar oldular
Sonuç ne oldu? "Bin yıl sürecek" dedikleri vesayet düzeni tarumar oldu; aksine o yasaklar, muazzam bir toplumsal dirilişin, siyasi ve sosyolojik bir dönüşümün kıvılcımını çaktı. Yasak, uygulayanı tarih sahnesinin kenarına iterken, direnen anlayışı iktidara taşıdı.
Bugün benzer bir denklemin, kardeş ülke Azerbaycan’da İlham Aliyev yönetimi tarafından kurulmaya çalışıldığını görmek son derece düşündürücüdür.
Azerbaycan'da Kipa serbest başörtüsü yasak

Azerbaycan’da eğitim kurumlarında başörtüsüne yönelik uygulanan kısıtlamalar ve dini sembollere dönük baskılar, sadece toplumsal vicdanı yaralamakla kalmıyor; aynı zamanda adalete olan inancı da sarsıyor. Bir yanda okul koridorlarında Musevi öğrencilerin kipa ile eğitim almasına gösterilen hoşgörü ve serbestlik var ki bu dini özgürlükler adına gayet doğaldır; fakat diğer yanda bu toprakların öz evladı olan Müslüman kız çocuklarının başörtülerine getirilen engeller... Bu durum bariz bir çifte standart ve kendi toplumunun değerlerine yabancılaşma örneğidir.
Dünyanın hiçbir yerinde halkın inancıyla, mukaddesatıyla savaşarak uzun vadeli bir iktidar inşa edilememiştir. İnanca koyulan her kilit, toplumsal dip dalgayı güçlendirir; bastırılan her hak arayışı, vakti geldiğinde önünde durulmaz bir diriliş dalgasına dönüşür.
İlham Aliyev ve yönetimi, yakın tarihten ve özellikle Türkiye’nin 28 Şubat tecrübesinden ders çıkarmak zorundadır. Halkın inancını ve temel insan haklarını yok sayarak, çifte standartlı yasaklarla iktidar korumaya çalışmak, kendi siyasi geleceğini riske atmaktan başka bir işe yaramaz. Tarihin şaşmaz yasası nettir: İnançla savaşanlar kaybeder, yasaklar ise eninde sonunda onu koyanların sonunu hazırlar.
Azerbaycan halkının mukaddesatına saygı duymak ve bu anlamsız yasaklardan bir an önce vazgeçmek, sadece bir adalet gereği değil, aynı zamanda siyasi basiretin de birinci şartıdır.
Azerbaycan genelindeki devlet okullarında kılık-kıyafet yönetmeliği gerekçe gösterilerek başörtülü öğrenci ve öğretmenlere yönelik uygulanan kısıtlamalar, toplumsal alanda ve sosyal medyada geniş çaplı bir tartışmanın fitilini ateşledi. Gazilerin, ailelerin ve sanatçıların tepki gösterdiği süreçte Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'e yasağın kaldırılması yönünde çağrılar yapılıyor.
Azerbaycan’da son haftalarda eğitim kurumlarında başörtülü öğrencilerin ve öğretmenlerin binalara alınmadığına dair iddia ve görüntüler gündemin üst sıralarına yerleşti. Sosyal medya platformlarında paylaşılan videoların ardından kamuoyundan karara sert tepkiler yükselmeye başladı.
"Bizim Kanımız Çocuklarımız Okula Gidemesin Diye Dökülmedi"
Süreçte en çok konuşulan olaylardan biri, Karabağ Savaşı gazisi bir babanın okul kapısı önünde kaydettiği görüntüler oldu. İkinci Karabağ Savaşı'nda gazi olan ve kızının başörtülü olduğu gerekçesiyle okula alınmadığını belirten gazi baba, "Bu kolumu vatan için verdim ama kızım okula alınmıyor. Bizim kanımız, çocuklarımız okula gidemesin diye dökülmedi" sözleriyle yetkililere tepki gösterdi.
Benzer şekilde, Karabağ şehitlerinin ve gazilerinin çocuklarının mağdur edildiğini savunan çok sayıda vatandaş da kısıtlamalara karşı seslerini yükseltti.
Sanatçı Roza İbadova Kocamaz’dan Aliyev’e Çağrı
Azerbaycanlı sanatçı Roza İbadova Kocamaz, sembolik bir adımla başörtüsü takarak yayınladığı videoda Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’e doğrudan çağrıda bulundu:
"İnanıyorum ki bugün bu karışıklığa Sayın Cumhurbaşkanımızın kararı son verecek. Eğitim almak isteyen binlerce başörtülü kızın kahramanı olacak. Devletimize inanıyorum."
Gazeteciler ve sivil toplum temsilcileri de yasağın ülkenin eğitim sistemine ve toplumsal barışına zarar verdiğini belirterek uygulamanın derhal esnetilmesi gerektiğini savunuyor.
Türkiye ve Azerbaycan Kamuoyunda "Kardeşlik" Vurgusu
Olayların sosyal medyada geniş yankı bulmasının ardından Türkiye ile Azerbaycan arasındaki dostluk ilişkileri de gündeme geldi. Kamuoyunda, "Biz iki devlet, tek milletiz; Azerbaycan'daki haksızlıkları dile getirmek kardeşliğin bir gereğidir" görüşü ön plana çıkarken, kararın esnetilmesi ve din özgürlüğü güvencelerinin korunması yönündeki beklenti devam ediyor.
İki ülke kamuoyu da sürecin yapıcı bir kararla çözüme kavuşmasını ve başörtülü öğrencilerin eğitim haklarına kavuşmasını bekliyor. Bir de Aliyev başörtüsünü gündeme taşıyan kendisini eleştirenlerin ülkeye girişine yasak getirecekmiş...Gardaş ben dünden razıyım bir daha gelmem...Can Azerbaycan'a Geldiklerime sayarım...Lakin sen bir Türk benim ülkemi şereflendirmedi diye üzülürsün...Aliyev sen bugün varsın yarın yoksun Can Azerbaycan bizim için hep var...Biri kem gözle baksa ilk de karşısında bizi, bulur

YORUMLAR