Tanımam, bilmem; siyasi görüşü nedir, fikri nedir beni de hiç ilgilendirmez. Amma velakin, hakkı teslim etmek de gazete köşemin namusudur…
Ata sporumuz yağlı güreş, bin yıllık gelenektir. O er meydanı, mertliğin, yiğitliğin, edat ve hürmetin harmanlandığı yerdir…Bizim kültürümüzde güzel bir söz vardır: “Aslanın dişisi erkeği olmaz.” 1988 doğumlu genç bir idareci olarak ceketini giyip er meydanına çıkan Büşra Dirgen Özdemir, o pehlivanlara bir abla, bir kardeş, bir anne edasıyla yaklaştı…Kimi yiğidin alnından öptü, kimine sarıldı, kimini bağrına bastı…
Baştan sona katıldığı programları izledim…Gittiği her yerde halkına samimiyetle, canla başla sarılan bir Yörük kızı var karşımızda…Toroslar’ın o mağrur ve yiğit evladına, o hürmetkar duruşuna laf söylemeye kalkanlara iki çift sözüm var: Başka kapıya!
Yörük kültürünün inceliğini, Anadolu insanının samimiyetini idrak edemeyenler, er meydanındaki o abla-kardeş sarılmasından başka anlamlar çıkarmaya çalışıyor… Söylenen o yersiz sözleri ne bir idareciye ne de Toroslar’ın bir evladına hiç ama hiç yakıştıramadım…
Biz Malatya’dan bakınca eğriyi de görürüz, doğruyu da… Doğrunun yanına durmak için hemşehri olmaya gerek yok, insan olmak, kadir kıymet bilmek yeter…
Helal olsun sana Büşra Başkan! Anadolu’nun o içten sarılışını, mertliğini er meydanına taşıdığın için seni yürekten kutluyorum…Haksızca laf uzatanlara da Malatya’dan sesleniyorum: Artık susun!
Geleneksel sporlarımızın ve asırlık kültürümüzün dillendirildiği anlarda bazı sözler vardır ki, kulaktan öte doğrudan yüreğe dokunur. Geçtiğimiz günlerde spor spikeri ve sunucu Büşra Özdemir’in er meydanındaki o samimi, vefalı ve buram buram anane kokan haykırışı tam da böyle bir etkiye yol açtı…
Özdemir’in “Bin yıllık ata sporu… Dünyada başka bir spor kolu yok eline, ayağına kına yakılan. Ezan okunduğunda duran başka bir spor yok…Abdestini alıp namazını kılarak er meydanına çıkan başka sporcu yok…” sözleri, yağlı güreşin sadece bir kas gücünden veya puan mücadelesinden ibaret olmadığını tüm dünyaya bir kez daha hatırlattı…
Kınalı Dualarla Başlayıp, Ezanla Duran Bir Miras
Evet, Yağlı Güreş sadece bir spor değildir; edeptir, hayadır, dualı meydandır. Kıspetini giymeden önce abdestini alan, maça çıkmadan dualarla peşrev çeken, minareden yükselen ezan sesiyle mücadeleyi olduğu yerde durduran bir gelenektir. Dünyanın hiçbir yerinde arenasından kına kokusu, duaları ve maneviyatı eksik olmayan başka bir spor organizasyonu bulamazsınız. Büşra Özdemir, ekran başındaki milyonların hissiyatına tercüman olarak bu kadim ruhu tam merkezinden yakalamıştır…
Torosların Asil Sesi…Yörük kızı…
Torosların o mağrur duruşunu, Yörük kültürünün mertliğini ve samimiyetini konuşmasına yansıtan Büşra Özdemir, köklerine ve değerlerine nasıl sahip çıkılacağını gösterdi. Spor basınının klişe cümlelerinden sıyrılarak, bu toprağın hamuruyla yoğrulmuş kelimelerle er meydanının hakkını teslim etti…
Ecdadın dualı mirasına, pehlivanın peşrevine, davulun ritmine ve ezanın kutsallığına gösterilen bu saygı; Türk spor medyasında duymaya ihtiyaç duyduğumuz en temiz, en yerli sestir…
Helal olsun sana Torosların yiğit evladı, Yörük kızı! Bu milletin unutturulmaya çalışılan değerlerini, er meydanının manevi ruhunu böyle gür bir sesle dile getirdiğin için yüreğine, ağzına sağlık…

