Özcan Hukuk Bürosunda basın açıklaması yapan Avukat Bayram Özcan şunları söyledi :
"Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak millet ve vatan bağımın oluşturduğu ilgi ve çıkarlarım nedeniyle Adli Kolluk Yönetmeliğinde değişiklik yapan Yönetmeliğe karşı saat: 09.00 itibariyle yürütmeyi durdurma istemli olarak ilk iptal davası Malatya'da bizim tarafımızdan açılmıştır.
3. Söz konusu yönetmelik ile Adli Kolluk Yönetmeliği’ne getirilen değişiklikler Hukukun Evrensel İlkelerine, Anayasamıza ve Yasalara aykırıdır. Şöyle ki; 3.1. Söz konusu yönetmelik tam da 17 Aralık 2013 günü kamuoyuna duyurulan soruşturma süreci ve içlerinde İç İşleri Bakanı Muammer Güler’in oğlunun da bulunduğu bir takım şahısların tutuklanması ile sonuçlanan adli soruşturmaların üzerine kabul ile yayımlanmıştır. Zamanlama itibariyle söz konusu yönetmelik değişikliğinin ucu İç İşleri Bakanının oğluna dayanan ve ancak daha ilerisinde nerelere dayanacağı şu anda kestirilemeyen soruşturmaları akamete uğratmaya matuf olduğu kanaati tüm kamuoyunda olduğu gibi bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak bende de hâsıl olmuştur. Nitekim bu değişiklik ile siyasi iktidar sahibi olan hükümetin atanmalarında birinci derecede etkili olduğu C. Başsavcılığı ve Valilik gibi makamlar her türlü soruşturmada karar ve söz sahibi yapılmıştır. Bu durumda bağımsız yargı erkinin en önemli unsurlarından olan C. Savcılığı’nın ve C. Savcılarının yerine göre siyasi iktidar sahiplerine karşı etkili soruşturma yapabilme ve hatta belki de soruşturma yapabilme güç ve imkânı tamamen siyasi iktidarın inisiyatifine bırakılmıştır. 3.2. Değişiklik yapan yönetmelik ile adli kolluk tamamen ortadan kaldırılmıştır, C. Savcıları her türlü soruşturmada salt olarak idareye bağlı olan, tayin, terfisi, sevk ve idaresi sıralı amirleri tarafından yapılan, idari kolluk görevlilerinden faydalanabilir hale getirilmiştir. Bu durumda söz gelimi Vali’nin korumak isteyebileceği, İç İşleri Bakanının, C. Başsavcısının, Adalet Bakanının… vs yahut hepsinin birlikte korumak isteyebileceği kişi ve kurumlara karşı yapılabilecek soruşturmalarda C. Savcıları ve artık yok edilen adli kolluk bağımsız olarak hareket edemeyeceğinden delillerin karartılabilmesi mümkün olabilecektir. En azından kamuoyu ve bir Türkiye Cumhuriyeti ferdi olarak benim nazarımda bu endişe hep bulunacaktır. 3.3. Söz konusu Adli Kolluk Yönetmeliğinde Değişiklik yapan Yönetmelik nedeniyle 5271 Sayılı CMK' nda Adli Kolluk ile ilgili olarak C. Savcısının ve Hâkimin yetkileri de tamamen ortadan kaldırılmış ve değiştirilmiş olacaktır. Böylelikle Bağımsız Yargı güçsüz, genel idarenin emir ve denetimindeki kolluk karşısında kararları ile işlevsiz bir hale getirilmiş olacak, bu nedenle de yeterince bağımsız olamayacaktır.
3.4. Söz konusu Adli Kolluk Yönetmeliğinde Değişiklik yapan Yönetmelik nedeniyle yüzyıllardan süzülüp gelen ve demokratik hukuk devletinin onsuz olmazı olduğu ittifakla kabul gören kuvvetler ayrılığı ilkesi büyük bir yara almış ve hatta ortadan kalkmış olacaktır. Seçim yasaları ve bilhassa seçim barajları ile iktidara zaten çok güçlü olarak gelen iktidar yani yürütme erki yasamada zaten ekseriyeti elinde bulundurup çok güçlü olmakla birlikte yargı bakımından da istemediği
soruşturmaları yaptırmama yahut delilleri karartmak suretiyle akamete uğratma gücünü de ellerine geçirecektir. Bu nedenle denetlenemez bir güç olarak yürütme tüm kuvvetlerin yegâne sahibi olacaktır. Hiç bir zaman ve hiç bir dönemde Türkiye Cumhuriyeti Devletimizin bekasını, temel hak ve hürriyetleri, demokratik, hukukla bağlı Devlet ilkelerini, kuvvetler ayrılığı ve yargının bağımsızlığı ilkelerini doğrudan etkileyecek düzenlemelerin yapılması bir yönetmelik ile ve üstelik içlerinden birisinin oğlu rüşvete aracılık isnadıyla bağımsız yargı tarafından tutuklanmış olan iki bakanın imzasına terkedilemez.
4. Yukarıda arz ve izah olunan nedenlerle bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak millet ve vatan bağımın oluşturduğu ilgi ve çıkarlarımın kabulü ile adli kolluk yönetmeliğinde değişiklik yapan yönetmeliğin iptalini dava etmek ve ayrıca 17 Aralık 2013 günü kamuoyuna duyurulan ve içlerinde yürütme organında bir bakan olarak İç İşleri Bakanının oğlunun da yer aldığı bir kısım şüphelilerin bulunduğu soruşturmaların halen devam ettiği ve yolsuzlukların kimlere yahut hangi makamlara gideceği henüz bilinmediğinden yürütmenin durdurulmasını talep et
yürütmenin durdurulmasını da telep ederek söz konusu yönetemliğin iptalini dava ettik. Sanıyorum başka illerde, başka kişi ve kurumlar tarafından da iptal davaları açılacaktır.
Kamuoyuna saygı ile duyurulur"

YORUMLAR