Tarih, bazen sararmış bir kağıt parçasında, bazen de devletin en gizli arşivlerinde yıllarca sessizce uyuyan bir belgede yeniden canlanır. Milli İstihbarat Teşkilatı’nın (MİT) resmi internet sitesindeki "Özel Koleksiyon"a eklediği son belge, bizi tam 83 yıl geriye, II. Dünya Savaşı’nın en kaynamış dönemine götürdü.
Yıl 1943... Dünya adeta bir ateş çemberi. Türkiye’nin stratejik konumu, tarafsız kalabilmek için verdiği diplomatik satranç mücadelesi ve bütün dünyanın merakla izlediği o efsanevi buluşma: Yenice İstasyonu Zirvesi.
30-31 Ocak 1943 günlerinde, o zamanlar Mersin sınırları içinde yer alan Yenice'de, Cumhurbaşkanı İsmet İnönü ile İngiltere Başbakanı Winston Churchill bir araya gelmişti. Churchill’in tek bir amacı vardı: Almanları güneyden sıkıştırmak için Balkanlar’da yeni bir cephe açmak ve Türkiye’yi Müttefikler safında savaşa çekmek. Bütün dünya nefesini tutmuş, Ankara’nın vereceği kararı bekliyordu.
İşte tam bu noktada, o masanın diğer tarafındaki devasa güç, yani Almanya da boş durmuyordu. MİT arşivlerinden gün yüzüne çıkan yeni istihbarat raporu, tam da bu gerilimin Alman cephesindeki yankılarını gözler önüne seriyor. Belgeye göre; Almanya ile ölüm kalım savaşı veren İngiltere’nin başbakanının Türkiye topraklarında ağırlanması, Alman konsolosluğunda adeta soğuk duş etkisi yaratmış, büyük bir telaşa yol açmış durumda.
Konsolosluğun raporuna yansıyan detaylar oldukça manidar. Alman konsolosunun elçilikten acil bir şifre aldığı, Türk hükümetinin ise Alman tarafına "dostluktan ayrılmayacağız" teminatı verdiği belirtiliyor. Türkiye’nin o hassas dönemde izlediği ince diplomasi, tarafsızlığı koruma adına atılan temkinli adımlar ve istihbaratın bu gelişmeleri nasıl adım adım takip ettiği, bu yeni belgeyle bir kez daha belgelenmiş oluyor.
Bugün o günleri geride bıraktık; ancak tarih, doğru okunduğunda bugüne de ışık tutan eşsiz bir pusuladır. MİT arşivinden çıkan bu rapor, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu aklının ve diplomasi tarihindeki zorlu dengelerin en somut kanıtlarından biri. Geçmişin şifreleri çözüldükçe, bu toprakların ne büyük fırtınalardan selametle geçtiğini bir kez daha hayranlıkla görüyoruz.
Ne dersiniz; geçmişin gizli odalarından süzülen bu belgeler, bize sadece dünü değil, bugünümüzü de anlamak için harika bir ipucu vermiyor mu?

YORUMLAR