Son günlerde konuştuğumuz tablo ağır. İspanya’nın arsenik tespit ettiği bebek maması, Almanya’nın geri çevirdiği Antep fıstığı, üzüm yaprağı, keçiboynuzu… İrlanda’nın yasaklı madde bulduğu şekerleme, Avusturya’nın 30 kat pestisit tespit ettiği patlıcan…
Şimdi asıl can yakan soru şu:
Bu ürünlerin bir kısmı içeride satılıyor mu?
Toplumda oluşan kaygı tam olarak burada başlıyor. Çünkü ihracata gönderilen bir ürün geri dönüyorsa, o üretim bandından çıkan diğer partiler nerede? Aynı tarladan, aynı depodan, aynı işletmeden çıkan ürünler hangi pazara dağıldı?
Elbette şunu net söylemek gerekir:
Her geri dönen ürün otomatik olarak iç piyasaya sürülüyor demek doğru değildir. İade edilen ürünler çoğu zaman imha edilir ya da yeniden işleme alınır. Ancak mesele teknik prosedür değil, güven meselesidir.
İnsan şunu merak ediyor:
- Denetimler sadece ihracatta mı sıkı?
- İç piyasada analizler aynı titizlikle yapılıyor mu?
- Yasaklı veya limit üstü çıkan ürünlerin tamamı sistemden gerçekten ayıklanıyor mu?
Bir annenin market rafındaki bebek mamasına bakarken aklında “Acaba?” sorusu olmamalı.
Bir vatandaş kuru incir alırken toksin düşünmemeli.
Bir baba çocuğuna şekerleme alırken içeriğini laboratuvar gibi incelemek zorunda kalmamalı.
Sorun üreticiyi topyekûn suçlamak değil. Türkiye’de işini hakkıyla yapan binlerce dürüst üretici var. Ama birkaç sorumsuzluk, herkesin emeğini gölgede bırakıyor. Asıl ihtiyaç olan şey şu:
- Şeffaf analiz sonuçları
- Parti bazlı kamuya açık bildirimler
- Caydırıcı yaptırımlar
- İç piyasa denetimlerinin artırılması
Çünkü ihracatta yakalanan bir problem aslında bir alarmdır. “Orada yakalandı” diye rahatlamak yerine, “Burada da var mı?” diye sormak gerekir.
Gıda meselesi ekonomi değil, doğrudan sağlıktır. Sağlık da ihmale gelmez.
Toplumun güvenini yeniden tesis etmenin yolu korkuları küçümsemek değil, şeffaflığı büyütmektir. Eğer gerçekten iç piyasada risk yoksa, bunu en güçlü şekilde ispatlamak da devletin ve denetim mekanizmalarının görevidir.
Çünkü mesele basit:
Sınırdan dönen ürün sadece bir ihracat kalemi değildir.
O, güvenin testidir.
RASFF bildirimlerinde markalar genellikle belirtilmez, ticari nedenlerle gizli tutulur. İşte son 10 güne ait ilgili bildirimler (marka yok):
– Bebek maması (İspanya): Arsenik, 0.092 mg/kg, No: 2026.1012.
– Şekerlemeler (İrlanda): Titanyum dioksit, No: 2026.1219.
– Patlıcan (Avusturya): Indoksakarb (30 kat), No: 2026.1215.
– Kaplar (Yunanistan): Formaldehit (7 kat), eşleşme zayıf, benzer No: 2026.1234.
– Üzüm yaprağı (Almanya): Dimetomorf (43 kat), No: 2026.1202.
– Keçiboynuzu (Almanya): Asetamiprid (32 kat), No: 2026.1146.
– Antep fıstığı (Almanya): Aflatoksin (9 kat), benzer No: 2026. (genel).
– Kuru incir (İsveç): Okratoksin A, No: 2026.1005.
Detay için RASFF sitesini inceleyebilirsiniz.

YORUMLAR