Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uğur Hanbey Aladağ
Uğur Hanbey Aladağ

İnce Bir Sitem: Nesine Yar, Nesine?

G
MalatyaOlay’ı
Google’da haber kaynağınız olarak ekleyin


Kaynak ekle

Anadolu’nun o eski, içli türküsü yükselir bazen gürültünün ortasından: “Nesine yar nesine…”
Başlığı “İnce Bir Sitem: Nesine Yar, Nesine?” yazmışken Yaşar Kemal’in İnce Memed romanı gözümün önünde canlanmadı değil.
O an durur insan. Zamanın kovaladığı, hayatın koşturduğu o hengâmenin içinde dilimize dolanan iki kelimelik bir sitem değil sadece; göğsümüzü sıkıştıran koskoca bir sızının adıdır bu.
Günün ilk ışıklarıyla başlayan telaşlarımıza, yetiştirmeye çalıştığımız işlere, biriktirmek için ömrümüzü harcadığımız ama günün sonunda bir avuç tozdan ibaret kalan hırslarımıza bakıyorum. Sonra dönüp içime soruyorum: Nesine yar, nesine?
Gerçekten neyin peşindeyiz? Kimi kırarak, kimi eksilterek, en çok da kendimizi harcayarak neyi kazanmaya çalışıyoruz?
Geçip gidiyor ömür. Bir çay bardağından yükselen buğunun tazeliği kadar kısa; bir yaprağın daldan düşüşü kadar sessiz ve kaçınılmaz… Biz ise hep “yarın” diyoruz. “Yarın mutlu olacağım”, “yarın sevdiklerime zaman ayıracağım”, “yarın o helalliği isteyeceğim”. Oysa takvimler yarınları vaat etmiyor kimseye. Cebimizde biriktirdiğimiz keşkeler büyürken, ertelediğimiz hayatlar usulca elimizden kayıp gidiyor.
Dünyanın yükü sırtımızda ağırlaşınca, hırsın ve telaşın ne kadar anlamsız olduğunu anlamak için illa son durağa mı yaklaşmamız gerek? Yüzümüzü tebessüm ettirmeyen hırsın, bir dostun samimi selamından daha az değerli olan başarının, birinin gönlüne girmekten öteye geçmeyen unvanların… nesine?

Bugün, bu satırları okurken durun biraz. Bir nefes alın. Sevdiklerinizin sesini duyun, bir bardak sıcak çayın tadına varın, gökyüzünün o dingin maviliğine bakın.

Çünkü bu dünyada aldığımız bir tatlı tebessümden, içten bir “iyi ki varsın”dan ve arkamızda bıraktığımız güzel bir izden başka hiçbir şey kalmayacak bize. Gerisi boş bir gürültü, gerisi sadece koca bir heybeye yüklenmiş ağır taşlar…
Bize bir çift güler yüz, bir tutam huzur ve nasırlı ellere sığınacak bir içtenlik gerek.
Gerisine mi?
Ah be gönlüm… Nesine yar, nesine…
Allah ömür verirse “bu benimki sevda değil” yazarım görüşürüz.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir