Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya

Malatya, tozun toprağın arasından Ali Dayı gibi çiçeklerle yeniden ayağa kalkıyor.

Ali Aladağ…:Malatya Olay Haber…:
Bir hayat, bir yaşam…Bizim kanat önderleri arasında yer alan Ali Fırat…Malatya, tozun toprağın arasından Ali Dayı gibilerin açtığı o mütevazı çiçeklerle yeniden ayağa kalkıyor.

Ali Aladağ…:Malatya Olay Haber…:
Bir hayat, bir yaşam...Bizim kanat önderleri arasında
G
MalatyaOlay’ı
Google’da haber kaynağınız olarak ekleyin


Kaynak ekle

Yarım Asırlık Demir Kesme Makası: Ali Dayı’nın Sözü

6 Şubat sabahı Malatya’da zaman sadece durmadı; taşın, betonun ve demirin altında bir şehir sustu. Çok sayıda canımızı yitirdiğimiz o zifiri karanlıkta, yıkıntıların arasından saatler sonra mucize gibi çekip çıkarılan bir sima vardı: Şehrin hafızası, nargile tütünü, sohbeti ve samimiyetiyle tanınan “Nargileci Ali Dayı”, yani Ali Fırat.

Enkazın altındaki o kapkaranlık saatlerden çıkıp güneşe tekrar gözlerini açtığında, dudaklarından dökülen şu cümle aslında koca bir hayat felsefesinin, dünya hırsının ve insanoğlunun çaresizliğinin özetiydi:

“Dünya boş, bir demir kesme makası etmiyor…”

İnsan biriktirdiği malın, mülkün, makamın bir an içinde ne denli anlamsızlaştığını ancak beton bloğuyla canı arasında birkaç santim kaldığında anlıyor. Kurtarılmayı beklerken bir canı hayata bağlayan şey binalar, tapular ya da cüzdanlar değil; bir kurtarma ekibinin elindeki soğuk, basit bir demir kesme makası oluyor. Ali Dayı’nın bu sözü, sadece o enkazın altından değil, insanlığın böbürlenen vicdanından yükselen en yalın hakikattir.

Fakat Ali Dayı’yı Malatya için unutulmaz kılan sadece enkazdan söyledikleri değil, sonrasında yaptıklarıydı. O, felaketin ardından şehri terk edenlerden olmadı. Malatya sevdası ve memleket aşkı ile yoğrulmuş yüreğini alıp kepenklerin kapalı kaldığı, tozun dumana karıştığı sokaklarda yürüdü. Yıkıntıların arasında rızkını arayan, çorba kaynatan, dükkanını açıp Malatyalıya umut olan direnen esnaflara çiçekler dağıttı, plaketler sundu. “Buradayız, gitmedik, şehri yalnız bırakmadık” demenin en zarif yolunu buldu.

Bir yanda devasa bir çaresizlik, diğer yanda bir şehrin külünden yeniden doğması için gösterilen o sessiz ve asil direnç…

Ali Dayı bizlere iki büyük ders bıraktı: Birincisi, gökyüzünün altında sarıldığımız hiçbir dünyalığın tek bir demir kesme makası kadar hükmünün olmadığı. İkincisi ise, bizi ayakta tutacak tek şeyin memleket sevdası ve dayanışma olduğu. Malatya, tozun toprağın arasından Ali Dayı gibilerin açtığı o mütevazı çiçeklerle yeniden ayağa kalkıyor.