Şehrül-Emin olmak demek;
Şehri ve içinde yaşayanları emanet bilmek…
Yani…Emanete ihanet etmemek. Şehrül-Emin olmak; bir şehrin güvenilen idarecisi olmak.
İdare ederken Hazreti Ömer gibi adil, Hazreti Ebu Bekir gibi sadık. Hazreti Osman gibi edepli-vefalı ve Hazreti Ali gibi vefalı ve yiğit olmak….
Şehrül-Emin olmak; bir şehrin halkına hizmet ederken hakka, hakka hizmet ederken halka hizmet ettiğini bilen olmak…

Şehrül-Emin olmak, Hak pişirmek, hak dağıtmak, hak gözetmektir. Şehrül-Emin Şehrin emin kişisi, emin insanı. Yani bugünkü manasıyla seçilmiş belediye başkanı dır. Bu da şehrin imarından, turizminden, çöpünden, suyundan, çevresinden, bünyesinde bulunan şirketlerden ve o yerleşim yerinde yaşayanların refahından vb. gibi şeylerden sorumlu kişidir…
Şehrül-Emini…Yani Malatya’nın Başkanı Selahattin Gürkan…Bir yandan hizmet ederken bir yandan da halkı gözetiyor…Malatya’da yaşayanlarla bir araya geliyor…Hal ve hatırlarını soruyor…
Vefa gösteriyor…
Öyle ya Vefa İstanbul’da bir semtin adı değil…Malatya’da eğitime ve milli şuurlu gençlerin yetişmesin de emeği bulunan Mehmet Doğan bir süredir rahatsız…
Evin de tedavisi devam ediyor…
Malatya’nın Şehrül-Emini Selahattin Gürkan…Mehmet Doğan’ı evinde ziyaret etti…
İşte Şehrül-Emini…İşte vefa…

Mehmet Doğan hoca ile sohbet eden…Hal hatır soran Malatya’nın Başkanı Selahattin Gürkan “Malatya'mızın kıymetli kanaat önderlerinden Mehmet Doğan Hocayı evinde ziyaret ederek hâyır dualarını aldık.
Misafirperverlikleri için kendisine ve değerli ailesine teşekkür ediyorum.”
Derler ya yarım elma gönül alma…
Vefatı asla elde bırakmayalım…Vefanın sadece bir semtin ismi olarak kalmasına yol vermeyelim…


YORUMLAR