Somut belge ve doğrulanmış bilgiye dayanmadan ortaya atılan iddialar, Muğla Valisi Dr. İdris Akbıyık’a kadar uzandı.
Kamuoyunda "fon vurgunu" veya "fon krizi" olarak adlandırılan süreçte, somut dayanağı olmayan iddialar ve belgesiz ithamlar ortalıkta dolaşmaya devam ediyor. "At izinin it izine karıştığı" bu karmaşık ortamda, basın etiğinin temel taşlarından biri olan "Belgen varsa yazarsın" kuralı adeta hiçe sayılıyor. Son olarak Muğla Valisi Dr. İdris Akbıyık hakkında atılan manşetler, araştırmacı gazetecilik ilkelerinin nasıl tahrif edildiğini gözler önüne serdi.
"Mış-Muş" Haberleri ve Soru İşaretli Manşetler
Son dönemde ortaya atılan metinlerde yer alan “Fona para yatırmış”, “Parasını kaybetmiş”, “Şununla görüşmüş, bununla görülmüş” şeklindeki muğlak ifadeler, somut bir kanıt sunmaktan oldukça uzak. Bir ismin yanına arşivden alelacele çekilmiş bir fotoğraf yerleştirip, başlığın sonuna soru işareti koyarak yürütülen bu yöntem, "Çamur at, izi kalsın" anlayışının tipik bir örneği olarak değerlendiriliyor.
Gazeteciliğin temelini oluşturan 5N 1K ilkeleri (Ne, Nerede, Ne Zaman, Nasıl, Neden, Kim) eksiksiz uygulanmadan hazırlanan bu tür içerikler, bilgi kirliliğine yol açarken muhataplarını da haksız yere töhmet altında bırakıyor.
Hakkâri’den Muğla’ya Devlet Aklı ve Hizmet Geçmişi
Yıllarca Hakkâri gibi kritik bir bölgede terörle mücadeleden sosyal kalkınmaya kadar birçok alanda başarıyla görev yapan Dr. İdris Akbıyık, devletin temsil makamındaki duruşuyla biliniyor. Hakkâri'de gösterdiği kararlı yönetimin ardından Muğla Valiliği görevine atanan Akbıyık'ın, bölgedeki kamu düzeni ve mevzuat hassasiyeti kimi odakları rahatsız etmiş olabilir mi sorusu gündeme geliyor.
Stratejik ve ekonomik açıdan büyük önem taşıyan turizm bölgesi Muğla’da yürütülen bu belgesiz algı operasyonlarının arkasında, bölgedeki düzenden ve mevzuat uygulamalarından rahatsız olan grupların beklentilerinin yatıp yatmadığı merak konusu.
Gazetecilik Etiği ve "Vurun Abalıya" Kolaycılığı
Kuşkusuz devlette hiçbir usulsüzlük gizli kalmaz; varsa bir bilgi, belge veya hukuki süreç, yargı ve mülki denetim organları gereğini yapar. Ancak herhangi bir yargı kararı, resmî belge ya da somut delil bulunmaksızın yürütülen bu "vurun abalıya" kampanyası, sorumlu gazetecilik bağdaşmıyor.
Haberin; dedikodular, kulis şayiaları ve "mış-muş" ifadeleri üzerinden değil; doğrulanmış veriler, resmî belgeler ve 5N 1K kuralları süzgecinden geçirilerek kamuoyuna sunulması gerektiği bir kez daha ortaya çıkıyor.

YORUMLAR