Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın lideri Alihan Kuriş'in de aralarında bulunduğu 49 şüpheliye yönelik 17 ilde başlattığı eş zamanlı operasyon ve mal varlıklarına kayyum atanması, \"Dün FETÖ, bugün Süleymancılar, sırada kim var?\" algısını ve sorusunu sokaklarda, ekranlarda en çok konuşulan gündem maddesi haline getirdi.
Hafızalarda silinmeyen paralel yapı...
Halkın hafızasında yer eden o karanlık sayfa kapanmış değil. Bugün kamuoyu, devletin idari, adli ve mali mekanizmalarının sızmalara karşı ne kadar hassas olduğunu yakından izliyor.
Süleymancılar olarak bilinen gruba yönelik mali suçlar, örgütlü yapı ve vergi usul kanununa muhalefet gibi gerekçelerle düzenlenen operasyonlar da bu toplumsal hassasiyetin hukuki bir yansıması olarak okunuyor.
Dün FETÖ ile yaşanan o büyük yıkım ve devletin içine sızan yapılarla verilen çetin mücadele, bugün hafızalardaki yerin koruyor...
Depremin en sert hissedildiği yerlerden biri de, kendine has sosyolojik yapısı, muhafazakâr hassasiyetleri ve geçmişin acı tecrübeleriyle Malatya sokakları oldu. Bugün Malatya’da ister Kernek’teki bir çay ocağında olun, ister Saray Mahallesi’ndeki esnaf sohbetlerinde veya siyaset kulislerinde; herkesin birbirine sorduğu o ortak soru yankılanıyor: \"FETÖ bitti, şimdi Süleymancılar... Peki, sırada hangi cemaat var?\"
Toplumsal Hafıza ve \"Kontrollü Alan\" Hassasiyeti
Malatya, devletine, bayrağına ve millî aidiyetine olan bağlılığıyla bilinen, aynı zamanda Doğu Anadolu’nun en dinamik ticaret ve kültür merkezlerinden biridir. Bu şehir, geçmişte paralel yapıların ve gizli ağların bu coğrafyada nasıl tahribatlar yarattığını, devletin kılcal damarlarına nasıl sızmaya çalıştıklarını bizzat yaşayarak öğrendi.
Bugün Süleymancılar cemaatine yönelik operasyonların arka planına bakıldığında; MASAK raporları, ödeme kuruluşları üzerinden yapılan yüksek miktarlı nakit hareketleri, şüpheli döviz transferleri ve coğrafi olarak bölünerek büyütülen şirket ağları gibi ekonomik ve adli gerekçelerin ön planda olduğu görülüyor. Yani mesele sadece dini bir inanç ve ibadet alanı değil, uzun süredir denetlenemeyen devasa bir ekonomik ve kurumsal organizasyonun şeffaflık testine takılmasıdır.
Malatya halkı da bu tablonun farkında. Vatandaş artık sivil toplum veya dini hizmet kisvesi altında merdiven altı örgütlenen, hesap vermeyen, finansal kaynakları karanlıkta kalan hiçbir yapıya tahammül göstermek istemiyor. Geçmişte yaşananlardan çıkarılan en büyük ders şu: Denetlenmeyen güç, zehirlenmeye mahkûmdur.
\"Sırada Kim Var?\" Sorusunun Gerçek Anlamı
Sokaktaki vatandaşın diline pelesenk olan \"Sırada kim var?\" sorusu, aslında bir cadı avının merakı değil; devletin denetim mekanizmalarının tüm yapıya eşit mesafede ve kararlılıkla uygulanıp uygulanmayacağının test edilmesidir.
Malatya gibi hassasiyetleri yüksek şehirlerde, cemaatler ve tarikatlar gerçeği sosyolojik bir vakadır. Ancak bu vakanın hukukun üstünlüğü ve Anayasa ilkeleri çerçevesinde, şeffaf bir zemine oturtulması hayati önem taşır. Eğitimden ekonomiye, yurt faaliyetlerinden sosyal yardımlara kadar her alanın devletin denetiminde ve hukuki süzgecinden geçmesi gerektiği gerçeği, artık 82 milyonun ortak mutabakata vardığı bir noktadır.
Son Söz Yerine
Bugün Süleymancılar operasyonuyla bir kez daha görüldü ki Türkiye, geçmişteki hatalardan ders çıkararak \"parapolitik\" ve \"paraekonomik\" yapılanmaların üzerine gitmekten çekinmiyor. Malatya’nın da beklentisi net ve berraktır: Hiçbir grup, cemaat veya yapı devletten ve yasalardan üstün olamaz.
Sırada kimin olduğundan ziyade, her yapının hukuka ve şeffaflığa boyun eğeceği bir düzenin kalıcı olması dileğiyle... Malatya’nın gündemi bu sorunun yanıtını ararken, esas olanın yine adalet, liyakat ve devletin sarsılmaz otoritesi olduğunu unutmamak gerekiyor.

YORUMLAR