“Muhalefet Adı Altında Yata Yata Siyaset Yapma Devri Bitiyor”


Toplu açılış töreni yapılan hizmet ve tesislerin ilçe halkına ve İstanbul’a hayırlı olması temennisinde bulunarak konuşmasına başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, 16 Nisan halk oylamasına yaklaştıkça içeride ve dışarıda maskelerin indiğini söyledi ve “Yıllardır itinayla saklanan gerçek yüzler, kalplerdeki gerçek hisler, kafalardaki gerçek düşünceler yavaş yavaş ortaya dökülmeye başlıyor. Biz 16 Nisan’da kendi yönetim sistemimizi değiştireceğimizi sanıyorduk, sonra baktık ki bu teşebbüsümüzle birilerinin dengelerini altüst etmişiz. Türkiye’de seçim olacak, Almanya’ya ne, Hollanda’ya ne, Belçika’ya ne, İsviçre’ye ne? Onların partileri, onların milletvekilleri bu işe niye bulaşıyor? Bu Türkiye’nin içişlerine müdahaledir” diye konuştu.
“BİZ HER İNANÇ SAHİBİNİN İNANCINI GÜVENCE ALTINA ALIRIZ”
Almanya ve Hollanda’da yaşanan gelişmelere işaret ederek, vatandaşları 16 Nisan’da ‘evet’ oylarıyla bu devranı değiştirmeye, Batılı faşist zihniyete gereken dersi vermeye çağıran Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerinin devamında şunları söyledi: “Bunlarda insan hakları yok, bunlarda özgürlük yok, bunlarda inanç hürriyeti yok. ‘Niye bize Nazi dedin diyorlar.’ Söyleyeyim, bizim camilerimizin duvarına gamalı haç yapanlar bunlar, bizim camilerimizi yakanlar, yıkanlar bunlar. Ve vicdansızlar. Bu ülkede, Türkiye’de bir tane kilisenizin yakılmasına, yıkılmasına biz müsaade ettik mi? Etmeyiz, çünkü bizde inanç özgürlüğü evvel Allah sağlamdır. Ve biz her inanç sahibinin inancını güvence altına alırız, ama sizde bu yok. Bunlar bakın şimdi Vatikan’da bir araya geldiler, hepsi beraber bir araya geldiler. Bunların içerisinde Hıristiyan demokratı da var, sosyal demokratı da var, ateistti de var, ama hepsi orada bir araya geldiler. Çünkü bunlar tek millettir, unutmayın bu lafımı, bunlar tek millettir. Kinleri, nefretleri o derece arttı ki, terör örgütleriyle aynı safta yer almaktan çekinmiyorlar. Avrupa Birliği’nde PKK’yı terör örgütü olarak ilan ediyorlar, ama ondan sonra İsviçre’nin sokaklarında, Hollanda’da, Belçika’da, Almanya’da onlarla beraber yürüyorlar.”

İsviçre Parlamentosu önünde gerçekleştirilen bir ‘hayır’ etkinliğinde, dev bir pankartta şakağına silah dayanmış resminin olduğuna ve altında ‘Erdoğan’ı öldürün’ yazdığına dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Rabbimin bana verdiği ömrü ne bir an ileri, ne bir an geri çekmeye sizin gücünüz yetmez. Ya biz bu yola kefenimizle çıktık be, kefenimizle yürüyoruz be ve Rabbimin verdiği ömür Allah’ın izniyle devam edecek. Biz şu kubbede hoş bir seda bırakmaya çalışıyoruz. Biz bu millete efendi olmaya değil, hizmetkar olmaya geldik ve böyle de devam edeceğiz.

İsviçre Devleti, kimse müdahale edemesin, rahatça kinlerini kussunlar diye bunları polisleriyle koruyor. Hollanda öyle, Almanya öyle, Belçika öyle. Nerede kaldı sizin demokrasiniz, hani insan haklarınız? Bir devletin Cumhurbaşkanını gözünüzün önünde açıkça ölümle tehdit edecekler, siz de onlara destek vereceksiniz; yazıklar olsun size. Bunun adı özgürlük değil, bunun adı demokrasi değil, bunun adı düşmanlıktır, husumettir, bunun terör örgütüne alenen yardakçılık yapmaktır; görünen köy kılavuz istemez” açıklamalarını yaptı.

“AVRUPA’DA VATANDAŞLARIMIZA YÖNELİK IRKÇILIĞIN YÜKSELİŞİ, ZALİMLER İÇİN ALARM ZİLLERİNİN ÇALDIĞININ İŞARETİDİR”
Terörle mücadelede büyük kayıplar veren ve bedeller ödeyen bir ülke olarak Avrupalıları terör konusunda dostça ikaz ettiklerini ‘gelin bu yanlış yoldan bir an önce dönün, gelin ırkçıların, Neo-Nazilerin, eli kanlı katil sürülerinin kuklası olmayın. Bu şekilde davranarak sadece bizim değil, tüm Avrupa’nın, tüm insanlığın geleceğini tehlikeye atıyorsunuz’ dediklerini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Arapların güzel bir sözü var, ‘men dakka dukka’; yani edersen bulursun. 3 oy uğruna ayaklar altına aldığınız değerlere yarın siz de ihtiyaç duyacaksınız. Bugün Suriye’ye, Irak’a olanın yarın başka yerlerde olmayacağının garantisini kim verebilir?” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Musul’da güya kurtarma operasyonu adı altında camilerin, okulların, evlerin bombalanarak masum insanların 50’şer, 100’er katledilmesine göz yumanlar, bir gün kendilerinin de merhamete ihtiyaç duyacağını düşünmüyorlar mı? Dün Halep’e sessiz kalanlar, yarın İdlip’te de böyle davranırlarsa bir gün feryatlarını duyan kimseyi bulamayacaklarını bilmiyorlar mı? Türkiye’ye karşı sergilenen faşist tavırlar, riyakarlıklar, dünyanın gözünde Batıyı eski karanlık günlerine doğru götürüyor. Avrupa’da vatandaşlarımıza ve yabancılara yönelik ırkçılığın yükselişi mağdurlar kadar zalimler için de alarm zillerinin çaldığının işaretidir. Batılılara diyorum ki, gelin bize karşı, ülkemize karşı, Müslümanlara karşı önyargılarınızı bir kenara bırakın ve samimi uyarılarımıza kulak verin.”
“18 MADDELİK DEĞİŞİKLİĞİ OKUMAYANLARIN BU ÜLKENİN İDARESİNE TALİP OLMALARI MÜMKÜN MÜ?”

Anayasa değişikliğine karşı çıkan Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nun 18 maddelik değişikliği okumayıp 180 maddelik bir yalan listesi hazırladığını ve her gittikleri yerde onu tekrar ettiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “18 maddelik anayasa değişikliğini dahi okumayanların bu ülkenin idaresine talip olmaları mümkün mü?” diye sordu.
CHP Liderinin özel bir radyoya verdiği demeçte, cumhurbaşkanlığı sisteminde cumhurbaşkanı ile başbakanın ayrı partilerden olması durumunda büyük kavganın çıkacağı yönündeki değerlendirmelerinin ses kaydını meydandaki vatandaşlara dinleten Cumhurbaşkanı Erdoğan, CHP liderinin sözünü ettiği kavganın çıkmaması için yönetim sistemini değiştirdiklerini söyledi. Geçmiş dönemlerde yaşanan Cumhurbaşkanları ile Başbakanlar arasında yaşanan kavga ve sürtüşmelerden örnek vererek bu kavgaların Türkiye’ye büyük bedeller ödettiğini sözlerine ekleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu sıkıntıyı 2007 yılına kadar biz de çektik. Ülkenin ve milletin selameti için sesimizi çıkarmadık, ama neler çektiğimizi biz biliriz. Eğer son 10 yıldır böyle sorunlar yaşanmıyorsa, bunun sebebi sistemin düzelmiş olması değil. Bizim kendi içimizdeki uyumdur” diye ekledi.
“SİYASET DÜRÜSTLERİN İŞİDİR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti: “50’den bu yana Türkiye’de 48 hükümet kuruldu, buradan istikrar çıkar mı? Sadece bu kadar değil, tek bir partinin hükümeti kuramadığı dönemlerde öylesine yüz kızartıcı hadiseler yaşandı ki inanın insanın söylemeye dili varmıyor. Otellerde yapılan pazarlıklardan, sürekli bölünen, parçalanan partilere kadar yaşanmadık rezalet kalmadı. Yazık değil mi bu ülkeye? Böylesine sorunlu bir sistemi sürdürmekte inat etmenin kime ne faydası var? Şimdi yeni sistemde hükümet Mecliste değil nerede kuruluyor? Sandıkta. Kim kuruyor? Millet. Kılıçdaroğlu, anladın mı? Sen kendine güvenemiyorsun, millete güvenemiyorsun, niçin? Çünkü millet sana iktidar yolu vermeyecek, onun için. Çünkü burada milletin yüzde 50 artı 1 oy alan ne olacak? Cumhurbaşkanı olacak. Bundan önce yüzde 15 oy alan bu ülkede ne oldu? Hükümeti kurmakla görevlendirildi. Hatta hatta arkasında partisi olmayana bile hükümet kurma görevi verildi bu ülkede, kim tarafından? Demirel tarafından. Ah ah, neler döndü neler. Sen de rahat ol ya, niye kaçıyorsun? Ama yalan konuşma, dürüst ol. Siyaset dürüstlük ister, siyaset dürüstlerin işidir. Ve çık millete neler yapacaksın onu anlat. Yani SSK Genel Müdürü olduğun zaman neler yaptın onu anlat. SSK hastanelerini nasıl batırdın onu anlat.”
“YALANCININ MUMU 16 NİSAN’A KADAR YANAR”
Konuşmasında CHP Lideri Kılıçdaroğlu’nun anayasa değişiklikleri ve cumhurbaşkanlığı yönetim sistemi ile ilgili olarak gerçeği yansıtmayan yorumlarından örnek vererek, değişikliklerin neyi içerdiklerine ilişkin açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yalancının mumu 16 Nisan’a kadar yanar” dedi ve “Muhalefet adı altında yata yata siyaset yapma devri bitiyor. Bundan sonra çalışan kazanacak, bundan sonra üreten kazanacak. Elhamdülillah, biz ürettik, biz çalıştık” sözlerine yer verdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu: “Kardeşlerim, bütün bunlarla beraber diyor ki, ‘cumhurbaşkanının Meclisi feshetme yetkisi var.’ Yalan söyleme, cumhurbaşkanının Meclisi fesih yetkisi yok. Bak şöyle söylüyorum: Ey Kılıçdaroğlu, senin dürüst olmadığını millet biliyor da, ama bak her şeyimle bir dikkati ortaya koyuyorum. Ey Kılıçdaroğlu, şu hazırladığımız yasal düzenleme içerisinde çık böyle bir şey varsa, bunu ispat et, ben Cumhurbaşkanlığından istifa edeceğim. Ama eğer yoksa, o da kalkıp şu Cumhuriyet Halk Partisi’nden ayrılsın ki Cumhuriyet Halk Partisi de bundan kurtulsun. Edemez. Biz dürüstüz, bunda dürüstlük yok. Peki, Meclis ne yapacak? Meclis asli işini yapacak. Cumhurbaşkanının kanun yapma yetkisi bile yok, sadece bütçeyle ilgili bir teklifi olur, o kadar. Bakın bu kadar iddialı konuşuyorum. Rabbimize hamdolsun biz yalandan her zaman kaçındık. Çünkü yalanın üstünde daha büyük bir vebal yok. Ülkeyi yönetecek bir meclis ve bu meclis de kimin görevi? Parlamenterlerin görevi. Değerli kardeşlerim, Meclis kanun çıkarmakla, hükümeti denetlemekle görevli. Fakat bu defa hükümet kimlerden oluşuyor? Milletvekillerinden değil Cumhurbaşkanının dışarıdan yapmış olduğu atamalar. Meclisten atama yaparsa, oradaki milletvekilinin milletvekilliği düşer, artık milletvekili olamaz. Böyle bir kabine oluşuyor. Bizde hükümet Meclisten çıktığı için, bu iki ayrı görev birbirine karışıyordu. Biz anayasa değişikliğiyle bu görev ayrımını netleştiriyoruz, kesinleştiriyoruz. Cumhurbaşkanının, yani hükümetin bütçe dışında kanun teklifi verme yetkisi yok. Bu yetki sadece milletvekillerine ait.”

“MİLLETİMİZİN HUZURUNU KAÇIRANLARIN HUZURUNU KAÇIRACAĞIZ”
Verilen mücadele ile terör örgütlerinin başını ezdiklerini vurgulayan ve Cumhurbaşkanlığı yönetim sistemi ile beraber terör örgütlerinin Türkiye’de yaşayacak yer bulamayacağını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şu anda inlerine girdik, Tendürek’de, Gabar’da, Cudi’de Silahlı Kuvvetlerimiz, polisimiz, korucularımız şu anda bunları inim inim inletiyor. Çünkü milletimizin huzurunu kaçıranların huzurunu kaçıracağız. İçeride, dışarıda, fark etmez, PYD, YPG, onların da dışarıdan bu ülkeyi rahatsız etmelerine asla müsaade etmeyeceğiz” şeklinde konuştu.
Konuşmasında ‘tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet’ vurgusunda bulunan ve bu dört ilke için vatandaşlardan referandumda ‘evet’ demelerini isteyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, meydandakilerin cevaben ve hep bir ağızdan ‘evet’ demeleri üzerine, “Bu sesi duymayanın sadece kulağı değil, kalbi de sağırdır” ifadelerini kullandı.
Sözlerini 16 Nisan’ın Türkiye’nin aydınlık yarınlarına bir vesile olması temennisinde bulunarak tamamlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının ardından, törene katılan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya, İstanbul Valisi Vasip Şahin ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş ile birlikte yapımı tamamlanan hizmet ve tesislerin açılış kurdelesini kesti.
Erdoğan“Bu Millet, 102 Yıl Önce Olduğu Gibi İstiklaline ve İstikbaline Pranga Vurdurmayacak”...
TÜGVA 4. Gençlik Buluşması programında konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ülkemizin demokraside, ekonomide, yatırımlarda bugünkü seviyesine gelmesi elbette kolay olmadı. Davamızın büyüklerinden devraldığımız sancağı, daha yükseklere çıkarmak, Türkiye'yi muasır medeniyetler seviyesinin de üzerine taşımak için çetin mücadeleler verdik. Bugün ekonomide, sanayide, istihdamda, gençlerine sunduğu imkânlarda geçmiş dönemle karşılaştırılamayacak kadar müreffeh bir ülke var” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye Gençlik Vakfı (TÜGVA) tarafından düzenlenen 4. Gençlik Buluşması programına katıldı. Abdi İpekçi Spor Salonu’nda gerçekleştirilen törende Cumhurbaşkanı Erdoğan, gençlere hitaben bir konuşma yaptı.
“15 TEMMUZ GECESİ, BİR HİLAL UĞRUNA 249 GÜNEŞ BATTI”
Merhum Şair Mehmet Akif’in “Bir hilal uğruna, ya rab, ne güneşler batıyor” dizesine atıfta bulunarak, 15 Temmuz gecesi, bir hilal uğruna 249 güneşin batışına şahitlik ettiklerini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, milletin o gece tankların altında ezilip bombalarının altında parçalandığını, helikopter ateşinin altında can verdiğini; ancak namusunu çiğnetmediğini vurguladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Tıpkı 102 yıl önce olduğu gibi, istiklaline ve istikbaline pranga vurdurmayacağını tüm dünyaya bir kez daha ilan etti bu millet. Böyle bir milletin mensubu olmakla hep birlikte iftihar etmeliyiz ve ediyoruz” dedi.
Türkiye’nin demokraside, ekonomide, yatırımlarda bugünkü seviyesine gelmesinin kolay olmadığını, kendilerinin devraldıkları sancağı daha yükseklere çıkarmak ve Türkiye’yi muasır medeniyetler seviyesinin de üzerine taşımak için çetin mücadeleler verdiklerini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Hamdolsun bugün ekonomide, sanayide, istihdamda, gençlerine sunduğu imkânlarda geçmiş dönemle karşılaştırılamayacak kadar müreffeh bir ülke var. Gençlere güvenen, onların önünü açmak için çabalayan yenilikçi bir yönetim anlayışı var, işte o biziz” şeklinde konuştu.
“İKNA ODALARINDA GENÇ KIZLARIMIZI BEKLETENLER YENİ SİSTEME KARŞI ÇIKANLAR”
Geçmişte genç kızların, üniversite kapılarında boynu büyük bekletildiğini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi’ne karşı çıkanların, o dönemde üniversitelerdeki başörtülü kızları boynu bükük bekletenlerin ta kendileri olduğunu söyledi ve “İkna odalarını kuranlar onlardı, ikna odalarında bizim kızlarımızı inim inim inleten onlardı. İşte ben de o kızlardan ikisinin babasıyım. Ama onların öyle bir derdi yok, onların öyle bir sorunu yok. Ama bizim öyle bir sorunumuz var, biz damdan düştük, oradan düşerek bugünlere geldik. Biz inanç özgürlüğü nedir, biliriz. Biz düşünce özgürlüğü nedir biliriz, hak ve özgürlükler nedir biliriz. Ama bunların kitabında böyle bir şey yok” değerlendirmesinde bulundu.

“GENÇLER, PARLAMENTODA GÖREV ALARAK MİLLETİN GELECEĞİNE HÜKMEDECEKSİNİZ”
Konuşmasında halk oyuna sunulacak olan Anayasa değişikliklerinden birinin seçilme yaşının 25’ten 18’e indirilmesi olduğunu hatırlatan ve salonda kendisini dinleyen gençlere hitaben, “Parlamentoda görev alarak siz de bu milletin geleceğine hükmedeceksiniz” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti: “18 yaşa beyefendi karşı çıkıyor. Diyor ki, ‘18 yaşındaki gençler gelecekler 2 yıl içinde oradan emekli olup maaşlarını almaya başlayacaklar.’ Bunlarda yalan gani, çünkü bu zat bir yalan makinesidir, akşam başka, sabah başka. Utanmadan, sıkılmadan diyorlar ki, ‘sabah, öğle, akşam benle uğraşıyorlar.’ Ya uğraşılmayacak gibi değil ki, millete göz göre göre yalan söylüyorsun. Yaşlı amcalara, ihtiyar amcalara gidiyorlar, onları kandırmaya çalışıyorlar. Bu akşam onları da göstereceğim. Niye? Çünkü bakıyor ki saf, temiz. ‘Bana diyor bunları anlatma’ diyor yaşlı amca, ‘ben 15 yıldır bunları görüyorum, biz hastanelere giderdik ne çileler çekerdik. Şimdi ben hastanelere gidiyorum, bir kuruş para vermiyorum’ diyor. O ona hâlâ yalan söylüyor, ‘açıktan sizden para alıyorlar’ diyor. Adamcağız ‘vermiyorum’ diyor, o ‘açıktan para alıyorlar’ diyor. Şimdi bunlarda yalanın bini bir, böyle.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasının son bölümünde, Mevlana Celalettin-i Rumi’ye atfedilen, gençlerin kulaklarına küpe olmasını istediği şu tavsiyeleri aktardı: “Paranı ver, gönlünü ver, canını ver; ama sırrını verme. Günleri say, kazancını say, büyüklerini say; ama yerinde sayma. İşini beğen, aşığını beğen, eşini beğen; ama kendini beğenme. Emek ver, kulak ver, bilgi ver; ama sakın boş verme. Fidan büyüt, çocuk eğit, yoksul besle; ama kin besleme. Davet et, hayret et, ülfet et, affet; ama ihanet etme. Kitap oku, meslek oku, dünyayı oku; ama lanet okuma. Sınıfını geç, hayatını seç, rakibini geç; ama gülüp geçme. Gönül al, dost al, yoldaş al; ama beddua alma. Yaklaş, tanış, konuş, uzaklaş; ama uşaklaşma. Doğrul, sıyrıl, evril, devril; ama eğilme. Hislen, tasalan, seslen, uslan; ama paslanma. İtil, ütül, atıl, katıl; ama satılma.”
Gençlere başarılarının devamını dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını “16 Nisan ülkemiz, milletimiz için yeni bir milat olsun” temennisiyle tamamladı.
Erdoğan“Avrupa Kendi Değerlerini Ayaklar Altına Alıyor”...
TÜGVA 4. Gençlik Buluşması programında konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Avrupa'nın ulvi değerleri diye parlatılan kavramların, bizzat o değerlerin sahipleri tarafından çiğnendiğine, ayaklar altına alındığına şahit oluyoruz. Eşref-i mahlûkat olan insana ruh katan, ona yaşama gayesi veren her ne kadar ilke varsa hepsinin içinin boşaltıldığı günler yaşıyoruz. Bu süreçte öne çıkan DEAŞ ve YPG gibi terör örgütlerinin, FETÖ gibi ihanet çetelerinin en büyük zararı Müslümanlara verdiklerini görüyoruz” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye Gençlik Vakfı (TÜGVA) tarafından düzenlenen 4. Gençlik Buluşması programına katıldı. Abdi İpekçi Spor Salonu’nda gerçekleştirilen törende Cumhurbaşkanı Erdoğan, gençlere hitaben bir konuşma yaptı.
“TARİHİN DÖNÜM NOKTALARINDAN BİRİNE ŞAHİTLİK EDİYORSUNUZ”
Dünya’nın yeni bir değişim ve dönüşüm dalgasıyla sarsıldığına, Türkiye’nin içinde bulunduğu coğrafyanın, çok büyük kırılmalara, sancılara ve çatışmalara sahne olduğuna dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sizler bu genç yaşınızda, kimi zaman yürek yaralayıcı olsa da, tarihin dönüm noktalarından birine şahitlik ediyorsunuz” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, yedinci yılına giren Suriye’deki zulmün, yaklaşık bir milyon insanın hayatına mal olduğunu, 3 milyonu Türkiye’ye olmak üzere yaklaşık 5 milyon Suriyelinin ülkelerinden göç ettiğini, Halep gibi binlerce yıldır medeniyetlere beşiklik etmiş şehirlerin enkaza döndüğünü, Irak, Yemen ve Libya’da, etnik ve mezhep temelli çıkar kavgalarında kardeşin kardeşi katlettiğini söyledi.
“KAPALI KAPILAR ARKASINDA SÜREN KİRLİ PAZARLIKLAR VAR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, on yıllardır Türkiye’ye demokrasi dersi veren, kendileri dışındaki ülkeler için insan hakları karneleri hazırlayan kimi Avrupa ülkelerinin, vicdanlarını iptal ettiklerini herkesin gördüğünü kaydetti ve şunları söyledi: “Avrupa’nın ulvi değerleri diye parlatılan kavramların, bizzat o değerlerin sahipleri tarafından çiğnendiğine, ayaklar altına alındığına şahit oluyoruz. Eşrefi mahlûkat olan insana ruh katan, ona yaşama gayesi veren ne kadar ilke varsa, hepsinin içinin boşaltıldığı günler yaşıyoruz. Bu süreçte öne çıkan DEAŞ ve YPG gibi terör örgütlerinin, FETÖ gibi ihanet çetelerinin, en büyük zararı Müslümanlara verdiklerini görüyoruz. İpleri, kendilerini kullanan güçlerin elinde olan bu katil sürüleri, İslam dışı, insanlık dışı eylemleriyle, bölgemizin parçalanmasına taşeronluk yapıyor. Nasıl bir asır önce coğrafyamızdaki ülkelerin sınırları kanla, gözyaşıyla ve fitneyle çizilmişse, bugün de aynısı terör şebekeleri üzerinden yapılmak isteniyor. Yüz yıl önce Arapça konuşan, faaliyet gösterdiği yerin insanları gibi giyinen Lawrence vardı. Bugün de cübbeli, sakallı, hoca ve âlim kılıklı “Modern ‘Lawrence’ler’ aynı şeyi yapıyor. Bir asır evvel Sykes ile Picot arasında yapılan gizli anlaşmalar vardı, bugün de kapalı kapılar arkasında süren kirli pazarlıklar var.”
“MİLLET OLARAK İMTİHANIMIZ BÜYÜK”

Figüranları, argümanları ve oyuncuları farklı olsa da, kurgulanan oyunun aynı olduğunu, bölgenin geleceğinin ipotek altına alınmak istendiğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Birinci Dünya Savaşı sonrası kurulan, İkinci Dünya Savaşı sonrası tahkim edinen nizam, bugün aynı kodlarla yeniden kurgulanıyor. Unutmayın millet olarak imtihanımız büyüktür. Müslümanlar olarak sorumluluğumuz ağırdır. Şartlar ne olursa olsun, bu imtihandan başarıyla çıkmak boynumuzun borcudur” sözlerine yer verdi.
Herkesi derinden etkileyen acılar karşısında sergilenen çifte standardın gençleri kimi zaman ümitsizliğe, kimi zaman kızgınlığa sevk ettiğini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, okuyup seyrettiklerinin ve sosyal medyaya boca edilen vahşet görüntülerinin gençleri karamsarlığa yönelttiğini bildiğini ifade etti.
“KANDİL, İMRALI VE PENSİLVANYA ‘HAYIR’ DEDİĞİNE GÖRE BİZ DOĞRU YOLDAYIZ”
“Unutmayın, bizler Müslümanız, bizler Allah’ın rahmetinden ümidimizi kesmeyeceğiz” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları ekledi: “Bizler din gününün sahibine, yerlerin ve göklerin Rabbine inanan insanlarız. Bizler ‘zulüm ile yapılan binanın hiçbir zaman payidar olmayacağına’ tarihte yüzlerce kez şahit olmuş bir inancın mensuplarıyız. Birilerinin sizin bu duygularınızı istismar etmesine asla fırsat vermeyin. Bu tablo gönlünüzde ümit tomurcuklarının yeşermesine mani olmasın. Unutmayın, her imtihan bir imkândır. Gecenin en karanlık olduğu an, şafağın sökme anıdır.”

İsviçre Parlamentosu binası önünde yapılan ‘hayır’ gösterisinde açılan ve infial yaratan posterle ilgili de konuşan ve “İsviçre’de benim devasa posterimi yapıp şakağıma silah dayayanlar kimse, onlarla beraber yürüyenler kimse, şu anda bunlar burada da iş birliği yaptılar” açıklamasında bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Anayasa değişikliği halk oylamasında Kandil’in ‘hayır’ dediğini ve verdiği talimatla Avrupa ve Türkiye’de çalışmalar yürüttüklerini, İmralı ve Pensilvanya’daki terör örgütü elebaşlarının hayır dediğini hatırlattı ve “Artık daha sormaya gerek var mı? Onlar ‘hayır’ dediğine göre biz istikamet üzereyiz, biz doğru yoldayız” diye konuştu.
“Destan Yazan ve Yazacak Olan Gençliği Karşımda Görüyorum”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, TÜGVA 4. Gençlik Buluşması programında yaptığı konuşmada, “Bizim arzumuz, bu ülke gençliğinin elinde molotofla, taşla, silahla değil; kalemle, bilgisayarlar, kitapla dolaşan bir nesil olmasıdır. Gençler; insana sarf malzemesi gibi bakan, ölümü, öldürmeyi ve şiddeti kutsayan ideolojilere prim vermeyen bir gençlik yetişsin istiyoruz, derdimiz o” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye Gençlik Vakfı (TÜGVA) tarafından düzenlenen 4. Gençlik Buluşması programına katıldı. Abdi İpekçi Spor Salonu’nda gerçekleştirilen programda, Cumhurbaşkanı Erdoğan, gençlere hitaben bir konuşma yaptı.
Salonda bulunan gençlerin nezdinde, Türkiye’nin gönül coğrafyası içindeki, Almanya ve Hollanda’daki gençleri, terörle mücadelede yer alan Mehmetçikleri ve güvenlik güçlerini selamlayarak konuşmasına başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, programda gençlerle buluşmasından duyduğu memnuniyeti dile getirdi.
“PUSULASI VİCDAN OLMAYAN BİR AKLIN VARACAĞI YER BUHRANDIR, BUNALIMDIR”
Dünya üzerinde iyiye ve güzele dair ne varsa savunan, daima hakkın ve adaletin yanında olan bir neslin Türkiye’ye ve tüm insanlığa kazandırılması için gayret gösterdiklerini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bizim arzumuz, bu ülke gençliğinin elinde molotofla, taşla, silahla değil; kalemle, bilgisayarla, kitapla dolaşan bir nesil olmasıdır. İnsana ‘sarf malzemesi’ gibi bakan, ölümü, öldürmeyi ve şiddeti kutsayan ideolojilere prim vermeyen bir gençlik yetişsin istiyoruz, derdimiz o” diye konuştu.
TÜGVA’yı, gençlere evlerini aratmayacak bir barınma ortamı temin etmenin yanında, onların ilmi ve irfanî tekâmüllerine de imkân sağlayacak bir yuva olarak gördüklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Zira şu gerçeğin hepimiz farkındayız. Manevi kalkınma olmadan, maddi ilerlemenin bir kıymet-i harbiyesi yoktur. Pusulası vicdan olmayan bir aklın varacağı yer buhrandır, bunalımdır. Aşk ve hikmetle yoğrulmayan bilgi, sahibine sadece yüktür. Ahlakın yanına nezaketi, maneviyatın yanına samimiyeti koymadan menzile vasıl olmayız.”
“BAZI GAFİLLER ÜLKEMİZE BAKTIKÇA YENİ SEVR’LERİN HAYALİNİ KURABİLİR”
Gençlere, yeise düşmeyip umutlarını hiçbir zaman yitirmemelerini salık veren ve “Sizler, birilerinin ‘hasta adam’ olarak görüp ‘cenaze merasimi’ için geldiği bir dönemde, Çanakkale’yi yedi düvele mezar etmiş bir milletin mensuplarısınız” ifadelerini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “Çanakkale, ayağında çarığı olmayan, doğru düzgün üniforması olmayan, silahında mermisi olmayan o genç Mehmetçiklerin savaşıydı. İşte sizler tüm imkânsızlıklara, tüm yokluk ve yoksulluklara rağmen tarihe ‘Çanakkale Geçilmez’ diye yazdırmış bir ecdadın torunlarısınız. Bugün kimileri bütün bu hadiseleri mazide kalmış olaylar olarak görebilir. Bazı gafiller ülkemize baktıkça yeni Sevr’lerin hayalini kurabilir. Ama ben bu muhterislere 15 Temmuz gecesi yazılan kahramanlık destanını hatırlatmak istiyorum. Orada F-16'ların karşısında, tankların karşısında yılmayan gençler vardı. Helikopterlerden atılan o mermiler karşısında yılmayan gençler vardı. Ama Kılıçdaroğlu sen neredeydin? Atatürk Havalimanı'nda kaçıyordun. Hâlbuki biz seninle havalimanında buluşabilirdik. Ama yoktu. Neymiş Bakırköy'e gitmiş. Destan yazan gençliği ben karşımda görüyorum. Destan yazacak gençliği de karşımda görüyorum.”
“Geçmişte Ülke Yönetiminde Sorumluluk Alan Siyasetçiler Başkanlık Sisteminde Karar Kılmıştır”...
İstanbul Beylikdüzü’nde toplu açılış töreninde konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Geçmişte ülke yönetiminde sorumluluk almış, milletin geleceği için endişe duymuş ne kadar siyasetçi varsa hepsi de dönüp dolaşıp başkanlık sisteminde karar kılmıştır. Özal, Demirel, Erbakan, Türkeş, Yazıcıoğlu öyle demiştir, çünkü hepsi de bu yolun oradan geçtiğini biliyorlardı” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan İstanbul Beylikdüzü’nde yapımı tamamlanan hizmet ve tesislerin toplu açılış törenine katıldı. İlçe halkının da yoğun bir katılımla iştirak ettiğin törende Cumhurbaşkanı Erdoğan bir konuşma yaptı.
Açılışı yapılan hizmet ve tesislerin ilçe halkına hayırlı olması olmasını temennisinde bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, 1999 depreminden sonra yıldızı parlayan Beylikdüzü’nün, çarpık yapılaşma sıkıntısı yaşamadığı için, İstanbul’un şanslı ilçelerinden biri olduğunu, ulaşım ve konut projeleri, ticaret merkezleri ile İstanbul’un ve Türkiye’nin kalkınıp gelişmesinin ve refahının en yakın şahidi olduğunu söyledi.
“ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİYLE İSTİKRARLI DÖNEMLERİ KALICI HÂLE GETİRMEK İSTİYORUZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçmişe bakmadan geleceğin görülemeyeceğini, bu yüzden Türkiye’nin 16 Nisan için sandığa gittiğinde dün ile bugünün mukayesesini yapıp kararını vermesi gerektiğini belirtti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Unutmayınız, söylenen her şey yalan olabilir, ama yaşadıklarınız gerçektir” ifadelerini kullanarak, milletin geçmişte darbeler yaşadığını, bu darbelerle demokrasinin kesintiye uğrayıp hak ve özgürlüklerin gerilediğini, bu yüzden pek çok acının çekildiğini kaydetti ve ekledi: “Düşünün, bu ülke Başbakanını idam ettiği zaman, 2 bakanını idam ettiği zaman şu andaki ana muhalefet alkışlıyordu. Demek ki, ülkemizin mevcut yönetim sistemi milletimizin demokratik alanlarda sıkıntılara maruz kalmasına engel olamadı.”
Türkiye’nin yaşanan ekonomik krizler yüzünden sık sık fakirleştiğini, yüksek enflasyon ile faiz sarmalı yüzünden gecede yüzde 7 bin 500 faizler uygulanarak millete harcanması gereken kaynakların başkalarının cebine akıtıldığını, batan bankaların, zarar eden KİT’lerin, kötü yönetilen devletin tüm yükünün milletin sırtına bindirildiğini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, devamında şunları söyledi: “Şimdi diyeceksiniz ki, ‘madem sistem böyle kötüydü, Türkiye bugünlere nasıl geldi?’ Zaman zaman tıpkı 1950-60 arasında, tıpkı 1965-70 arasında, tıpkı 1983-91 arasında, tıpkı 2002’den bugüne kadar olduğu gibi tek parti hükûmetleri çıkmış ve ülkemizi geliştirmiş, kalkındırmıştır. Bu hükûmetlerde demokratik ve ekonomik reformlarında sürekli engellemelerle, sürekli tacizlerle karşılaşmışlardır. Biz 16 Nisan’da milletimizin takdirine sunduğumuz Anayasa değişikliğiyle işte bu istikrarlı dönemleri istisnai olmaktan çıkarıp kalıcı hâle getirmek istiyoruz.”

“BU ÜLKEDE OTEL ODALARINDA HÜKÛMETLERİN KURULDUĞUNU BİLİYORUZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasında, geçmişte Cumhurbaşkanlarıyla Başbakanların kavgalarına da değinerek, 1980 darbesine giden yolun taşlarının dönemin Cumhurbaşkanıyla Başbakanı arasındaki anlaşmazlıklar yüzünden döşendiğini, 1990’larda Cumhurbaşkanlarıyla Başbakanları arasındaki karşılıklı hakaret ve tehditlerin hâlâ hafızalarda olduğunu, aynı ekolden olmalarına rağmen Sezer ile Ecevit arasında yaşanan Anayasa kitapçığı krizi ile Türkiye ekonomisinin sarsıldığını kaydetti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin bir daha istikrarsızlıkların bedelini ödememesi, bir daha bir gecede fakirleşmemesi ve bir daha o kâbus gibi günleri yaşamaması için 16 Nisan halk oylamasında milleti ‘evet’ demeye çağırdı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan şunları söyledi: “Geçmişte ülke yönetiminde sorumluluk almış, milletin geleceği için endişe duymuş ne kadar siyasetçi varsa hepsi de dönüp dolaşıp başkanlık sisteminde karar kılmıştır. Özal, Demirel, Erbakan, Türkeş, Yazıcıoğlu öyle demiştir, çünkü hepsi de bu yolun oradan geçtiğini biliyorlardı. Biraz önce anlattığım sıkıntıları bu ülkede iliklerine kadar yaşayanlar bunu biliyordu. Muhalefetin meseleyi başka tarafa çekmek için uydurduğu yalanları bir kenara bırakın. İnşallah ben size burada çok basit bir denklem kuracağım. Seçimler yapılıyor, milletimiz sandıkta gönlünden hangi parti geçerse ona oyunu veriyor. Gayet güzel, demokrasinin gereği de budur. Şayet sandıktan bir parti tek başına hükûmeti kuracak çoğunluğu çıkartırsa mesele yok. Demokrasi dışı güçlerin engelleme çabalarına rağmen yarım yamalak da olsa işler bir şekilde yürüyor. Ama sandıktan çıkan sonuç bir partinin iktidarına imkân sağlamıyorsa, işte o zaman yandık. Hemen pazarlıklar başlıyor; 3 bakanlık eksik-5 bakanlık fazla olacak, şu konuda benim dediğim-öteki konuda senin dediğin olacak, bu kavgalarla zar-zor bir hükûmet kuruluyor. Bu ülkede biz otel odalarında, Güneş Motel’lerde hükûmetlerin kurulduğunu biliyoruz değil mi? Böyle bir ülkeden hayır olur mu? Olmaz.”
“BİR DÖNEM İÇİNDE BEŞ DEFA PARTİ DEĞİŞTİREN MİLLETVEKİLLERİNE ŞAHİT OLDUK”
Geçmişte kurulan koalisyon hükûmetlerinde, Mecliste kurulan hükûmetlere vesayet güçleri tarafından dışarıdan da müdahaleler yapıldığını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Hatta bu ülke, o pazarlıkların dışında farklı partiden transferler yapmak suretiyle hükûmetler kurdu. Bakın bir şey söyleyeceğim sizlere; toplam ömrü 24 gün, 38 gün, 2 ay olan hükûmetlerle yönetildik mi? Böyle bir ülkede istikrar olur mu? Bir dönem içinde beş defa parti değiştiren milletvekillerine şahit olduk mu? Böyle bir sistemin elbette istikrar ve güven ortamına katkısı olmaz” değerlendirmesinde bulundu. Cumhurbaşkanı Erdoğan törene katılan vatandaşlardan, ‘hükûmetlerin otel lobilerinde değil sandıkta kurulması, sandıkta kurulan hükûmetlerin sadece sandıkta yıkılabilmesi için’ referandumda ‘evet’ demelerini istedi.
“367 GARABETİYLE DEMOKRATİK HAKLARIMIZ GASP EDİLMEK İSTENDİ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan sözlerini şöyle sürdürdü: “2007 yılında Cumhuriyet yürüyüşleriyle, rektörleri yürüttüler; bunları kim yürüttü, bunların arkasında hangi zihniyet vardı? 29 Ekim Cumhuriyet kutlamalarında alternatif kutlamaları kimler yaptı? Ana Muhalefet Partisi. Niye? Çünkü bunlar her yerde ikilikten yanaydı, bölmekten yanaydı. 367 garabetiyle demokratik haklarımızın nasıl gasp edilmekten istendiğini, partimizin kapatılması için nasıl hukuk dışı yolların devreye sokulduğunu unutmadık. 2013 yılından itibaren ülkemizin yaşadıklarını biz nasıl görmezden gelebiliriz? Eğer milletimizin bize verdiği güçlü destek olmasıydı, sorunların çözümünde ne bu sistem bir işe yarardı, ne de bugün munis kedi numarası yapan muhalefet bize hayat hakkı tanırdı. 17-25 Aralık yargı-emniyet darbe girişiminin gerisinde işte tüm bu süreç vardır. Hatta hiç uzağa gitmeye gerek yok, 7 Haziran 2015 seçimlerinin ardından yaşananlar ortada, 56 Kürt kardeşimiz Diyarbakır’da öldürüldü, ölen Kürt, öldüren Kürt. Havaya girdi HDP, havaya girdi, zannetti ki, tamam artık, biz işi bitirdik, öyleyse vuralım dediler, 56 tane Kürt kardeşimi maalesef öldürdüler. Şimdi ne oldu? Şimdi girdikleri inlere kadar bunları kovalıyoruz, kovalayacağız.”
“ESKİYE METHİYE DÜZENLERİN TEK DERDİ KENDİ ÇIKARLARI”
7 Haziran 2015 genel seçimlerinin, hiçbir partinin tek başına iktidar olabilecek çoğunluğu elde edememesiyle sonuçlanmasına dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ana muhalefetin yanında terör örgütlerinden ülkemize diş bileyen dış güçlere kadar herkesin nasıl el ovuşturarak sahaya inmeye kalktığını görmedik mi?” dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, milletten aldığı güç ve Anayasadan aldığı yetki ile bu dönemi kontrollü bir şekilde yönetmeyi başardığını söyledi.
“Bu kadar hadiseyi yaşayıp da hiçbir önlem anlamadan, hiçbir tedbir geliştirmeden, hiçbir ders çıkarmadan devam edip gitmek mümkün müdür?” diye soran Cumhurbaşkanı Erdoğan, eskiye methiye düzenlerin tek derdinin, kendi konumlarının ve kendi çıkarlarının zarar göreceği endişesi olduğunu, hiçbirinin de Türkiye’nin ve milletin geleceğiyle ilgili endişesi ve vizyonunun olmadığını kaydetti.

“Dağdaki Teröristlerin Verdiği Talimata Uyanlarla Beraber Olmayalım”
İstanbul Beylikdüzü’nde toplu açılış töreninde konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, ‘hayır’ çağrısında bulunan terör örgütlerine dikkat çekerek, “Kişi sevdikleriyle beraberdir. Kandil böyle diyorsa, İmralı böyle diyorsa, Pensilvanya’daki FETÖ çetesinin başı böyle diyorsa, o zaman biz doğru yoldayız. Onun için şu 20 gün çok çalışmamız lazım” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan İstanbul Beylikdüzü’nde yapımı tamamlanan hizmet ve tesislerin toplu açılış törenine katıldı. İlçe halkının da yoğun bir katılımla iştirak ettiğin törende Cumhurbaşkanı Erdoğan bir konuşma yaptı.
“36 OLAN BAKANLIK SAYISINI 25’E İNDİRDİK”
Türkiye 1991 yılından beri kesintisiz istikrarla yönetilmiş olması hâlinde bugün bulunduğu yerin iki kat ilerisinde olacağını, şu anda 11 bin dolar kişi başına millî gelirin 22 bin dolar olacağını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Yönetim Sistemiyle Türkiye’nin 2023 hedeflerine ulaşacağını ve eksiğini fazlasıyla telafi edeceğini söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ana muhalefet partisi liderinin, yeni yönetim sisteminde Cumhurbaşkanı seçildiğinde kendisinin bütün akrabalarını Cumhurbaşkanı yardımcısı olarak atayacağı yönündeki iddialarına değinerek, göreve geldiklerinde 36 olan bakanlık sayısını 25’e indirdiklerini hatırlattı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, ilgili siyasi parti liderinin Sosyal Sigortalar Kurumu’nun genel müdürlüğünü yaptığı döneme işaret ederek, “Bu adama 5 tane keçi verin kaybedip gelir. O hastanelerimizin hâli neydi, sağlam gir hasta çıkarsın, rezillik… İşte Lüleburgaz’dan bir yavrumuzun kolunu kestiler. Orada cevap veremiyor. Savaş Ay soruyor, ‘Genel Müdürsün Beyefendi, sen sorumlusu değil misin?’ diyor. Diyor ki, ‘10 yıl önce daha iyiydi, şimdi daha kötü.’ Sensin buranın başında. Böyle bir genel müdür şimdi çıkmış, 7 yıl oldu, bir kasetle geldi partisinin başına, şimdi oradan yalan makinesi çalışıyor” ifadelerini kullandı.
“MİLLETİMİZ YAPTIĞIMIZ HİZMETLERE BAKARAK BİZE DESTEK VERDİ”
Konuşmasında Cumhurbaşkanı Erdoğan, 16 Nisan halk oylamasında sunulan Anayasa değişikliklerine ve Cumhurbaşkanlığı Yönetim Sistemine ‘hayır’ diyenlerin, vaktiyle eski adı Boğaziçi Köprüsü olan 15 Temmuz Şehitler Köprüsü ile Fatih Sultan Mehmet Köprüsüne, kendi dönemlerinde ülkeye kazandırdıkları Yavuz Sultan Selim ve Osman Gazi Köprüsü ile Marmaray ve Avrasya Tünellerine de ‘hayır’ dediğini dile getirdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Fakat biz ne yaptık? At denize balık bilmezse Halik bilir dedik hizmetlerimizi yaptık” diye ekledi.
Vatandaşları, Türkiye’yi ülkenin ve milletin geleceği için projesi, planı hayali olanların, her şeye karşı çıkanların değil millete hizmet edenlerin ülkeyi yönetmesi için ‘evet’ demeye davet eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, ‘hayır’ çağrısında bulunan terör örgütlerine dikkat çekerek, “Kişi sevdikleriyle beraberdir. Kandil böyle diyorsa, İmralı böyle diyorsa, Pensilvanya’daki FETÖ çetesinin başı böyle diyorsa, o zaman biz doğru yoldayız. Onun için şu 20 gün çok çalışmamız lazım” şeklinde konuştu.
“Milletimiz bugüne kadar bize boyumuz posumuz, kaşımız gözümüz için oy vermedi. Milletimiz yaptığımız hizmetlere, yapacağımız hizmetlere bakarak bize destek verdi” diye konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, İstanbul’da Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevine geldiğinde şehrin çöp dağlarından geçilmediğini, susuzluk ve hava kirliliği yaşadığını ve tüm bu sorunları iki yıl içinde hallettiklerini hatırlattı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, 12 yıl Başbakanlığı ve 2,5 yıldır devam eden Cumhurbaşkanlığı dönemlerinde Türkiye’yi muasır medeniyetler seviyesinin üstüne getirmek için çaba verdiklerini söyledi.
“MERKEZ BANKASI’NIN 115 MİLYAR DOLARIN ÜZERİNDE REZERVİ VAR”
Konuşmasında, eğitim, sağlık, ulaşım alanında ortaya koydukları hizmetlerden örnekler veren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Nereden nereye geldik, onun için kıskanıyor bizi, Batı onun için çıldırıyor. Al İsviçre, benim posterimi yapmışlar Parlamentonun önüne, şakağıma da silahı dayamışlar, ‘Erdoğan’ı öldürün’ diyorlar. Yahu sizin her yeriniz silah olsa ne yazar? Rabbimin tayin ettiği ömrü kimsenin almaya gücü yetmez” sözlerine yer verdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 1961 yılından göreve geldikleri 2002 yılına kadar Türkiye’nin IMF’e 23,5 milyar dolar borçlandığını, göreve geldikten sonra bu borcu ödeyerek 2013’te borcu sıfırladıklarını hatırlattı ve “Ey Kılıçdaroğlu, bundan haberin var mı? Bunlar öyle durup dururken olmadı, 27,5 milyar dolar Merkez Bankası’nın döviz rezervi vardı, hamdolsun şu anda 115 milyar doların üzerinde rezervimiz var, bak nereden nereye geldik. Biz üretiyoruz” dedi.
“GENÇLERİMİZE PARLAMENTOYU AÇIYORUZ”

Daha önce seçilme yaşını 30’dan 25 indirdiklerini, şimdi de halk oylamasına sunulan değişiklikle bunun 18’e ineceğini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “18-25 yaş aralığındaki gençlerimize Parlamentoyu açıyoruz. Seçme hakkı varsa, seçilme hakkı da olacak dedik. Ve şimdi 18 ila 25 arasındaki gençlerin Parlamentoya girmesine evet mi? Ben gençlerimize inanıyorum. Gazi Mustafa Kemal ‘Cumhuriyeti gençlerimize emanet ettim’ diyor. Peki, bu adam hem bir taraftan ‘ben Gazi Mustafa Kemal’in partisinin Başkanıyım’ diyor, peki niye o zaman Cumhuriyetin kendisine emanet edildiği bu gençleri Parlamentoda niye görmek istemiyorsun, niye rahatsız oluyorsun?”
“ŞİMDİ MİLLET OLARAK ÜZERİMİZE DÜŞENİ YAPACAĞIZ”
Anayasa değişiklikleri ile ilgili TBMM’de Ak Parti Genel Başkanı Binali Yıldırım ve Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli’ye ve 339 milletvekiline teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Onlar Parlamentoda üzerlerine düzeni yaptılar, şimdi millet olarak da biz üzerimize düşeni yapacağız” diye konuştu.
Tüm siyasi partilere gönül vermiş vatandaşlara 16 Nisan halk oylamasında ‘evet’ demeye davet eden ve ‘Bir olalım, beraber olalım, dağdaki teröristlerin verdiği talimata uyanlarla beraber olmayalım’ çağrısında bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, toplu açılış töreni ile hizmete sunulan yatırımların hayırlı olması temennisinde bulunarak sözlerini tamamladı.
Konuşmasının ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya, İstanbul Valisi Vasip Şahin ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş ile birlikte yapımı tamamlanan hizmet ve tesislerin açılış kurdelesini kesti.












































































YORUMLAR