“Türk Milleti’nin iradesini esir alıp, diz çöktürebilecek hiçbir dünyevi güç yoktur”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti Güngören İlçe Kongresi’nde yaptığı konuşmada, “Dost-düşman herkes artık bir gerçeği kabul ediyor. Türk Milleti’nin iradesini esir alabilecek, bu millete diz çöktürebilecek, korkutacak, sindirecek, pranga vuracak hiçbir dünyevi güç yoktur” dedi.
Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti Güngören 6. Olağan İlçe Kongresi’ne katıldı. Tozkoparan Spor Salonunda gerçekleştirilen kongre öncesinde kendisini bekleyen vatandaşlara bir selamlama konuşması yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, partililere hitaben bir konuşma gerçekleştirdi.
15 Temmuz gecesi darbe girişiminin başlamasıyla beraber meydanlara koşan ve göğsünü demokrasiye siper eden Güngörenlilere teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bağımsızlığı söz konusu olduğunda bu milletin neler yapabileceğini, nelerden vazgeçebileceğini tüm dünyaya gösterdiniz” dedi.
“ÇANAKKALE RUHU DİMDİK AYAKTA”
“Dost-düşman herkes artık bir gerçeği kabul ediyor. Türk Milleti’nin iradesini esir alabilecek, bu millete diz çöktürebilecek, korkutacak, sindirecek, pranga vuracak hiçbir dünyevi güç yoktur” sözleriyle konuşmasına devam eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Sultan Fatih’in yaktığı fetih ateşinin gönülleri ısıtmaya devam ettiğini, “Çanakkale geçilmez” dedirten inanç ve ruhun hâlen dimdik ayakta olduğunu vurguladı.
Mehmet Akif Ersoy’un; “Girmeden tefrika bir millete düşman giremez/Toplu vurdukça yürekler onu top sindiremez” dizelerini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “FETÖ bu milletin tankını ve topunu kullanmak suretiyle, beslemeleri vasıtasıyla ihanet etti ya bu millete. Sindirebildiler mi? Hayır. Bölücülerin ve arkasındaki güçlerin tehditleri de bizi sindiremeyecektir” dedi.
“SİYASET İKBAL İÇİN DEĞİL, HAKK’IN VE HALKIN RIZASINI KAZANMAK İÇİN YAPILIR”
İktidara gelişleri üzerinden 15 yıldan fazla bir süre geçmesine rağmen, milletin hâlâ en çok AK Parti’ye güvendiğini, vatandaşların hem kendi geleceğini, hem de ülkenin istikbalini AK Parti’de gördüklerini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’yi hayalleriyle, hedefleriyle buluşturacak yegâne hareketin, bu kadro olduğunu belirtti.

Hangi sebeple olursa olsun hiç kimsenin bu umutları boşa çıkarmaya hakkı olmadığını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu davaya gönül vermiş, kendini bu hareketin bir neferi olarak gören hiçbir kardeşimin küsmek, darılmak, yorulmak gibi bir mazereti olamaz. Biz, ‘pazara kadar değil mezara kadar’ yol yürümeye ahitleşmiş insanlarız. Biz son nefesimize kadar ülkemize ve milletimize hizmet etmeyi kendimize görev bilmiş dava adamlarıyız. Hep söylüyorum, bizde görev sorumluluktur. Bizde paye demek, gece uykularını kaçıracak kadar ağır bir yükün altına girmek demektir. Bizde siyaset ikbal için değil, Hakk’ın ve halkın rızasını kazanmak için yapılır. Bizim dava ahlakımızda makam, mevki ve koltuklar sadece millete daha iyi hizmet etmenin bir aracıdır. Bunların amaç hâline getirilmesine bugüne kadar izin vermediğimiz gibi bundan sonra da göz yummayız. Bize verilen tüm imkânların aynı zamanda bizim için bir imtihan vesilesi olduğunu unutmadan çalışmalıyız.”
“AK PARTİ’NİN GELECEĞİ İLE TÜRKİYE’NİN GELECEĞİ İÇ İÇE”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti’nin geleceği ile Türkiye’nin geleceğinin iç içe geçtiğini kaydederek, “Bu hareket ne kadar sağlam durursa, ülkemiz de, milletimiz de o kadar güçlü olur” dedi. 7 Haziran seçimlerinin en küçük bir sendelemenin Türkiye’ye maliyetinin neler olabileceğini çok açık ve net gösterdiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, o günlerde darbeci zihniyetin nasıl hortladığına, birilerinin eskiden olduğu gibi siyasete nasıl ayar vermeye yeltendiklerine hep beraber şahit olunduğunu hatırlattı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasının devamında şunları kaydetti: “Şayet o kritik süreci iyi yönetmeseydik, emin olun, 15 yıllık kazanımlarımızı kaybetme tehlikesiyle karşılaşacaktık. Şayet biz o günlerde dirayetli ve kararlı davranmasaydık, bugün Türkiye çok daha ciddi sorunlarla mücadele etmek zorunda kalacaktı. Ülkemizin tekrar benzer maliyetler ödemesine, aynı sıkıntı ve badirelerle yüz yüze bırakılmasına tahammül gösteremeyiz.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Güngören’in kendi belediyeleri döneminde adeta baştanbaşa yeniden inşa edildiğini kaydetti. Bu yıl temeli atılacak olan gençlik merkeziyle, yakında hizmete açılacak nikâh salonuyla, tamamlanan engelliler merkeziyle, sosyal yardım merkezleriyle, kültür merkezleriyle, bilgi evleriyle, yüzme havuzlarıyla Güngören’in çehresinin değiştiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, İstanbul’un en önemli kentsel dönüşüm projelerine ev sahipliği yapan ilçede “yerinden dönüşüm” anlayışıyla hem kentin hafızasına saygı duyan, hem de mahalle kültürünü yaşatan yedi kat sınırıyla ilçeyi yüksek binaların tasallutuna sokmayacak olan bu projeleri kendisinin yakından takip ettiğini ifade etti.
“Milletimize ne söz verdiysek inşallah hepsini de yapacağız” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasını “tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet” vurgusuyla tamamladı.
“Bize uzatılan hiçbir samimi eli havada bırakmadık”...
Cumhurbaşkanı Erdoğan AK Parti Bağcılar İlçe Kongresi’nde yaptığı konuşmada, “İster dostluk için olsun, ister belirli bir alanda ve konuda iş birliği için olsun, bize uzatılan hiçbir samimi eli havada bırakmadık, bırakmayız. Ama aynı el yumruk olup üzerimize geliyorsa, kimse kusura bakmasın, ona da karşılık vermesini biliriz” dedi.
Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan AK Parti Bağcılar 6.Olağan İlçe Kongresi’ne katıldı. Bağcılar Olimpik Spor Salonunda düzenlenen kongre öncesinde kendisini bekleyen vatandaşlara bir selamlama konuşması yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, daha sonra kongrenin yapılacağı salonda partililere hitap etti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının başında 16 Nisan halk oylamasında, yüzde 61’lik evet oranıyla kendisine destek olan Bağcılar seçmenine teşekkür ederek, 2019 seçimlerinde hem belediye başkanlığında, hem milletvekilliğinde, hem de Cumhurbaşkanlığı seçiminde çok daha büyük bir başarı beklediğini ifade etti.
“İLÇENİN ÇEHRESİ DEĞİŞTİ”
İstanbul’a bakışlarını ve hizmetlerini en iyi, 1992 yılından beri müstakil bir ilçe olan Bağcılar’ın serencamın anlattığını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu ilçenin 22 kilometrekarelik alandaki 750 bin nüfusuyla, İstanbul’un önde gelen ilçeleri arasında yer aldığını belirtti. İlçe olduğu ilk dönemlerde bu bölgenin, kışın çamurdan, yazın tozdan geçilmeyen, hiçbir alt yapısı olmayan, plansızlık ve projesizlik abidesi bir yer durumunda olduğunu aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, seçim kampanyasına geldiklerinde ilçeyi çizmelerle dolaştıklarını hatırlattı. Büyükşehir Belediye Başkanı olarak ilçe belediye başkanları ile birlikte çalışıp çabalamasıyla Bağcılar’ı bugünkü hâline getirdiklerini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan Bağcılar’da yaşayan vatandaşların bu süreci bizzat yaşayarak gördüklerini belirtti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, İstanbul’un önemli iş merkezlerinden bir kısmına ev sahipliği yapan ve yaklaşık 200 bin konutun bulunduğu ilçenin, kentsel dönüşüm çalışmalarının ardından çok farklı bir konuma geleceğine olan inancını ifade etti. Son yıllarda Bağcılar’da yapılan parkların, engellilere yönelik tesislerin, sosyal ve kültürel merkezlerin, müzelerin, bilgi evlerinin, aile sağlığı merkezlerinin, ilçenin çehresini değiştirdiğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, ilçe belediyesinin 740 milyon liralık bir yatırımla hizmete aldığı 250 tesisin, burada yaşayanların hayat kalitesini fevkalade yükselttiğini kaydetti.
Hâlen 470 milyon liralık maliyetle inşası süren 12 proje tamamlandığında, Bağcılar’ın daha da güzelleşeceğini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, bunlar arasında yeni belediye hizmet binası, Bağcılar Meydanı ve Kapalı Otoparkı, spor kompleksleri, yüzme havuzları, gençlik merkezlerinin bulunduğunu belirtti.
“KITALARI BİRBİRİNE BAĞLADIK”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sadece büyükşehir ve ilçe belediyelerinde değil, hükûmet olarak da İstanbul’a çok büyük hizmetler getirdik. Geçtiğimiz 15 yılda İstanbul’a 210 milyar liralık yatırım yaptık. Boğazın altına Marmaray ve Avrasya Tünelleri, üstüne Yavuz Sultan Selim Köprüsünü inşa ederek, şehri ve kıtaları birbirine bağladık” şeklinde konuştu.
“TÜRKİYE’NİN İTİRAZI BATI YÖNETİMLERİNİN SERGİLEDİĞİ ÇİFTE STANDARTLARA”
“Türkiye ilerledikçe, yükseldikçe, kendi kararlarını alıp, kendi imkânlarıyla uygulamaya koydukça, rahatsızlık açıklamaları, endişe beyanları, hatta ufak çaplı da olsa politika değişikliği sinyalleri gelmeye başladı” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasının devamında, “Dikkat ederseniz, Türkiye’nin Afrin operasyonundan ve Afrin şehir merkezine girmesinden rahatsız olanlar, bölgemizdeki insanlık dışı görüntüler karşısında derin bir sessizliğe gömülmüşlerdir. Mesela, Doğu Guta’da binlerce sivil ağır silahlarla katledilirken, bunlar hiç rahatsız olmaz. Mesela, İdlib’te bir okulun öğrencilerinin, hem de savaş uçaklarıyla katledilmesinden bunlar hiç endişe duymadılar. Mesela bölücü teröristlerin, ailelerinin ellerinden zorla kopardığı ve akıbetleri meçhul olan binlerce çocuk, bunlardan hiç rahatsız olmadılar. Mesela, Almanya’da hemen her gün bir camimizin bölücü teröristler veya ırkçılar tarafından saldırıya uğraması, bunlarda hiçbir endişeye yol açmıyor. Mesela, Filistin’deki çocuklara, sivil halka uygulanan zulümden bunlar hiç rahatsız olmuyor. Bunların duyarlılığı sadece Türkiye’ye karşı. Bu kesimler ne yaparsa yapsın Hak hâkim oluncaya kadar bu yola devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.
Bu kesimlerin vicdanları nasırlı olduğu için Türkiye husumeti dışında kıllarını kıpırdatmadıklarını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Haklarını yememek lazım, elbette Batı’da insan hakları konusunda samimi hassasiyeti olan pek çok kişi var. Mesela, 2003 yılında, haksız yere evi yıkılmaya çalışılan bir Filistinliyi korumaya çalışırken buldozerler tarafından ezilerek katledilen Rachel Corrie’yi unutamayız, bu da var. Bunun gibi daha çok sayıda örnek var. Bizim itirazımız, Batı yönetimlerinin sergilediği ve ahlaki hiçbir izahı olmayan çifte standartlaradır.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin siyasette, ekonomide, diplomaside mesafe kat ettikçe, bu tarz husumetlerin artarak süreceğinin anlaşıldığını söyleyerek bu durum karşısında yapılması gereken tek şeyin daha çok çalışmak, başarılı olmak ve daha büyük kazanımlar elde etmek olduğunun altını çizdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Herkesle dost olmak zorunda değiliz, ama çıkarlarımızın uyuştuğu herkesle müttefik olabiliriz. Hakiki dostlarımızın kimler olduğunu biliyoruz ve onları el üstünde tutuyoruz” şeklinde konuştu.
Konuşmasının devamında Milliyetçi Hareket Partisi ile kurulan ‘Cumhur ittifakına’ değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu ittifak ile Türkiye’de bir değişimi ve dönüşümü gerçekleştireceklerini bunu hazmedemeyenlerin olduğunu ifade etti.
“HAKİKİ DOSTLARIMIZIN KİMLER OLDUĞUNU BİLİYORUZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan sözlerini şöyle sürdürdü: “Hakiki dostlarımızın kimler olduğunu biliyoruz ve onları el üstünde tutuyoruz. Bunun yanında, bir müttefikimiz olduğunu iddia edenler var, bir de gerçek müttefiklerimiz olduğunu iddia edenler var. Onların da kimler olduklarının gayet iyi farkındayız. İster dostluk için olsun, ister belirli bir alanda ve konuda iş birliği için olsun, bize uzatılan hiçbir samimi eli havada bırakmadık, bırakmayız. Ama aynı el yumruk olup üzerimize geliyorsa, kimse kusura bakmasın, ona da karşılık vermesini biliriz.”
Konuşmasının sonunda Cumhurbaşkanı Erdoğan, Afrin’deki mücadelenin kararlı bir şekilde devam ettiğini, bunun Fırat Kalkanı Harekâtı bölgesiyle bütünleşeceğini ifade etti. Harekât kapsamında şehit düşen askerlere rahmet dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını birlik beraberlik vurgusuyla bitirdi.

“Bu ülkenin ekmeğini yiyen, suyunu içen hiç kimsenin Afrin operasyonundan rahatsız olmaya hakkı yoktur”...
AK Parti Beyoğlu İlçe Kongresi’nde konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye’nin Afrin operasyonundan herkesin rahatsız olmaya hakkı olabilir, ama bu ülkenin ekmeğini yiyen, suyunu içen, havasını soluyan hiç kimsenin böyle bir hakkı yoktur. Okul koridorlarında, kantinlerinde, bahçelerinde adeta terör estiren bu çapulculara, kesinlikle meydanı bırakmayacağız” dedi.
Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti Beyoğlu 6. Olağan İlçe Kongresi’ne katıldı.
“TÜRKİYE TARİHÎ GÜNLER YAŞIYOR”
İstanbul Haliç Kongre Merkezinde düzenlenen kongrede partililere hitap eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin çok tarihî günler yaşadığını ifade ederek, yaşanılan her tecrübenin, elde edilen her başarının, indirilen her maskenin karşı karşıya kalınan tehlikenin ne kadar büyük olduğunu bir kez daha teyit ettiğini belirtti.
“Türkiye’nin sınır ötesinde ne işi var” diyen her kişi ve kesimin, aslında birlik ve bütünlükten, geleceğe güvenle bakılmasından duyduğu rahatsızlığı dışa vurduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu ifadelerin Türkiye’yi engellemek, karalamak ve kafaları karıştırmak isteyenlerin argümanları olduğunu kaydetti. Türkiye’de 15 yıldır her şeyin bunlara rağmen yapıldığını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Eğer biz bu vesayete, bu ihanet çetelerine teslim olmuş olsaydık, tek bir adım dahi atamazdık” dedi.
BEYOĞLU’NA YAPILAN HİZMETLER
Cumhurbaşkanı Erdoğan “Bir yandan ülkemizin güvenliğini sağlarken, demokrasisini güçlendirirken, ekonomisini büyütürken, diğer yandan da şehirlerimizin gelişmesine, kalkınmasına yönelik projeleri birer birer hayata geçiriyoruz” dedi.
İstanbul’un tüm ilçeleriyle birlikte Beyoğlu’nda atılan adımların, yapılan hizmetlerin ortada olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan bu hizmetleri şöyle aktardı: “Beyoğlu Belediyemiz ismine ve imajına uygun şekilde teknolojiyi en iyi kullanan kurumlarımızdan biridir. Vatandaşlarımızın belediyedeki işlerinin yüzde 95’inin online ortamda takibi mümkün hâle gelmiştir. Okmeydanı kentsel dönüşüm projesi kapsamında 80 bin kişinin 60 yıllık tapu meselesi çözüldü. Örnektepe’de gayrimüslim vatandaşlarımızın da haklarını, hukuklarını koruyacak şekilde yine önemli bir dönüşüm projesi hayata geçiriliyor. Tarlabaşı’nda hem kentsel yenileme, hem restorasyon çalışmaları hızla devam ediyor. Haliçport ve Galataport gibi İstanbul’un prestij projeleriyle Beyoğlu’nun geleceği inşa ediliyor. Şehrimizin en önemli konaklama merkezi olan Beyoğlu’nda günlük kapasite 50 bin yatağa kadar çıktı, bu da 2 milyar dolara yakın bir ticaret hacmi anlamına geliyor. İstanbul’un vitrini olan bu ilçede yeni istihdamın 134 bini bulması, 10 bin yeni esnafın faaliyete başlaması, yürütülen çalışmaların büyüklüğünü göstermeye herhâlde yeterlidir.”
“BİRİLERİ KENDİLERİNCE ÜLKEMİZE ÇELME TAKMAKLA MEŞGUL”
Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasının devamında Afrin operasyonuna ilişkin dair değerlendirmelerde bulundu. “Biz ülkemize ve milletimize yaptığımız işte bu hizmetleri her alanda çoğaltmanın gayreti içindeyken, birileri de kendilerince ülkemize çelme takmakla meşgul” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye’nin Afrin Operasyonundan herkesin rahatsız olmaya hakkı olabilir, ama bu ülkenin ekmeğini yiyen, suyunu içen, havasını soluyan hiç kimsenin böyle bir hakkı yoktur” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan sözlerini şöyle sürdürdü: “Bir üniversitemizde şehitlerimizin hatıralarını yâd etmek için düzenlenen etkinliğe tahammül edemeyen zihniyet, bu ülkeye ve millete ait değildir. Efendim, ‘işte bu üniversite çok popüler bir üniversite, çok kalite bir üniversite, bu üniversite marka bir üniversite’. Tamam da bu üniversitenin içinde affederseniz bu tür teröristler olduktan sonra, bu tür terörist öğrenci olduktan sonra, bunlar o markaya leke sürüyor. Şu anda biz onlarla ilgili gereğini yapıyoruz, yapacağız da. Ben bu üniversitemizi lekelememek için ismini anmıyorum, Rektörün samimi gayretlerini de biliyorum. Şu anda üzerine üzerine gidiyoruz ve bu terörist öğrencileri kamera çekimlerinden bulup çıkarıp onlara da gereğini yapacağız.”
“OKUL KORİDORLARINDA TERÖR ESTİREN ÇAPULCULARA MEYDANI BIRAKMAYACAĞIZ”
Üniversitelerdeki hocaların da çok daha dikkatli olması gerektiğini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Eğer bu üniversitelerimizdeki hocalarımızın bu öğrencilerle iltisaki olduğunu da belirlediğimiz anda onlarla ilgili de gereğini yaparız. Çünkü bizim için vasıflı öğrenci, kaliteli öğrenci, vasıflı öğretim üyesinden gelir. Eğer vasıflı öğretim üyesi yok da onun eseri bu ise, olmaz” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasında askerin Afrin’e memleketin huzurunu sağlamak, sınırlarımıza saldıranlara karşı gerekli dersi vermek için gittiğini tekrarladı. Üniversitelerde FETÖ döneminde yuvalanan bir kısım terör örgütü yandaşlarının benzer densizlikler içinde olduklarını duyduklarını da söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Okul koridorlarında, kantinlerinde, bahçelerinde adeta terör estiren bu çapulculara kesinlikle meydanı bırakmayacağız, bu da böyle biline. Marjinal örgütler tarafından bazı üniversitelerimizin asli görevlerinden uzaklaştırılmasına, kimi grupların eylem alanına dönüştürülmesine asla müsamaha göstermeyeceğiz. Zaman zaman Beyoğlu sokaklarında da arzı endam ettiklerini gördüğümüz bu marjinaller, edepleriyle durdukları müddetçe bu ülkenin renklerinden biri olarak kalabilirler. Ama işi baskıya, kendilerinden olmayanlara tahammülsüzlüğe, saldırıya, şiddete vardırırlarsa, hiç kimse kusura bakmasın, kulaklarından tutar ait oldukları yere fırlatırız, olay budur” şeklinde konuştu.

“BU MİLLETİN DEĞERLERİNE SALDIRMAYA KİMSENİN HAKKI YOKTUR”
Bu ülkenin huzurunu bozmaya, bu milletin değerlerine saldırmaya kimsenin hakkı olmadığını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, vatanın bekası, 81 milyonun huzuru ve emniyeti için canlarını feda eden aziz şehitlere hiç kimsenin dil uzatamayacağını vurguladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan sözlerini şöyle sürdürdü: “Tabii bunların ağababası, genel başkanından milletvekillerine, il başkanlarından belediye başkanlarına kadar ana muhalefet partisi CHP’dir. CHP’nin genel başkanı ve yöneticileri o kadar çok yalan, yanlış, iftira dile getiriyorlar ki biz artık takibi bıraktık. Ya bunlar değil miydi Afrin’e girişimizin doğru olmadığını söyleyen, ‘Afrin’e girmek yanlıştır’ diyen bunlar değil miydi? Ama Afrin zaferi ilan edilince, bu sefer de utanmadan, sıkılmadan Afrin zaferini kutlamaya kalktılar. Sıkıysa kutlama, sıkıysa kutlama, çünkü bu millet o zaman Osmanlı tokadını bunlara farklı atar.”
Hukuki bir takip yapılması gerekiyorsa avukatların, siyasi bir cevap verilmesi gerekiyorsa da partideki ilgililerin kendileriyle meşgul olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, ülkenin ve milletin hizmet beklediği bir dönemde bunlara harcayacak vakitlerinin olmadığını ifade etti.
Buna rağmen bazen söylenen sözler karşısında cevapsız kalmanın millete haksızlık olacağını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Mesela bazı CHP milletvekilleri, Sosyal Güvenlik Kurumu gayrimenkullerini satıyor diye ortalığı ayağa kaldırmışlar. Hâlbuki şöyle bir geriye doğru araştırma yapsalar, bu kurumun tarihindeki ilk gayrimenkul satışını hem de yönetim kurulu üyelerinden bir kısmının muhalefetine rağmen genel başkanlarının yaptığını görecekler, yani Bay Kemal’in yaptığını görecekler. Bu CHP milletvekillerine tavsiyemiz, eylemi Balgat’ta Sosyal Güvenlik Kurumu binasının önünde değil, genel başkanlarının makam odasının kapısında yapmalarıdır, çok daha isabetli olur” şeklinde konuştu.
“MİLLETİMİZLE ÇIKTIĞIMIZ SİYASET YOLCULUĞUNDA HEP DOĞRU BİLDİĞİMİZ İSTİKAMETTE İLERLEDİK”

Aynı partinin daha önce başka saygısızlıkları da olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Çanakkale Belediyesinin kahraman ordumuzun Afrin başarısını kutlamak için şehirde zafer pilavı dağıtma teşebbüsünü engellemesi de bir başka utanç verici hadisedir. Ya bu ne terbiyesizliktir? Orada zafer için bir pilav dağıtımını partimizin gençlik kolları STK’larla beraber yapıyor. Bundan rahatsız oluyorlar ve pankartı sökmek istiyorlar. Hâlbuki kendileri geçmişte bölücü örgütün desteklediği partinin güya başarısını kutlamak için şehir merkezinde pilav dağıtmışlardı. Hatta hatta partimizin belediye meclis üyesini, üyelerini meclisteki toplantıda söz aldılar konuşturmadı ve salondan kovma yoluna gitti, üstelik de bir bayan belediye meclis üyesini. Ve ben de valiye talimat verdim; dedim ‘Bu sene 18 Mart kutlamalarında kesinlikle bu Belediye Başkanına konuşma vermeyeceksin’. Evet, sen seçilmişe, orada söz istiyor konuşuyor, susturuyorsun ve kovuyorsun. Sen ise şu anda burada vali veyahut da başbakan eğer sana söz verirse söz verirse gelip konuşabilirsin, yoksa konuşamazsın.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasının sonunda ittifakların yavaş yavaş şekillendiğini, bölücüleri destekleyenlerle ülkenin ve milletin yanında saf tutanların her geçen gün biraz daha ayrıştığını söyleyerek, “Biz milletimizle çıktığımız siyaset yolculuğunda hep doğru bildiğimiz istikamette ilerleyerek bugünlere kadar geldik. İnşallah bundan sonra da aynı şeklide yolumuza devam edeceğiz, Rabbim yar ve yardımcımız olsun” dedi.
Emine Erdoğan: “Çocukların güven içinde yaşayacağı bir dünya inşa etmek, en temel sorumluluğumuzdur”...
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, TOGEMDER tarafından düzenlenen Çocuk İhmal ve İstismarı Sempozyumu’nda yaptığı konuşmada, “Ortak bir gayretle çocukların güven içinde yaşayacağı bir dünya inşa etmek, en temel sorumluluğumuzdur. Çocukları güvende olmayan bir toplumun geleceği de yoktur” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, TOGEMDER tarafından İstanbul’da düzenlenen “Çocuk İhmal ve İstismarı Sempozyumu”na katıldı. Tüm dünyada artan çocuk istismarına karşı bir farkındalık projesi olan Çocuk İzleme Merkezi’nin de tanıtımının yapıldığı toplantıda Emine Erdoğan katılımcılara hitap etti.
“ÇOCUKLARIN İHMAL EDİLMESİ, EN BÜYÜK İNSANLIK AYIBIDIR”
Emine Erdoğan, “Çocuk kelimesi, ihmal ve istismar kelimesiyle yan yana gelebiliyorsa, ortada ciddi bir sorun var demektir” diyerek Allah’ın bize emanet olarak verdiği çocukların ihmal edilmesinin, en büyük sorumsuzluk ve insanlık ayıbı olduğunu vurguladı.
İstismarın insanlığın kirlenen vicdanı olduğunu söyleyen Emine Erdoğan, güçlü, sağlıklı bir toplum inşa etmenin yegâne yolunun, geleceğin sahibi olan çocukların psiko-sosyal ve fizyolojik açıdan sağlam, istismardan uzak bir yaşam sürmesi olduğunu kaydetti ve bunu tesis etmenin herkesin boynunun borcu olduğunun altını çizdi.
Konuşmasının devamında ailelerin ve toplumun sorumluluklarına değinen Emine Erdoğan, “Çocuk en çok anne-babanın, sonra eğitim kurumlarının ve nihayetinde toplumun ürünüdür. Kendi karnemizi görmek istiyorsak, çocuklarımıza bakmalıyız. Ne acı ki, insanlığın karnesi çok kötü durumda. Hayatı erken yaşta tanımak zorunda kalan, silahların gölgesinde yaşam süren nice çocuğumuz var. İnsanlık, çocuklar aşkına savaşması gerekirken, hırsları ve hazları için yaptığı savaşlarda çocukları öldürüyor” dedi.
“ÇOCUKLARI GÜVENDE OLMAYAN BİR TOPLUMUN GELECEĞİ DE YOKTUR”
Emine Erdoğan, çocukların yerinin ailenin yanı olduğunun altını çizerek, kimsesiz çocukların ise, koruyucu ailelerde güven altına alınması gerektiğini vurguladı ve devletin koruyucu aile uygulamasına değindi. Emine Erdoğan, sözlerini şöyle tamamladı: “Ortak bir gayretle çocukların güven içinde yaşayacağı bir dünya inşa etmek, en temel sorumluluğumuzdur. Çocukları güvende olmayan bir toplumun geleceği de yoktur.”
Programda, istismara karşı koruyucu ve önleyici çerçevede on bin çocuk ve yetişkine kişisel sınırların, bedenlerini korumanın, gerektiğinde “hayır” diyebilmenin eğitiminin verileceği Çocuk İzleme Merkezi tanıtıldı. Merkez, çocuk ihmal ve istismarının önüne geçmeyi ve çocukların yaralarını sarmayı hedefliyor.

Millî Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya, Adalet Bakanı Abdülhamit Gül’ün de birer konuşma yaptığı program, çeşitli konu başlıkları ile devam etti. “Çocuk ihmal ve istismarında çok boyutlu değerlendirme” başlıklı ilk oturumun moderatörlüğünü ise Dr. Esra Albayrak yaptı.
Programa iş, sanat, siyaset dünyasından ünlü isimler de katıldı.












































































YORUMLAR