Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya

Van Müftüsü Hacı Hamidi Turabi, okutulacak Mevlid ile anılacak

Ali Aladağ…:Malatya Olay Haber…:
Gündem özel…Malatya’da Van Müftüsü olarak bilinen Hacı Hamdi Turabi Akçadağ’ın Develi Mahallesin de anısına ailesi tarafından okutulacak olan Mevlid şerif ile anılacak.

Ali Aladağ…:Malatya Olay Haber…:
Gündem özel…Malatya’da Van Müftüsü olarak bilinen Hacı

 

Halk arasında Van Müftüsü olarak bilinen, Osmanlı İmparatorluğunun son dönemi ile Cumhuriyetin ilk dönem alimi, Nakşibendi mürşidi, müellif, tabip, astronom, tarihçi ve karşılaştırmalı dinler uzmanı Şeyh Hacı Hamid Hamdi-i Vani el-Malati, anısına ölümünün 71. yıldönümünde 28 Haziran Pazar günü mevlid okutulacak.

Nakşibendi Tarikatının üstadlarından Van Müftüsü Seyyid Hacı Hamdi Turabi Ks’nin senei devriyesi münasebetiyle okutulacak olan mevlid ile ilgili hazırlıkların sürdüğü haber alındı.

Kendi Kaleminden Terceme-i Hâli: Hacı Hamid Hamdî Vânî Murtazevî b. Ali Efendi b. Demir b. İsmail Şeyhin babası Ali Efendi yine bir ilim ehlidir ve yüzlerce insan çalıştırarak tarım yapmaktadır. Annesi Mahiye Hatun ise ata binen, silah kullanabilen yedi çocuklu bir kadındır. Hâsim ve Hacı Temir dışında müellifin kardeşleri Bilâl. Sultan, Binnâz, Abdurrahman ve çoğu yeğenleri Van ișgalinde şehid düşmüşlerdir.

Ali Efendi (öl. 1915) ve Mâhiye Hatun çiftinin fakih oğlu Şeyh Hamdî Efendi 1873 Nûrsîn-i Süflâ’da dünyaya gelmiştir. Doğduğunda omzunda, sırtında ve alnında birtakım yazılar görülmüştür. 1870’li yıllarda yazıların sırrını çözmek için babası onu İstanbul’a götürmüş. Zamanla silinen yazıların sırrı çözülememiştir.

İlk eşi Hanife Hanım’dan olan beş çocuğunun isimlerini hiç zikretmemiştir. Urfa Suruç’ta iken evlendiği ikinci eşi Pembe Hanım’da doğum esnasında çocuğuyla birlikte vefat etmişti. Malatya da evlendiği Emine Hanım’a ve ondan olma Sakine. Bahaeddin. Şehabettin. Necmettin ve Mehpâre evladına bu konu hakkında hiçbir şey söylememişti.

 1289/1873 senesinde Van vilayetinin Nursîn-i Süflâ mahallesinde Tevellüd edip mahalle mektebinde Bekir Efendi Hoca`dan bid‘ ederek hatm-i kelâm-i kadîmden sonra. Doksan beş tarihinde mekteb-i rüşdiyesinde. Üç yüz tarihinde (1300/1884) birinci olarak ikmâl ve a’sâr ve mektubî kâlemlerine mülazemete bi’d-devam, bu sırada İskenderpaşa Mederesesinde Muid Ahmed Efendi‘den Arabi dersine de giderek, üç yüz yedi senesinde (1307/1891) Bayburd Kazasına tahsil- i ulûm hususunda Müfti Ali Efendi’den tahsil-i ulûm edilerek ba‘dehu tevsi`-i ulûm zimnında Dersaadet Fatih Medresesi’ne iskân. Dersiâmlardan Mustafa Efendi dersine devam ve akșam dersine de Şiranlı meşhur Halis Efendi vedinde tahsil edilmiş,  (131 1/1895) Hicaz‘a ma’zemet-i dirâze Haremeyn-i Şerîfeyr ziyaretinden sonra derslere devam, (1313/1897) tarihinde tekrar Hicaz’a ve Haremeyn-i Şerifeyn‘de Ramazan-ı Şerife tesadüfle geceler umreye gidilmiş ve tavaf ile teravih kılınmıştır.  (1316/1900) tarihinde tekmil-i nüsah ile icazetnâme alarak Ödemiş Kazasının İbrahim Efendi Medresesine Müderris tayin ile (1321/1905) sıla-ı rahm icin Van vilâvetine azimetle valideyn-i ber hayat ziyaret olunarak vilayetin Daru’l-Muallimin muallimliğine ve ibtidai mekteb müfettişliğine ve i’dadi mektebi Arab muallimliğine tayin, (1323/1907) bidayet-i hukuk azalığına, (1327/1911) Hoşab kazası müftülüğüne tayin, Harb-i Umumi de vilayet istilaya uğradıkta mücerred (tek başına) kalarak hicretle Urfanın Suruç kazasında Çekirge Anbar memurluğuna, Urfa’ya Fransız ve İngiliz asakirinin vürûdunda hicreten Malatya’ya bilvurud nasayih ile camii șeriflerde ve mahalle mescidinde hitabet ederek vaktin nezaketine mebni her ikisinden el çekilip inziva-vı gûse-i mutalaaya kalmıştır. Üç yüz onda ve üç yüz on üç tarihlerinde iki defa Hicazî esnasında Abdullah Mekkî oğlu Halid’den Tarik-i Naksî letaifi ve üç yüz sekiz tarihinde Seyyd Fehim el-Arvâsi kaddesallahu esrarehumda ta’rif-i ezkar bid edilmiştir

İstanbul’da eğitimini tamamlayan Şeyh, Harameyn’e uzun süreliğine göreve gitmiş, Hindistan‘a 2. Abdulhamid Han tarafından gönderilmiş, Doğu, Güneydoğu bașta olmak üzere birçok beldeye seyahat edip eğitim-öğretim kurumlarıyla ilgili reform çalışmaları yapmış, teftişler vb. görevlerde, İzmir Ödemiş ibrahim Efendi Medresesi’ndeki müderrislik görevinden sonra İstanbul’a tekrar dönerek Fatih Medresesi `nde dersiâmlık yapmış, Van’a eğitim müfettişi olarak dönmüş, Hukuk azalığı, Arapça muallimliği ve son olarak müftülük yapmıştır. İzmir Ödemiş’deki müderrislik yıllarında eşkiyâlık yapan Çakırcalı Mehmet Efe’nin onun vesilesiyle eşkıyalığı bırakıp öğrenci olmak istemesi. Onun ilmî ve pedagoiik yetkinliğini göstermektedir. 1905’te otuz iki yaşında ziyaret amaçlı geldiği Van’dan, Katliam ve işgal yıllarına kadar ayrılamamıştır.

Dönemin Van raporlarına göre bölge Ermenileri hızla silahlandırılırken, yabancı ülke misyonerleri işgal planlarına Ermeni örgütleriyle yapılacak iç çatışma planlarını da eklemişlerdi. Sonunda 1914’te Van ve civar bölgeler Rus ordusunun öncülüğünde Ermeni örgütlerinin katliâm ve yağmalarına tanık oldu. Van’ın ileri geleni müellif Şeyhin Van’daki evi de muhasara edilip gadre uğradı. Gözünün önünde dört çocuğu ve eși vahșice katledildi. Büyük kızı Rus subay tarafından götürüldü. Kendisi ise türlü işkencelerle konuşturulmak için hapsedildi.

Müellifin doğum yeri Nursîn-i Süflâ mahallesinin adı Bitlis’in Güroymak ilçesi sınırları içinde Nursin beldesinden gelir. Belde Abdurrahman-1ı Tašî (öl. 1886) ve Cihan harbinde bir kolunu kaybeden oğlu Ziyaeddin Efendi (öl. 1945). Said Nursî (öl. 1960) gibi şahsiyetlerin yetiştiği verimli bir bilim muhitidir. Fotografik hafızasıyla fevkalade bir öğrenme yeteneğine sahip olan Şeyh Hamdf, küçük yașlarda iken Kur’ân hıfzını ve diğer dürûs-i Kur’âniyeyn tamamlamıştır.

Nüfus sayımına göre (1890) vilayetin nüfusu 430 bin’dir. Ermeniler 1 20 bin civarındadır. İsyan çıkartıp ihtilâlci çetelerle Ermenistan adında bir devlet kurmak için 1885 Armenakan. 1887 Cenevre Marksist Hınçak, 1890 Tiflis Tasnaksutyun partilerini kurup 1894’te Sason İsyanı çıkartıldı. Kurulan tahkik komisyonu raporunda olaylarda Ermenilerin masum olmadığı açıklandı. Bu sırada Hamid Hamdi Efendi 22 yaşında Hicaz görevindedir. Görev dönüşünde 1905`de Van’a gelmiş, 1907`de Hukuk azalığı, 1911`de Hosab Müftülüğüne tayin olmuștur. Müftülüğünün Üçüncü yılında Van işgal edilmiş, şeyh bütün aile efradını yitirmiș ve ahaliden yüz bin kişinin uğradığı akıl almaz senaatlere maruz kalmıştır.

Bir başka arşiv kaydında ise $eyh’in ahali ile birlikte maruz kaldığı söz konusu feci katliam, görgü tanıklarının ifadeleriyle şöyle anlatılmaktadır: „Ermeniler. Girdikleri yerleri selhhane (mezbaha) gibi cesetlerden geçilmez halde bırakmışlar; paraları, kıymetli şeyleri tamamen işkenceyle yağmalayıp bütün varlıkları talan etmişlerdi İslâmi-yet’e yaptıkları küfurlerle hakaretlerle cami ve medreseleri ateşlemiş. İslâmları katletmekten büyük zevk almışlardı. Ahalinin silahlarını toplayıp, burun ve kulaklarını, bacaklarını, kafalarını kesmiş. Karınlarını yarmış, çocukları diri diri ateşe atmış. Kalıcların1 daha dilleri dönmeyen çocuklarla, ayak atamayan ihtiyarlara indirip kaldırmaktan pek zevk almışlardı. Kadınlara lisana getirilmeyecek tecavüzlerde bulunmuşlar, zorla götürmek istedikleri kız ve kadınlardan gitmemek için direnenleri vahși sûrette katletmişler; memeleri, burunları kesilmiş ve her nasılsa kurtulmayı bașarmış kadınlar çırılçıplak edilmişler ve gelinceye kadar can veriyorlardı. Çocuklar karlar üzerinde ölüme terk edilmiş, insanlar açlıktan ölmüşlerdi.

Hamdi Hâkî Malatf’nin ömrünün son demleri kışın son avina denk gelmiştir. Kozkökü Camii`nde namazdan dönerken ayağı kaymış, düşmüştür. Bu düşmenin etkisiyle dizi yara alan $eyh, artık namazlarını oturarak kılmaya başlamıştı. O sıralarda Nedim Hoca (Altunkaya)’nın Molla Cami dersleri aldığı el-Malati’nin oğlu Şahabettin Efendi, Malatya’da Müftü muavinidir ve babasının yanındadır. Zübde müellifi bir müddet sonra verinden kalkamaz olur. Bu sırada hiç doktor istemez ve 12 Mart 1955 tarihinde 82 yaşında vefât eder.

Resim

Farklı disiplinlerdeki ilmi birikimini aktardığı eserleri el yazması müellif nüshası olarak mevcuttur. En hacimli eseri Zübdetü’l-İrfân fi ted-kîki’l-İtkân’ıdır

  1. Zübdetü’l-‘irfân fi tedkîki?1-<itkân: yazma. Müellif nüshası.
  2. Zübdetü’l-merviyye fi’t-teșrih ve’l-kemeviyye, yazma, müellif nüshası.

3- zübdetü’l-berahin Rücûmen li’ş-şeyâtin; yazma müellif nüshası

  1. Zübdetü’l-müsemmâ fï hükmi’l-esmâ. Yazma müellif nüshası.

1915 olaylarına şahitlik etti…

Müfti-i Vanî’nin hayatındaki en büyük kırılma noktası 1915 yılı oldu. Van Hukuk Müşaviri ve Hoşab (Güzelsu) Müftüsü olarak görev yaptığı sırada, Rus destekli Ermeni komitacıların gerçekleştirdiği katliamlara bizzat tanıklık etti. Eşini ve çocuklarını bu elim olaylarda kaybeden Hamid Efendi, büyük bir keder ve üç yıl süren bir hicret yolculuğunun ardından 1918 yılında Malatya’ya yerleşti.

Tıptan Kimyaya, Hukuktan Tasavvufa…

Malatya’da yeni bir hayat kuran Hamid Hamdi Efendi, ilmi çalışmalarına ara vermedi. O, klasik bir alimin ötesinde; hukuk, tıp, kimya, tarih, tefsir ve tasavvuf gibi çok farklı disiplinlerde eserler ve risaleler kaleme alan gerçek bir polimattır.

Halk arasında sevilen Van Müftüsüne Allah’tan rahmet diliyoruz.