Erdoğan “Bugünün Hasta Adamı, Artık Avrupa Birliği’dir”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Bursa’daki toplu açılış töreninde yaptığı konuşmada, bazı Avrupa ülkelerindeki Türkiye karşıtı gelişmelere ilişkin “Biz demokrasiyi, insan haklarını, özgürlükleri onlar istediği için değil, kendi vatandaşlarımız bunlara layık olduğu için benimsiyor ve hayata geçiriyoruz ve bunu da onlardan çok daha iyi yapıyoruz. Türkiye her yolu ve yöntemi kullanarak saldıran bu insanlara gereken cevabı inşallah verecek. Fakat bakıyorum ki biz yıkılmayıp ayakta kaldıkça onların gücü, nefesi tükeniyor” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Bursa’da yapımı tamamlanan hizmet ve eserlerin toplu açılış törenine katıldı. Eski Atatürk Stadyumu’nda düzenlenen ve vatandaşların yoğun iştirakiyle gerçekleşen törende, Cumhurbaşkanı Erdoğan bir konuşma yaptı.
“AVRUPA BİRLİĞİ KAPISINDA BİZİ NASIL BEKLETTİKLERİNİ ÇOK İYİ BİLİYORUZ”
Konuşmasında ‘el ağzına bakan, sel ağzına yuva yapar’ atasözünü aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, bazı Avrupa ülkelerinin, Türkiye’nin 16 Nisan’dan sonra geçeği yeni yönetim sistemini istemediklerini ifade ettiklerini hatırlatarak “Yahu zaten isteseler şaşardık, çünkü biz onların yarım asra aşkın süredir Avrupa Birliği kapısında bizi nasıl beklettiklerini çok iyi biliyoruz” diye konuştu.
Türkiye ile mukayese edilemeyecek ülkelerin Avrupa Birliği’ne üye yapıldığına dikkat çekerek, Türkiye’nin nüfusunun yüzde 99’unun Müslüman olması dolayısıyla üyeliğe kabul etmediklerinin artık anlaşıldığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Biz bunu bugüne kadar konuşmadık, ama artık konuşacağız. Bunlar bölücü. Bunlarda ırkçılık var, bunlarda İslamofobya var, bunlarda her şey var, dürüst değiller, samimi değiller. Bunlar yüzümüze güldükleri zaman biz bunların ne olduğunu anlıyorduk; ama söylemedik, artık şimdi söyleyeceğiz, yüzüne yüzüne söyleyeceğiz” dedi.
“AVRUPA, TERÖR ÖRGÜTÜ YANDAŞLARINA TÜM KAPILARI SONUNA KADAR AÇTI”
Cumhurbaşkanı Erdoğan şunları söyledi: “PKK terör örgütünü, FETÖ’yü topraklarında onlar barındırıyor ve onları iadeye gelince iade etmiyor, ondan sonra bizden utanmadan, sıkılmadan istiyorlar. Kusura bakma, sizin yargınız ne kadar adilse, biz yargımız en az onlar kadar adildir. Şimdi vermeyince de çılgına dönüyorlar. Kusura bakmayın, ben bu makamda olduğum sürece bu işin önünü açmam. Kendi topraklarını bizim bakanlarımıza yasaklarken, terör örgütlerinin yandaşlarına tüm kapıları sonuna kadar açtılar bunlar. İşte düşünün, şahsımın şakağına silah dayanıyor, böyle bir pankartı İsviçre Parlamentosunun önüne asıyorlar ve bunu yapanları İsviçre polisinin kontrolünde götürüyorlar. Eee, hâlâ susacak mıyız? İşte bundan dolayı 16 Nisan’da evet diyorum. Benim şahsımın meselesi değil, bu millete olan saygısızlığın hesabını sormaktır. Bakınız, Avrupa’nın her yerinde bu teröristler istedikleri gibi geziyor mu? Onlara yol açık. Ama dikkat edin, ‘evet’ diyenlere yol kapalı ve onların milletvekilleri, bakanları ‘hayır’ propagandası yapıyor, serbest. Kusura bakmayın, öyleyse sizlerle 16 Nisan’dan sonra konuşacağız.”
Türkiye’nin artık Ankara kriterlerinin olduğunu ve Avrupa Birliği kriterlerine ihtiyacının olmadığını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Çünkü biz demokrasiyi, insan haklarını, özgürlükleri onlar istediği için değil, kendi vatandaşlarımız bunlara layık olduğu için benimsiyor ve hayata geçiriyoruz ve bunu da onlardan çok daha iyi yapıyoruz. Türkiye her yolu ve yöntemi kullanarak saldıran bu insanlara gereken cevabı inşallah verecek. Fakat bakıyorum ki biz yıkılmayıp ayakta kaldıkça onların gücü, nefesi tükeniyor. Bugünün hasta adamı artık Avrupa Birliği’dir” ifadelerini kullandı.
“AVRUPA BİRLİĞİ CİDDİ BİR BORÇ BATIĞIYLA KARŞI KARŞIYA”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Avrupa’nın bugünün hasta adamı olduğunu istatistiklerle açıklayacağını dile getirdi ve şu bilgileri verdi: “Avrupa Birliği’nin satın alma paritesine göre Avrupa Birliği’nin geliri 2002-2015 yılları arasında yüzde 18 büyüdü. Aynı ölçüye göre Türkiye’nin büyümesi yüzde 81. 2002 yılında dünya hasılasının yüzde 23’ünü üreten Avrupa Birliği, bugün yüzde 17’nin altına geriledi, 23’ten 17’ye geriledi. Bütün bunların tercümesi ne biliyor musun? Avrupa Birliği’nin küçülen bir ekonomik güç olduğudur. Şimdi bir de meseleyi borç stoku açısından ele alalım. Son 14 yılda Avro Bölgesinin borç stoku yüzde 35 artış göstererek toplam gelirin yüzde 90’ına ulaştı, ülkemizin borç stoku ise yüzde 62 azalarak toplam gelirin yüzde 28’ine düştü. Demek ki Avrupa Birliği aynı zamanda ciddi bir borç batığıyla karşı karşıya. Avrupa Birliği’nin dünya ticaretinden aldığı pay yüzde 16 azalışla yüzde 33’e düştü, Türkiye’nin dünya ticaretindeki payı ise yüzde 59 artış göstererek yüzde 1’e yaklaştı. Bu demektir ki, Avrupa Birliği’nin dünya ticaretindeki payı da küçülüyor. İstihdamda hem kısa çalışma saatleri, hem de kamunun istihdamdaki ağırlığı sebebiyle Avrupa Birliği’nde kurulan suni refah düzeni çatırdıyor. Yaş ortalaması 43’ü bulan Avrupa Birliği gençlerine iş bulmakta zorlanıyor, yani Avrupa artık istihdam umudu olmaktan da çıktı. Bizi ekonomiyle, vizeyle, ticaretle tehdit edenler önce dönüp kendilerine baksınlar, durumları iyi değil.”
“AVRUPA’NIN GELECEĞİ, BİZİM ORADAKİ VATANDAŞLARIMIZDIR”
Verdiği bilgilerin devamında, “Gelirleri azalan, borçları artan ve bütün bunların yanında ticareti daralan, yatırım ortamı düşen, işsizliği yükselen, yaşlanan bir kıta görecekler. İşte o zaman kimin kime ihtiyacı olduğu da anlaşılacaktır” sözlerine yer veren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu manzaranın üzeri öyle bizim bakanlarımızın toplantılarını iptal etmeyle, vatandaşlarımızın üzerine atlarla, itlerle yürümeyle kapatılamaz. Avrupa geleceği, bizim oradaki vatandaşlarımız var ya, işte onlardır” diye ekledi.
İDLİB’DEKİ KİMYASAL SİLAH SALDIRISI
Dünyadaki mücadelelerin en ahlaksızının terör örgütleri üzerinden yürütülen mücadele olduğunun altını çizen ve Türkiye’nin tarihinin her döneminde bu ahlaksızlığa maruz kaldığına işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, dün Suriye’nin İdlib şehrinde Esad güçleri tarafında kimyasal silah kullanılmasıyla yarısı çocuk, 100’ü aşkın kişinin şehit edilmesine ilişkin, “Ey katil Esed, sen bunların ahından nasıl kurtulacaksın? Ey buna sessiz kalan dünya, buna sessiz kalan Birleşmiş Milletler, bunun hesabını nasıl vereceksiniz? Şimdi biz tabii oradan alabildiklerimizi alıyoruz, ülkemizde hemen tedaviye alıyor, elimizden geleni yapıyoruz. Ama bu bile benim için yeterli değil, üzüntülüyüm, onlar bizim yavrularımız, kardeşlerimiz. Bir baba olarak üzülüyorum, o yavruların durumu ciğerleri dağlıyor. Elimizden geleni yapacağız. Hele hele bu 16 Nisan var ya, işte bunun için de adeta bir kader çizgisinin çizilmesidir” açıklamasında bulundu.
“OYUN ÇOK AÇIK, ARTIK SÖZÜN BİTTİĞİ YERE GELDİK”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bir dönem ASALA diye bir örgüt icat etmişlerdi, bu örgütü kullanarak dünyanın her köşesinde diplomatlarımıza saldırıyor, şehit ediyorlardı. Böylece Türkiye’yi köşeye sıkıştırdıklarını sanıyorlardı. Onun işi bitince 1970’li yıllar boyunca pek çok örgütü sahaya sürdüler, işte bir tanesi PKK, PYD, YPG. Mezhep hassasiyetlerini kaşımak için de DHKP-C’yi besleyip büyüttüler, bunların yetersiz olduğu yerlerde FETÖ denen ihanet şebekesini ihya ettiler. Hatta Suriye ve Irak’ta güya mücadele ettikleri DEAŞ’ı üzerimize salmaktan dahi geri durmadılar. Sorduğunuzda tüm bu örgütleri tanımadıklarını, tasvip etmediklerini, destek vermediklerini söylediler; ama militanlarını ülkelerinde barındırmaktan, ellerine her türlü silahı vermekten geri durmadılar. Oynan oyun çok açık, ortada, artık sözün bittiği yere geldik.”
“TERÖR ÖRGÜTÜNÜ KULLANARAK BİZE DİZ ÇÖKTÜRECEKLERİNİ SANANLARI SICAK BİR YAZ BEKLİYOR”
Bölgede asıl hedefin Türkiye olduğunun, Irak’ta kurulan tezgâhların ucunun gelip Türkiye’ye dayanacağının, Kıbrıs’ta tutulmayan sözlere, uyulmayan anlaşmalara, devrilen masalara rağmen Rum tarafının arkasında durulmasının amacının Türkiye’yi açığa düşürmek olduğunun altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu açıklamaları yaptı: “Yani etrafımız adım adım ateş çemberiyle çevrilirken bize yerimizde durmamızı, hiçbir şeye karışmamızı söyleyenlerin dostluğuna, samimiyetine, iyi niyetine inanılabilir mi? Ne diyoruz? Kendi göbeğimizi kendimiz keseceğiz. Başka ne diyoruz? ‘Zor oyunu bozar.’ Türkiye olarak gerekirse bu oyunu da bozacağız. El-Bab operasyonu, sahaya girdiğimizde netice alacağımızın en son ve somut örneğidir. El-Bab bitti, Cerablus bitti, Rai bitti, Dabık bitti, şimdi yola devam, şimdi Münbiç var. Eğer koalisyon güçleri sözlerinde dururlarsa, ‘YPG, PYD’yi koyun bir kenara, gelin Rakka’yı da halledelim’ diyoruz. Bu millet bu işi çözer. Terör örgütünü kullanarak bize diz çöktüreceklerini sananları sıcak bir yaz bekliyor, haberleri olsun.”

HDP’NİN KAMPANYASI
HDP’nin ‘tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet’ vurgusuna öfkelenip bunu kabul etmediklerini beyan ederek bir karşı kampanya düzenlediklerini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, İçişleri Bakanlığı’nın buna anında müdahale edip gereken dersi verdiğini söyledi ve “Bundan sonra böyle; öyle yolgeçen hanı değil bu ülke. İstediğin gibi terör estiremezsin. İstediğin gibi her yere girip çıkamazsın. Nereye müsaade edersek oraya, hakkın hukukun neyse oraya. Bu ülkede adalet var, hak var, hukuk var, öyle cebren, korkuyla, silahla bu işi yapamazsın. Silahsa en güçlü silah devletin elindedir, zulmedene gereğini yapar” diye ekledi.
Konuşmasının sonunda resmî olarak açılışları yapılan hizmet ve tesislerin Bursa’ya ve Bursalılara hayırlı olması temennisinde bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, eşi Emine Erdoğan, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Mehmet Müezzinoğlu ve milletvekilleri ile birlikte açılış kurdelesini kesti.
Törenden sonra Bursa Valiliği’ni ziyaret ederek, şehirde yürütülen çalışmalar ve hizmetlerle ilgili bilgi alan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu ziyaretinin ardından şehirden ayrıldı.
Erdoğan “Yeni Sistem Millî İradenin Ülke Yönetimi Üzerindeki Gücünü Artıracak”...
37. Muhtarlar Toplantısı’nda konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, 16 Nisan’da yapılması gereken değişikliğin, 2014’teki ilk Cumhurbaşkanlığı seçimi döneminde gerçekleşmesi gerektiğini; ancak yaşanan hadiselerden dolayı Türkiye’nin buna imkân bulamadığını kaydederek, “15 Temmuz darbe girişimi, artık bu ihtiyacın ertelenemez, ötelenemez hâle geldiğini gösterdi. Meclis’te AK Parti ile Milliyetçi Hareket Partisi’nin anlaşmasıyla işte bugünkü Anayasa değişikliği ortaya çıktı. Gördüğünüz gibi, yeni yönetim sistemimiz gökten zembille inmiş değildir” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 37. Muhtarlar Toplantısı’nda, Türkiye’nin 81 ilinden gelen mahalle ve köy muhtarı ile Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi’nde bir araya geldi. 2 bin köy ve mahalle muhtarının katıldığı buluşmada, Cumhurbaşkanı Erdoğan bir konuşma yaptı.
“YASAL DÜZENLEMEYLE GELEN YASAL DÜZENLEMEYLE GİDER”
Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasının başında, Türkiye’nin, 11 gün sonra çok önemli bir seçim için sandığa gideceğine ve seçimin konusunun Anayasa değişikliği olduğuna işaret etti. Zahiren bakıldığında 18 maddelik bir Anayasa değişikliğinin kabulü veya reddi söz konusu olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, ancak içeriği itibariyle, Türkiye’nin yönetim sistemini değiştirecek olması bakımından, bu halk oylamasının tarihî bir önemi olduğunu söyledi.
Yeni sistemin en büyük özelliğinin, millî iradenin ülke yönetimi üzerindeki gücünü arttırması olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Doğrudan halkın oyuyla göreve gelen insanlar olarak sizler, bunun anlamını çok iyi bilirsiniz. Kaymakam ve belediye başkanının yetkileriyle donatılmış bir muhtarın mahallesine getirebileceği hizmetleri düşünün; 16 Nisan’da işte buna benzer bir değişim gerçekleştiriyoruz. Fakat bunu anlamayanlar var. Ana muhalefetin başındaki zat, bunu anlamış değil. Geçenlerde bir konuşma yapıyor, ne diyor? ’17 Nisan’da muhtarlıkları Cumhurbaşkanı kapatabilir.’ İnanın böyle bir yalan makinesi ben görmedim. Bir defa muhtarların dahi nasıl seçildiğini bilmiyor. Tayyip Erdoğan nasıl seçildiyse muhtar da öyle seçiliyor, Sayın Kılıçdaroğlu. ‘Bir kararname çıkarır muhtarlıkları kapatır’ diyor. Yahu muhtarlar kararname ile gelmedi ki, muhtarlar yasal düzenlemeyle geldi. Yasal düzenlemeyle gelen yasal düzenlemeyle gider. Yasal düzenlemenin bağlı olduğu yer de Anayasadır” dedi.
“DEMOKRASİLERDE MUHALEFET ÇOK ÖNEMLİ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ana muhalefet liderinin ‘Cumhurbaşkanlığı Sisteminde Cumhurbaşkanı lokantaları da kapatabilecek’ sözünü de hatırlatarak, “Lokanta ile Cumhurbaşkanının ne işi var? Kaldı ki o mekanizmayı da bilmiyor, biliyor musunuz? Lokantayı eğer kapatacaksa, böyle bir merci varsa, belediyelerdir. Sayın Kılıçdaroğlu bunu da öğren, ben belediye başkanlığı da yaptım, bu işleri de iyi bilirim. Kim ne iş yapar, haberi yok. Böyle bir insana bu ülkede nasıl olacak da ana muhalefet teslim edilecek? Demokrasilerde muhalefet çok önemli… Muhalefet eğer gerçekten akıllı ciddi bir muhalefet yaparsa, iktidara güç katar. Ama muhalefet, muhalefetini doğru yapmazsa, hem kendi kaybeder, hem ülke kaybeder” ifadelerini kullandı.
“SEÇİMLERDE HALKIN ÖNÜNE İKİ SANDIK GELECEK”
Oylanacak yönetim sisteminde; Cumhurbaşkanlığı ile Başbakanlığı birleştirilerek yürütme yetkisinin tek elde toplandığını, yapılacak seçimlerde halkın önüne iki sandık geleceğini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Seçimden sonra Cumhurbaşkanı, hükûmetiyle birlikte ülkeyi yönetecek; Meclis, sadece kendisine ait olan yasama ve denetim görevleriyle asıl işini yapacak. Yargı derseniz, bağımsızlığının yanına tarafsızlığı da eklenmiş olarak görevini çok daha etkin bir şekilde yapmayı sürdürecek” diye konuştu.
16 Nisan’da yapılacak değişikliğin 2007 Anayasa değişikliğiyle başlatılan sürecin devam ettirilmesi anlamını taşıdığını ifade eden ve 2007’de Cumhurbaşkanlığı seçiminin kendini millî iradenin üzerinde gören bazı güçler tarafından zorlama yöntemlerle engellenmesi üzerine kendilerinin de en büyük hakem olarak millete gittiklerini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Cumhurbaşkanı seçiminin, her türlü baskıya ve manipülasyona açık Meclis’te değil, doğrudan sandıkta yapılmasını teklif ettik. O dönemin şartlarında ancak bu kadarına imkân bulabildik. Milletimiz o yıl, sağ olsun, hem yüzde 47 ile iktidarı bize verdi, hem de yüzde 69 ile bu değişikliği kabul etti” diye ekledi.

“YENİ YÖNETİM SİSTEMİ KENDİNİ GÖSTERE GÖSTERE GELDİ”
16 Nisan’da yapılması gereken değişikliğin, 2014’teki ilk Cumhurbaşkanlığı seçimi döneminde gerçekleşmesi gerektiğini; ancak Gezi Olaylarından 17-25 Aralık emniyet-yargı darbe girişimine kadar o dönemde yaşanan hadiselerden dolayı Türkiye’nin buna imkân bulamadığını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “15 Temmuz darbe girişimi, artık bu ihtiyacın ertelenemez, ötelenemez hâle geldiğini gösterdi. Meclis’te AK Parti ile Milliyetçi Hareket Partisi’nin anlaşmasıyla ki ben her iki genel başkana ve onlarla birlikte hareket eden milletvekillerine de teşekkür ediyorum, işte bugünkü Anayasa değişikliği ortaya çıktı. Gördüğünüz gibi, yeni yönetim sistemimiz gökten zembille inmiş değildir, uzun bir sürecin sonunda, kendini göstere göstere gelmiştir” şeklinde konuştu.
Hem 2011 seçimleri, hem 7 Haziran seçimleri boyunca bu konuyu gündeme getirdiğini ve destek istediğini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ana muhalefet partisinin, sanki ömürlerinde ilk defa görüyor gibi meseleye yaklaşıyor olması, bunların ülkenin ve milletin gerçeklerinden ne kadar kopuk olduğunu göstermeye yeter” sözlerine yer verdi.
“TEK PARTİ DÖNEMİ ARTIĞI SİYASETÇİLERİ MÜZEYE KALDIRACAĞIZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 15 Temmuz darbe girişimi ile ilgili olarak ana muhalefet partisi liderinin ‘kontrollü bir darbe girişimiydi’ ifadeleri ile darbe girişimini durduran şehitlerin ruhlarını muazzep ettiğini vurguladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sen şehitlerimize hakaret etme yetkisini nereden buldun?” diyerek şunları ekledi: “Örtülü darbe ise, zerre kadar haysiyetin varsa, zerre kadar şahsiyetin varsa, çık dosyalarını ortaya koy, biz de gereğini yapalım. Siyasi hayatımda ne aldanan oldum, ne aldatan oldum. Bundan sonra da ne aldanan olacağız, ne aldatan olacağız, bizim anlayışımız bu. Ama dürüst ol, doğru ol, bu millete yalan konuşma. ‘Örtülü darbe girişimi’ diyorsun. Ben o gece geç saatlerde Yeşilköy’e indiğimde Atatürk Havalimanı’nda binlerce kardeşim, çağrıya uymuş, oraya gelmişti. Dediler ki yanılmıyorsam, ‘Saat 11:30 gibi Kılıçtaroğlu geldi ve ayrıldı.’ Niye ayrıldın oradan? Sonra öğrendik ki Bakırköy Belediye Başkanının evine gitmiş. Milletin arasında kalsaydın ya? Hani önceden ‘Darbe olduğu zaman tankın üzerine ilk ben çıkarım’ diyordun. Tank oradaydı, hani sen neredeydin? Bu iş lafla olmaz, yürekle olur.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasında, 16 Nisan'da ‘evet’ çıksa bile bunu tanımayacaklarını ifade eden CHP’li bir milletvekilinin, ‘evet’ diyenleri ‘Samsun'dan çıkıp İzmir'de denize dökmekle’ tehdit etmesini de hatırlattı ve ilgili milletvekiline hitaben “Kimsin sen, önce haddi bil. Bu millet Yunan mı? Biz Yunanı denize döktük” diye konuştu.
CHP Gelen Başkanı Kılıçdaroğlu’nun ilgili milletvekilinin açıklaması ile ilgili sadece ‘doğru bulmam’ dediğini aktaran ve CHP Genel Başkanına “Doğru bulmam deme, hemen kesin ihraç talebiyle bu adamı at. Atamıyorsun bu CHP gider. Bu nedir? Bunun adı bölücülüktür, bu ülkeyi parçalamaktır” şeklinde seslenen Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Artık kulağımızın duymadığı daha çok zırvaları var, onları da bilmiyorum. Lafa gelince demokratlığı, özgürlükçülüğü, halkçılığı kimseye bırakmazlar, ama milletin tercihlerine, milletin iradesine zerre kadar saygı duymazlar, itimat etmezler. Tabii milletimiz bunlara 16 Nisan’da dersini verecek. Biz, türlerinin son örneği olan bu tek parti dönemi artığı siyasetçileri müzeye kaldıracağız. Bunlar için daha fazla söz söylemek israftır, bizim inancımızda da israf haramdır.”
Erdoğan “Türkiye Böyle Bir Muhalefet Anlayışıyla Yoluna Devam Edemez”...

37. Muhtarlar Toplantısı’nda konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, CHP’ye gönül vermiş vatandaşların böyle bir yönetimi hak etmediklerini düşündüğünü dile getirerek, “Halkından bu derece uzak, hakikatlere bu derece yabancı, kendi kurduğu sahte dünyaya hapsolmuş bir siyaset anlayışının akıbeti tıpkı 1990’lardaki parti kadroları gibi olacaktır. Milletimiz onları nasıl sandığa gömdüyse, bu anlayışın sonu da aynı olacaktır” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 37. Muhtarlar Toplantısı’nda, Türkiye’nin 81 ilinden gelen mahalle ve köy muhtarı ile Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi’nde bir araya geldi. 2 bin köy ve mahalle muhtarının katıldığı buluşmada, Cumhurbaşkanı Erdoğan bir konuşma yaptı.
“YENİ YÖNETİM SİSTEMİYLE GÜVEN ORTAMI TEMİNAT ALTINA ALINACAK”
Bazılarının, 16 Nisan halk oylamasının kabul edilmesi hâlinde geçilecek yeni yönetim sistemini alelade bir değişiklik sandığını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Hâlbuki biz yeni yönetim sistemimizle istikrar ve güveni teminat altına alarak ülke olarak bir üst lige çıkma yolunda önemli bir adım atıyoruz. Şu anda Türkiye’nin başında 1920’den alacak olursak 65’inci, 1950’den alacak olursak 48’inci hükûmet var. Şayet hükûmet her beş yılda bir kurulsa, Türkiye istikrar içinde yoluna devam etseydi bugün en fazla 19’uncu, bilemediniz 20’nci hükûmetiyle yönetiliyor olacaktı, işte istikrar bu. Ama bu istikrarı ne yaptılar? Ortadan kaldırdılar; 65 nere, 19-20 nere” diye konuştu.
1991 seçimlerinden, 2002 yılı Kasım’ında AK Parti iktidara gelene kadar Türkiye’de koalisyonlar furyasının yaşandığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin 1991’den itibaren kesintisiz bir şekilde güçlü hükûmetler tarafından istikrarlı bir şekilde yönetilmiş olması durumunda, Türkiye’nin bugün bulunduğu yerin 2 kat üstünde olacağını, kişi başı millî gelirin 11 bin dolar değil 22 bin dolar olacağını söyledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları ekledi: “Bu milletin her bir ferdinin cebinden işte bu paralar çalındı. Peki, nereye gitti? Tabi ki rantçıların, faizcilerin, spekülatörlerin cebine gitti. Aynı şey Gezi olaylarında da oldu, orada da aynı şeyi yaptılar. Türkiye’de bir gecede faizlerin yüzde 7 bin 500’lere çıktığı günleri hatırlıyoruz değil mi? Kardeşlerim, bunlar sipariş üzerine yapıldı. Bu faizler bir gecede yüzde 7 bin 500’e çıkarken, bunu kim ödedi? Benim milletim ödedi. Yazık değil mi bu millete? Biz bir daha milletimizin cebinden kimse parasını çalamasın diye istikrar ve güven ortamını garanti altına alacak bir yönetim sistemini ülkemize kazandırmanın çabası içindeyiz.”
“YÜRÜTME, YASAMA VE YARGININ KENDİ KULVARLARINDA GÜÇLÜ ŞEKİLDE İŞLEDİĞİ BİR SİSTEM KURUYORUZ”
7 Haziran 2015 seçimleri sonucunda hiçbir partinin tek başına hükûmet kuracak çoğunluğu elde edemeyince yaşanan belirsizlik ortamını hatırlatan ve “Terör örgütlerinin ve arkalarındaki güçlerin nasıl sırtlan gibi ülkemizin üzerine çullandıklarını hatırlıyoruz değil mi?” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İşte bunlara da bir daha meydanı bırakmamak için, yürütmenin, yasamanın ve yargının kendi kulvarlarında güçlü şekilde işlediği bir sistem kuruyoruz. Bunun için güçlü Türkiye diyoruz, bunun için büyük Türkiye diyoruz, bunun için müreffeh Türkiye diyoruz, bunun için istikrarlı Türkiye diyoruz, 16 Nisan’da işte bunlar için ‘evet’ denilmesini istiyoruz” şeklinde konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Kardeşlerim, Tayyip Erdoğan’ı seven vardır, sevmeyen vardır, hepsine saygı duyarım. Ama Tayyip Erdoğan’ın Türkiye’nin ve Türk milletinin aleyhine herhangi bir işe kalkışmasının mümkün olmadığı hususunda ben herkesin mutabık olduğuna inanıyorum. Beni kimlerin sevmediğini size söyleyeyim. Beni bölücü terör örgütü sevmez, beni FETÖ sevmez, beni rantçılar sevmez, beni DEAŞ sevmez, beni Batı’nın bir kısım liderleri hiç sevmez ve İsviçre’nin Parlamentosunun önünde porteyi koyup şakağıma silah dayananlar sevmez. Onlardan zaten böyle bir şey beklemek mümkün değil ki. Değerli kardeşlerim, zaten biz onların sevmesini beklemiyoruz. Bizi halkımız sevsin, bizi Hak kabul etsin, onun rızasını kazanalım yeter. Biz bir şeyin peşindeyiz; nedir? Rabbimizin rızasını kazanmak, halkımızın rızasını kazanmak. Yarın ölür gideriz. Bizim için, Baki ‘baki kalan bu kubbede hoş bir seda imiş meğer’ diyor ya, işte şu yaptıklarımız elhamdülillah bunun nesidir, bir vesilesidir. Ha bu eserler görüldükçe diyecekler ki, ya bir gün bu ülkeden bir Cumhurbaşkanı geldi geçti, arkadaşlarıyla beraber güzel çalışmalar yaptılar, işte bu köprüleri onlar yaptılar, bu okulları onlar yaptılar, bu hastaneleri onlar yaptılar, bu yolları onlar yaptılar, bu havaalanlarını onlar yaptılar; bunu desinler yeter bizim için.”
“TÜRKİYE’Yİ İHYA ETMENİN GAYRETİ İÇİNDE OLALIM”
18 maddelik Anayasa değişikliği konusunda 180 tane yalan uydurarak milletin kafasını karıştırmaya çalışmanın adının muhalefet olmadığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin böyle bir muhalefet anlayışıyla yoluna devam edemeyeceğini vurguladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “AK Parti’ye gönül vermiş kardeşlerim, MHP’ye gönül vermiş kardeşlerim, Büyük Birlik Partisi’ne gönül vermiş kardeşlerim, Cumhuriyet Halk Partisine gönül vermiş bütün kardeşlerim, vatandaşlarım, Saadet Partisi’ne gönül veren kardeşlerim, hepinize sesleniyorum; gelin 16 Nisan’da birlikte bir millî, yerli ittifak yapalım. İnşallah bu lider ülke Türkiye’yi, büyük Türkiye’yi farklı bir şekilde inşa etmenin, ihya etmenin gayreti içinde olalım. Burada hissi davranmayalım, hasbi davranalım” çağrısında bulundu.
CHP’ye gönül vermiş vatandaşların böyle bir yönetimi hak etmediklerini düşündüğünü dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Halkından bu derece uzak, hakikatlere bu derece yabancı, kendi kurduğu sahte dünyaya hapsolmuş bir siyaset anlayışının akıbeti tıpkı 1990’lardaki parti kadroları gibi olacaktır. Milletimiz onları nasıl sandığa gömdüyse, bu anlayışın sonu da aynı olacaktır, bak onun da haberini vereyim” diye ekledi.

“MİLLETE ANLATACAK PROJESİ OLMAYANIN SİYASETTE ESAMESİ OKUNMAYACAK”
“Sandıktan çıkmak için yüzde 50+1 oyun gerektiği Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sisteminin devreye girmesiyle bu zihniyet tamamen tasfiye olacaktır. Artık millete söyleyecek sözü, anlatacak projesi, paylaşacak vizyonu olmayanın siyasette esamesi okunmayacaktır” vurgusunda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, kendisinin de 2019 Kasım’ında yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçimi için şimdiden hazırlanma, şimdiden proje geliştirme, vizyon ortaya koyma ihtiyacı duyduğunu, her gün bir başka ilde toplu açılış törenlerine katılıp milletle kucaklaşırken, bir yandan da zihninin bir köşesinde bunun hazırlıklarını yaptığını aktardı.
“MUHTARLARIN SGK PRİMLERİ DEVLET TARAFINDAN KARŞILANACAK”
2002’de göreve geldiğinde muhtar maaşlarının neredeyse 2-3 paket çay parasına bile denk gelmeyecek kadar düşük olduğunu ve daha sonraki süreçte kademeli artışlarla muhtar maaşlarını asgari ücretle eşitlediklerini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu anda bin 406 lira maaş alan muhtarların SGK primlerinin de karşılanması için ilgili kurumların hazırlıklarını tamamladığını açıkladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, yayınlanacak ilk kanun hükmünde kararnameyle bu meselenin çözüleceğini şu cümlelerle müjdeledi: “Artık muhtarlarımızın 613 lira tutan SGK primleri devlet tarafından karşılanacak. Böylece muhtarlarımızın gelirleri de fiilen maaş artı sosyal güvenlik primi olarak 2 bin 19 liraya çıkıyor.”

Güvenlik korucularına da devletin maaş, harcırah ve tazminatlarına ilave olarak 578 liralık bir sigorta ödemesi yapacağının müjdesini de veren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Muhtarlarımızın mahallelerine ve köylerine verdikleri hizmetlerle, güvenlik korucularımızın terörle mücadelemize verdikleri destekle bu imkânları ziyadesiyle hak ettiklerine inanıyorum” dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan muhtarlara hitaben yaptığı konuşmasını, “16 Nisan’ın ülkemiz, milletimiz için aydınlık yarınlara vesile olmasını Allah’tan diliyorum” temennisiyle tamamladı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Hollanda'da Saldırıya Uğrayan Hüseyin Kurt’u Kabul Etti...

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye'nin Rotterdam Başkonsolosluğu önünde Hollanda polisinin köpekle saldırdığı Hüseyin Kurt'u kabul etti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin Rotterdam Başkonsolosluğu önünde, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya'ya destek olmak için toplanan Türk vatandaşları arasında bulunan ve Hollanda polisinin müdahalesi sırasında polis köpeği tarafından ısırılan Kurt’a geçmiş olsun dileklerini yineledi ve kendisiyle bir süre görüştü.
Erdoğan “Bu Ülkede ‘Hayır’ Diyen Ne Kadar Saygınsa, ‘Evet’ Diyen de O Kadar Saygın Olmalı”
Bursa’da toplu açılış töreninde konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, CHP’li bir milletvekilinin ‘evet’ diyenleri İzmir'de denize dökmekle tehdit etmesini hatırlatarak, “Seni Samsun’a çıkarmaz benim Samsunlu kardeşim. Sen Sivas’a giremezsin bu kafayla. Amasya’ya giremezsin, Ankara’dan geçemezsin. Sen kimi İzmir’den denize döküyorsun? Sen bu ülkenin ‘evet’ diyen evlatlarını ne zamandan beri bir Yunan gibi görmeye başladın?” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Bursa’da yapımı tamamlanan hizmet ve eserlerin toplu açılış törenine katıldı. Eski Atatürk Stadyumu’nda düzenlenen ve vatandaşların yoğun iştirakiyle gerçekleşen törende, Cumhurbaşkanı Erdoğan bir konuşma yaptı.
“BURSA, BU TOPRAKLARIN ZAFER MÜJDECİSİDİR”
Bursa’nın, Sultan Orhan döneminden beri daima bu toprakların, bu milletin zafer müjdecisi olduğunu belirten ve Bursa’nın rekor evet oranıyla bir kez daha tarihteki kurucu şehir vasfını göstermesini isteyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, ‘boş küp çok inler’ şeklindeki atasözünü hatırlatarak, “Ana muhalefetin başındaki zat ve avaneleri de işte bu şekilde sürekli inliyorlar; ama içi boş. Çünkü bunlar adeta bir yalan makinesi. İnlerken de saçmalıyorlar, zırvalıyorlar” diye konuştu.
16 Nisan'da ‘evet’ çıksa bile bunu tanımayacaklarını ifade eden CHP’li bir milletvekilinin, ‘evet’ diyenleri ‘Samsun'dan çıkıp İzmir'de denize dökmekle’ tehdit etmesini de hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Seni Samsun’a çıkarmaz benim Samsunlu kardeşim. Sen Sivas’a giremezsin bu kafayla. Amasya’ya giremezsin, Ankara’dan geçemezsin. Sen kimi İzmir’den denize döküyorsun? Sen bu ülkenin ‘evet’ diyen evlatlarını ne zamandan beri bir Yunan gibi görmeye başladın?” ifadelerini kullandı.
“BÖYLE BİR VEKİL PARTİDE BARINDIRILMAMALI”
İlgili milletvekilinin bu ifadeleri üzerine partisinin genel başkanının bu tür ifadelerin doğru olmadığını söylemekle yetindiğine de işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ey Kılıçdaroğlu, senin şu anda bir genel başkan olarak yapman gereken ne biliyor musun, onu da öğreteyim sana. Kesin ihraç talebiyle böyle bir adamı partide barındırmamak, hemen ihraç etmek… Eğer bu ülkede ‘hayır’ diyen senin için ne kadar saygınsa, ‘evet’ diyen de o kadar saygın olmalıdır, demokrasi bu. Sana bir de demokrasi dersi verecek değilim” dedi.
“DARBE OLURSA TANKIN ÜZERİNE İLK BEN ÇIKARIM DİYORDUN, NİYE KAÇTIN GİTTİN?”
Ana muhalefet partisinin eski genel başkanının da ‘16 Nisan’da hayır çıkarsa düşmanı İzmir’e dökmüş kadar sevineceklerini’ söylediğini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerinin devamında şunları söyledi: “Yazıklar olsun. Yani bu işi biraz biliyor zannediyordum; ama anlaşılan o ki son zamanlarda onun da artık kayışlar eskidi ve yırtılmaya başladı. Ayrıca tabii bir de ana muhalefetin başındaki zat son zamanlarda bir şey konuşmaya başladı. Ne diyor? ‘15 Temmuz’da örtülü darbe yapıldı’ diyor. Kılıçdaroğlu, sustum sustum sustum, ama şimdi açıklayacağım. Bak ben gece 01.30 gibi Yeşilköy Atatürk Havalimanına indim. Marmaris’ten oraya geldim ve oraya geldiğimde baktım ki halkım orada bizi bekliyor. Çağrımıza hepsi icabet etmişler, meydanlara dolmuşlar. Orada hitap ettik, oturduk, durum değerlendirmesi yaptık ve İstanbul Valimiz, ondan sonra vekâleten Genelkurmay Başkanlığına atadığımız Ümit Paşa, birlikte bir değerlendirme yaptık ve bir de öğrendim ki saat 23.30’da Kılıçdaroğlu havaalanına gelmiş. Fakat Kılıçdaroğlu ondan sonra kaybolmuş. Daha sonra öğrendik ki Bakırköy Belediye Başkanının evine gitmiş. Hani sen bir zamanlar diyordun ki ‘bu ülkede darbe olursa tankın üzerine ilk ben çıkarım’; hani ne oldu, niye kaçtın gittin? Ha demek ki bunlarda laf bol.”

Milletin CHP’lilerin yakalarına yapışıp söylediklerinin hesabını sormaya başlayınca, işi toparlamaya çalışırken kendilerini daha da rezil ettiklerini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “CHP’nin o malum milletvekili kendini savunmak için çıktığı bir televizyonda ne diyor biliyor musunuz? ‘Allah bile yetkileri dağıtıyor’ diyor ve meleklerin görevlerini sayıyor. Sonra da şöyle devam ediyor: ‘Siz alıp tüm yetkiyi bir Cumhurbaşkanına verirseniz, o anda bir kararname imzalarsa ne olur?’ Tövbe haşa. Bu ne demektir biliyor musunuz? Yani bir Cumhurbaşkanını haşa nereye benzetiyor, kafaya bak. Bunlarda din, iman, böyle bir şey söz konusu değil. Sen bir kulu Allah ile aynı noktaya nasıl getirirsin? Bu ne terbiyesizliktir” sözlerine yer verdi.
“CHP’LİLER SUFLEYİ PENSİLVANYA’DAKİ ŞARLATANDAN ALIYOR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Buradan, Bursa’dan, ana muhalefetin endazeyi kaybetmiş yöneticilerine sesleniyorum; korkmayın, 16 Nisan’da kimseye bir şey olmayacak. Biz sizler gibi İzmir’den denize dökmeyeceğiz. Ama biz güzel bir siyaset müzesi hazırlayacağız. O müzeye, evet sizleri obje olarak koyacağız. Bu halk oylamasında ‘evet’ çıkınca sadece ülkemizin yönetim sistemi değişecek, emin olun bu durumda da her şey eskisinden daha iyi olacak. Türkiye koalisyon tartışmaları olmadan, istikrar ve güven ortamı tehdit edilmeden yönetileceği bir döneme girecek. Buna karşı çıkacağım derken dünyanızı da, ahiretinizi de tehlikeye atmayın. Tabii biz CHP’lilerin bu sufleleri nereden aldıklarını çok iyi biliyoruz. Bunlar sufleyi Pensilvanya’daki şarlatandan alıyorlar. Çünkü onun 15 Temmuz darbe girişimini gerçekleştiren militanları da dünyalarını ve ahiretlerini yakmaktan yıkmaktan söz ediyorlar. CHP’lilere diyorum ki; bu şarlatanın yolu yol değil.”
Kendisini dinleyen vatandaşların ‘Dik dur eğilme, bu millet seninle’ şeklindeki tezahüratlarına cevaben, “Biz beşer planında kimsenin önünde eğilmedik. Biz sadece Mevla’mızın önünde rükûda eğildik, secdede eğildik. Zira bize eğilmek yakışmaz. Eğilseydik, o akşam Yeşilköy’e gelmezdik” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, darbe girişimi gecesinde kendisine, ‘Yunan adaları yakın, sizi oraya götürelim’ şeklinde teklif edildiğini, kendisinin de “Asla, öleceğimi bilsem topraklarımda ölürüm” diyerek cevap verdiğini aktardı.

“BURSA’YI GELİŞTİRMEK İÇİN GEREKEN YATIRIMLARI KESİNTİSİZ SÜRDÜRMEKTE KARARLIYIZ”
Düzenlenen törende Bursa’da yapımı tamamlanan ve toplam yatırım bedeli 384 milyon lira olan hizmet ve tesislerin resmî olarak açılışlarının yapıldığına dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçen 14 yılda Bursa’ya yapılan yatırımlardan örnekler verdi. 14 yılda 53 sağlık tesisinin tamamlanıp 13’ünün inşasının devam ettiği bilgisini veren Cumhurbaşkanı Erdoğan, bin 355 yataklı şehir hastanesinin önümüzdeki yıl açılacağını, Bursa’dan geçen İstanbul-İzmir otoyolunun ve Bursa’yı Ankara ve Konya’ya bağlayan hızlı tren hattının hızla devam ettiğini hatırlattı ve önümüzdeki dönemde Bursa’da gerçekleştirilecek yatırımlarla ilgili şu bilgileri paylaştı: “Bursa’yı da içine alan Marmara Gelişim Projemiz kapsamında 2019 yılına kadar yapılacak 6 katrilyon liranın üzerinde yatırımla bölgeyi sulama ve içme suyu tesislerine kavuşturmayı hedefliyoruz. Türkiye’nin en önemli dış ticaret merkezlerinden biri olan Bursa’yı geliştirmek için gereken yatırımları kesintisiz sürdürmekte kararlıyız. Otomotiv sanayini desteklemek için şehrimize bir de test merkezi yapıyoruz. Otomotiv sanayinde faaliyet gösteren firmalarımız yeni yatırımlarla sürekli kapasite arttırıyorlar. Bu da tabi bizim için bir iftihar vesilesi. Bursa’ya büyüklüğüne yakışır yeni adliye ve bölge adalet saraylarını da inşallah yapıyoruz. Türkiye büyüdükçe Bursa büyüyecek, Bursa yürüdükçe Türkiye yürüyecek.”
Bursalı vatandaşları 16 Nisan halk oylamasında ‘evet’ diyerek Türkiye’nin ve Bursa’nın önünü açmaya, daha fazla yatırım, daha güçlü ekonomi, daha çok istihdam için Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemine destek vermeye çağıran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kardeşlerim, unutmayın, sel gider kum kalır, bugün konuşulan tüm sözler yarın unutulur, ama yapılan hizmetler size de, sizin çocuklarınıza da torunlarınıza da onların evlatlarına da kalacaktır. Bursa’da nasıl ecdadın mirası eserlerimizle gurur duyuyorsak, bize düşen, bundan 100 yıl, 200 yıl sonra gurur duyulacak eserler bırakmaktır” şeklinde konuştu.


















































































YORUMLAR